MEHMET PARSAK

Cumhur İttifakı nasıl ortaya çıktı?

Bilindiği gibi, 15 Temmuz’da tarihimizin en büyük ihanetlerinden biriyle karşılaştık. Öyle ki 15 Temmuz sadece bir darbe girişimi değil; Türk milletini kardeş kavgasına sürükleyerek, Türk Devleti’ni bölme, Türk vatanını parçalama ve işgal etme girişimiydi. Ancak Yüce Allah’a şükürler olsun ki ‘Büyük Türk Milleti’, 15 Temmuz hain darbe ve işgal girişimini asaleti ve cesareti ile sonuçsuz bırakmıştır. İşte bu hain darbe girişimi sonrasında oluşan uzlaşı ikliminde Türk milleti, 7 Ağustos’ta Yenikapı’da tarihî bir ‘birlik ruhu’ ortaya koymuştur. Bu süreçte TBMM’de uzlaşı iklimi hâkim olmuştur.

Nitekim Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi, ‘devlet aklı’ ile bir araya gelerek anayasa değişikliği konusunda çalışmalar yapmışlardır. Hatta bu çalışmalar, kamuoyu tarafından ‘Mini Anayasa Paketi’ olarak bilinen 7 maddelik uzlaşma ile sonuçlanmıştır.

İşte bu süreçte Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, 11 Ekim 2016’daki grup toplantımızda, ‘anayasa tartışmalarını sona erdirerek hükumet sistemimizi netleştirme’ hedefine yönelik olarak tarihî bir çağrıda bulunmuştur. Bu tarihî çağrıya AK Parti hemen olumlu cevap vermişse de 15 Temmuz gecesi TBMM’de bulunan, Mini Anayasa Komisyonu’na temsilci görevlendiren ve 7 Ağustos’ta Yenikapı’ya gelen CHP, tüm ısrarlara rağmen olumlu cevap vermemiş, yani adeta ‘Yenikapı Ruhu’ndan caymıştır. Hal böyle olunca ‘Yenikapı Ruhu’na sadık kalan AK Parti ve MHP arasında yürütülen yoğun çalışmaların sonunda, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ni öngören anayasa değişikliği TBMM’de kabul edilmiş ve nihayet 16 Nisan Anayasa Referandumu ile de yüce Türk milleti tarafından tasdik ve tescil edilmiştir.

Yani özetle, ‘Cumhur İttifakı’ bizatihi yüce Türk milleti tarafından 15 Temmuz’da meydanlarda tankların üstünde oluşturulmaya başlanmış, 7 Ağustos’ta Yenikapı Ruhu ile olgunlaştırılmış ve nihayet 16 Nisan şuuruyla da bugünlere gelmiştir. İnanıyoruz ki milletimizi ‘2023’te lider ülke Türkiye’ ülküsüne ulaştıracak olan da ‘Cumhur İttifakı’ndan başkası değildir.

Avrupa’da birçok seçim ittifakı örneği var. Türkiye’deki İttifak Yasası’nın özelliği nedir?

Her şeyden önce vurgulamak isterim ki biz, sadece ‘Cumhur İttifakı’ için bir ittifak yasası yapmadık. Seçim ittifakları, sizin de belirttiğiniz gibi Avrupa’nın pek çok ülkesinde yasal olarak da fiilen de mevcut. İtalya, Almanya, Litvanya, Macaristan, Polonya, Romanya, Çekya, Finlandiya, Hırvatistan gibi ülkeler başta olmak üzere birçok ülkede seçim ittifaklarının uzun süredir uygulanmakta olduğu biliniyor. Tıpkı hükumet sistemi konusunda olduğu gibi, seçim ittifakı konusunda da her ülkenin kendi ihtiyaçlarına ve alışkanlıklarına göre belirlenmiş uygulamalar var.

Seçim ittifakı uygulamasının var olduğu ülkeler gibi biz de kendi ülkemizin ihtiyacına ve seçmenlerimizin beklentilerine cevap verecek bir ittifak yöntemi belirledik. İttifaka ilişkin yasa teklifimizi sunduğumuzdan beri, özellikle CHP ve HDP’nin “Sizin getirdiğiniz ittifak modeline benzer Avrupa’da hiçbir uygulama yok” şeklinde eleştirileri süregeldi ve konusu açıldıkça bu eleştirilerine devam da ediyorlar.

Evet, bizim ittifak yasamız Avrupa’daki herhangi bir ülkeyle birebir aynı değil; ama o ülkelerdeki ittifakların hiçbirisi de bir diğeriyle aynı değil. Bütün ülkelerin kendilerine ait gerçeklikleri var. Bu doğrultuda ittifak modelleri oluşturmuşlar. Biz siyasi tecrübelerimizi, sosyal gerçeklerimizi ve içinden geçtiğimiz süreci de değerlendirerek bir düzenleme yaptık.

Türk siyasi tarihi bakımından seçim ittifaklarının durumu nedir?

Seçim ittifakı, Türkiye’de ilk kez 1950’de Seçim Kanunu’nda hukuki olarak düzenlenmiş ancak ardından yasaklanmış. Fakat bu yasaklamanın seçim ittifaklarını engellemediğini hepimiz biliyoruz.  1991 seçimlerindeki MHP, RP, IDP ve SHP-HEP ittifakları, 1995 seçimlerindeki ANAP-BBP ittifakı, 2002 seçimlerindeki HADEP-EMEP ittifakı ve son olarak 7 Haziran 2015 seçimlerinde SP-BBP ittifakı bu durumun önemli örneklerinden. Yasal zemin olmaksızın gerçekleştirilen bu ittifakların tamamında ittifak yapmak isteyen partiler tek bir parti altında toplanıp onun listelerinden aday gösteriyorlar, seçimden sonra da herkes bu partiden istifa ederek kendi partisine geçiyor.

Kanunun arkasına dolanmak ve hülle yapmak şeklinde ifade edilebilecek, seçmeni de siyasetçiyi de zor durumda bırakan bu yöntemleri, yaptığımız düzenleme ile ortadan kaldırmış olduk. Artık herkes kanunda belirtilen kurallar çerçevesinde ittifakını kurarak şeffaf bir şekilde seçmenin karşısına çıkacak. Artık bu ittifaklar pusulada net bir şekilde temsil edilecek.

Yeniden ifade edelim ki yapılan düzenleme bir Cumhur İttifakı düzenlemesi değildir. Bu düzenleme ile 16 Nisan’da gerçekleşmiş anayasa değişikliğimizin bir gereği olarak, tüm siyasi partilere yasal zeminde ittifak yapma imkânı getiriyoruz. Ancak şunu da gururla ifade etmek isterim ki Cumhur İttifakı’nın sadece adının bile şimdiden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dostlarına güven, düşmanlarına korku saldığını görebiliyoruz.

Cumhur İttifakı’nın, içinde bulunduğumuz kritik sürecin farkında olanlarla olmayanları, siyaseten sorumluluk sahibi olanlarla olmayanları ayırt edeceğini düşünüyorum. Elbette bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, bazı muhalefet partilerinin paniği de temelde bundan kaynaklanıyor.

“Ne hazırlık ne alt komisyon ne de komisyon çalışmalarına yapıcı bir katkı sunmayanlar, düzenleme gerçekleştikten sonra ortaya çıkıp şov yaparak kafa karıştırmaya çalışıyor.”

Konuyla ilgili olarak Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin 27 Şubat 2018 tarihindeki grup toplantımızda kullandığı, “Sistemin inşası için cumhurun ittifakla hareketi tarihî sorumluluktur” sözlerini de hatırlamakta yarar var. Bu cümle aslında her şeyi net bir şekilde özetliyor. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki süreçteki rolü de Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ni tüm kurum ve kurallarıyla inşa ederek, Türk milletinin ve Türk Devleti’nin bekasına sahip çıkmaktır.

Peki muhalefetin bu süreçteki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu bağlamda özellikle CHP’nin tutumunu üzüntüyle ve endişeyle takip ediyoruz. CHP gibi köklü bir siyasi partinin, ‘ana muhalefet partisi’ vasfını da gözeterek daha sorumlu davranmasını ve daha fazla inisiyatif almasını beklerdim.

Bu noktada özellikle CHP ve etrafında kümelenenler, yapılan anayasa ve yasa değişiklikleriyle hiç ilgisi olmayan, temelsiz, mesnetsiz iddiaları ortaya atarak, düzenlemeleri adeta zehirleme yöntemini kullanıyorlar. Bu tür iddiaların birçoğu milletimiz tarafından da dikkate değer bulunmuyor. Diğer yandan bu düzenleme de dahil olmak üzere tüm değişiklikler, ilgili komisyonlarda günlerce süren uzun mesailer sonucu çıkarılarak Meclis Genel Kurulu’na getiriliyor.

Ne hazırlık ne alt komisyon ne de komisyon çalışmalarına yapıcı bir katkı sunmayanlar, düzenleme gerçekleştikten sonra ortaya çıkıp şov yaparak kafa karıştırmaya çalışıyor. Muhalefetin ittifak konusundaki çıkış arayışlarına ise en güzel cevabı Sayın Genel Başkanımız verdi. “İttifaksa buyurun siz de yapın. Biz cumhur dedik, siz de cümbüş deyin” sözleriyle CHP ve yoldaşlarına isim bile önerdi! Milletimiz kimlerin kimlerle ittifak halinde olduğunu görüyor, biliyor, değerlendiriyor. Zamanı geldiğinde sandığa gidip Cumhur İttifakı’nın da diğerlerinin de deyim yerindeyse karnesini verecek.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ, MACLİSTE BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM’LA.

“Cumhur İttifakı’yla koalisyon oluşturulduğu” yönündeki iddialara ne dersiniz?

Kesinlikle gerçeği yansıtmayan, eski alışkanlıklardan beslenen bir iddia. Bu ittifaka ilişkin yasa değişikliğimiz asla bir koalisyon düzenlemesi değildir. Koalisyon, önceki hükumet sistemimizde, birden fazla siyasi partinin seçimden önce seçim beyannameleriyle millete vaatleri bulunmasına rağmen, seçimin sonunda bunlardan hiçbirisi tek başına hükumet kurma imkânını sağlayamadığında kendi vaatlerinden vazgeçip zorunlu olarak bir araya geldiği bir yöntemdi.

İttifaktaysa seçim takvimi yeni işlemeye başlamışken, birden fazla siyasi parti bir araya gelerek ittifak protokollerini açıklayacak. Milletimiz kendisine ne vaat edildiğini bilerek, hangi partilerin yan yana geleceğini tespit ederek oyunu kullanacak. İrade tam olarak sandığa yansıyacak.

İttifakla koalisyon arasında aslında dağlar kadar fark var. İttifakta siyasi partiler kendi varlıklarını, tüzel kişiliklerini, amblemlerini ve listelerini korumak suretiyle ortak amaç ve politika ekseninde birlikte hareket edecekler.

Oy verme şekli ve sayımı konusunda da tartışmalar var. Bu, pratikte nasıl olacak?

İttifak yapan siyasi partileri, pusuladaki yüksekliği iki santim, genişliğini de ittifak yapan siyasi parti sayısı kadar bir ittifak alanı içine alıyoruz.  Düzenlemeye göre, söz gelimi MHP seçmeni sadece MHP’ye ayrılan alana ya da hem MHP’ye ayrılan alana hem de ittifak unvanı bölümüne yahut ittifak unvanı bölümüne taşacak şekilde MHP’ye ayrılan alana oy verdi. Bu 3’ü de MHP’nin oyu olarak sayılacak. İşte bu 3 durum dışında, ancak ittifak alanı içerisine ‘EVET’ mührünün basıldığı her durumda, yani örneğin ikisinin ortasına, ikisine birden ya da sadece ittifak unvanı bölümüne kullanılan oylar ‘ittifakın ortak oyu’ olacak. İttifakın ortak oylarının ittifakta yer alan partilere nasıl dağıtılacağı da net bir şekilde düzenlendi. Örneğin A Partisi müstakilen 200 oy, B Partisi müstakilen 100 oy aldı, 60 da ittifakın ortak oyu çıktı. 3 oyun 2’sini A Partisi, 1’ini B Partisi almış. Dolayısıyla 60 ortak oyun üçte ikisi yani 40’ı A Partisi’ne, üçte biri yani 20’si B Partisi’ne eklenecek. Hiçbir karışıklık yok. İttifak yapan siyasi partilerin müstakil oyları da ortak oyları da tutanaklara kaydedilecek. Ardından ittifakın ortak oylarının paylaşımı yasaya göre yapılacak ve milletvekili dağıtımını yine yasaya göre sistem yapacak. Yani vatandaşın kafasını karıştıracak, sayımlarda karmaşaya yol açacak hiçbir şey yok.

“Her türlü terörle kararlılıkla mücadele ve uluslararası itibarın yeniden tesisinde sağlanacak bir mutabakat, yıllardır devam eden kronik sorunları çözebilecek bir irade, Türk milletinde çok geniş bir karşılık bulacaktır.”

Seçim ittifakları baraj sorununa bir çözüm getiriyor mu?

Net bir şekilde ifade edeyim. Artık birden fazla küçük parti bir araya gelerek geçerli oyların yüzde 10’unu alarak barajı geçebilecekler. Bu yönüyle yapılan düzenleme ile herkes tarafından yıllardır eleştirilen yüzde 10 barajını esnetmiş olduk.

Cumhur İttifakı için “Aktörler üzerinden oluşturulmuş bir sistem” iddiasına ne dersiniz?

Bu eleştirileri maksatlı buluyorum. Yeni bir hükumet sistemine geçilirken halen eski alışkanlıklarla eleştiri getirilmesini çok da yapıcı bulmuyorum. Son süreçte baraj tartışmalarını Sayın Genel Başkanımız başlattı ve dedi ki: “Bu sistemde baraj yüksektir.” Peki, bu çıkışı nasıl karşılandı? “MHP’nin baraj kaygısı var” dediler. MHP’nin hiçbir zaman baraj kaygısı olmadı, bugün de yok.Sayın Genel Başkanımız, “Baraj tartışılsın” dediğinde tartışma alanını zehirleyenler, kanun teklifini Meclis’e sunduktan sonra “Baraj sıfıra düşsün” diye Meclis’e yasa teklifi verdiler. Bu çelişkiyi milletimizin bilmesi lazım.

Seçim güvenliği tartışmaları bir hezeyan

Eski düzenlemede sandık başkanlarının kamu görevlileri arasından seçilmesi şartı yoktu ancak uygulamada sandık kurulu başkanlarının neredeyse tamamı kamu görevlilerinden oluşturuluyordu. Biz kanuni altyapısı eksik olan bu uygulamayı netleştirdik ve şeffaf hale getirdik. Artık ilçede kaymakam bütün kamu görevlilerinin listesini oluşturarak ilçe seçim kurulunun önüne getirecek. Sözgelimi ilçede 10 bin kamu görevlisi bulunuyor ve bin tane sandık kurulu başkanına ihtiyaç var. İlçe seçim kurulu, siyasi parti temsilcilerinin de huzurunda kura çekerek sandık kurulu başkanı olarak görev yapacak 2 bin kişiyi kura ile belirleyecek. Bu kuranın içinden engeli olanlar yani idareciler, emniyet görevlileri ayıklanacak. Diyelim ki iki yüz kişi bu şekilde çıktı ve asil/ yedek toplam bin 800 kişilik bir liste seçilmiş oldu. Bunlar o seçimde görev yapacaklar. Tamamen şeffaf ve kuraya bağlı bir yöntem. Kalkıp bütün kamu görevlilerini zan altında bırakacak şekilde, “Hepsi zaten AK Partili. Biz burada nasıl seçim güvenliği bekleyelim” demek de ne yazık ki hezeyandan başka bir şey değildir.

Bu seçimde yapılacak bir ittifakın yüzdelerden, rakamlardan daha ziyade bir anlayışı, bir yaklaşımı, milli bir eksen etrafında kenetlenmeyi ifade ettiğinin bilinmesi gerekiyor.

‘Cumhur İttifakı’na seçmen nasıl bakıyor?

Seçmen, hatta daha geniş anlamda millet, yani cumhur, ‘Cumhur İttifakı’nı yürekten sahiplenmiş durumda. Eğer sahiplenmemiş olsaydı, şaşırtıcı olurdu. Zira

‘Cumhur İttifakı’ yapay bir ittifak değil, ilk sorunuza verdiğim cevapta da vurguladığım gibi, 15 Temmuz’dan itibaren aşama aşama bizatihi milletimizin kurduğu doğal bir ittifak.

Milletimizin bu noktada çok net bir beklentisi olduğunu görebiliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milleti ile bölünmez bütünlüğü başta olmak üzere, her türlü terörle kararlılıkla mücadele ve uluslararası itibarın yeniden tesisi gibi önemli hususlarda sağlanacak bir mutabakat, yıllardır devam eden kronik sorunları çözebilecek bir irade, Türk milletinde çok geniş bir karşılık bulacaktır.

Seçim İttifakı Yasası siyaset sahnesine nasıl bir renk katacak?

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi ile birlikte uygulanacak bir ittifak düzenlemesi, Türk siyasi hayatına, demokrasi ve uzlaşma kültürümüze önemli katkılar sağlayacaktır diye düşünüyorum. Türkiye’de şu an faaliyette olan 86 siyasi parti bulunuyor. Bu partilerin büyük bir çoğunluğunun adını bile bilmiyoruz. Bugüne kadar tüm siyasi partiler kendilerini farklılıkları ve aykırılıkları ile ifade etmeye çalıştı. Bence bu aşamadan sonra siyasi partiler daha çok uzlaşma kültürleri, ortak değer üretme kapasiteleri, uyumlu çalışma potansiyelleri ile tarif edilecekler. Diğer yandan seçim ittifaklarının Meclis’i daha renkli bir hale getirmesi de uzak bir ihtimal değil. Artık küçük partiler de üzerinde mutabakat sağladıkları ortak değerleri milletimize sunarak, barajı aşma ihtimaline sahipler.

Diğer taraftan seçim ittifaklarının gereksiz ayrışmalar yerine ortak değerler üzerinde önemli uzlaşmalar sağlayarak geleceğimize katkıda bulunacağını düşünüyorum.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)