Organize yalan birlikteliğin işareti

FETÖ'ye ilişkin Ankara, İstanbul ve Muğla’daki ana davaların yanı sıra irili ufaklı çok sayıda soruşturma ve dava yürütülüyor. Gazeteci Abdülkadir Selvi, Hürriyet gazetesindeki köşesinde, FETÖ sanığı askerlerin ilk şoku atlattıktan sonra, organize bir savunma yaptığını yazdı. Geçmişte FETÖ kumpasıyla açılan davaları, şimdiyse FETÖ’ye yönelik yargı sürecini yakından takip eden Hürriyet gazetesinin deneyimli muhabiri Toygun Atilla ile Abdulkadir Selvi’nin bu değerlendirmelerini ve 15 Temmuz davalarını konuştuk.
Yayın Tarihi: Haz 30, 2017
FavoriteLoadingBeğen 8 mins

TOYGUN ATİLLA. HÜRRİYET GAZETESİ MUHABİRİ.

FETÖ sanıklarının ilk şoku atlattıktan sonra, organize bir savunma yaptığı gözleniyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

FETÖ’cülerin hayatları yalan söylemek üzerine kurulu. Polisiye olaylarda hep şu vardır; olay yerine gidersiniz, bulguları değerlendirip faili öyle bulursunuz. Benim yaptığım bir haber vardı; 1986’da polisin Isparta’da çevirdiği üç otomobilde yakalanan 14 kişiden biri Fetullah Gülen’di. 12 Eylül’den sonra dini bir örgütlenmenin lideri olarak aranıyordu. O otomobilde bulunanlardan biri de Naci Tosun’du. Şimdi FETÖ’nün en önemli adamlarından biri olan Naci Tosun, Fetullah Gülen’le o tarihte yakalanmasını “Otostop çekerken yolda beni aldılar” şeklinde açıklıyor. Her şeyi inkâr üzerine kurulu, yalan söyleyen, kişiliksiz ve direkt liderine bağlı bir örgüt var karşımızda. Şöyle düşünün, sabah kalkıyorlar, evden adımlarını atar atmaz başka bir insan haline dönüşüyorlar. Mesela asker olan kendini Atatürkçü olarak tanıtıyor, polis olan MHP’li gibi göstermeye çalışıyor. Kimisi solcu gibi görünüyor. Akşam eve gelince tekrar ‘Fetullahçı’ kimliğine dönüyor. Çoklu kişilik şeklinde bir hayat sürdürüyorlar. Dolayısıyla bunlar yeni bir oyun içerisinde değiller, bildikleri oyunu tekrar ediyorlar. Yalan ve inkâr üzerine kurdukları sisteme devam ediyorlar.

Sanıklar cezaevindeyken FETÖ ile savunma konusunda iletişim kurmaları mümkün mü?

Hepsi, gözaltına alındıkları zaman verdikleri ilk ifadeleri reddediyorlar. Bunu örgütten gelen talimat üzerine yapıyorlar. Bir şekilde haberleştikleri muhakkak. Daha önce bununla ilgili haberler de çıktı. Eşleri şifreli mesaj vermeye çalışıyormuş. Avukatları haberleşmede aracı oluyorlarmış. Zaten bunların arasına sonradan dahil edilmiş, özellikle yakalanmış ve cezaevine girmiş kişilerin olduğunu da düşünüyorum. Mesela biri, İzmir’de ağabeyinin evinde yakalanıyor. Yani en başta aranacağı yerde yakalanıyor. Ben bu insanların özellikle kendisini yakalattığını düşünüyorum. Çünkü bu kadar organize bir şekilde savunma yapmak, bu kadar organize bir şekilde yalan söylemek bir birlikteliğin işareti.

Nasıl bir yöntem izliyorlar?

İnsanlar normal bir yargılama bekliyor. Ama siz normal insanları yargılamıyorsunuz, zombileri yargılıyorsunuz. “Evet biz darbeyi yaptık, çok pişmanız” gibi bir ifade vermelerini beklemek pek mümkün değil. Dolayısıyla ben bu savunmalarda nasıl yalan söylediklerine bakıyorum. ‘Ergenekon’, ‘Balyoz’, ‘Askeri Casusluk’ gibi davalarda bunlar karşımıza iddianameler koydu. Bu iddianameler 3 bin, 5 bin sayfalık iddianamelerdi. O zamana kadar hiç bu kadar uzun iddianame görmemiştik. İddianameler çok tekrarlı, gizli tanık ifadeleri ve ihbar mektuplarıyla doluydu. Teker teker bunları ayıklarken, zaten o sırada korkunç bir servis başlıyordu cemaat medyasında. Biraz incelediğinizde iddianamedeki çelişkileri buluyorsunuz ama sizin çelişkileri bulmanıza fırsat vermeden bir propaganda gazeteciliği ve kampanyasıyla size bir tablo sunuyorlardı. Şimdi de benzer bir yöntem uyguluyorlar. Yaptıkları savunmalarla algı oluşturmaya çalışıyorlar.

“Hepsi, gözaltına alındıkları zaman verdikleri ilk ifadeleri reddediyorlar. Bunu örgütten gelen talimat üzerine yapıyorlar.”

Genelkurmay’dan gelen emri uyguladıklarını söyleyen sanıklar da var. Bu nasıl bir örgütlenme yapısını ortaya koyuyor?

“Genelkurmay’dan gelen emri uyguladık” diye bir savunma olmaz. Siz subaysınız ve bir kalkışma olduğu belli. Kanunsuz emir uygulanmaz ve bunun karşılığı da var. Dolayısıyla bu emri uygulamaman gerek. Ben bu savunmayı yapanların da FETÖ’cü olduğunu düşünüyorum. Hadi diyelim Genelkurmay’dan gelen emri uyguluyorsun, bir saat sonra açıklama yapılıyor, bir kalkışma olduğuna dair, o zaman neden emri uygulamaya devam ettin?

FETÖ ile birlikte darbeye katılan farklı ekiplerin varlığına yönelik iddialar gerçekçi mi?

Bunların arasında farklı ekiplerin olduğunu düşünmüyorum. Bu işin planlamasını yapanların yüzde 99’u FETÖ’cüdür. Yüzde 1’i de her kurumda vardır. Bunlar kişiliksiz, omurgasız, güç ve kuvvet neredeyse oraya yönelen insanlar. Ben o yüzde 1’lik kısmın subaylar olabileceğini düşünüyorum. Farklı ekiplerin olduğunu iddia edenler de FETÖ’cülerin ekmeğine yağ sürüyorlar.

Etkili bir yargılama için ne yapılması gerekiyor?

Eleştiri getirmemiz gerekiyor ki daha sağlıklı bir soruşturma yürütülsün. Genelkurmay Başkanlığı, TSK’daki FETÖ’cülerle ilgili haberler yapıldığında, o haberleri yapan gazetecilerle ilgili suç duyurusunda bulundu. Peki bu suç duyurusunun altına kim imza attı, neden böyle bir suç duyurusuna gerek duyuldu? FETÖ’cü askerlerin, polislerin çocuklarının askeri okullarda okuduklarını, kimisinin subay-teğmen çıktıklarını biliyoruz. Peki darbeden sonra bunların akıbetleri hakkında fikrimiz var mı? Yok. Bu subayların nerede görev aldıklarını, hâlâ TSK içerisinde görevde olup olmadıklarını, tutuklu olup olmadıklarını, Boğaz Köprüsü’nde olan askerler arasında onların olup olmadığını hiç bilmiyoruz. Bunların cevapları yok. Yine 1991 yılında Ankara Hukuk ve İstanbul Hukuk Fakültesi’ne Fetullahçılar önemli ölçüde girmişler. TSK’dakiler hukuk fakültelerine girip askeri yargıda konuşlanmışlar. Bunlarla ilgili bir soruşturma yapıldı mı, bunların hiçbirinin cevabını biz bilmiyoruz. Bunlar eksiklik. Bunları tamamlamazlarsa derin bir soruşturma yürütülemez.

FETÖ’ye yönelik operasyonlar bundan sonra nasıl devam eder?

Operasyonlar planlı bir şekilde devam etmeli. Sap ile saman birbirinden ayrılmalı. FETÖ’cü olmayanları bu davalara koyarsanız operasyonlar ‘Ergenekon’ davalarının olduğu döneme döner. Bunların da hepsi Fetullahçıların işine yarar. Bu operasyonları yapanların arasında Fetullahçı da olabilir. Hepsinin temizlendiğini zannetmiyorum.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)