Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “2019’da inşallah Cumhur İttifakı’nı gelmiş geçmiş en yüksek oy oranlarıyla karşılaştıracağız. MHP’li kardeşlerimizle el ele vererek, dayanışma içinde 2019 seçimlerinde sandıkları patlatacağız” şeklinde konuşmuş.

Yapılan anket çalışmasında da AK Parti’nin tabanı yüzde 95 oranında, MHP’nin tabanı ise yüzde 86 oranında yapılacak ittifaka sıcak bakıyormuş.

Aslında partilerin ittifak yaparak seçimlere girmeleri, Türkiye’de yeni rastlanan bir olay değil. Ancak bu birliktelik kapalı bir tarzda oluyordu. Daha doğrusu, daha çok oyu olan partinin adı ve amblemi altında ittifak yapan partiler seçimlere iştirak ediyordu.

Bunun en tanınmış örneği ise Refah Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ( o zaman Milliyetçi Çalışma Partisi adını taşıyordu) ve Islahatçı Demokrasi Partisi’nin 20 Ekim 1991 seçimlerinde yaptıkları ittifaktı.

1987 seçimlerinde her biri barajı geçemeyecek oy oranlarına sahipken, Refah Partisi adı altında yekvücut olarak seçimlere girmişler ve barajı geçerek yüzde 16,88 oranında vatandaşın desteğini almışlardı.

Çünkü birliktelik ve aralarındaki dostluk ayrıca sinerji de oluşturmuş, milletimizin sempatisini kazanmıştı. Böylelikle 62 milletvekili (ki bu sayının 41’i Refah Partisi’ne, 19’u MÇP’ye ve 2’si de IDP’ye düşmüştü) çıkarmayı başarmışlardı.

Şimdiyse Ak Parti ile MHP arasında ittifak anlaşması gerçekleşmiş gibidir. Muhtemelen buna BBP de katılacaktır. Böylelikle üçlü bir ittifak kurulması söz konusudur.

CHP ise DSP, İYİ Parti ve Saadet Partisi ile ittifak görüşmelerine devam etmektedir. Belki buna HDP de katılacaktır. Ancak kanun daha yeni çıkmıştır. Ayrıca milletvekili ve başkanlık seçimlerine daha bir buçuk sene vardır.

Bu yüzden ittifak anlaşması olabilmesi için daha vakit olduğundan, başka ittifakların olup olmayacağı, olacaksa da hangi partilerin arasında gerçekleşeceği belli değildir.

İttifakın partiler için avantajları

Şimdiyse son yasal düzenleme ile partiler adeta ittifaka teşvik edilmektedir. Çünkü ittifak, yapan partilere değerli avantajlar sağlamaktadır:

• En önemli avantaj, bir partinin tek başına aşmak zorunda kalacağı yüzde 10’luk barajı güçlerini birleştirerek aşmaları olacaktır. Baraj, ittifak partilerinin oy oranlarının toplamına göre hesaplanacağı için tek başına seçime girdikleri takdirde barajı geçmesi mümkün olmayan parti, bu sayede barajı daha kolay aşabilecektir. Üstelik yine partilerin aldıkları oylar kendilerine yazılacak ve partiler aldıkları oy oranına göre TBMM’de sandalye elde edeceklerdir.

• Yine ortaklığın getireceği sinerji ayrı bir kazanç olabilecektir.

• Bu düzenlemenin getirdiği diğer bir avantaj ise ‘artık oylar’ olacaktır. Bazı seçim bölgelerinde kıl payı milletvekili çıkarmayı engelleyen bu oylar, ittifak partileri tek bir parti gibi değerlendirileceğinden, ittifak partilerinin hesabına sayılacaktır.

İttifak ne getirir?

Tartışılan konu ise ittifakın partiler arasında cepheleşmeye, dolayısıyla ülke genelinde ayrışmalara yol açacağı tarzında. Ancak milletin nabzını yakından tutmaya çalışan biri olarak, bu iddianın doğru olmadığını düşünüyorum. Aksine, ittifaklar ile siyasette yumuşama, partiler arasında dostluklar ve yakınlıklar artacaktır.

Gerekçelerine gelince:

• En başta ittifak yapan partiler seçimde birlikte hareket edecekler, benzer söylemlerde bulunacaklardır. Tarafların bazı konularda birbirlerini incitmemek için daha titiz davranacaklarını söyleyebiliriz. Yine sivri sayılabilecek noktalarını törpüleyecekler, dolayısıyla partiler arasında uçurumlar olmayacaktır. Bu da partilerin yakınlaşması anlamına gelecektir. Saadet Partisi ile CHP’nin birlikte seçimlere girdiğini düşünelim, iki zıt kutup birbirine yaklaşacaktır. Bu da siyasette yumuşamayı ve karşılıklı anlayışlı olmayı getirecektir.

• HDP maalesef iyi bir sınav vermedi. Milletimiz yüzde 13 oranında destekledi. HDP’ye bu desteği verirken istedi ki Kürt vatandaşlarımızın temsilcileri dağda değil, milletin Meclis’inde olsun. Teröristlerce değil, milletvekillerince temsil edilsinler. Bölücülük yapmasınlar, terörist cenazelerine katılmasınlar. Ancak gerçek böyle olmadı. HDP kendisine tanınan fırsatı kötüye kullandı. Bu yüzden şimdi hiçbir parti onunla ittifak yapmak istememektedir. Çünkü ittifaka getirdiği oy kadar götürdüğü de olacaktır. İşte partilerin ittifak yapabilmesi, böyle sakıncalı partileri sistem dışına ittiğinden, her parti politikasında daha dikkatli davranmaya kendini mecbur hissedecektir. Yani bölücülükten ve milletimizin değerleriyle kavga etmekten uzak duracaktır. Bu da partilerin Türkiye sevgisini öncelemesine sebep olacaktır. Kısacası ülkemiz barışı kazanacaktır.

• Yine marjinal küçük partilerle işbirliği diğer partiler için risk olacak, bu da partilerin uçlardan ve aşırılıklardan korunmasını sağlayacaktır.

• Partiler birbirleriyle mücadele ederken ileride işbirliği yapabilme ihtimallerini göz önünde tutarak, birbirlerine karşı daha özenli bir dil kullanacaklarını da öngörebiliriz. Yani ittifak kapılarını kapatmak istemeyeceklerinden, başka partilere sözle saldırmak yerine kendi görüşlerini anlatmayı tercih edeceklerdir. Bu bile ülkemiz barışı için önemli bir kazanç demektir.

• Yine ittifak yasası ile ittifak yapan partiler sinerji kazanacağından, partiler işbirliği yollarını arayacaklardır. Bu da ayrı bir yumuşama ve dostluk getirecektir.

• Bir başka avantaj ise küçük partilerin seçim barajını kuracakları ittifaklar ile geçerek, en azından liderlerini ve temsilcilerini Meclis’e göndermeleridir. Bu da TBMM’nin renklenmesini, çeşitli görüşlerin temsil edilmesini sağlayacaktır. Yani Meclis’imizde daha geniş kesim temsil edilmiş olacaktır. Bu da demokrasimiz adına ayrı bir kazançtır.

Son söz olarak ittifak yasasının Türk demokrasisi açısından oldukça yeni ufuklar açıcı olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemiz üzerinde barış, kardeşlik havaları daha bir yayılacaktır.

Yasanın çıkmasında emeği olanlara teşekkür ediyoruz.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)