İsviçre’den Türkiye’ye getirilen Herakles lahdi, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un da katıldığı törenin ardından Antalya Müzesi’nde ziyarete açıldı. ( Ali İhsan Öztürk – Anadolu Ajansı )

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş göreve geldikten sonra İstanbul’da ve Anadolu’da yaptığı kültür-sanat buluşmalarında, bu alanda çalışmalar yapan gazeteciler, editörler ve yazarlarla bir araya geldi. Bakan Kurtulmuş, bu buluşmalarda, kültür ve sanat alanındaki vizyonunu anlattı. Özellikle İstanbul’da üzerinde durduğu konu, kültürel çalışmaların toplumsal gerginlikleri gidermekteki işleviydi. Avrupa’dan yükselen ırkçılığı, yabancı düşmanlığını örnek gösteren Kurtulmuş, kültürel çalışmaların Türkiye’nin barış vizyonundaki önemini vurguladı. Bakanlığın yeni dönemdeki çalışmaları da bu amaca yönelik olarak kurgulandı. İşte o çalışmalar ve sonuçları.

İnançların, kültürlerin karşı karşıya getirilmeye çalışıldığı günümüz dünyasının sert koşullarında, kültürel çalışmalar barışın sağlanması için en etkili yol. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un gündeminde de dünyanın içine girdiği sancılı dönemde, Türkiye’nin ‘softpower’ yani ‘yumuşak gücü’ olarak nitelediği kültürel potansiyeli var.

Göreve gelmesinden kısa bir süre sonra, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde kültür-sanat gazetecileriyle buluşan Kurtulmuş, bakanlığa getireceği bu vizyonun ipuçlarını vermişti. Nitekim Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın son dönemde başlattığı çalışmalar, bir barış dili olarak kültürler arası etkileşimi öne çıkarıyor.

“Kültür ve sanat, barışın sağlanmasına destek olacak”

Bakan Kurtulmuş’un gündeminde, son zamanlarda özellikle Avrupa’da artan ırkçılık, aşırı milliyetçi akımlar, yabancı düşmanlığı ve göçmen karşıtlığı var. Türkiye’yi ciddi şekilde meşgul eden bu konularda kültür ve turizmin etkili bir çözüm yolu olduğunu kaydeden Kurtulmuş, bunu ‘softpower’ olarak tanımladı.

Dünyada yükselen ırkçılıkla, göçmen karşıtlığıyla mücadelede en etkili yolun kültür olduğunu söyleyen Kurtulmuş, “Kültür ve sanat, barışın sağlanmasına destek olacak” sözleriyle bakanlığa getirdiği vizyonu özetledi.

Kültürel etkileşimde yeni imkânlar

Peki Kültür ve Turizm Bakanlığı bu vizyon doğrultusunda nasıl çalışmalar yürütüyor? Türkiye’nin tanıtımı, kültürel çalışmalarda önemli yere sahip. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, bu yıl sinema sektörüne 190 milyon doları aşan destek sağlandı. Bu destekle 2016’da 135 yerli film vizyona girdi. Türkiye, 140’tan fazla ülkeye dizi ihraç ederken, ABD’den sonra dizi ihracatında dünyada ikinci sıraya yükseldi.

Televizyon dizileri, kültürlerarası etkileşimde artık önemli bir araç. Öyle ki dizilerle çok uzak kıtalara bile ulaşmak mümkün. Türkiye ise bunu en başta deneyimleyen ülkelerden biri. 1980’li ve 90’lı yıllar boyunca Brezilya’dan, Arjantin’den gelen diziler, Türk izleyicisine Latin Amerika kıtasının dünyasını taşımıştı. Artık aynı konumda Türkiye var. Dizilerimiz şimdi uzak Asya yolcusu. Dizi ihracatında hedef Çin, Japonya ve Hindistan.

İhracatta dizilerin payı büyük

Araştırmalara göre insanlar dokuz saatini ekran başında geçiriyor. Bunun dört saati televizyon ekranıyla, diğer zaman dilimi ise akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlarla geçiyor. Türkiye ise tarihsel geçmişinden yeme içme kültürüne, kıyafetlerden tarihi mekânlarına kadar merak uyandırıyor. Kültürel çalışmalarda amaç, Türkiye’yi bu mecrada sürekli görünür tutmak.

Diziler de bu amaca uygun olarak üretiliyor. 90 dakikalık bölümde turizm bölgeleri, kültürel öğeler, kültür varlıkları, mal ve hizmetler markalaştırılarak sunulabiliyor. Türkiye’nin dizi ihracatı 250 milyon dolarlara çıktı. Ölçülebilen katma değer ise 750-800 milyon dolar. Turizm sıçramasında dizi ihracatının payı çok yüksek.

Dünyada bir Amerikan dizisi 150’nin üzerinde ülkede gösteriliyor. Türk dizileri şu anda 100’e yakın ülkede gösteriliyor. Ortado ğu daha zengin hayatı hedefleyen dizileri talep ederken, Latin Amerika daha tarihi-dönemsel dizileri istiyor.

AKM 2019’a hazır

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, kültür sanat dünyasının gündeminde ilk sırada bulunan AKM’nin yeniden yapılması projesi hakkında da müjde vermişti. “AKM’de kamuoyunun iftiharla karşılayacağı çok büyük bir projenin hazırlığı içerisindeyiz.

Bu projeyle hepimiz gurur duyacağız. Detayları çıktıkça, bunları gizlemeden kamuoyu ile paylaşacağız. Hem fonksiyonelliği hem binanın mimari değeri bakımından hem de binadaki kültür çalışmalarının gücü bakımından şunu çok açık söyleyebilirim ki AKM, Türkiye’nin uluslararası alanda da övüneceği projelerden birisi olacak. Bunun için gayretle yolumuza devam ediyoruz” diyen Kültür Bakanı Kurtulmuş şimdi tarih de vererek, 2019’da AKM’nin hazır olacağını söyledi.

Restorasyona alındığı günden bu yana bazı çevreler tarafından istismar konusu yapılan AKM, böylelikle toplumsal gerginlik aracı olarak kullanılmaktan kurtarılacak.

Edebiyatçılara büyük destek

Bakanlığın kültür, sanat ve aydınlanma adına destek verdiği çalışmalardan en önemlisi de edebiyatla ilgili. Kültür ve Turizm Bakanlığı, edebiyatçıların ilk eserlerinin desteklenmesi için yeni bir yönetmelik hazırladı. Edebiyatçıyı yayın sektörünün zorluklarından kurtarmayı hedefleyen yönetmelikle ilk eserlere devlet desteği sağlanacak. Bu çerçevede telif yasasında da düzenlemeler yapılıyor. Eser üretenler sektör karşısında güçlendiriliyor.

Kitaba destek sürdü

Destekler son dönemde yayıncılık sektöründeki hareketlilikle de kendini gösterdi. Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu’ndan yapılan açıklamada son bir yılda toplam 24.365.771 adet kitap yayımlandığı belirtildi.

Aralık ayında yayımlanan kitapların yaklaşık yüzde 24’ünü yetişkin araştırma, inceleme kitapları, yüzde 7’sini yetişkin edebiyat sanat kitapları, yüzde 15’ini çocuk ve gençlik kitapları, yüzde 13’ünü inanç kitapları, yüzde 1’ini akademik yayınlar, yüzde 0,4’ünü ithal kitaplar ve yüzde 39’unu eğitim alanındaki kitaplar oluşturdu.

Her şey kültürel iktidar için

Antalya’da basınla buluşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Her şeyi yaptık ama kültür alanında zayıf kaldık” sözlerine atıfta bulunan Numan Kurtulmuş, “Şimdi iyi yoldayız” diyerek bakanlığın önündeki çalışmalarla ilgili detaylı bilgiler verdi:

Topkapı’da para müzesi: Topkapı Sarayı’nın etrafında bir para müzesi kurulması düşüncemiz var. Çok ciddi bir müze eksiğimiz var.

Şu anda Topkapı Sarayı’nın mahzenlerinde olanlar, bizim sergilediklerimizden 10 kat daha fazla. Fuat Sezgin Kütüphanesi bitiyor.

Kitap Vadisi: Rami Kışlası’nın birinci bölümü bitti. İkinci ve üçüncü bölümünün ihalesi yapılacak. Orası 8 milyon kitaplık büyük bir kütüphane olacak. Kitap vadisi gibi olacak. Kitaba ait ne varsa oraya getireceğiz. Birkaç yıl içinde tamamlamayı ümit ediyoruz.

Fransız Hapishanesi: Aslında en büyük proje şu anda fikir aşamasında, Topkapı Sarayı’nın olduğu tarihi yarımadada sahil köşkleri var. Sepetçiler Kasrı var. Bir tanesi kalmış, Sepetçiler Kasrı, diğerleri yıkılmış. Çatladıkapı’dan başlayıp Sirkeci’ye, Gar’a kadar olan bölge büyük bir bölge. Bu, belki 20 – 30 yılda bitecek bir proje. Böyle bir projeyi başlatabilirsek İstanbul’a en büyük değeri katmış oluruz. Orada trafiği yeraltına kaldırıp, orayı bir büyük tarihi alan haline dönüştürmemiz lazım. O köşklerin hepsini yeniden ihya etmek lazım. Fransız Hapishanesi o yüzden önemli. Oradan başlayarak bu tarafa gelecek. Muazzam bir alan. Fuat Sezgin Kütüphanesi’nin olduğu tarafta da birkaç müze olabilecek alan var. O ada bir kültür adasına dönüşebilir.

Eserler yurda dönüyor

Yaklaşık 50 yıl önce yurtdışına kaçırılan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın girişimleriyle İsviçre’den Türkiye’ye getirilen Herakles Lahdi, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un da katıldığı törenle Antalya Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. Bakan Numan Kurtulmuş, lahdin 60’lı yıllarda Perge’deki tarihi alandan bir şekilde kaçırılarak yurtdışına götürüldüğünü, Türkiye topraklarından kaçırılmış binlerce eserden sadece biri olduğunu belirterek, “Şunu da diyebilirsiniz, Batı’da sergilenen bu eserler nereden geliyor? Herhalde çok az bir kısmı yasal yollarla gelmiş, önemli bir kısmı ise yasadışı yollarla kaçırılmış. Kaldı ki herhangi bir tarihi eseri bulunduğu orijinal yerinden almak ne şekilde olursa olsun asla hoş, meşru görülemez. Bugün Batı’da sergilenen birçok eserin çalındığı ya da alındığı yerlere geri gönderilmesi insanlığın bir gereğidir” dedi.

Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler ve UNESCO’nun 1970’te imzaladığı kültürel varlıkların iadesine ilişkin anlaşma nedeniyle iadenin çok zor şartlar altında gerçekleştiğini kaydetti. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yıllardır hafiye gibi çalışarak, Türkiye’den kaçırılan eserlerin peşinden koştuklarını belirten Bakan Kurtulmuş, 15 ülkede tespit edilmiş 57’ye yakın eserle ilgili sürecin ve yazışmaların devam ettiğini vurguladı. Bunların içinde Louvre Müzesi’nde sergilenenler de dahil olmak üzere peşinde olunan eserler bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, “İnşallah bunlara da ulaşacağız, gayret ediyoruz” dedi.

Kaçırılan en ünlü eserler Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, çeşitli ülkelerden gelen arkeologlar, araştırmacılar, turistler tarafından yağmalan eserler şimdi dünya müzelerinde.

  1. Milet Güney Agora Kuzey Kapısı – Berlin Müzesi
  2. Pergamon’daki Zeus Sunağı (Bergama) Berlin Müzesi
  3. Athena Tapınağı Propylonu (Bergama) – Berlin Müzesi
  4. Nereidler Anıtı (Ksanthos) – British Museum
  5. Troya (Truva) Hazineleri – Atina Müzesi
  6. Üç Güzeller Mozaiği – Paris Louvre Müzesi
  7. Dionysos Mozaiği (Antakya) Amerika Worcester Müzesi
  8. Aphrodisias-İhtiyar Balıkçı Heykeli – Berlin Müzesi
  9. Beyhekim Camii’nin çini mozaikli mihrabı – Berlin Müzesi
  10. Hacı İbrahim Veli Türbesi Sandukası – Berlin Müzesi
FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)