METİN KÜLÜNK

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 15 Temmuz sonrası milli duruşunu ve devletçi tavrını ortaya koyarak Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında yerini almıştır. Sayın Bahçeli, Türkiye üzerinde oynanmak istenen büyük oyunu görmüş ve bu büyük resme bakarak bu süreci değerlendirmiştir. Dolayısıyla erken seçim önerisi, Sayın Bahçeli’nin bu doğrultuda gerek gördüğü bir öneridir. Bu öneri, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da karşılık bulmuştur. Türk siyaset tarihinin belki de en anlamlı ittifakıdır. Çünkü her iki partinin tabanları da ittifak halindedir. Herhangi bir fikir, zihniyet ve anlayış çakışması yoktur.

CHP’den 15 vekil istifa ederek İYİ Parti’ye geçti ve İYİ Parti’nin Meclis’te grubu kuruldu. Şimdi de bu vekiller yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönecekler. Türk siyaset tarihinde vahim bir sayfadır. Vahim bir olaydır. Allah bu vekillerin yardımcısı olsun. Bunu demokrasi ile falan anlatamazsınız. Bu elim kaza, bizzat siyaset mühendislerinin matematik anlayışlarına dayalı bir stratejidir. Burada sadece İYİ Parti değil, diğer muhalif partiler de bir senaryonun içindedir.

Bu senaryo, Türkiye’nin dışında yazılmıştır. Yazık ki buna alet olanlar, yazık ki dava şuurunu kaybetmiş olanlarla birlikte ittifak arayışı içine girmişlerdir. Neticede millet nezdinde karşılığı olmayan bu yapay ittifak, milli ittifak karşısında sandık şansı bulamadan dağılmıştır. Ancak durmuyorlar; Avrupalı, ABD’li akıl hocaları sürekli yeni taktikler geliştiriyor. Bunlar sadece kendi inisiyatifleri ile taktik üretmiyorlar. Bunlara bir yerlerden strateji veriliyor. Yani burada tek adama oynasalar böyle yol kazaları yaşamayacaklar.

Yerli ve milli tavra ihtiyaç var

Türkiye tarihi açısından bu seçim önemlidir. Türkiye’nin ihtiyacı olan yerli ve milli tavırdır. Bu tavır, Anadolu’nun kendi öz zenginliğinde mevcuttur. Devlet, milletten doğar ve öyle olgunlaşır. Dolayısıyla devleti yapılandırırken ortaya çıkan enerji ve akıl, milletin kendi öz benliğinden süzülmüş derinlikli bir tarihsel akıldır. 24 Haziran seçimleri, bu aklın işletilmesinde bir dönüm noktası olacaktır. Anadolu’nun ısmarlama sistem ve yasalarla yıllar yılı nasıl mücadele ettiğini her türlü olumsuz olay üzerinden müşahede edebiliriz. Ekonomik darbeler, askeri darbeler ve istikrarsız kısa ömürlü hükumetler neyin eseridir? Anadolu’nun mu? Elbette hayır. Bütün bu olumsuz olaylar, bu toprakların genetik kodlarına aykırı politikalar ve yasalar eliyle yaşanmıştır. Bugün Sayın Erdoğan’ın oluşturmak istediği Anadolu aklı ve yerlilik esasına dayanan toplumsal barış odaklı bir Türkiye’dir. Anadolu, kültürü ve birikimiyle diğer coğrafyalara yüzyıllar boyu örnek olmuş kadim bir ilham kaynağıdır. Biz yeni Türkiye’nin inşasında temel harcı Anadolu’dan çıkaran bir yeniliğin peşindeyiz.

Burası Küçük Asya’dır. Anadolu, dünya tarihi ile başlar, bugüne gelir. Dünyanın bütün medeniyetleri bu coğrafyada, tarihin bir kesitinde muhakkak bulunmuşlardır. Bu topraklar tarihin ve coğrafyanın merkezidir. Ne mutlu ki bin yıldır aziz milletimizin egemenliğinde, dünyanın merkezinde yer alan bu coğrafyadayız. Birikmişliğimiz, tecrübemiz ve tarihimiz şimdi bize ileri hedefimiz için bir mesaj yolluyor.

Bu mesaj, Türkiye’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek gelişim sürecini inşa etmektedir. Sahip olduğunuz toprak parçası sizin karakterinizdir. Eğer karakteriniz ve toplumsal düzeni inşa etmede kullandığınız yöntemler, üzerinde bulunduğunuz toprak parçasının hamuruna uygun değilse, kısa veya uzun vadede geleceğiniz tehdit altında demektir. Bu nedenle atacağımız adımlar ve kuracağımız sistemler genlere uygun olmalıdır. Yves Lacoste’un ‘Coğrafya Her Şeyden Önce Savaş Yapmaya Yarar’ adlı kitabını incelediğinizde ne demek istediğim ve ne anlatmak istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bizler 24 Haziran seçimlerinin tarihi değerini bu şekilde okuyoruz. Anadolu’nun genetiğine uygun, milletimizin karakterine uygun yeni devlet yönetim sistemi olduğuna ve bu sisteme en hızlı şekilde geçişin önemine inanıyoruz.

Türkiye’de değişim 2002 yılında başlamıştır. Şimdi bu değişim sürecinin zirvelerinden birisi de bu seçim olacaktır. Her zaman söylediğimiz gibi, büyük hedeflerimiz var. Dünyanın en iyi ekonomilerinden biri olmak, dünyada caydırıcı bir savunma sanayi ve askerî teşkilata sahip olmak… Ki bu, bugün gerçekleşmiş bir hedeftir.

Millete rağmen siyaset yapılmaz

Cumhur İttifakı en başta millet ittifakıdır. Toplumsal mutabakatın siyasi beyannamesidir. Böyle bakmak gerekir. Kimse millete rağmen siyaset yapamaz. Bunu en iyi bilen parti biziz. Bunu en iyi değerlendiren lider Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye’nin 2023, 2052, 2071 hedefleri var. Ancak şurayı da atlamayalım. Bazı kirli odakların da bu coğrafya üzerinde gelecek hedefleri var. Dolayısıyla biz bu süreci nasıl atlatırız noktasında 24 Haziran seçimleri hayati bir öneme sahiptir. Çünkü sistem değişiyor.

Bin yılı aşan bir devlet geleneği içerisinde meydana getirilecek yeni bir sistemin veya sistemi yeniden düzenleme ve çağa ayak uydurmasını sağlama geleneğinin bir çırpıda, “Rejim değiştiriliyor” denilerek bazı kesimler tarafından altüst edilmek istenmesinin nedenlerinden biri de Türkiye’nin tarihinde olduğu gibi yine küresel güç olma şansını yakaladığının görülmesidir. Bugün Avrupa’nın başını çektiği, ABD’de ve yerelde işbirliği yaptıkları terör örgütleri ve siyasi projeler bu gerçekliğin bir sonucu olarak Türkiye ve Sayın Erdoğan’a karşıdırlar.

Bizler her dönüm noktasında yeni bir anlayışı benimseyerek bugüne dek ayakta kalabildik. Öyleyse göçebe kültürü terk etmeseydik bin yıllık Bizans’ı nasıl İstanbul’un kalın surları içerisinden çıkarabilirdik. Veya Osmanlı’dan daha önceleri devlet geleneğini benimsemeseydik Malazgirt’i, Miryokefalon’u yaşayabilir miydik? Tüm bunlar değerlendirildiğinde tarihî çıkışların yüzyıllar boyu sürecek kazanımları olabileceğini ve bugün de Türkiye’nin böyle bir eşiğin önünde olduğunu anlamak zor değildir. 24 Haziran seçimleri bu açıdan Türkiye için kritik bir öneme sahiptir.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)