ŞEREF OĞUZ

Yer yeni yıl; zordur… Hele ki ekonomi perspektifinden bakınca; “belirsizliklerle dolu” bir yıldır da… Şimdiye dek dört başı mamur bir yeni yıl tahmini göremedim, yazamadım… 2018 de farklı değil… Olsa olsa kendine has belirsizlikler barındırabilir.

Ancak belirgin olanlar da yok değil. Misal Türkiye’nin ekonomideki büyüme vitesi ve ABD’nin küresel arenada küçülme vitesine geçişi… Ne mi demek istiyorum? Büyümeden başlarsak…

En büyük Türkiye… Hem de açık ara… Büyümede niceliği ispatladık, Küresel Kriz hariç son 15 yıldır sürdürülebilirliğini de… Toplumun her kesimine katkı sunarak kapsayıcılığı yanı sıra, yatırıma ve üretime doğru meyletmesiyle niteliği de…

Bu rekorun ekonomiye çok katmanlı katkısı olacağı aşikâr… Özetleyelim

İSTİHDAM: Çift haneli büyüme, işsizliği yeniden tek haneye çekecek. Her yıl 600 bin gence iş bulmak zorunda olan Türkiye, sürdürülebilir büyümesiyle birlikte yeni iş imkânları ve istihdam pozisyonları oluşturacak.

YATIRIM: Makine ve teçhizatın katkısı, Kamu Garanti Fonu kaynaklarının yatırıma yönlendiğinin işareti… Gelecek dönemlerde büyümenin garantisi…

GÜVEN: Piyasa aktörlerinin geleceğe bakışı olumlu hale geliyor ve bu daha dinamik piyasa demek. Geleceğe dair beklentiler yükselecek, güven duygusu daha fazla yatırımcıyı cezbedecek.

ENFLASYON: Kalıcı düşüşün müjdesi… Arz artışı fiyatları geriletecek.

FAİZ: Düşük enflasyon, faiz baskısını azaltacak, faizler inişe geçecek.

YABANCI SERMAYE: Doğrudan yabancı sermaye girişi artacak. Türkiye’nin bu zor coğrafyaya rağmen güvenilir liman algısı tırmanacak.

TASARRUF: Öteden beri kanayan yaramız tasarruf açığının kapanmasına olumlu katkı sunacak.

KREDİ NOTU: Yakında derecelendirme kuruluşları kalıcı ve kapsayıcı büyümeyi önce görünümleri pozitife çevirmeye ve sonrasında not artışına yansıtacaklar.

KÜRESEL ÇEKİM: Eşsiz konumuyla ülkemiz, teknolojiden bilim insanına, emekten beyin göçüne dek küresel cazibe merkezi olma yönünde daha cazip hale gelecek.

NİTELİK: Rekor büyüme ile nitelik aşamasını geçen Türkiye ekonomisinde inovasyon gibi adımlar, projeye, endüstriye döndükçe ürettiklerimizin kilogram fiyatı tırmanacak, ihracatın hamalı değil efendisi olma yönünde ilerleyeceğiz.

KAPSAYICILIK: Büyüyen ekonomide vergi gelirleri de tırmanacak, daha fazla sağlık, eğitim, fakirlikle mücadele ve küresel yardımlara daha fazla kaynak aktaracağız.

Şimdi ABD’nin küçülme vitesinden söz edebiliriz. Görünen o ki 2018, Kudüs hezimeti ardından ABD’nin “kendisi kabul etmese de” duraklama dönemine girdiği, hatta küçülmenin de ufak ufak başladığı bir yıldır ve bunu belirginleştiren ise Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu.

Birleşmiş Milletler’de ABD’nin Kudüs hezimeti, öteden beri bu ülkeye yöneltilen eleştirilerinin dozunu birkaç basamak yükseltmiş bulunuyor. Düne kadar dünyanın jandarması algısıyla hareket eden ABD’ye ekonomiden teknolojiye, siyasetten savunmaya dek eleştiri getirilmiyor, elindeki medya gücüyle bunu dillendirenleri, cezalandırıyordu.

Ancak geleceğe dair yapılan tahminler, süper güç Amerika’nın bu üstünlüğünü daha bir süre koruyacağını fakat bu üstünlüğün, sonsuz olmadığını gösteriyor. Misal ekonomide 1’nci sırada olan yerini, 2035 ile 2050 arasında Çin’e terk edeceği, bilimsel üretimde 2020’lerin sonlarına doğru liderlikten düşeceği gibi…

Antik dünyanın hâkimi Roma’nın çöküşü yüzyıllar almıştı. Fakat bu güç kaybı sürecinde dünyayı kan gölüne çevirmişlerdi. Bundan çeyrek asır önce dünya ekonomisinin 3’te 2’sini elinde bulunduran Atlantik havzası bugün ancak yarısına fit…

Çeyrek asır sonra 3’te 2’lik güç, Pasifik havzasına geçecek. NATO’su ile güvenliğini sağlayan Yeni Roma havzası, ABD liderliğinde bu güç kaybına, “savaşsız razı olmayacak” gibi görünüyor. Neticede rezerv parayı, silah üstünlüğü ve teknolojiyi kaybetmesi söz konusu…

Nitekim 2.2 milyar Hıristiyanın şimdiki, 1.7 milyar Müslümanın ilk Kıblesi Kudüs için savurduğu tehdit, BM’de şamar gibi yüzüne vuruluyor olması, ABD’nin güç kaybının sadece ekonomi, finans, savunma, teknoloji vs. gibi alanlarda değil, siyaseten de başladığını gösteriyor.

Burada sorun, ABD’nin bu güç kaybını fark edemeyişidir. Tıpkı Roma İmparatorluğu’nun yaşadığı süreç gibi… Serengeti savanındaki habitat için söylenen bir söz vardır; “antilopa ateş edersen, öldüğünü anlayana dek koşar.”

Trump’un BM üyelerini parayla tehdidi gösterdi ki dünya, sadece 5’ten değil, dolardan da büyükmüş… Tarih; “zihnindeki kürenin jandarması kibriyle” ABD’nin daha ne kadar koşabileceğini mutlaka yazacaktır.

Bana göre 2018’de tartışacağımız konulardan biri de kendi ülkesinde parya muamelesi görmekten bıkmışlarımız ile toplumsal aşağılık kompleksiyle şekillenmişlerimizin da daha belirginleşmesi olacaktır.

Frantz Fanon; “sizi sömürgeleştiren yabancıların, sizde yarattığı en büyük yıkım, zamanla sizin kendinize onların gözüyle bakmanızı sağlamasıdır” der.

Adamın biri psikoloğa gitmiş; “efendim bende aşağılık kompleksi var.” Doktor, adamın yüzüne uzun uzun bakmış ve karşılık vermiş;” evladım, sende aşağılık kompleksi filan yok, sen düpedüz aşağılık birisin.”

Peki, nereden çıktı bu “aşağılık kompleksi” lafları? Anlatayım; geçmiş yılları boş verdim, Türkiye’nin küresel başarıları arttıkça, “bizden adam olmaz” sözünü dilinden düşürmeyen insanlar çoğalıverdi etrafımızda…

Onlara göre başarı, dışarıdan gelendir. Batı’dan dayatılandır. Yaşam tarzı kıblesi Batı olunca da bu topraklardaki başarı, ya tesadüftür veya sıradandır.

İnternette dolaşan postalara bakın. Saygın (!) gazetelerin internet sitelerindeki fotoğraf galerisinde gezin. Google’dan “yurdum insanı” diye aratın ve ne demek istediğimi araştırın; göreceğiniz, sistematik küçümsemedir.

Mevlana, Yunus; Batılı söylemişse değerli, türkü, ezgi, yabancı mırıldanmışsa şöhrettir onlar için. Bunlar, ekonomisi not çetelerince aşağılanırken göbek atanlardır.

BM’deki Türkiye başarısı dahil, bize ait her güzelliği küçümseyen içimizdeki “aşağılık kompleksi” taşıyan tipleri, ben teşhis ve teşhire başladım bile; “sizinki kompleks değil, düpedüz aşağılık bir tutum” diye…

2018’de bugünden daha güçlü savunma sanayimiz, daha büyük ekonomik büyümemiz, daha iyi yönetişim sayesinde rekabet gücü tırmanmış bir Türkiye bizi bekliyor olacak.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)