NUH ALBAYRAK

Yerli ve milli medyayı nasıl tanımlıyorsunuz?

Ülkenin gidişatını etkileyen, değiştiren, yönlendiren bütün kritik aşamalarda, -buna darbeler de dahil- medyanın etkili olduğunu görüyoruz. Daha doğrusu medyanın bu tür planlamalarda algı operasyonu yürüttüğünü görüyoruz.

Medyada bilinçli olarak buna hizmet edenler olduğu gibi, bilinçli olmadan, gerçekten memleket adına iyi bir şey yaptığını düşünerek operasyona katkı sağlayanlar da olabilir.

Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde biz bunu yaşadık. Yerli ve milli medyanın bir kısmı da bu sürece destek oldu. Bu bahsettiğimiz gidişatı yönlendiren medyanın ağırlık merkezinin Türkiye’nin yerli ve milli tarifine pek uymadığı görülüyordu.

Şimdi ise, yerli ve milli diye zikrettiğiniz bir öbek var. Benim şu anda yönettiğim gazetenin de içinde bulunduğu medyanın son 15 yılda daha etkin hale geldiğini görüyoruz. Daha önceki yıllarda bu temelde yayınlar başlamıştı ama etkin değildi.

Son 20-25 yıla kadar artık sağ mı diyeceğiz, yerli mi diyeceğiz o kesim, medyada etkili değildi. Ben bu alandaki eksikliğin yıllar önce ilk olarak Turgut Özal tarafından keşfedildiğini düşünüyorum. Bu yönde önemli çalışmalar yaptı hatırlıyorsanız. Ancak sonuç odaklı, pratiğe yansıyan gelişmeleri biz son 15 yıllık dönemde yaşadık.

Yerli ve milli medyanın varlığı neleri değiştirdi?

Artık tek sesli bir medya görmüyoruz. Birileri bir şeyler söylüyor, başkaları da farklı şeyler söylüyor. Vatandaş yine söylenenlerin muhasebesini yapsın. Ama daha önce medya organlarının sesi eşit oranda gür çıkmıyordu.

Birkaç tane cılız ses genel gidişatı etkileyemiyordu. Dolayısıyla şimdi böyle bir denge oluştu. Bu çok önemli. Çünkü artık savaşlar meydanlarda yapılmıyor, medyada yürüyor. Bırakın içerideki medya operasyonlarını, dış dünyada bile Türkiye’ye yönelik operasyonların büyük bir kısmında medya kullanılıyor.

Buna örnek verebilir misiniz?

Bunu 15 Temmuz’da gördük. Batı basını darbe girişiminden aylar önce ‘Türkiye’de darbe tehlikesi var’ diye yazmaya başladı. Bunun da ötesinde, bu ortamın oluşmasına yoğun katkı sağladıklarını görüyoruz.

Düne kadar Türkiye’de olup bitenler Avrupa’yı, Amerika’yı ne kadar ilgilendiriyordu? Şimdi batının etkin medya organlarında Avrupa’dan çok Türkiye ile ilgili haberler yer alıyor. Buna haber demek de mümkün değil, operasyon yapılıyor. Çoğunluğu Sayın Erdoğan’la ilgili seviyesiz çarpıtma ve hedef göstermelerden ibaret. Tabii bunun bir sebebi var. Medya bugün maalesef toplumun menfaati için, insanlığın menfaati için kullanılmıyor. Bu hem içeride de dışarıda da böyle.

Medya bugün maalesef toplum menfaati için kullanılmıyor.

Bu hem içeride hem de dışarıda böyle.”

Türkiye’nin medyadaki algı operasyonlarına karşı tutumu ne olmalı?

Ben yaptığımız işin biraz da kamu görevi olduğunu düşünüyorum. Halka yönelik sorumluluklarımız var. Bu açıdan son dönemde yerli ve milli medyanın sesinin gür çıkması çok önemli. Son 15 yıla baktığımızda Sayın Erdoğan yönetiminde çok önemli işler yapıldı.

Sadece Türkiye’nin kalkınması açısından değil, demokrasi, insan hakları konusunda önemli adımlar atıldı. Eğer medyada sözünü ettiğim dengeleme olmasaydı bu adımların çoğu atılamayabilirdi. İktidar çok daha yıpratıcı medya operasyonlarına hedef olacaktı.

Medya operasyonu yapanlarla, bu operasyonlarda kullanılanlar nasıl ayırt edilebilir?

Buna daha rahat cevap vermek için gerideki uygulamaya bakmak lazım. Yakın tarihe baktığımız zaman şunu görüyoruz; bir operasyon gazetesi vardı, Taraf. Görünüşte FETÖ medyası değildi. Ama Ergenekon’dan Balyoz’a bütün operasyonlar, bu demokrat(!) gazete tarafından dolaşıma sokulan haberler üzerinden yapılıyordu Bu türden haberleri FETÖ -o zamanki adıyla cemaat- medyasından okumuyorduk. Operasyon malzemeleri, Türk milletine “demokrat bir yayın organı” olarak sunulan mecra üzerinden dolaşıma sokuluyordu. Ortaya bavulla belgeler döküldü.

Ne çıkıyor ortaya? Medyanın baz aldığı delilleri, kanıtları ve süreci iyi incelemesi gerekiyor. Belli kesimlerin sözcülüğünü yaptığı bir algı operasyonundan ziyade, bu ülkenin, bu milletin menfaatlerini öne alan bir yayın çizgisinin izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bugün tartışma konularımız bellidir. Öyle net şeyler var ki ortada, biz şunu savunursak yarın aynı duruma düşer miyiz diye bir durum yok. Düne kadar Amerika’yı emperyalist bir güç olarak gören, vatanseverliğin ölçüsünü Amerika düşmanlığı olarak belirleyen kesimler, bugün yönetim Amerika’yla karşı karşıya gelince Amerika’yı savunuyor.

Ülkenin menfaatleri çok net, bariz biçimde ortada. Dolayısıyla şu kişiyi, şu iktidarı, şu siyasi partiyi savunmak veya desteklemekten ziyade ülkenin çıkarlarını, ülkenin bölünmezliğini, ülkenin geleceğini baz aldığımız zaman kafa karışıklıklarının çoğu bertaraf olur diye düşünüyorum.

“Halka karşı sorumluluklarımız var.

Bu açıdan yerli ve milli medyanın sesinin gür çıkması çok önemli.”

“Artık savaşlar savaş meydanlarında yapılmıyor, medya organlarında yapılıyor.”

Tutuklu gazetecilerle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Ben bir yargı mensubu değilim. Dolayısıyla tutuklu gazetecilerin tamamının, gazetecilikle alakası yok gibi bir saptama yapamam. Ama genel olarak duruma baktığınız zaman, bunun bir basın özgülüğü, bir ifade özgürlüğü meselesi olmadığı çok net.

Aslında, yoğun biçimde “tutuklu gazeteci” muhabbeti yapanlara biraz sitemim var. Bu konunun böyle sürdürülmesi, gerçek anlamda basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü konusundaki problemlerin tartışılmasına engel oluyor. Her ülkede az veya çok basın özgürlüğü sorunu olabilir.

Ama mesele net olarak ortaya konmayıp, siyasi ve ideolojik başka amaçlar basın özgürlüğü ifadesinin arkasına saklandığı için biz bu ülkede hiçbir zaman gerçekten basın özgürlüğü meselesini konuşamadık.

Cumhuriyet Gazetesi davası ile ilgili olarak, “Umarım tahliye olur veya bu tür davalar gözaltı olmaksızın yürütülmelidir” şeklinde paylaşımlarım var. Ama gazeteciler hiç yargılanmamalı yaklaşımına da karşıyım.

Yönetiminde bulunduğunuz medya grubunun 2018’deki hedefleri neler?

2018’in de düşük yoğunluklu bir dönem olacağını düşünmüyorum. 2019’daki seçimlerin ağırlığı altında geçecek bir yıl olacak. Cepheler keskinleşecek. Biz bunu referandum öncesinde de yaşadık. Referandum ne getiriyor, yeni sistemin artıları, eksileri nelerdir diye tartışmak yerine bir kesim kutuplaştırmayı öne çıkardı. O çerçevede bir değerlendirme yapıldı.

Bir takım algı operasyonları yapıldı. Aynı şeyin 2019 öncesinde de devam edeceğini düşünüyorum. Rıza Sarraf davasının yansımaları, Avrupa’yla yaşadığımız süreç, Amerika’yla gerginlikler 2018’de de devam edecek. Referandum öncesinde şunu gördük: Avrupa ülkeleri yoğun bir şekilde “Hayır” kampanyasına destek verdi. Onları niye ilgilendiriyor bu kadar? Demek ki başka bir şey var burada.

Yine içeriden ve dışarıdan meselenin aslını görmezden gelen bir algı operasyonunun olacağını düşünüyorum. Bu çok daha yüksek yoğunluklu olarak devam edecek. Keşke daha sakin, gerginliğin, kutuplaşmanın olmadığı bir dönem olsa da biz rahat bir gazetecilik yapmaya çalışsak. Ama ben bunu 2018’de de görmüyorum ne yazık ki.

Muhalefetin ne yapacağını öngörüyorsunuz?

Meselelere bu ülkenin menfaatleri, bu ülkenin geleceği açısından bakılmadığı için, başka bir savaş yürütüldüğü için buna vesayet savaşı diyebiliriz. Her ne kadar 16 Nisan’da bu sistem değişikliği kabul edilse de malum; ilk uygulaması 2019’da başlayacak.

Bunu kabul etmeyen kesimin ana argümanı CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun defalarca dillendirdiği gibi eski sistemi geri getirmek Diğer muhalefet liderlerinin çoğu da aynı şeyi dillendirdi. Bunu önümüzdeki dönemde muhalif cephe, birlik oluşturma argümanı olarak kullanacak. “2019’da bizi destekleyin, biz sistemi geriye çevireceğiz” diyecekler. Bunun peşindeler.

Dolayısıyla muhalefet kendi içerisindeki bölünmüşlükleri bu yolla gidermeye çalışacak. Bu tür operasyonların etkisiyle iki kesim arasındaki gerginliğin daha da keskinleşeceğini düşünüyorum.

2018’de erken seçim bekliyor musunuz?

Değişik kademedeki yetkililerden defalarca erken seçim olmayacağı yönünde açıklamalar yapıldı.

Bir de geriye dönüp baktığınız zaman, özellikle Sayın Erdoğan’ın seçim konusunda genel stratejisi, seçimleri zamanında yapmak. Bunları birleştirdiğimiz zaman ben öyle bir ihtimal görmüyorum.

Seçim ittifaklarıyla ilgili bir öngörünüz var mı?

Böyle bir çalışma olduğunu biliyorum. Artık malum kazanma noktasında 50+1’e ulaşmayan hiçbir oranın anlamı yok. Dolayısıyla ben bu sistemin ittifakları zorlayacağını düşünüyorum. Hem iktidarı hem muhalefeti zorlayacak.

Nitekim dikkat ederseniz hem iktidarı destekleyen kesimlerden, partilerden bu yönde çağrılar geliyor hem de muhalefetten.

Kılıçdaroğlu daha yeni bir röportajında ittifaktan bahsetti. Daha önceki dönemlerde ittifak meşru veya serbest değilken de bir listeden aday gösterme biçimiyle yapılıyordu zaten. Bunun meşrulaştırabileceğini düşünüyorum.

2017’NİN KARESİ: Benim için yılın karesi, BM Genel Kurulu’nun Kudüs oylamasıdır.

2018’de FETÖ davaları açısından durum ne olur?

Cumhurbaşkanlığı seçimleri 2019 Kasım diye planlanıyor. O seçimlere kadar özellikle belirleyici davaların mutlaka sonuçlanabileceğini düşünüyorum. Yargıyı siyasetin, iktidarın yönetmesi gibi bir şey çıkarmamalı ama unutmayalım ki bu davalar siyasi irade arkasında olduğu sürece doğru düzgün yürüyebilir.

Kamuoyunda da böyle bir beklenti var zaten. 15 Temmuz’un ne olduğu ortada. Ama bir taraftan baktığınız zaman bir miras davası bile yıllar sürebiliyor. O bakımdan çok yoğun bir çalışma var. Bizzat kendim de gittim izledim duruşmaları. 2019 öncesinde bir kısmının sonuçlanacağını düşünüyorum.

Necip Fazıl ödülleri ses getiriyor. Kültüre, sanata yeni katkılar gelecek mi?

Bu zaten bizim yıllık düzenlediğimiz organizasyon. Her yıl arzuladığımız performansa kavuştuğumuzu görüyoruz. Zaten birçok şeye de destek oluyoruz. Kısa bir süre önce Boğaziçi Film Festivali’ne ana sponsor olduk. Bu tür faaliyetleri destekliyoruz. Buradaki ana unsur da milli olma mücadelesi. Daha doğrusu milletin yanında yer alma mücadelesi. Bu sadece siyasi alanda yürütülmesi gereken bir mücadele değil. Malum bizzat Sayın Cumhurbaşkanı defalarca kültürel alanın önemini dile getirdi. Yerli ve milli bir kültür sanat mecrası oluşturma gayretlerimiz devam edecek.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)