Türkmenler sınırın sigortası

Suriye’de Arapların ardından 3,5 milyonluk nüfuslarıyla en kalabalık grup Türkmenler. İlk Oğuz göçlerinden itibaren Suriye’ye yerleşen Türkmenler, Osmanlı tarafından ülkenin birleştirici unsuru olarak görüldüğü için Suriye’nin çeşitli bölgelerinde, Türk olmayan unsurların arasına konumlandırıldı. Türkmenler ülkedeki bu parçalı yerleşimleri nedeniyle iç savaştan en büyük zararı gördü. Bugün Sultan Murat Tugayları adı altında Suriye direnişinde yer alan Türkmenler, Fırat Kalkanı’nda da TSK ile birlikte çarpışmalara katıldı. Suriye Türkmen Meclisi adına Astana ve Cenevre’de çözüm masasında yer alan Abdurrahman Mustafa ile Türkmenlerin Suriye’de yaşadıklarını, Ortadoğu’daki konumlarını ve Türkiye ile tarihsel bağlarını konuştuk.
Yayın Tarihi: Haz 1, 2017
FavoriteLoadingBeğen 14 mins

Suriye Türkmenleri iç savaştan büyük zarar gördü. Türkmenler açısından Suriye’de şimdi durum nedir?

Suriye Türkmenlerinin nüfusu 3,5 milyon kadardır. Bunların yerleşimine baktığımız zaman en fazla Halep, daha sonra iç bölge dediğimiz Hama ve Humus, sonra da Bayırbucak ve Rakka gelir. Suriye’nin bütün bölgelerinde çeşitli yoğunluklarda Türkmen nüfus vardır. Türkmenler iç bölgede, Hama-Humus bölgesinde büyük oranda tehcir edildiler. Büyük bölümü, yakın olduğu için Lübnan’daki mülteci kamplarına gitti. Bir kısmı da Malatya ve Osmaniye’deki kamplardalar. Hama kırsalında birkaç köyümüz var ama kuşatma altındalar ve çok kötü koşullarda yaşıyorlar. Şam Türkmenleri de ölüm kalım mücadelesi veriyor. Bayırbucak’ta Türkmen nüfus hiç kalmadı, Türkiye’de Yayladağı ve Osmaniye kamplarındalar. Tel Abyad Türkmenleri de PYD tarafından sürüldü. Şimdi Türkiye’deki kamplarda yaşıyorlar. Çobanbey’in düşmesiyle birlikte Türkmenler buralardan da sürüldü. Çobanbey katliamında çok ağır kayıplar verdik. Cerablus ve Azez bölgesinde de 144 köy boşaltıldı.

Türkmenler, Suriye’de nasıl bir demografik yapıya sahip?

Osmanlı, bizi Suriye’de yerleştirirken demografik olarak değişik bölgelerde konumlandırmış. Suriye’deki nüfus yapısını pekiştirmek için Türkmenler bölgenin çimentosu olarak yerleştirilmiş.

Örneğin Hama-Humus Türkmenleri, Nusayrilerle Sünni Araplar arasına yerleştirilmiş. Bayırbucak-Lazkiye Türkmenleri, Sünniler ve Nusayriler arasındaki bölgelerde yaşıyor. Halep ve Rakka Türkmenleri ise Kürtlerle Sünni Araplar arsında yer alıyor. Yani Türkmenler tesadüfen değil, tampon bölgeler olarak Suriye topraklarına yerleştirilmiş.

Suriye devrimi uluslararası güçler tarafından iç savaşa dönüştürüldüğünde, biz çatışan grupların arasında kaldık. Dolayısıyla Suriye devriminin en büyük mağduru Türkmenler oldu. Bu, bizim tercihimiz değildi. Bununla birlikte uluslararası projelerin olduğu bölgelerde de hep Türkmenler var. Örneğin Kürt koridorunun kurulmaya çalışıldığı bölge, Türkmen yerleşimlerinin yoğun olduğu yerler. Demografik yapıyı değiştirmek için Türkmenleri yaşadıkları bölgelerden gönderiyorlar. Bunu hem PYD hem Esed yapıyor.

Türkmenler, Suriye’deki iç savaşta nerede duruyor?

Suriye’de ‘Arap Baharı’ ile ayaklanma başlayınca, Suriyeli Türkmenler de bu ayaklanmaya katıldılar. Çünkü Türkmenler, Suriye’de diğer kesimlere göre iki kat baskı görüyordu. Suriyeli kardeşleri gibi Esed zulmü altındalardı, bir de Türk oldukları için ayrıca baskı görüyorlardı. Çünkü Suriye rejimi, hep bir Osmanlı bakiyesi olarak gördü Türkmenleri. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra aradaki siyasi sorunların intikamını Türkmenlerden alıyorlardı. 1996’da yaşanan olaylarda, Suriye genelinde bine yakın aydınımızı içeri aldılar. İnsanlarımız ağır işkenceler gördü. Türkiye ile Suriye ilişkileri normalleştikten sonra çıkabildiler. Dolayısıyla 2011’deki ayaklanmalarda Türkmenler ön saflarda yer aldılar. Ayaklanma ağırlıklı olarak iç bölgede, Humus-Hama bölgesinde yaşandı. Biz Suriye’nin en eski halklarındanız. Oğuz boylarının ilk göçlerinde Türkmenler Suriye’ye geldiler. Bu bölgede dört Türk devleti kuruldu. Birincisi Tolunoğulları, sonra Selçuklu Devleti, Memlûkler ve Osmanlı.

Bu bölgeyi bin yıl Türkler yönetti. Biz ilk etapta Suriye devriminde Türkmenler olarak yola çıkmadık. Suriyeli Sünni kardeşlerimizle birlikte hareket ettik. Ancak ayrışmalar olunca Suriye Türkmenleri, Suriye Türkmen Meclisi’ni kurma yoluna gitti. Önce sahada mücadele ettik. İlk Türkmen tümenini Halep kırsalımda kuranlardan biri de benim. Şimdiki Fırat Kalkanı’nın olduğu bölgelerde yoğunluk Türkmen’dir. Savaş uzun sürünce, sahadaki askeri kazanımların yanında siyasi kazanımlar da olması için siyasi mücadeleye yöneldik ve ortaya Suriye Türkmen Meclisi çıktı. Yüz yıl boyunca Suriye Türkmenleri asimile edilmeye çalışıldı. “Suriye’de 3,5 milyon Türkmen nüfus var” derken şunu da eklemek gerek; bu nüfusun ancak 1,5 milyonu Türkçe konuşabiliyor.

HALEP’İN EL BAP İLÇESİNDE HALK HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYOR.

Fırat Kalkanı’yla, Türkmen köy ve kasabaları da kurtarıldı. Türkmenlerin bu harekâta katılımı nasıl?

Suriye savaşının ilerleyen safhalarında, başta anlattığım bütün Türkmen bölgelerinde Türkmen birlikleri kuruldu. Bu birliklerin en önemlisi Sultan Murat Tugayları. Yine Türkmen Dağı’nda da çeşitli isimlerle birlikler oluşturuldu. Sultan Murat Tugayları, Fırat Kalkanı harekâtında öncü birlikler içerisinde yer aldı. Fırat Kalkanı başlayana kadar Türkmenler, DAEŞ ve PYD baskısı altındaydı. Allah’a şükür Fırat Kalkanı’yla birlikte nefes almaya başladık. Fırat Kalkanı’nda TSK ile birlikte mücadele ediyoruz. Burada 700’e yakın şehit verdik. Bin 700 de gazimiz var. Bu topraklarda biz bin yıldır yaşıyoruz. Suriye’de tam Türkmenler bitti derken Fırat Kalkanı ile birlikte bize bir alan açıldı. DAEŞ bu bölgeye çok zarar verdi. Devletin desteğiyle şimdi El Bap ve çevresindeki bölgeler kalkınmaya başladı. Durum normale dönünce köylere, kasabalara da dönüşler başladı. 300 bine yakın insan Türkiye’deki kamplardan, TSK’nın kurtardığı vatanlarına geri döndü. Geri dönenlerin çoğu Türkmen’dir. Fırat Kalkanı, bizim ülkemizde barış içinde yaşayabilmemiz için umut oldu.

Fırat Kalkanı’nın ardından TSK bölgede güvenliği kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Türkmen birlikleri de halen aktif mi?

Suriye’de Lazkiye’den Rakka’ya kada

EL BAP’TA HAYAT YENİDEN BAŞLADI.

r uzanan bölge ağırlıklı olarak Türkmen yurdudur. Biz Türkmenler bu alanda Türkiye’nin güney sınırının sigortası konumundayız. Bu bölgede uluslararası güçlerin ve terör örgütlerinin, Türkiye’nin sınırını tehdit eden planları var. Suriye Türkmenleri, Türkiye’yi anavatan olarak görüyor. Biz Türkiye’ye canımızı feda edecek kadar bağlıyız. Bizim Türkmen bölgesi DAEŞ’in elindeyken Kilis’e füze atıyorlardı. PYD’nin elinde olduğunda da sınıra tehdit oluşturuyor. Türkmenlerin bekasını sağladığınızda sınırı güvenceye alıyorsunuz. Halep kırsalında, Azez ve Cerablus hattında Türkmenler olmadığında Türkiye, terör örgütleriyle komşu oluyor. Bu açıdan bölgede Türkmen varlığı stratejik bir önemde.

Şimdi Türkiye’nin de başını çektiği bir çözüm planı devrede. Suriye Türkmen Meclisi nasıl bir Suriye hedefliyor?

Şu anda bizim en fazla hassasiyet gösterdiğimiz konu, Suriye’nin bütünlüğü içinde bir çözüme ulaşmaktır. Türkiye bizim anavatanımız ama biz Suriyeliyiz. Ülkemizdeki dengeleri iyi gözetmemiz lazım. Bizim vizyonumuz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, vatandaşlık esaslarına göre demokratik bir Suriye’de yaşamaktır. Herhangi bir unsurun etnik baskısı olmadan anayasal hakların garanti altına alınması gerekiyor. Suriye bölünürse Türkmenler de parçalanır. Astana’da Rusya, İran ve Türkiye’nin garantörlüğünde düzenlenen toplantıya ben de katıldım. Şimdi yine bir toplantı olacak, ona da katılacağız. Cenevre’de de Türkmenleri temsilen yer alıyoruz. Bizim Suriye’de ayrılıkçı bir talebimiz yok. Suriye Ulusal Koalisyonu’nun çatısı altında bu politikamızı savunuyoruz. Bununla birlikte bizim Suriye’de Türkiye’nin politikasıyla uyumlu bir çizgimiz var. Bütün adımları birlikte atıyoruz ve bu konuda hassas davranıyoruz. Ancak savaş sahasında da bir fiili durum var. Suriye için ikinci bir planımızın da olması gerekiyor. Astana’da Rusya elimize bir anayasa taslağı tutuşturdu. Orada bakıyorsun, Kürtlere özerk bölge diyor. ABD resmen bölünmüş bir Suriye için çalışıyor. Rakka için PYD’ye ağır silahlar veriyor.

EL BAP’TA HAYAT YENİDEN BAŞLADI.

“Rakka’yı almak için TSK var, biz varız, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) var” diyoruz. “Bakın El Bap’ı bu güçler kurtardı” diyoruz. “Yok” diyor “Rakka’yı biz PYD ile alacağız”. Şimdi hem Irak’ta hem de Suriye’de DAEŞ’in bıraktığı alanlara Kürtler yerleşiyor. Bu, yüz yıllık bir proje. Bağımsız bir Kürdistan’ın temellerini atmaya çalışıyorlar. DAEŞ’in oluşturulma sebebi Kürdistan’ın sınırlarının çizilmesi. Şu anda Türkiye ile Türkmenlerin kaderi birleşti.

Suriye’de altı yıldır devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ bir arada yaşayabilme şansı kaldı mı?

Suriye’de çok tahribat oldu. En önemli tahribat ise ortak yaşama zeminini ortadan kaldırmaktır. Şu anda daha hâlâ Suriye’deki savaşa bir iç savaş diyemeyiz. Dış güçlerin müdahalesiyle yaşanan bir savaş var. Gerçek iç savaş Suriye’yi bölerseniz yaşanır. Şimdi Esed rejiminin bütün katliamlarına rağmen, ülkedeki Nusayrilerin hepsini katil sayamazsın. Esed tarafından katliamlara maruz bırakılsalar da ülkedeki Sünnilerin hepsini de muhalif sayamazsın. Ama tabii savaş uzadıkça bu bir arada yaşama ihtimali de azalıyor. Bugün siz Suriye’de Kürt ile savaşmıyorsunuz, PYD ile savaşıyorsunuz. Suriye rejimi sadece mezhep temelli bir şekilde ayakta durmuyor. Rejimi tutan çok farklı işbirlikleri var. Tabii ki acılar yaşandı ama hâlâ Suriye’de bir arada yaşama şansı var diye düşünüyorum

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)