Ender Saraç: Sağlıklı yaşam için sevgi dolu olmak gerekir

Türklerde bitkilerle tedavi ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini konuştuğumuz Dr. Ender Saraç, “Maneviyatınız yetersizse, ruh stresle doluysa, obezse ve negatifse bedeninize istediğiniz kadar bakın, sağlıklı olmaz. Ruha da detoks lazım” diyor.
Yayın Tarihi: Şub 8, 2017
FavoriteLoadingBeğen 16 mins
Dr. Ender Saraç

Dr. Ender Saraç

Türk tıp tarihinin önemli bir bölümünü oluşturan bitkilerle tedavi, kökeni Ön Asya’ya kadar giden bir yöntem. Günümüzde modern tıbbın gücü tartışılmaz seviyede olsa da bitkisel yöntemler ya da ayurveda ve akupunktur gibi alternatif tıp yöntemleri tedavilerde önemli bir yere sahip. Tıp eğitiminin yanı sıra ayurveda, akupunktur ve medikal estetik alanlarında da uzmanlığı bulunan Dr. Ender Saraç, insanların artık kimyasal ilaç kullanmak istemediklerine dikkat çekiyor ve “Geleneksel tıp, hastalıkları oluşturan nedenlere yönelik daha kökten bir yaklaşım sunuyor” diyor.

Hun Devleti’ndeki bitkilerle tedavi yönteminin bugüne yansımaları nelerdir?
Hunlar özellikle de Uygur Türkleri o dönemde gelişmiş bir doğal tıp sistemine sahiptiler. Hatta günümüzde hâlâ akupunktur ve Çin tıbbı diye bilinen tıp sisteminin Uygur Türkleri kökenli mi yoksa Çin kökenli mi, olduğu tartışılır. O dönem koşullar eldeki malzemelerle hastalıkları iyileştirmek ama esas korunmak amaçlı kullanılmış. Günümüzde ise tersine korunmak, nedenini kökten tedavi etmek yerine hasta olmayı bekleyip hastalığın bulgularıyla uğraşmak öne çıkmış bulunuyor.

Tedavi yöntemleri tarih boyu nasıl değişkenlik göstermiş?
Yüzlerce yıl süren bir göçebelik dönemi, savaşlar, bozkır hayatı ve kurak topraklardan geçme gibi nedenler sonuç olarak üzerinde göç edilen coğrafyanın özellikleri ile yoğun bir etkileşime yol açıyor. Önceleri dağlama, kupa, kan alma, şamanik ritüeller, kuru baharatlar gibi ritüeller ön plandayken, Anadolu ve Akdeniz topraklarına gelindiğinde farklı bitki florası ve beslenme alışkanlıklarıyla da harmanlanıyor.

Türkleri tıp biliminde öne çıkaran gelişmeler neler olmuştur?
Aslında başta Uygur Türkleri olmak üzere eski Türk ritüellerinde tedaviden ziyade, koruyucu hekimlik ön planda olmuş. İslamiyet’ten önceki dönemde de hastalıkları oluşturduğuna inanılan kötü ruhlar ve değişik fiziksel alışkanlıklar şamanik ayin veya ritüellerle iyi edilmeye çalışılırmış. Bu arada da renkler, sesler, bitkiler, bitki çayları, baharatlar, macunlar ve el yapımı doğal ilaçlar kullanılırmış. Fakat arşivleme sistemi oluşturulmamış. Belki de göçebelikten kaynaklanan nedenlerle el yapımı doğal ilaçlar sağlıklı yapılmadığından eski tıp sistemlerinden sadece Hint tıbbı olan ayurveda, Çin tıbbı olan akupunktur

Akupunktur

Akupunktur

günümüze kadar kayıt altında alınarak ulaşmış. Ancak eski Türklerin tıp sistemleri ile ilgili kesin kanıtlanmış verileri yok. Arşivlenmiş, belgelenmiş detaylı bilgilere maalesef çok net sahip değiliz. Türklerin İslamiyet’e geçişi sağlık alanındaki çalışmalarını nasıl etkilemiştir?
Daha önce yer tanrısı, gök tanrısı, ay, güneş, rüzgâr gibi çeşitli doğa güçleri tanrısallaştırılıp, bu güçlerden şifa ve medet umulmuş. Ancak İslamiyet’e geçişten sonra bu tür ayin veya şifa ritüelleri terk edilmeye başlanmış, yerini koruyucu dualar veya tıbbi nebevi adını verdiğimiz uygulamalar almış. Ancak hâlâ Anadolu’da kaşlar arasını sarıya boyama, sarılık için sarı tülbent örtme gibi birtakım objeleri korunma, için kullanma şaman kültürünün kalıntıları olarak devam ediyor.

Dünya tıp tarihine baktığınızda, Türklerin bu alana en önemli katkıları ne olmuştur?
Aslında dürüst konuşmak gerekirse belki de iyi bir arşivleme sistemi yapılmadığı için uluslararası anlamda çok ciddi ve büyük katkılarımız olduğunu söylemek biraz zor. Ama Behçet sendromunun bulunması, geçen yıl Aziz Sancar’ın Nobel ödülünü kazanması gibi daha güncel olan başarılar kayıt altında olduğu için katkımız olduğunu söyleyebiliyoruz.

“Geleneksel tıp hastalıkları oluşturan nedenlere yönelik daha kökten bir yaklaşım sunar “

Osmanlı’dan bugüne uzanan tedavi yöntemleri nelerdir?
Osmanlı saraylarından gelen, hafızana macunu, padişah macunu gibi şifalı macunlar, sağlık veren şerbetler, özellikle Merkez Efendi’nin yaptığı doğal ilaçlar döneminde ses getirmiş. Ancak günümüze de yansıyan ve başarıyla tedaviye yardımcı olan uygulamalar özellikle hacamat, sülük, şifalı bitkisel haplar ve karışımlar, doğru ve tıbbi nebeviye uygun beslenme şekli günümüzde popülaritesini artırıyor.

Modern tıp ile geleneksel tıp arasındaki en önemli fark nedir?
Modern tıp hastalanmayı esas alıyor ve hastalandıktan sonra semptomları baskılamaya yönelik bir anlayış tarzına sahip. Ama antibiyotikler gerçekten başarılı bir devrim yarattı. Onun dışında hâlâ tansiyonu, şekeri, kanseri, alzheimer ve kronik enflamasyon hastalıklarını kökten tedavi edemiyoruz. Sadece ilaçlarla bulguları bastırıyoruz ama cerrahi için başarılı diyebiliriz. Pek çok hastalıkta cerrahi radikal katkılarda bulunabiliyor. Geleneksel tıp ise hastalıkları oluşturan nedenlere yönelik daha kökten bir yaklaşım sunar, örneğin doğru beslenme, stres yönetimi, detoks yaşam tarzını düzeltme ve doğal ilaçlarla yardımcı olmaya çalışır. Ve yan etkisi daha düşüktür.

Geleneksel ve alternatif tıbbın son yıllarda resmi kurumlarca desteklenmesi nasıl bir dönüşümün ifadesidir?
İnsanların artık kimyasal ilaç kullanmak istememesi, daha kökten tedavi olma istekleri, biz doktorlara da iyi bir eğitim verilmediği için maalesef merdiven altına, doktor olmayan ve tıbbi özelliği olmayan kişilere kaydı. Bu nedenle de eğitimsizlik ve cahillikten dolayı birçok sıkıntı oluştu. Sağlık Bakanlığı aldığı çok doğru bir kararla 2014 sonunda ozon, sülük, kupa, hacamat, refleksoloji, aromaterapi, fitoterapi, akupunktur ve daha birçok uygulamayı denetim altına aldı ve bunları uygulayacak doktorlara bu konuda sertifikalı eğitim zorunluluğu getirdi. Sanıyorum bu yıldan itibaren bu konuda eğitim almış doktorlarla, bu tamamlayıcı tıp sistemleri çok daha fazla kişiye şifa kaynağı olacak. Biz yıllardır kliniğimizde tamamlayıcı tıp sistemleri ile modern tıbbı harmanlayarak çok iyi sonuçlar alıyoruz. Ve bu sistemin ve geleneksel tıp sistemlerinin desteklenmesinin ne kadar doğru olduğunu biliyoruz.

Sizin de tedavi yönteminiz olan ‘ayurveda’ hangi durumlarda uygulanabilir?
uygulanabilir? Son yıllarda insana daha bütünsel bakan yöntemler ön plana çıkmaya başladı. Yani kimyasal ilaçları ‘gerektikçe’ kullanan, daha çok doğal ilaçlara ağırlık veren, insanları ayrı beden tiplerine ayıran, kişiye özel programlar çıkarıldı. Kişinin daha derindeki enerji düzeylerini de dengeleyerek daha kökten bir iyileşme ve temizlenme sağlayan tıp sistemleri ön plana çıkmaya başladı. Ayurveda, akupunktur, fitoterapi ve homeopati gibi birçok yöntem popülarite kazandı ve kazanmaya da devam edecek. Gerektiğinde Batı tıbbını da uygulayan bir hekimim. Ama Batı tıbbında hastalıklara biraz daha yüzeysel bakılıyor. Batı tıbbı Ortodoks tıbbıdır ve daha materyalisttir. Kök ve derine inmez. Biz doğal tıp yöntemlerinde ve tamamlayıcı tıp sistemlerinde o derinliğe inebiliyoruz. Kişi neden kilo alıyor, başı ağrıyor, kolay yoruluyor, çok çabuk hastalanıyor ya da niye bağışıklık sistemi çöktü gibi soruların nedenini bulup, o nedene göre davranarak hakikaten çok güzel sonuçlar alabiliyoruz.

“Türk toplumu, gıda azlığına bağlı hastalıklar yaşayan bir toplumken, aşırı beslenmenin görüldüğü ve buna bağlı ölümlü hastalıkların ön plana çıktığı bir toplum oldu. “

Bu yöntemin kullanım alanları için direkt hastalık adı vermemek lazım. Obezitede de, tansiyonda da, şekerde de kullanılabilir. Çünkü tamamlayıcı tıp sistemlerinde hastalık adı yok. Bu, çok büyük bir fark. Hastalıkların iki ya da üç ayrı tedavisi olabiliyor. Dolayısıyla kişiye, beden tipine özel kıyafet diker gibi, kişinin yapısına göre bir program uygulanıyor. Bir de artık “Tahlil yaptır, tomografi çektir, şu ilacı kullan” kalmadı. Tıp artık bundan daha derinlerde bir yere inmeye başladı. Kişiyi hissetmek ve kişiye özel davranmak lazım.

Size en çok fazla kilolardan kurtulmak için geliyorlar. Neden?
Bu süreç kendiliğinden gelişti. İnsanlar metabolizması doğru çalışmadığı, stresli oldukları ve hatalı beslendikleri zaman kilo almaya başlıyorlar. Türk toplumu, gıda azlığına bağlı hastalıklar yaşayan bir toplumken, aşırı beslenmenin görüldüğü ve buna bağlı ölümlü hastalıkların ön plana çıktığı bir toplum oldu. ‘Küçük Amerika’ gibi… Refah düzeyimiz arttı, çok da iyi oldu. Ama refah düzeyi artınca yürümek, egzersiz yapmak gibi iyi alışkanlıklarımızı terk ettik. Obez bir toplum olmaya başladık ve buna bağlı hastalıklar çok arttı. Kendi geliştirdiğimiz sağlıklı zayıflama ve incelme yöntemleri iyi sonuç verince, daha popüler bir konu olduğu için ister istemez bu yönüm duyulmuş oldu.

Bitkisel İlaçları

Bitkisel İlaçları

Sağlıklı bir yaşam için tavsiyeleriniz nelerdir?
Sabahları 30-40 dakika egzersiz yapmak, birkaç fincan beyaz çay veya yeşil çay içmek, akşam çok geç ve ağır yememek, kızartmadan, beyaz un ve beyaz şekerden mümkün olduğunca uzak kalmak, az tüketmek, yemekleri oturarak, küçük küçük lokmalar halinde, uzun uzun çiğneyerek yemek, doğal beslenmeyi mümkün olduğunca uygulamaya gayreta hastalanmadan önce bir hekime danışarak vitamin desteklerine başlamak gerekir. Haftada bir kere kilo kontrolü yapmak önemli. Zerdeçal, zencefil, biberiye, kekik, tarçın, kimyon gibi antioksidan baharatları bilinçli olarak tüketmek, alkali su içmek, günde iki litre suyun içerisine yarım tatlı kaşığı İngiliz karbonatı karıştırıp bu suyu ve bu sudan yapılan içecekleri içmek özellikle asit baz dengesi için çok önemli. Bunlar genel olarak söyleyeceklerim ama sadece beden sağlığı ile olmaz, özellikle ruhun da beslenmesi lazım.

Öfke, nefret, kin, kıskançlık, gıybet, negatif enerji, saldırganlık, haset arttıysa siz de ruhunuz da obez olmuştur.

Maneviyatınız yetersizse, ruh stresle doluysa, obezse, negatifse bedeninize istediğiniz kadar bakın, sağlıklı olmaz. Öfke, nefret, kin, kıskançlık, gıybet, negatif enerji, saldırganlık, haset arttıysa siz de ruhunuz da obez olmuştur. Bu nedenle ruha da detoks uygulamak lazım. Onun için de daha sevgi dolu olmak, yaratıldığımız için şükretmek, ruhumuza da yatırım yapmak ve pozitif enerji tekniklerini uygulamak gerekir. ‘Artık Ruhunu da Besle’ diye güzel bir kitabım var, onun okunmasını öneririm. İçerisinde özellikle Esma-ül Hüsnalarla yıldıznamemize göre özel bir zikir programı var. Bu, tıpkı meditasyon, reiki gibi pozitif enerji tekniğidir ve hepsi doğrudur. Uygulayan kişilerin kendilerinde de dünyaya yaydıkları enerjide de olumlu yönde çok ciddi bir artış oluyor.

FavoriteLoadingBeğen