Metin Külünk - AK Parti Milletvekili

Metin Külünk – AK Parti Milletvekili

Halk oylamasına sunulacak olan Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, Türkiye’nin elini kolunu bağlayan pek çok sorunun çözülmesini sağlayacak. Yeni sistemde yürütmenin tek başlı olması ve halkın yürütme ile yasamayı doğrudan belirlemesi, demokrasinin tezahürü yolunda çok önemli adımlar. Bu iki özellik, sistem değişikliğine olan gereksinimin omurgasını teşkil ediyor. Yönetimde çift başlılığın ortadan kalkması, Türkiye’nin tarihinde yaşadığı birçok siyasi ve ekonomik krizin gelecekte yaşanma ihtimalinin en aza inmesi, hatta yok olması anlamına geliyor.

Köklü ve milli özellikler
Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, içerdiği olumlu niteliklerle diğer dünya ülkelerinde uygulanan yönetim sistemleri arasında da ayrı bir yerde duruyor. Dünya geneline baktığımızda belli başlı dört farklı yönetim şekli görüyoruz: Parlamenter Sistem, Meclis Hükumetleri, Başkanlık ve Yarı Başkanlık Sistemi. Bunlar arasında yönetim anlayışı açısından farklılıklar var. Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, Başkanlık Sistemi ile ortak özelliklere sahip olmakla birlikte, ondan ayrıldığı temel noktalar da mevcut. Zira Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin bize has, devlet geleneğimizden gelen, köklü ve milli nitelikleri bulunuyor. ÖRNEĞİN, BAŞKANLIK SİSTEMİ İLE YÖNETİLEN ÇOĞU ÜLKEDEKİ FEDERAL HÜKUMET VEYA FEDERAL DEVLET ANLAYIŞI BİZİM SİSTEMİMİZDE KESİNLİKLE YER ALMIYOR.
Burada, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile yerel yönetimlerin inisiyatif alması konusunu bilerek veya bilmeyerek karıştıran bir kesim var. Bir kere bunu netleştirelim. Bizim sistemimizin dünyadaki benzerlerinden en bariz farkı, yerel yönetimlere inisiyatif vermeyecek olması.

Türkiye’nin kaybedecek zamanı kalmadı
Bu sistem uzun vadede Türkiye’yi zengin, dünyada etkili ve müreffeh bir devlet haline getirecek. Tarihinde kayıp ve karanlık dönemleri olan Türkiye, Sanayi Devrimi’ni ve İcatlar Çağı’nı ıskaladı. Önümüzde duran Bilgi Çağı’nı da ıskalamamamız için bu sistem değişikliğini hayata geçirmemiz gerekiyor. Zira artık kaybedecek zamanımız kalmadı.

PARLAMENTER SİSTEM, KOŞMAYA ÇALIŞAN TÜRKİYE’Yİ ARKASINDAN TUTUP YAVAŞLATIYOR. Dünya ise mütemadiyen değişip gelişiyor. Bu konjonktür, şartlar ve demografi karşısında hareketsiz kalmak Türkiye için intiharla eşdeğer. Türkiye’nin devlet aklını güncellemesi ve 21’inci yüzyıla hazırlaması şart.

Yeni sistemin bize vaat ettiği az ve hafif bürokrasi, hızlı kalkınmanın önündeki engelleri yıkacak. Halkın doğrudan egemenliği ise tam bağımsızlık getirecek. Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacağız ve bu, milletimizin refahını sağlayacak.

Tüm bunları bir arada düşündüğümüz zaman Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin Türkiye’de yaratacağı dönüşümü net olarak görebiliriz. Yeni sistemin getireceği değişikliklerin her biri, bu ülkenin menfaati için hem kısa hem uzun vadede gereklidir.

14 yıl önceki Türkiye artık yok
Aslına bakılacak olursa Türkiye, son 14-15 yıldır dünyada belli bir yere geldi. 14 yıl evvel şimdikinden çok daha küçük, cılız, dışarıda boynu bükük bir Türkiye vardı. Devlet yöneticileri kredi alabilmek için IMF’nin kapısında beklerken, halk içeride ekonomik krizlerle boğuşuyordu. Küçük bir azınlık elitinin ve sözde aydının diline doladığı ‘laiklik’, ‘gericilik’, ‘yobazlık’, ‘kamusal alan’ gibi, bugün söylendiğinde artık insanların umurunda olmayan kavramlar bahane edilerek her kesimden birçok insanımız mağdur ediliyordu. O yılları hep birlikte yaşadık. Bugün Türkiye artık bu konuları konuşmuyor bile; her kesimden insanımız birlik içinde, büyük bir aile olmanın şuuru ile yaşamını sürdürüyor.

Bu son 14 yılda geçirdiğimiz dönüşüm büyük bir insanlık devrimidir aslında. Bu açıdan Türkiye özgürlükler ve demokrasi alanında her türlü sınavı başarı ile geçmiş ve bu kavramları içselleştirmiştir. Bugün Avrupa ve ABD’de hâkim olan anti-demokratik politikalara baktığımızda, çok rahat bir şekilde Türkiye’nin bu konuda çok daha ileride olduğunu söylememiz lazım. Ancak sadece bu alanda ileri olmak yetmez. Türkiye küresel ölçekte ekonomisini de yükseltmek ve ‘üretenler ligi’ne çıkmak zorunda.

İşte bu noktada karşımıza yıllarca ‘bürokratizm’ çıktı. Üreticiyi ve yatırımcıyı usandıran, bilimsel gelişimi teşvik etmek bir yana tökezleten bürokrasi ağı, yıllar boyu Türkiye’nin elini, kolunu bağladı.

Bürokrasinin ağırlığını ortadan kaldıracak olan Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, Türkiye’nin hızlı ve sürdürülebilir kalkınmasının önünü açacak. Yeni sistem ile Türkiye, geciktirilmiş üreten kimliğine kavuşacak. Çünkü devlet artık engelleyen değil, teşvik eden bir yapı olacak.

Tek adamlık iddiaları yersiz
Bu noktada başta CHP olmak üzere bazılarının “Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin tek adamlığa yol açacağı” yönündeki iddialarının ne kadar yersiz olduğuna da değinmek istiyorum. TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNDE BİR TANE TEK ADAM VARDIR VE O DA İSMET İNÖNÜ’DÜR. CHP’nin, yeni sistemi tanımlama konusunda ciddi sorunları mevcut. Bunları en kısa sürede aşmalarını ve milletimizin devlet hafızasını dikkate almalarını tavsiye ediyorum. ‘Tek adam’ dediğiniz hür bir milletin oyu ile gelmez. ‘Tek adam’ ancak aklı, vicdanı ve ifade hürriyeti esaret altına alınmış bir ülkede olabilir. Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra başlayıp Adnan Menderes dönemine kadar geçen zaman ne yazık ki Türkiye için karanlık yıllardır. Bu ülkenin bir daha böyle bir karanlığın içine düşmeye niyeti yok.

15 Temmuz, sistem değişikliğinin gerekliliğini ortaya koydu
Malum, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, AK Parti tarafından uzun zaman önce gündeme getirilmişti. Ben de sistem değişikliği ve yeni anayasa konusunda yüzlerce konferans vermiş biri olarak Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin Türkiye’nin bekâsı için ne kadar önemli bir husus olduğunu hep söylüyordum. 15 Temmuz 2016’da yaşadığımız darbe ve işgal girişimi, sistem değişikliğinin Türkiye için ne kadar önemli, hayati ve acil bir konu olduğunu bütün çıplaklığıyla ortaya koydu.

Sistem değişikliğini istemeyenlerin, bu değişime Meclis’te direnenlerin, Avrupa ile Amerika’dan kendilerine akıl devşirenlerin 7 Haziran sürecinden 15 Temmuz işgal girişimine kadar geçen süre içinde sık sık tekrarladıkları bir slogan vardı: “Seni başkan yaptırmayacağız.” Tabii ki burada hedef Recep Tayyip Erdoğan, konu ise Başkanlık veya Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ydi. Olay bu kadar açık. Sistem değişikliğini Türkiye’nin bekâ meselesi olarak görenler sadece bizler değilmişiz demek ki. Türkiye’nin düşmanları da sistem değişikliğini bekâ meselesi olarak görüyormuş. Bütün bunlar sistem değişikliğinin Türkiye için ne kadar hayati bir husus olduğunu ortaya koymaya yeter.

Devlete sızmalar ortadan kalkacak
Çift başlılık ve koalisyon hükumetleri, yıllarca FETÖ tipi yapıların devlete sızmasına yol açtı. Hem çift başlılığın getirdiği zımni ve zorunlu anlaşmalar hem de koalisyon hükumetlerinin yaşattığı hükumet krizlerinden faydalanan bürokrasinin güç devşirmesi sonucu devletin içine sızan yapılar oldu ve Parlamenter Sistem bu sızmalara karşı korunaksızdı. Yeni sistemle bu tip sızmaların kendisine alan bulacağı iki neden ortadan kalkmış olacaktır. Bu, devletimizin ve milletimizin bekâsı adına çok önemli bir mesele.

Seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın liyakat ve sadakat esasına göre yapacağı atamalar esaslı bir dönüşümü de beraberinde getirecek ve böylece eski Türkiye tarihe karışacak. Onun yerine içeride ve dışarıda güçlü, rahat hareket edebilen, eski prangalarından kurtulmuş bir Türkiye gelecek.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

FavoriteLoadingBeğen