Prof. Dr. Ahmet Taşağıl: Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında tarihi devlet aklı rol oynamıştır

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Göktürkler üzerine çalışan ve bu konuda uzman olan dünyadaki sayılı bilim adamlarından. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Türklerin ilk dönemden bugüne kadar devlet kültürünün nasıl geliştiği konusundaki sorularımızı yanıtladı.
Yayın Tarihi: Şub 8, 2017
FavoriteLoadingBeğen 15 mins

Türkler, Karahanlılar’dan itibaren nasıl bir devlet aklına ve yönetim kültürüne sahiptirler?
Türklerin İpek Yolu’nu kontrol etme çabaları Karahanlılar’la başlamaz. Büyük Hun İmparatorluğu dönemine M.Ö. 1. yüzyılın ilk çeyreğine kadar gider. Bazen başarılı olmuşlar, bazen etki gösterememişlerdir. Eski ve yeni Türk devlet aklını anlayabilmek için Türk bozkır kültürüne yani Türk tarihinin derinliklerine bakmak gerekir. İlk somut devlet yapısı Hunlar zamanında görülse de daha açık anlamda Türk Kağanlığı (Gök Türkler ) 542-745 arasında ortaya çıkar. Bu devletin en az yukarıdan aşağıya 28 makamı bulunduğunu öğreniriz. Ayrıca hukuk sistemi, töre (anayasa), sosyal hayat gibi yönlerden model bir Türk devleti ortaya çıkar. Bu yüzden devlet aklını da anlayabiliriz. Bunu en iyi anlatan Çin tarihi kayıtlarıdır. Türkçe yazılı kaynaklar, Grekçe, Soğdça vesair komşularının yazmış oldukları dış bakış açısından çok değerlidir. Çok açık bir şekilde barbar olmadıkları, hatta kültürleri, sosyal sistemleri, askeri yapıları icabı komşularına çok etki yaptıklarına da tanık oluruz. Bence sağlam bir yapı ve sağlıklı işleyen sistem söz konusudur. Devlet başkanının yetkili olduğu ama istişare geleneğinin bulunduğu, bir devlet meclisinin söz konusu olduğu ve hükümdarın (kağanın) her teklifinin kabul görmediği bir sistem geçerlidir.

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl. Mimar Sinan Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı.

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl. Mimar Sinan Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı.

Ön Asya ve Göktürklerin, bugüne yansımaları nelerdir?
Gök Türkler (Türk Devleti/Kağanlığı) zamanında oluşan model doğrudan ve hiç yolundan şaşmadan günümüzü etkilemiştir. Bu bir tarihi sürekliliktir. Çok açık bir şekilde Gök Türk döneminde oluşan Batı Gök Türk yönetim kültürü günümüze kadar gelmiştir. En önemlisi onların sayesin Türk adı var olabilmiştir. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Göktürkler üzerine çalışan ve bu konuda uzman olan dünyadaki sayılı bilim adamlarından. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Türklerin ilk dönemden bugüne kadar devlet kültürünün nasıl geliştiği konusundaki sorularımızı yanıtladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında tarihi devlet aklı rol oynamıştır “ ” Prof. Dr. Ahmet Taşağıl Dilek KARAGÖZ dilekkaragoz@turkiyedeiktidardergisi.com 14 l Şöyle ki; Türk Kağanlığı zayıflayıp yıkılınca batıdaki boylar (Kazakistan ve Kırgızistan’da yaşayan) Türkler adıyla teşkilatlandı. Bunlar daha sonra Oğuzlara dönüştü. Oğuzlar, Müslüman olmaya başlayınca Türkmen adını aldılar. Kurdukları Oğuz Yabgu devleti yerini Selçuklulara bıraktı. Selçuklular, Samani devletinin zayıflayıp ortadan kalkması üzerine Horasan üzerine yöneldiler. Asıl önemli olan Türkmen göçü idi. Türkmen boyları devletle çatışınca Anadolu’ya yöneldiler. Devlet seviyesinde teşkilatlananlara Türk dendi. Boylar halinde yaşayanlar ise Türkmen adıyla devam ettiler. Ön Asya’ya yayıldılar. Sayısız beylik ve devlet kurdular. Ama en önemlisi Osmanlı İmparatorluğu doğdu. Osmanlı’nın yerini de Türkiye Cumhuriyeti aldı. Bu ana gövdedir. Ana gövde, Gök Türklerden Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar kesintisiz her yönüyle (sosyal, siyasi ve nüfus) devam etti. Zaman içinde Arap, Fars ve sonradan Batı kültüründen hiç etkilenmedi değil. Ancak ana gövde siyasi, sosyal ve nüfus bakımından kendini korudu.

Cumhuriyet’in kurulmasında bu tarihi devlet aklı rol oynamış mıdır?
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında bu tarihi devlet aklı kesinlikle rol oynamıştır. Her şeyden önce adı Türk’tür. Osmanlı her ne kadar kendine Osmanlı dese de Türklük bilincinin farkındaydı. Bu Cumhuriyet, Osmanlı’nın devamıdır. Osmanlı da kendinden öncekilerin. Devlet geleneği bir siyasi kuruluştan diğerine miras kalmıştır. Normal günlük hayatta bazı reformlar olsa da, dış etkiler girse de devlet aklı yani Türk Devleti fikri tamamen birbirine aktarılmıştır. Öyle olmasa Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’nın borçlarını yüklenir miydi? Ya da Osmanlı, Gök Türklerdeki vergi sistemini uygular mıydı? Valilik veya eyalet sistemini, ordu düzenini Gök Türklerinki gibi yapar mıydı?

Yönetim kültürümüzdeki kırılma noktaları ve köşe başları nelerdir?
Selçuklular zamanında Anadolu Türkleştirildi. Türkmenler yaptı bunu. Çok sayıda kurulan beylikler bunun göstergesidir. Osmanlı, imparatorluk haline dönüşerek büyük bir başlangıç yaptı ve bir model geliştirdi. Fatih’in bu modeli daha ilerilere götürdüğünü veya sağlam temellere oturttuğunu söyleyebiliriz. Bence gerçek yeni kurumsallaşma II. Bayezid dönemidir. Adeta imparatorluğa yeni bir biçim verilmiştir. Osmanlı 16. yüzyılda Batı’nın yaptığı atağı anlayamadı. 18. yüzyılın başında anladığında ise geç kalınmıştı. Kendini yenileyemedi. 1774 Kaynarca Anlaşması bunun sonucudur mesela. Diğer çabalar da sonuç vermedi. Ekonomik bağımlılığın önüne geçilemedi. 1839 Tanzimat ise başarılı olamadığı gibi bence Türk Devlet aklına uymayan mecrada aktı. Bu yüzden 1877 I. Meşrutiyet ve 1908 II. Meşrutiyet sonuca ulaşamadı. Aksine yıkılışı hızlandırdı. Balkan savaşlarının ağır yıkımı da siyasi yönden kırılmadır, aslında. I. Dünya Savaşı şartları zaten bellidir. Türkiye Cumhuriyeti ise 1938’e kadar olan dönemde Türk Devlet geleneğini sağlamlaştırmaya çalıştı. Ancak sonrasında rayından çıktı. 1950 demokrasi adına önemli bir adımdı. Ama kesintiye uğradı. 1961 Anayasası çok özgürlükçü idi; ancak faturası çok ağır oldu. 1980 sonrası ise jeo-politik konumunun da getirdiği şartlarla boğuşarak yoluna devam etmektedir. Sonuç, Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısı, tarihinden aldığı devlet aklı üzerine yürüyecekse çok dinamik, çabuk karar veren, sağlam olmak zorundadır.

1453. İstanbul'un Fethi.

1453. İstanbul’un Fethi.

Türkler devlet yönetiminde hangi nedenlerden yükselişler ve düşüşler yaşamıştır?
Genelde iki ana faktöre ayırabiliriz: Siyasi faktörler ve ekonomik faktörler. Siyasi faktörler denince akla iktidar yapıları, idareci kabiliyetleri, taht mücadeleleri, dış güçlerin müdahaleleri, soğuk savaş uygulamaları gelir. Yüzlerce örnek ile çoğaltmak ve göstermek mümkündür. Bazı kağanların yabancı kökenli kişileri yüksek makamlara getirerek, töreyi kanunlar bozması, bazen vergilerin aşırı artırılması gibi sebepler de söylenebilir. Ya da bazı kağanların halka gereksiz yere sert davranmasının da etkili olduğunu belirtmek gerekir. Bozkırdaki Türk Devletleri çok kısa sürede yükseliyordu. Karizmatik hükümranlık anlayışına uygun olarak yükselen hanedanlara diğer boylar itaat etmekte sakınca görmüyorlardı. Ancak merkezdeki bir çatırdama boyların kısa sürede uzaklaşmasına sebep oluyordu. Ekonomik faktörlerin başında, kıtlık ve benzeri sebepler yüzünden yaşanılan bölgenin ihtiyaçlara cevap vermemesi üzerine bu alanların terk edilmesidir. İklim değişikliklerinin çok önemli bir etken olduğunu unutmamak gerekir.

Osmanlı çok çeşitli insanlar üzerinde nasıl hâkimiyet kurmuştur?
Bu konuda başarılı olmasının en büyük sebebi Gök Türkler zamanındaki devlet aklının ve geleneğinin uygulanmasıdır. Bu sayede gelişen hoşgörü sistemi farklı toplulukların kolayca idare edilmesini sağlamıştır.

Kırım, Avrasya coğrafyasının en stratejik bölgesidir.

Osmanlı’dan sonra neden karışıklık yaşandı? Ortadoğu, Kırım ve Makedonya bölgesi için ne söylersiniz?
Osmanlı’nın kurduğu geleneksel Türk hoşgörü sistemi kalkınca diğer topluluklar birbirine aynı hoşgörü ile bakmadı. Ve bir intikam süreci içine girdiler. Üstelik birbirlerine güçlerini hissettirme yoluna gittiler. Neticede Osmanlı’nın kurmuş olduğu üst yapıdaki idare biçimi ortadan kalktı. Yani meydan boş kaldı. Ortadoğu’nun faktörleri çok farklı. Tarihi gerçeklere uygun olmayan sınırlar çizilmiş; kısa vadede çözüm gelmesi çok zor. Orta petrol ve İsrail’i büyütme gerçeği var. Makedonya ise tipik bir Balkan sorunudur. Bütün Balkanlarda sayıları fazla olmayan devlet ve toplulukların mücadelesi geçmişi unutarak bir Balkan işbirliği örgütüyle çözülebilir. Kısa vadede çözüm beklemiyorum. Kırım ise Avrasya coğrafyasının en stratejik yerlerinden biridir. Doğu-batı arasında geçiş noktasında olduğu gibi Karadeniz’in ve kuzeyin Ortadoğu’ya yönelik önemli bir kapısıdır. Genel Avrasya jeopolitiğinde değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Unutulmaması gerek Kırım’ın tarihin derinliklerinden itibaren bir Türk yurdu olduğudur. Hem bölgesel dengelere uygun hem de Türkiye’nin çıkarlarına denk gelen bir politika izlemek gerekliliği vardır. Bu durum tamamen Türkiye’nin gücüyle bağlantılıdır.

1071. Malazgirt Savaşı.

1071. Malazgirt Savaşı.

Osmanlı, Göktürklerin devlet aklını ve geleneğini devam ettirmiştir.

 

 

Nüfusun hızla artması üzerine yine ekonomik kaynak yetersizliği devletlerin zayıflamasına sebep olmuştur. Sonuçta bozkırın imkânları kısıtlıydı ve çok zenginliğe fırsat tanımıyordu

1071 ve 1453’ün ortak özelliği nedir?
Her ne kadar bazı Türk kökenli topluluklar daha önce Anadolu’ya gelmiş olsa da 1071 Malazgirt Savaşı’nın sonucunda tamamen kapılar Türklere açılmıştır. Bir yön değiştirme, farklı mecraya akma gerçekleşmiştir diyebiliriz. 1453 ise İstanbul’un fethi ile birlikte Türkler Anadolu coğrafyasında varlıklarını kesinleştirdiler. Ön Asya’da da imparatorluk kurabileceklerini gösterdiler. Aslında iki aşamalı tarihlerdir. Birbirlerini tamamlarlar. Ortak noktaları ise Anadolu’nun kesin Türk vatanı olması konusunda gerçek adımdırlar.

Türklerin devlet adamı yetiştirme konusunda sistemleri yeterli mi?
Türkler devlet adamı yetiştirme konusunda sıkıntı çekmediler. Aksine fazla yetiştirdikleri için çok problemlerle karşılaştılar. Bu sistem bence günümüze kadar gelir. Ama günümüzde farklı faktörler devreye girerek genç devlet adamlarının önünü kesmektedir.

 

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)