Tehlikelere karşı hızlı sonuç alınacak (Semih Yalçın)

MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Yalçın, parti olarak yeni sisteme neden destek verdiklerini anlattı. Yalçın, “Yeni bölücü teşebbüslerin başarılı olmasını engellemek, Türkiye’deki fiili yönetim anlayışı ve tarzıyla mümkün değil” diyor.
Posted on Mart 01, 2017, 4:29 pm
FavoriteLoadingBeğen 21 mins

PROF. DR. SEMİH YALÇIN. MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI. TBMM İÇİŞLERİ KOMİSYON ÜYESİ. İSTANBUL MİLLETVEKİLİ.

MHP neden yeni sisteme destek veriyor?

Anayasa değişikliğinin son şeklini almasında MHP önemli katkılarda bulundu. Özellikle anayasada Cumhuriyet’in niteliklerini belirleyen ve üniter yapının garantisi olan ilk dört madde korundu. Türkiye’nin siyasi, sosyal ve kültürel dokusuna uygun bir Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin çerçevesi çizildi. Federasyon, çokkültürlülük ve çokdillilik gibi üniter yapıyı parçalayacak modellerin önüne set çekildi. Türk milletinin egemenlik hakları korundu. MHP kendi öncelik ve ilkeleri doğrultusunda son şekli verilen anayasa değişikliğine TBMM Genel Kurulu’nda “Evet” oyu verdi. Siyasette tutarlılık ve ilkeli olmak önemli. MHP gerek fikirleri ve fiilleri, gerekse politikalarıyla tutarlılığın adresi olan bir parti. Yeni bir yönetim sistemini öngören anayasa değişikliği, MHP’nin katkılarıyla ortaya çıktı. Yeni modelin isim hakkı MHP’ye ait. Buna destek vermemiz gayet doğal değil mi?

Sistemin adının neden ‘Cumhurbaşkanlığı’ olmasını istediniz?

Çünkü anayasa değişikliği teklifiyle çerçevesi çizilen yeni yönetim modelini en iyi özetleyen veya tanımlayan isim Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi. Yerli ve milli bir modelin adının, başkanlık sistemini veya farklı bir idare tarzını çağrıştıracak bir deyim veya kavramla adlandırılması zaten doğru olmazdı. Daha da önemlisi 1920-1923’te yeni Türk Devleti’ni kuran kahramanların bize bıraktıkları miras, Cumhuriyet ve TBMM’dir. Bu iki kuruma dokunulmamıştır.

MHP lideri Devlet Bahçeli, “Devletin bekâ sorunuyla karşı karşıya olduğunu” söylüyor. Nedir bu sorun?

Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra yeni Türk Devleti’nin teşekkülü kolay olmadı. Türkiye Cumhuriyeti, büyük fedakârlıklarla, binbir zorluk ve meşakkatle kuruldu. Milletimiz iç ve dış düşmanlara karşı kanıyla, canıyla, bütün varlığıyla çetin bir İstiklal Savaşı verdi. Ancak düşmanlarımız Sevr hayallerinden hiç vazgeçmediler. Her fırsatta karşımıza yeni badireler çıkardılar. Cumhuriyet tarihi bunun örnekleriyle dolu. Yeni Türk Devleti’nin maruz kaldığı en büyük ve ciddi sarsıntılardan biri 15 Temmuz darbe girişimiydi.

İçeride organize olmuş, bir kısmı silahlı, bir kısmı sivil beşinci kol unsurları, devleti parçalamak üzere harekete geçmişlerdi. PKK, DAEŞ, PYD gibi silahlı terörist unsurlar; darbeci FETÖ militanlarına destek vermek üzere pusuda bekliyorlardı. Irak ve Suriye’de küresel aktörlerin güç mücadelesi, içerideki bölücü kalkışma için şartları müsait hale getirmişti. Türkiye, Sevr’den daha beter bir bekâ sorunuyla karşı karşıya kalmıştı. Başarılı olsalar, Türkiye diye bir devlet olmayacaktı. Evet, Türk milleti 15 Temmuz kalkışmasına göğsünü siper ederek karşı koydu. Devlet sisteminin içindeki vatansever güçleri de bu şanlı direnişe destek verdi. Ancak tehlike henüz geçmiş değil. Bölücü terör örgütleri bütün imkânlarıyla saldırmaya devam ediyor. Hem de işbirliği ve el birliği ederek. Yeni bölücü teşebbüslerin başarılı olmasını engellemek, Türkiye’deki fiili yönetim anlayışı ve tarzıyla mümkün değil. Devlet ipinin sıkı ve emin bir sisteme bağlanması elzem hale geldi. Bunun için yeni bir hükumet disiplinine ihtiyaç var. İşte bu sistemin adı ‘Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’dir.

“Yeni bir yönetim sistemini öngören anayasa değişikliği, MHP’nin katkılarıyla ortaya çıktı. Yeni modelin isim hakkı MHP’ye ait. Buna destek vermemiz gayet doğal değil mi?”

Yeni sistem bu soruna nasıl çözüm sunacak?

Yeni sistemde yürütme güçlendirilmiş olacak. Hükumet icraatının hızlı ve çevik adımlarla gerçekleştirilmesi sağlanacak. Devlet işlerinin sürdürülmesi ve mevcut tehditlere karşı çabucak sonuca gidilmesi mümkün olacak. Bürokratik engeller, zaman kayıpları ortadan kalkacak. Terör örgütlerinin, bekâmızın ve bütünlüğümüzün düşmanlarının hukuki gediklerden, siyasi dehlizlerden sızarak sistemi sabote etmelerinin, üniter yapımızı hedef almalarının önü kesilmiş olacak.

7 Haziran’da AK Parti ile koalisyonu kabul etmeyen MHP daha sonra neyi gördü?

Bu sorudan, bir AK Parti-MHP koalisyonu iması seziyorum. Böyle bir şey söz konusu değil. Koalisyon ve Türkiye’nin temel meseleleri noktasında mutabakat içinde hareket etmek, aynı şey değil. Ayrıca 7 Haziran sonrasında MHP’nin önüne koalisyon teklifi gelmedi. O zaman iktidar partisinin MHP veya bir başka partiyle koalisyon yapmaya niyeti yoktu. Erken seçime odaklanmışlardı. Buna rağmen “MHP koalisyona yanaşmıyor” algısı yaratıldı. O dönemde tutarlı ve mantıklı bir teklifle bize gelselerdi, bir koalisyon gerçekleşirdi. MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli buna hazırlıklıydı, hatta muhtemel bir koalisyonun şartları ve bakanların listesi bile çalışılmıştı. MHP’nin gördüğü şey daima Türkiye’nin bekâsı, Türk milletinin birliği ve dirliğidir. MHP, bütün politikalarını buna göre düzenler. Sayın Bahçeli dün bu sarsılmaz anlayışla koalisyon görüşmelerine gitti. Bugün de yeni yönetim modeline ilişkin zaruri düzenlemenin anayasal zeminde hayata geçirilmesi noktasında aynı anlayışla hareket etti.

“15 Temmuz sonrasında AK Parti, terörle mücadele ve bölgesel politikalar başta olmak üzere birçok icraatıyla MHP’nin bakış açısına yaklaştı.”

“MHP söylem değiştirdi” eleştirilerine ne diyorsunuz?

Bu eleştiriler yersiz ve temelsiz. Söylem değiştirme iddiaları MHP muhaliflerinin ve muarızlarımızın propagandası. MHP’nin 48 yıllık siyasi hayatında savunduğu fikirlere, bu fikirleri anlaşılır kılmak için kullandığı sloganlara bakınız. Bir tutarlılık göreceksiniz. Söylem değiştirmekten kasıt belli. “Geçmişte AK Parti’yi en çok eleştiren parti MHP’ydi. Şimdi nasıl birlikte hareket ediyor?” deniliyor. Sanki MHP her alanda AK Parti’nin yanındaymış gibi gösterilmek isteniyor. Oysa MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’nin son grup toplantılarına ve Konya’da yaptığı konuşmaya bakınız, orada da birtakım tutarlı ve yapıcı eleştiriler bulacaksınız. “Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne destek vermek başka, söylem değiştirmek başka. Diğer taraftan AK Parti iktidarının 15 Temmuz öncesiyle sonrası icraatına da bir bakınız, arada ciddi farklılıklar göreceksiniz. 15 Temmuz sonrasında AK Parti, terörle mücadele ve bölgesel politikalar başta olmak üzere birçok icraatıyla MHP’nin bakış açısına yaklaştı. İktidar sözcülerinin söylemlerinde de milli ve bütünleştirici bir ruh ağır basıyor. Asıl bunun altı çizilmeli.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lider Devlet Bahçeli

“MHP Türk milletinin birliği ve dirliğidir.”

MHP’nin yeni sisteme destek karşılığında hükumetle anlaşması var mı?

Şartların olgunlaştırılmasına bizzat katkıda bulunmuşken böyle bir pazarlığın içine neden girelim? Böyle bir şey mümkün mü? MHP ilkeli ve dürüst siyaseti kendine şiar edinmiş bir parti. Kirli siyaset anlayışı MHP’nin kapısından girmez, giremez.

MHP yeni sistemde bakanlık istiyor mu?

Yeni sistem, 2019’da yapılacak seçimlerle hayata geçecek. Şimdiden böyle tartışmalara girmeyi doğru bulmuyorum. Bundan bakanlık isteyebileceğimiz de çıkarılmasın. MHP ilkelerinden, tutarlı ve onurlu duruşundan taviz vermez. Aslında muhalif ve muarızlarımız da bunu bal gibi biliyor ama MHP’nin bakanlık pazarlığına tenezzül edebileceği dedikodusuyla parti tabanı üzerinde algı operasyonu yapılıyor. Ben söylemiş olayım: Camiamız kül yutmaz.

Yeni sistem tek adamlığa izin verir mi? Bunu engelleyecek denge-fren unsurları nelerdir?

Aslında anayasanın kendisi bir denge ve fren mekanizması olacak. Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nde iki başlılık ve icrai karmaşa ortadan kalkacak. Ancak bu, Cumhurbaşkanı için ‘tek adamlık’ anlamına gelmiyor. Çünkü diğer erkler de devrede olacak. Yeni modelde, yasama, yürütme ve yargı erklerinin sınırları tayin edilmiş olacağı için üçü de birbirini kontrol ve murakabe ederek dengeleyecek. Yasama organı yani parlamento, “Hayır” cephesinin iddia ettiği gibi yürütmenin kontrolünde olmayacak. Aksine daha bağımsız görev yapacak. Gerektiğinde Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılabileceği, yargılanmasının önü açılabileceği için Meclis’in elinde güçlü bir fren mekanizması olacak.

Cumhurbaşkanı’nın partili olması Meclis çalışmalarını nasıl etkiler?

Partili bir Cumhurbaşkanı’nın varlığı Meclis’in faaliyetlerini olumsuz etkilemez. Bunun örnekleri geçmişte görüldü. Mustafa Kemal Atatürk partili bir Cumhurbaşkanı’ydı. Atatürk’ün yasama organının faaliyetlerini engelleyecek, tıkayacak bir icraatı olmadı. Yetkisini bu yönde kullanmadı. Bilakis, egemenliğin tecelligâhı olan TBMM’nin işlevini eksiksiz yerine getirmesini gözetti, teşvik etti. Bununla birlikte o; kendi kurduğu partinin kontrolünü elinde tutmak istiyordu, öyle de yaptı. Her ne kadar anayasada yeri olmasa da Turgut Özal ve Süleyman Demirel de partili cumhurbaşkanıydılar. En azından fiilen partiliydiler. İkisi de partilerinden ellerini çekmedi. Fakat anayasal zemini olmadığı için fiilî partili Cumhurbaşkanı olarak partileriyle sorun yaşadılar.
Bu da parlamento çalışmalarını değil, hükûmetin icraatını ve parti örgütünü etkiledi. Eğer partili Cumhurbaşkanı olarak görev yapmalarını mümkün kılan bir anayasa olsaydı, icraatları daha başarılı olurdu. Üstelik yönetim sistemi daha iyi işlerdi.

“Yeni modelde yargı daha bağımsız olacak. Yargı aynı zamanda yeni yönetim tarzının da murakıbı, güvencesi ve garantörü olacak.”

MHP yeni modelde yargının pozisyonunu nasıl yorumluyor?

Yeni modelde yargı da daha bağımsız olacak. Yargı aynı zamanda yeni yönetim tarzının da murakıbı, güvencesi ve garantörü olacak.

Anketlerde MHP seçmeninin yeni modele bakışı nasıl?

Önde gelen bazı anket şirketlerinin yaptığı kamuoyu araştırmalarına göre, MHP tabanının ekseriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne olumlu bakıyor. Ancak müzmin muhalefetin etkisinde olduğunu düşündüğümüz sınırlı bir kesim var. Onların da zaman içinde yeni yönetim modeline ısınacağını düşünüyoruz.

“Küçük bir zümre CHP’nin gölgesinde algı oyunu oynuyor.”

MHP referandum sürecinde kendi tabanını nasıl ikna edecek?

Bu sorudan, MHP tabanının ikna edilmeye muhtaç olduğu ve partinin anayasa değişikliği konusundaki tutumuna onay vermediği yorumu çıkarılabilir. Gerçek bunun tam tersi. Küçük bir zümre, hayırcıların başını çeken CHP’nin gölgesinde algı oyunu oynuyor. Hacivat ile Karagöz’ünkü gibi bir tür gölge oyunu bu ama biz bu algı çalışmalarına pabuç bırakmayız. Mitingler, açık hava ve salon toplantıları düzenleyerek, esnafı ve evleri gezerek Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi ve özellikle partimiz aleyhinde menfi algı oluşturma çabalarını bertaraf edeceğiz. Sadece kendi partimizin tabanına değil, bütün milletimize neden “Evet” dediğimizi ve niçin “Evet” denmesinin iyi olacağını anlatacağız. Türkiye için ettiğimiz yeminden asla vazgeçmeyeceğimizi söyleyeceğiz. “Millet için, devlet için, Cumhuriyet için, Türklüğün bekâsı için evet” denmesinin önemini dile getireceğiz.

MHP’de dört milletvekili kesin ihraç talebiyle neden disipline sevk edildi?

Bu arkadaşlar uzun zamandır MHP’den ayrı hareket ederek bir nevi parti hiyerarşisinin ve disiplininin dışına çıkan davranışlar sergilediler. Parlamentoda bir milletvekilinin zaman zaman siyasi gündemle alakalı olarak farklı düşünmesi gayet doğaldır. Ancak bu, adeta partiye zarar verme noktasına gelirse, her meselede kendi partinizden uzaklaşırsanız, gerek Türkiye’de gerek dünyada siyasi partiler bunun tedbirini alırlar. Hadise budur. Dikkat ederseniz 1 Kasım’dan sonra ortaya çıkan bir gerçeklik var. Düne kadar partimiz böyle bir tutum sergilemedi. Ancak iş bir anlamda şirazesinden çıkmıştı. Partileriyle alakası kalmayan bu isimler alınan bir kararla ihraç talebiyle ve tedbirli olarak disipline sevk edildi.

CHP’nin erken seçim talebini nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP erken seçime bu kadar meraklıysa anayasa değişikliğinin millete götürülmesinden, bu konuda milletin hakemliğine müracaattan niye kaçıyor? Ana muhalefet partisi çözümsüzlüğün, çaresizliğin ve gölgeler tiyatrosunda dans edenlerin adresi. Ortada erken seçimi gerektirecek bir atmosfer de yok. İkide bir milletin önüne seçim sandığı koymak, Türkiye’nin sorunlarını çözmez. Ayrıca CHP’nin derdi seçim filan değil, işi yokuşa sürmek. Mugalata ve gölge oyunu yapıyor ana muhalefet.

Sistem hakkında toplumdaki ayrışmanın yansımaları nasıl olur?

Yeni sistem yüzünden toplumda ayrışma olmaz. Sonuçta referandum da demokratik bir çözüm yolu. Nasıl genel ve yerel seçimler sonrasında halk normal hayatına devam ediyor ve seçim sonuçları ayrışmaya yol açmıyorsa, yeni model de ayrışmaya neden olmaz. Yeni sisteme göre oluşacak yönetim kademesi bütün milleti kucaklar.

“Sürekli milletin önüne seçim sandığı koymak, Türkiye’nin sorunlarını çözmez.”

MHP’ye göre Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var mı?

Anayasa üzerinde bu 19’uncu değişiklik. anayasanın sıkıntılı yerleri mutlaka vardır. Buna partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek ortak akılla topyekûn bir çözüm bulması lazım. Biz bunu defalarca ifade ettik. Bu nedenle 2011’de Meclis bünyesindeki anayasa çalışmalarına katıldık. Daha sonrakilere de katıldık. Ancak bu problem Meclis’te aşılamadı. Mutabık kalınan 60 madde olmasına rağmen o bile çıkarılmadı. Böyle olunca MHP bir ön aldı. Bu fiili durumun kaos ve krize neden olacağı gerekçesiyle problemin çözülmesini istedi. Çözülecek merci öncelikle Meclis’tir. Eğer Meclis çözemiyorsa o Meclis’i oraya getiren milletin bizatihi kendisidir. Bütün partilere “Gelin bu işi Meclis’te çözelim” dendi. Ancak kimse gelmedi. İktidar partisi ile MHP bu işi yürütmek durumunda kaldı. Yürüttü ve çözdü. Nasıl çözdü? O zaman “Halk karar versin” dedik. Çünkü burada hakem millettir. Ben siyasi parti olarak tabanıma, milletime bunu anlatacağım. Diğerleri de anlatacak. Neticede kararı halk verecek.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)