Evet oyları hayır oylarından fazla

GENAR Araştırma Şirketi’nin başkanı İhsan Aktaş, AK Parti’nin, kurulduğu günden bu yana AB müktesebatına uygun önemli reformlar yaptığını ve Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne geçiş sürecinin bu reformların devamı olduğunu söyledi.
Yayın Tarihi: Şub 28, 2017
FavoriteLoadingBeğen 13 mins

Türkiye 16 Nisan’da, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ni oylamak üzere referanduma gidiyor. Referandumda ‘evet’ oyları fazla çıkarsa parlamenter sistem tarihe karışacak. Ülke gündeminin referandum sürecine kilitlendiği günlerde biz de GENAR Araştırma Şirketi’nin başkanı İhsan Aktaş ile konuştuk. Aktaş’a ‘evet’ ve ‘hayır’ yanıtlarının oranını, partilerin tutumunu ve kararsızların durumunu sorduk.

İHSAN AKTAŞ. GENAR ARAŞTIRMA ŞİRKETİ BAŞKANI.

Türkiye’nin terör gibi pek çok sorunu varken bir de iki başlılık problemi ile meşgul olmasını istemeyen Devlet Bahçeli, anayasa değişikliğinin gündeme gelmesine zemin hazırladı.

Son anketlere göre şu anda ‘evet’ ve ‘hayır’ oylarının oranı nedir?

Sürekli araştırmalar yapıyoruz ve bunun sonucunda görüyoruz ki evet oyları bugün itibarıyla hayır oylarından fazla. Bütün partilerden evet diyenler de var, hayır diyenler de. Karakter itibarıyla bu seçim bir önceki Cumhurbaşkanlığı seçimine çok benziyor ve siyasi parti seçmenlerinin her iki duruma da yani hem ‘evet’ hem de ‘hayır’a oy vermesi kampanyanın daha ılımlı geçeceğinin işaretlerini vermektedir.

‘Evet’ cephesi hangi argümanlarla referanduma gidiyor?

AK Parti, kurulduğu günden beri bir taraftan ülkeyi yönetirken diğer taraftan ülkenin kangren olmuş alanlarında reformlar yaptı. Avrupa Birliği müktesebatına uygun olarak yapılan reformlar toplum kesimlerinin tamamı tarafından takdir görmüştür.

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne geçiş sürecine, AK Parti için süregelen reformların bir devamı gibi bakılabilir. Burada amaç, Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi ile ortaya çıkan devlet içerisindeki iki başlılığı ortadan kaldırmak. Yasamayı ve yürütmeyi doğrudan seçim yoluyla halk meşruiyetine dayandırmak. Yargı sistemini ise dolaylı olarak seçilmişler eliyle yine halk meşruiyeti temeline dayandırmak. Yürütmeyi dinamik hale getirip yasama faaliyetlerini Meclis’in yapması ile kuvvetler ayrılığının zeminini oluşturmak.

18 yaşına gelen vatandaşların seçilebilmesine imkân veren değişiklikle de siyasetin gençleştiğini düşünmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi ise devletin bekâ sorunu ile karşı karşıya kaldığını düşünmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör, Suriye savaşı ve uluslararası problemlerle yüz yüzeyken, bir de devletin iki başlılık problemi ile meşgul olmasını istemeyen Devlet Bahçeli, anayasa değişikliğinin gündeme gelmesine zemin hazırlamıştır. Ayrıca kendilerinin çok hassas oldukları üniter devlet konusunda ve kendi tezlerinin siyasete yansıması açısından avantajlı olduklarını düşünmektedirler.

Peki ‘Hayır’ cephesinin argümanları nedir?

Hayır cephesini CHP temsil etmektedir. Hayır cephesini oluşturan diğer unsurlar ise problemlidir. Bu anlamda kimse kendi durumunu fazla ortaya koymamaktadır.

CHP çok partili sisteme geçildiğinden bugüne kadar, özgürlükler ve Anadolu insanının temsil ettiği talepler karşısında meseleyi büyük oranda rejim sorunu olarak görmüş, kendi savunduğu fikirlere karşı olan düşünceleri de suçlamaktan geri durmamıştır. Bu bağlamda CHP cephesinin geleneksel muhalefet etme biçimi devam etmektedir. Yeni sistemi, yönetim sistemi değişikliği olarak değil de rejim değişikliği olarak görüyorlar. Sistemin diktatörlük getireceğini savunuyorlar.

HDP siyasetsiz bir parti haline geldi. Hiçbir konuya ya da amaca mebni olmadan sebepsizce ‘hayır’ diyen bir parti pozisyonunda kalacaktır.

Çözüm sürecinin bitiminde PKK’nın terör faaliyetlerini başlatmasından sonra HDP herhangi bir siyasi fikir ortaya koyamadı ve siyasetsiz bir parti haline geldi. HDP, hiçbir konuya ya da amaca mebni olmadan sebepsizce hayır diyen bir parti pozisyonunda kalacaktır.

Toplumda “evetçiler” ve “hayırcılar” arasında bir kutuplaşma var mı?

Yapmış olduğumuz bilimsel araştırmalarda gördük ki, Türkiye’de toplumsal kutuplaşma yoktur, siyasal ayrışma vardır. Siyasal ayrışma bütün demokratik ülkelerde mevcuttur, renk ve tonları farklıdır.

AK Parti tabanının eğilimi ne yönde?

AK Parti tabanının kahir ekseriyeti evet yönünde oy kullanmaktadır. Ancak küçük bir yüzde ile kararsız bir AK Parti kitlesi de mevcuttur. Seçim yaklaştıkça bu kitlenin kararsız yüzdesi azalma yönünde bir eğilim gösterebilir. AK Parti diğer partilileri ikna ederken kendi içerisindeki bu küçük kesimi de ikna etmek için çaba harcayacaktır.

Yapmış olduğumuz bilimsel araştırmalarda gördük ki, Türkiye’de toplumsal kutuplaşma yoktur, siyasal ayrışma vardır.

Kararsız seçmenlerin oranı hakkında bilgi verir misiniz?

Bizim araştırmalarımızda kararsız seçmen 14 ila 18 arasındadır.

Kararsızların partilere göre dağılımı nedir?

Kararsız seçmenler birbirine yakın seyreder fakat AK Parti ve CHP’nin seçmeninden daha az kararsız çıktığını söyleyebiliriz.

MHP tabanının eğilimi ne yönde?

MHP tabanının kahir ekseriyeti, bütün partiler gibi, partisinin tarafında oy kullanıyor. Ancak diğer partilerde olduğu gibi MHP seçmenlerinin arasında da kararsızlar mevcut.

 

CHP cephesinin geleneksel muhalefet etme biçimi devam etmektedir.

CHP tabanı içinden de evet oyu çıkar mı?

CHP tabanında Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi evet diyenler, hayır diyenler ve kararsız olanlar var. Hayır yönünde en kararlı seçmen CHP’de bulunmaktadır.

 

Kararsız seçmenlerin oranı yüzde 14 ila 18 arasında. AK Parti ve CHP seçmenlerinin içinde kararsızların sayısı daha az.

HDP’ye oy veren seçmenin tutumu nasıl olur?

HDP’ye oy veren seçmen hayır ağırlıklı olmakla beraber kararsız tabanı yüksek bir seçmen ve evet diyen bir kesimi de mevcuttur.

 

Sistem değişikliğinde amaç, devlet içindeki iki başlılığı ortadan kaldırmak. Yasama ve yürütmeyi halk meşruiyetine dayandırmak.

Yurtdışındaki Türklerin eğilimi ne yönde?

Yurtdışı seçmeninde evet oyu Türkiye ortalamasının en az beş puan üzerinde çıkar. Yurtdışında AK Parti’den sonra ikinci potansiyel HDP’ye aittir. Fakat bu ‘evet’ oylarının hâkim konumunu değiştirmez.

Yurtdışı seçmeninde ‘evet’ oyu Türkiye ortalamasının en az beş puan üzerinde çıkar. Yurtdışı oyları genel ortalamayı bir puan düzeyinde değiştirecek etkiye sahiptir.

 

 

Ülke dışındaki vatandaşların oyları sonuç üzerinde ne kadar etkili olacak?

Genel ortalamayı bir puan düzeyinde değiştirecek bir etkiye sahiptir.

 

Türkiye’nin Referandumlar Tarihi

 

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin oylanacağı, 16 Nisan Pazar günü yapılacak referandum, hatırlara geçmiş dönemlerdeki referandumları getirdi. Demokrasinin en sağlıklı uygulamalarından biri sayılan referanduma bugüne kadar Türkiye’de altı kez başvuruldu ve bunların hemen hemen hepsinden ‘evet’ sonucu çıktı.

1961

Türkiye’de ilk referandum, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından hazırlanan 1961 Anayasası için yapıldı. Anayasa, 9 Temmuz 1961’de yüzde 61,5 oyla kabul edildi.

1982

Türk halkı, referanduma ikinci kez yine bir askeri darbeden sonra gitti. Bu kez 1982 Anayasası halkın oyuna sunuluyordu. 7 Kasım 1982 tarihinde yapılan referandumda sandıktan yüzde 91,37 ile ‘evet’ çıktı.

1987

Türkiye gündemine giren üçüncü referandum ise 1982 Anayasası’nın bazı siyasilere getirdiği beş yıllık siyasi yasağın kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkindi. 6 Eylül 1987’de ise seçmene “Yasaklar kalksın mı, kalkmasın mı” sorusu soruldu. Bu kez de ‘evet’ diyenler kazandı. Evet diyenlerin oranı yüzde 50.1, hayır diyenlerse yüzde 49.9’du.

1988

Yaklaşık bir sene sonra, 25 Eylül 1988 tarihinde halk, yerel seçimlerin bir yıl öne alınıp alınmamasını oylamak üzere sandık başına gitti. Sandıktan bu kez yüzde 65 oranında ‘hayır’ çıktı. Böylece halk, 13 Kasım 1988 gününe, erkene alınan yerel seçimlere ‘dur’ dedi.

2007

Türkiye’nin sandık başına gittiği beşinci referandum 2007 yılında, 367 sayısına kilitlenen siyasi krizle oldu. Meclis’te 367 sayısını bulamayan AK Parti, ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu’nun, “Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin” önerisini kabul etti ve 11. Cumhurbaşkanını halkın seçmesine dönük anayasa değişikliğini ANAP’ın desteği ile yaptı. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, değişikliği referanduma götürdü. Aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’ne de başvurdu. Sonuçta referandum süreci işledi, 22 Temmuz seçimleri yapıldı. 28 Ağustos’ta Abdullah Gül, Meclis’in seçtiği son Cumhurbaşkanı oldu. 11. Cumhurbaşkanı Meclis tarafından seçilince bu kez referanduma sunulan pakette süreç işlerken değişiklik yapıldı. Anayasa değişikliği 21 Ekim 2007 tarihinde referanduma sunuldu. Bu referandumda seçmenin yüzde 68’i sandık başına gitti. Yüzde 69 pakete ‘evet’ oyu verirken, ‘hayır’ oyu kullananlar yüzde 31’de kaldı.

2010

Türkiye tarihindeki son referandum ise 12 Eylül 2010’da yapıldı. Halkın yüzde 58’inin ‘evet’, yüzde 42’sinin ise ‘hayır’ dediği referandumun sonucunda Cumhurbaşkanı’nın millet tarafından seçilmesine karar verildi. Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos 2014’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimde Türkiye’nin halk oyuyla göreve gelen ilk Cumhurbaşkanı oldu. 2010 referandumunun ardından, vatandaşlara Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapma hakkı verilmesinin ve Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilmesinin de dahil olduğu çeşitli değişiklikler yapıldı.

 

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)