ŞAHİN KARASAR

TEOG yerine gelecek sınav sistemine ilişkin beklentiniz nedir?

Okullarımızda tüm öğrencilerimiz için fırsat eşitliği sağlayan, bilimsel temele dayalı uluslararası eğitim standartlarında hazırlanan ve öğrencinin kazandığı bilgiyi gerçek hayata yansıtabileceği bir öğrenme ortamının oluşturulması gerekir. Bu doğrultuda eğitim alan öğrencilerimiz adrese dayalı kayıt sistemi ile yaşadıkları semtteki okullara ilgi ve yeteneklerine göre tercih yaparak girebilecek.
Statüsü belli olan okullara giriş için ise ezberden ve acımasızca bir yarıştan uzak, velilerin ek çalışmalar için okul dışında farklı arayışlara girmesini engelleyen, öğrencinin bilgi ve kazanımlarını ölçen bir sınav sisteminin doğru olacağı düşüncesindeyim.

Adrese dayalı kayıt sistemi nasıl işleyecek?

Mahalli Yerleştirme Sistemine göre öğrenciler yaşadıkları bölgede bulunan okullar için beş tercihte bulunacaklar. Tercihe ve adrese bağlı bir yerleştirme olacağı için öğrencinin üzerindeki sınav baskısı kalkmış olacaktır. Gelişme çağında olan ortaokul öğrencilerimiz bu sayede sosyal ve sportif etkinlikler için daha fazla vakit bulabilecekler.
Görüldüğü kadarıyla yeni sistemin bir avantajı da farklı akademik düzeylerde öğrencilerin yaptıkları tercihler sonucu okullarda akademik çeşitlilik sağlanabilir. Aynı sınıfta farklı akademik düzeyde öğrencinin bulunması eğitim bilimi açısından önemli. Bizler üniversitelerde de farklı bursluluk oranlarıyla gelen öğrencilerin aynı sınıfta eğitim almasını öğrenme açısından zenginlik olarak görmekteyiz. Bu bağ
lamda soru soran, yorum yapan, çok yönlü ve eleştirel düşünebilen öğrenciler yetiştirebilmek, yeni nesillerin ülkemizi ileriye taşıyabilmeleri için çok önemlidir. Onlar geleceğimizin teminatıdır.

Üniversiteye girişte uygulanacak yeni sınav sistemine ilişkin beklentiniz nedir?

Öğrenci ve sınavı yönetenler açısından daha az risk taşıyan bir sistem gibi görünüyor. En önemlisi hem testlerin ağırlıkları hem de oturumlar açısından daha sade, yalın, anlaşılır bir sistem diye düşünüyorum. Geçtiğimiz yıllarda ilki mart, diğeri haziran ayında, toplam beş gün sürmekte olan ve dört aya yayılan sınav süreci lise eğitimini de olumsuz etkilemekte idi. Sınavın tek bir hafta sonunda yapılması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.Mevcut 18 puan türü programların aradığı yeterlilikleri sağlamak açısından kıymetli ancak bu kadar puan türü yönetilmesi gereken süreci zorlaştırıyor, ayrıca bazı programlar için aday havuzunu daraltıyor. Bazı puan türleri arasındaki farklılık çok az. Bu sebeplerle puan türlerinin dil puanı dışında temel olarak sayısal, sözel ve eşit ağırlık puan türleri olarak daraltılmasını olumlu karşılıyorum. Türkçe ve Matematik gibi iki temel disiplinin sınavın merkezinde olması, her puan türünde etkili olmasını destekliyorum.
Öğrencilerimizi, ailelerini ve eğitim camiamızı düşündüğümüzde milyonlarca insanı etkileyen üniversite giriş sisteminin yeni adıyla Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın eski sisteme göre stresi azaltacak, öğrenmeyi destekleyen ve daha yapılandırılmış bir sınav olacağını öngörmekteyim.

Öğrencilerin başarı ortalamalarında artış olacak mı?

Eski sistemde öğrenciler mart ayında ilk basamak sınavına giriyorlardı. Eğer başarılı geçmezse eğitimden kopmalar yaşanabiliyordu. Sınav sistemi Milli Eğitim müfredatına bağlı olduğu için öğrencinin sürekli sistemin içinde olması önemli, bu durum da öğrenmeyi artıracaktır. Gerek liselere geçiş gerekse yükseköğretime geçiş sistemlerinde yapılan revizyonları okulların eğitim kalitesini artırma çabaları olarak değerlendirmek yerinde olacaktır. Okul öncesinden başlayarak ilköğretim, ortaöğretim kurumlarımızın ve liselerimizin eğitim standartlarını çağdaş ve gelişmiş bir seviyeye çekmek, fırsat eşitliği sağlamak, öğrencilerin başarı ortalamalarının artması sonucunu doğal olarak sağlayacaktır. Sadece akademik başarının değil, iletişimin, sosyal ve sportif gelişimin ve kişisel becerinin önemi konusunda öğrencilerimiz ve eğitimcilerimizde farkındalık yaratmak da başarının temel unsurlarındandır.
Kaliteli bir temel eğitim almış öğrencinin üniversitede gerek meslek seçimi sonucu aldığı eğitimde fark yaratması gerekse araştırma sürecinde dâhil olacağı bilimsel projelerle sağlayacağı katkılar ülkemizin gelişimi ve başarısı açısından çok mühimdir.

Öğretmen atamalarına ilişkin beklentiniz nedir?

Yapılan atamalar ile 2017-2018 eğitim-öğretim yılında öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 17’ye düşürülmüştür. MEB’in yaptığı açıklamaya göre 2018 yılında 20 bin öğretmen ataması yapılacak. Öğretmen atamalarında adayların lisans başarıları ve yeterliliklerini ölçen bir sınavın olması tabii ki etkili olacaktır.
MEB’in her yıl öğretmenlik bölümlerindeki doluluk oranını açıklaması ve üniversitelerin kontenjanlarını bu doğrultuda hazırlamaları, öğretmen yetiştiren fakülteler ve okullar arasında kurulacak güçlü iletişim ve etkileşim, mezunların istihdamı konusunda önem taşımaktadır.

Öğretmen niteliğine ilişkin beklentiniz nedir?

Eğitimin kalitesi öğretmen kalitesi ile bağlantıdır. Mükemmel hazırlanan bir müfredat nitelikli bir öğretmen olmadan istenilen etkiyi yaratamaz.
Hızla gelişen teknoloji ile günümüzde eğitimcilerden bilginin doğrudan aktarılması yerine doğru bilgiye nasıl ulaşılacağının ve bu bilginin nasıl kullanılacağının öğrenme ortamlarında sağlanması beklenmektedir. Öğrenci başarısının gerçekleşmesi, bilgiyi yaşamlarının her alanında kullanabilen nitelikli bireylerin yaşama hazırlanması için eğitimcilere gelişim fırsatlarının sağlanması; okulların sürekli öğrenen bir organizasyon olmaları ve eğitim liderlerinin bu doğrultuda kurum kültürü oluşturmaları önem taşımaktadır. Sayısal verilerle ölçülemeyecek değerlerin öğrencilere gelişim süreçlerinde kazandırılması da yaşamdaki başarıları için önemli olmakta. Bu nedenle öğretmenlerden beklenilen öğrencilerin sadece akademik gelişimlerini takip etmeleri değil sosyal gelişimlerini, ilgi ve yeteneklerini dikkatle gözlemlemeleridir. Üniversitelerimizin eğitim fakültelerinin 21. yy becerileri doğrultusunda öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimlerine katkı sağlayan ve ezber bilgiyi ölçen değerlendirmeler yerine bilgiyi sorunların çözümünde doğru olarak kullanabilecek öğrenciler yetiştirmeyi hedefleyen nitelikli öğretmen yetiştirme konusunda sorumluluğu büyüktür.

Yerli ve milli eğitimin sağlanmasına ilişkin beklentiniz nedir?

Ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda toplumu yüksek refah seviyesine ulaştırma yolunda hazırlanan 10. Kalkınma Planı’nda belirtildiği üzere “düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, demokratik değerleri ve milli kültürü özümsemiş, paylaşıma ve iletişime açık, sanat ve estetik duyguları güçlü, özgüven ve sorumluluk duygusu ile girişimcilik ve yenilikçilik özelliklerine sahip, bilim ve teknoloji kullanımına ve üretimine yatkın, bilgi toplumunun gerektirdiği temel bilgi ve becerilerle donanmış, üretken ve mutlu bireylerin yetişmesi” eğitim sistemimizin temel amacıdır.
Eğitim sisteminin eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerine sahip; okuduğunu anlayan; kendini ve düşüncelerini sözlü ve yazılı olarak doğru ifade edebilen; bilgiye ulaşabilen ve bilgiyi doğru kullanabilen bireyler yetiştirmeyi hedefleyen bir müfredat dahilinde nitelikli eğitimcilerle yürütülebilecek bir programı içermesi önem taşımaktadır. Bu program ile eğitimin kalitesinin yükseltilmesi ve bölgeler ve okullar arasındaki kalite farkının en aza indirilmesi ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması hedeflenmelidir. Aynı zamanda oluşturulan müfredat öğrencilerin bireysel özelliklerini dikkate alarak ilgilerini çeken, öğrenmeyi sevdiren, merak ve istek uyandıran uygulamaları içermelidir.

Eğitimde 2018 sizce ne yılı olmalıdır?

Hayalleri ve sınırları zorlayan atılımların yılı olmalı.

2017’NİN KARESİ: Fevzi El-Junidi isimli Filistinli çocuğun gözaltına alınışı.

2017 yılında sizi etkileyen kare neydi?

Batı Şeria’nın El Halil kentinde yaşanan olaylar sırasında İsrail askerlerinin gözaltına alıp, gözlerini bağlayarak götürdüğü 16 yaşındaki Fevzi El-Junidi isimli Filistinli çocuğu konu alan fotoğraf karesi beni gerçekten etkiledi. Ulusal davasında hakkını arayan bir çocuğun sessiz çığlığını hissettiğimiz bu fotoğraf, ellerinde silahlarla güçlü olduğunu düşünen onlarca askerin arasındaki duruşu ile şu anda tüm dünyada tartışılan konunun adeta bir simgesidir.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)