BÜLENT TÜFENKCİ

Türkiye ekonomisi nasıl bir yılı geride bıraktı?

Hepimizin malumu olduğu üzere 2017 yılı, ülkemiz ekonomisine ilişkin kimi çevrelerce bir süredir devam eden ve özellikle uluslararası alanda yapılan siyasi yorumlar ile tüm olumsuz senaryo çizenleri yanıltan ve tüm dünyanın ekonomimize gıptayla baktığı bir atılım yılı oldu.

2017 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 11,1’lik çift haneli oranlarla dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olduk.

Üçüncü çeyrek dönemde büyüme ortalaması yüzde 2,5 olan AB ülkelerinden ve yüzde 2,6 olan OECD ülkelerinden 4 kattan daha fazla büyüyen Türkiye, G-20’de Çin ve Hindistan’ı geride bıraktı. Çin, yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 6,8 büyürken; Hindistan yüzde 6,1 büyüme kaydetti. AB’nin ise önde gelen ekonomilerinden Almanya yüzde 2,3, Fransa yüzde 2, İngiltere yüzde 2,1 ve Hollanda yüzde 3 büyüdü.

Hain darbe girişiminin gerçekleştiği dönemden bir yıl sonra, büyümenin rekor seviyelerdeki bir orana evrilmiş olması, ekonomimizin son derece güçlü ve dinamik bir yapıya sahip olduğunun en büyük göstergesidir.

Türkiye, 2017 yılında yüzde 7,4 büyüme gerçekleştirdi. Gelişmiş 20 ülke içerisinde, dünya genelinde en yüksek büyüme oranına ulaştık. Türkiye, 2018 yılında da büyümeye devam edecektir.

Bu büyüme oranında ihracatın payı nedir?

Ülkemiz 2017 yılındaki performansıyla dünyanın en büyük ekonomilerini geride bırakmakla kalmadı, aynı zamanda ihracatta da rekor kırarak küresel piyasadaki yerini daha da sağlamlaştırdı. Yüzde 11,1’lik çift haneli büyüme oranımızın 3,5 puanlık kısmı ihracat kaynaklı gerçekleşti.

Ekonomik kalkınma ve büyümede önemli rollerden birini ihracatın üstlendiği hepinizin malumu. Dolayısıyla dünyanın en büyük ekonomisi olma ve kalkınma yolunda ilerlediğimiz bu süreçte, bizim yaptığımız iş aslında her geçen gün artıyor ve önem kazanıyor.

2007’de başlayan son küresel ekonomik krizin ardından, dünya ticareti 2010 yılından itibaren toparlanmaya başlamıştır. Ülkemiz ihracatı ise hem daha hızlı toparlanmış hem de küresel ortalamanın yükselmesine katkı sağlamıştır.

Şöyle ki: 2007-2016 dönemini kapsayan 10 yıllık süreçte, küresel ihracattaki yıllık büyümelerin ortalaması yüzde 3,7 iken; bu ortalama ülkemiz için yüzde 6,3 olmuştur.

2017 yılında ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 10,2 artarak 157,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2017 yılında dış ticaret hacmimiz yaklaşık 390,8 milyar dolar seviyelerinde olmuştur. Miktar bazında dış ticaretimize baktığımızda ise 2017 yılında bir önceki senenin aynı dönemine göre ihra catımız yüzde 11,5 oranında artarken; ithalatımız yaklaşık olarak yüzde 8,8 artış kaydetmiştir.

“2002 yılından bu yana ihracatımızda Avrupa’nın baskınlığını azalttık ve başta Yakın ve Ortadoğu ülkeleri olmak üzere diğer bölgelere ihracatımızı artırarak pazarımızı çeşitlendirdik.”

AK Parti iktidara geldiğinden bu yana ihracatta nasıl bir grafik çizdi?

Türkiye, 2002 yılından bu yana güçlü ihracat artışı ile beraber, dış ticaretini önemli bir şekilde geliştirmeyi başardı. 2002 yılının sonunda 36,1 milyar dolar olan ihracatımız, 2017 sonu itibarıyla OVP hedefimizi de aşarak 157 milyar dolar seviyelerine yükseldi. Böylece, 2002 yılının sonu itibarıyla 100 milyar doların altında gerçekleşen dış ticaret hacmimiz, bugün 390,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Görüyorsunuz, son 16 yılda ihracatımız, ithalatımız ve dış ticaret hacmimiz 4 katından fazla değerlere ulaşmış bulunmakta.

Türkiye dış ticaret ilişkileri açısından nasıl bir konumda?

2017’de ülkemiz, 219 ülkeye ihracat gerçekleştirmiştir. 2017 yılında ihracat gerçekleştirdiğimiz 219 ülkeden 164’ünde ihracatta bir önceki yıla kıyasla artış kaydedilmişken; 146 ülke ile ticaretimizde dış ticaret fazlası verilmiştir.

İhracatımızın birkaç bölge odaklı gelişmesinin yaratabileceği sıkıntıların önüne geçmek adına, ihracat pazarımızı çeşitlendirme yoluna gittik. 2002 yılından bu yana ihracatımızda Avrupa’nın baskınlığını azalttık ve başta Yakın ve Ortadoğu ülkeleri olmak üzere diğer bölgelere ihracatımızı artırarak pazarımızı çeşitlendirdik.

İhracatımızda hep en büyük orana sahip olan Avrupa’nın payı, 2002 yılında yüzde 64’ken, 2017’de yaklaşık yüzde 17 oranında azalarak yüzde 53’e geriledi. Bunun yanında, Yakın ve Ortadoğu ülkelerine ihracatımız son 16 yılda 10 kattan fazla arttı. 2002’de söz konusu bölge ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 9,5’ken, 2017’de 2,5 kat artarak yüzde 22,5’e yükselmiştir.

Keza, diğer Asya ülkelerine ihracatımızı son 16 yılda 6 kat artırmamızla, diğer Asya ülkelerinin ihracatımızdaki payı da yüzde 45 artmış ve yüzde 7,2 olmuştur. Güney Amerika ülkelerine ihracatımız 11 kat artarken, Kuzey Afrika’ya ihracatımız 6 kat ve diğer Afrika ülkelerine 10 kat artmıştır.

Özel sektörün bu konudaki katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?

Bu noktada bir detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. 2002 yılında Afrika’da 12 ülkede büyükelçiliğimiz varken; özellikle 2005 yılının Türkiye’de ‘Afrika Yılı’ olarak ilan edilmesinin ardından atılan adımlar sonucunda, şu an itibarıyla 41 büyükelçiliğimiz bulunmaktadır. 2002 yılından 2017 yılına toplam ihracatımız 4,3 katına çıkarken, Afrika kıtasında yer alan ülkelere yapılan ihracatımız 6,8 katına çıkmıştır. Demek oluyor ki, özel sektörümüz hükumetimizin açtığı bu yoldan ilerleyerek ülkemiz ihracatına ve ihracat pazarımızı çeşitlendirme çalışmalarımıza ciddi bir katkı yapmıştır.

Türkiye ekonomisinde Avrupa Birliği ülkelerinin önemi nedir?

2017 yılında AB pazarının ihracatımız içindeki önemi sürmeye devam etmiştir. Nitekim yıl içinde ihracatımızın yüzde 47’si AB ülkelerine gerçekleşmişken; ithalatımızın yüzde 36’sı AB ülkelerinden gerçekleşmiştir.

Ancak bunun yanında, başta Yakın ve Ortadoğu olmak üzere, Asya ve Kuzey Afrika pazarları da ihracatçıların tercihleri arasındaki yerini güçlendirmiştir.

2017 yılında toplam ihracatımızın yüzde 23’ü Yakın ve Ortadoğu’ya, yüzde 7’si diğer Asya’ya, yüzde 6’sı Kuzey Amerika’ya ve yüzde 5’i Kuzey Afrika’ya gerçekleştirilmiştir. İthalatımızda ise ilk sırada yüzde 36 payla AB ülkeleri yer almıştır. Diğer Asya’nın toplam ithalatımızdan aldığı pay yüzde 25’ken, Yakın ve Ortadoğu ülkelerinin payı yüzde 9 olmuştur.

“Türk Lirası ile gerçekleştirdiğimiz dış ticaretimiz arttıkça, kurlarda yaşanan dalgalanmalara karşı ülkemizin karşı karşıya kaldığı döviz riskleri azalacaktır.”

Peki, AB ülkelerinin ekonomik katkısını ülkelerine göre nasıl değerlendirirsiniz?

2017 yılında en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk ülke, yüzde 9,6 pay ile Almanya (15,1 milyar dolar) olurken; bunu sırasıyla yüzde 6,1 pay ile İngiltere (9,6 milyar dolar) ve yüzde 5,8 pay ile BAE (9,2 milyar dolar) izlemiştir.  Aynı dönemde en fazla ithalat gerçekleştirdiğimiz ilk ülke, yüzde 10 pay ile Çin (23,4 milyar dolar) olurken; bunu sırasıyla yüzde 9,1 pay ile Almanya (21,3 milyar dolar) ve yüzde 8,35 pay ile Rusya (19,5 milyar dolar) izlemiştir.

2017 yılında ihracatımızın en fazla arttığı ülkeler 3,7 milyar dolarlık artış ile BAE, 2 milyar dolarlık artış ile ABD ve 1,4 milyar dolarlık artış ile Irak olurken; ithalatımızın en fazla arttığı ülkeler ise 4,39 milyar dolarlık ithalat artışı ile İsviçre, 4,35 milyar dolarlık artış ile Rusya ve 2,8 milyar dolarlık artışla İran olmuştur…

2002 yılında 5 milyar doların üzerinde ihracat yapılan sadece 1 ülke varken; 2017 yılında 8 ülkeye 5 milyar doların üzerinde ihracat yapıldı. Bunlar; Almanya, İngiltere, BAE, Irak, ABD, İtalya, Fransa, İspanya’dır. 16 yılda 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısı 8’den 34’e; 500 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğimiz ülke sayısı ise 15’ten 54’e çıktı.

“Gelen talepler üzerine gümrük işlemlerinin yoğun bir şekilde dijitalleştiği ve büyük bir dönüşüm geçirdiği yeni bir döneme geçtik.”

İkili ticaretlerde en çok ne alıp satıyoruz?

2017’de ihracatta ilk sırada yer alan ‘motorlu kara taşıtları’ ihracatımız 24 milyar dolar; ‘kazan, makine, mekanik cihaz ve aletler’ ihracatımız 13,8 milyar dolar; ‘kıymetli ve yarı kıymetli taşlar’ ihracatımız 10,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde ithalatımızda ise ilk sırada ‘mineral yakıtlar ve mineral yağlar’ (37,2 milyar dolar) gelirken; bunu ‘kazan, makine, mekanik cihaz ve aletler’ (27,2 milyar dolar) ile ‘elektrikli makine ve cihazlar’ (21,2 milyar dolar) izlemiştir.

2017 yılında ihracatını gerçekleştirdiğimiz 97 adet fasıl bazında ürün grubundan 79 adedinde ihracat artış kaydetmişken; 36 adet ürün grubu ile gerçekleştirdiğimiz dış ticaret neticesinde dış ticaret fazlası verilmiştir.

Bu ticaret hacminde teknoloji alışverişi ne kadarlık bir orana sahip?

2002 yılında 33,7 milyar dolar olan imalat sanayi ihracatı, 2017 yılında 147,2 milyar dolara yükselmiştir. İmalat sanayi ihracatının toplam ihracatımız içindeki payı yüzde 93 seviyesindedir. 2017 yılında imalat sanayi ihracatımızda düşük teknolojili ürünlerin payı yüzde 33,3, orta-düşük teknolojili ürünlerin payı yüzde 28,3, orta-yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 34,6 ve yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 3,9 olmuştur.

2017 yılında toplam imalat sanayi ihracatımızın yüzde 4’lük bölümünü oluşturan yüksek teknoloji ihtiva eden ürünler ihracatımızda, geçen senenin aynı dönemiyle kıyaslandığında yüzde 22’lik bir artış olmuştur.

Bunun yanında ortaileri teknolojili ürünler ihracatımız yüzde 15,1, orta-düşük teknolojili ürün ihracatımız yüz de 9,9 ve düşük teknolojili ürün ihracatımız yüzde 4,6 artmıştır.

İthalat tarafından bakıldığında, 2017 yılında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüksek teknoloji ve düşük teknoloji ithalatımızın yüzde 1,6 arttığı; buna karşılık orta-düşük teknolojili ürün ithalatımızın yüzde 45 arttığı gözlenmektedir.

Dış ticarette Türk Lirası’nın kullanılması yönündeki hamleler nasıl sonuç verdi?

2017 yılında 157 milyar dolarlık toplam ihracatımızın 13,9 milyar dolarlık bölümü yani yüzde 9’u TL cinsinden; 233,8 milyar dolarlık toplam ithalatımızın 17,7 milyar dolarlık bölümü yani yüzde 7,6’sı yine TL cinsinden gerçekleştirilmiştir.

Geçen yıla göre TL cinsinden ihracatımız yüzde 77,1 oranında, ithalatımız yüzde 24,2 oranında artış kaydetmiştir. 2002 yılında TL ile yapılan ihracat yüzde 1 oranındayken, 2017 yılında bu oran yüzde 9’a çıkmıştır. TL ile gerçekleştirdiğimiz dış ticaretimiz arttıkça kurlarda yaşanan dalgalanmalara karşı ülkemizin karşı karşıya kaldığı döviz riskleri azalacaktır. Böylece dış ticaretimizin döviz piyasalarında yaşanan gelişmelere karşı olan hassasiyeti azalacaktır. Bu hedeften hareketle dış ticarette TL’nin kullanımının artırılması yönünde çalışmalarımızın olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir.

‘Yetkilendirilmiş Yükümlü’ uygulamanızdan nasıl sonuçlar aldınız?

2017 yılında toplam ihracatçı firma sayımız 2016’ya göre yüzde 6,7 artarak 71.222’ye; ithalatçı sayımız yüzde 9,4 artarak 77.190’a yükselmiştir. Özellikle güvenilir ticaret erbabının gümrük işlem süreçlerinin kolaylaştırılıp hızlandırılmasında büyük payı olan ‘Yetkilendirilmiş Yükümlü’ uygulamamız kapsamında, ‘Yetkilendirilmiş Yükümlü’ statüsüne haiz firma sayımız 2017 yıl sonu itibarıyla 212’ye yükselmiştir (ki şubat ayı sonu itibarıyla bu sayı 263 oldu) ve bu firmalar toplam ihracatımızın yüzde 25’ini; ithalatımızın ise yüzde 28’ini gerçekleştirmiştir.

Böylece ‘Yetkilendirilmiş Yükümlü’ firmalarının 2017 yılında gerçekleştirmiş olduğu ihracat yaklaşık olarak 40 milyar dolar, ithalat yaklaşık olarak 66 milyar dolar olmuştur.

2017 yılında tüm sınır kapılarımız dan 4,1 milyon araç girişi, 4,1 milyon da araç çıkışı olmuştur. Yine aynı yıl içinde 46,4 milyon yolcu girişi, 45,6 milyon yolcu çıkışı olmuştur. Tüm bunlarla ilgili işlemler ve süreçler bakanlığımızca takip edilmekte, güvenli ve kolay ticaretin yol alacağı kanallar hızla ve büyük bir titizlikle inşa edilmektedir.

Küresel dijital dönüşüm bakanlığınızın vizyonunu nasıl etkiliyor?

Anlattığım tüm bu dış ticaret gelişmeleri için Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız hayati bir öneme sahiptir. Ülkemizin 2023 yılı ihracat hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacağına inandığımız her türlü çabayı destekliyoruz. Bu minvalde, özellikle gümrük alanında küresel düzeyde yaşanan değişikliklere uyum sağlamaya yönelik birçok projeyi tamamladık veya halihazırda yürütüyoruz.

Günümüzde ticari hayatın giderek yükselen dinamizmi ve teknolojik kapasitenin bu dinamizmi beslemesi sonucunda, gümrük alanında da işlemlerin daha hızlı ve güvenli yapılması konusundaki talepler arttı.

Bu durum bizleri, gümrük işlemlerinin yoğun bir şekilde dijitalleştiği ve basitleştirme çabalarının dijitalleşme ile birlikte büyük bir dönüşüm geçirdiği yeni bir döneme taşımıştır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak yeni stratejik vizyonumuzu bu pencereden bakarak hazırladık.

Bugünden edindiğimiz tecrübelerle geleceğin Türkiye’sini kalkınma seviyesi en yüksek olan ülkeler arasında görmek ve Sayın Cumhurbaşkanımızın sürekli vurguladığı 2023 yılı hedeflerimizi yakalamamızı ve hatta aşmamızı temin etmek maksadıyla bakanlığımızın önümüzdeki beş yıla yönelik yeni Stratejik Planı’nda da ortaya koyduğumuz üzere, ‘hızlı ve kolay ticaretin güven kapısı’ olma vizyonumuz doğrultusunda çalışmalarımız devam ediyor.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)