ERDİNÇ YAZICI

Muhalefet seçime hazır görünüyor mu sizce?

Muhalefet açısından, tırnak içerisinde bu bir ‘baskın seçim’ oldu. Çünkü beklentileri, seçimin yaz sonu olmasıydı. O bakımdan bir miktar hazırlıksız yakalandıkları söylenebilir. Fakat diğer taraftan baktığımızda, muhalefetin iki görevi var. Bir, iktidarı denetlemek muhalefetin görevi, ikincisi de iktidar olmak için seçime her an hazırlıklı olmak. Fakat baktığımızda, bir miktar muhalefet için seçim baskın ve erken gibi görünüyor.

CHP’nin aday belirlemede zorlandığını söyleyebilir miyiz?

Hem de çok zorlandı. Özellikle adalet yürüyüşünden itibaren, Tayyip Erdoğan karşısında galip gelebilecek, sağdan devşirilmiş, mümkünse AK Parti kaynaklı bir şemsiye aday üzerinde duruldu. Abdullah Gül’ün adı baştan itibaren telaffuz edilmişti. Bu süreçte kendileri açısından trafik fena yönetilmedi ama iki gelişme CHP’nin bu şemsiye aday meselesini halletmesinin önüne geçti.

Bunlardan birincisi, Sayın Muharrem İnce’nin içeriden bir hamle yaparak şemsiye adayı kabul etmeyeceğini, Gül aday olursa Tayyip Erdoğan’a oy vereceğine dönük çıkışı ki, bu çıkış “Gerekirse CHP’yi bölerim” mesajıydı. İkincisi ise Meral Akşener’in adaylıktan vazgeçmemesi. CHP’nin iç kamuoyu da şiddetli tepki gösterdi devşirme adaylara ve İnce’ye bir yerde zorunlu olarak karar verilmiş oldu.

Muhalefetin bir süre çatı aday belirlemeye çalışması seçmeni nasıl etkiler?

Seçmen bu çatı aday meselesinde bir anlamda kontrpiyede kaldı. Çünkü “Çatı aday kim olacak?”, “Bu çatı adayın amacı ne?” çok merak edildi. Aynı zamanda Cumhur İttifakı seçmenini de çok konsolide etti. Çok sert bir seçime gitme ihtimali vardı aslında. Çatı aday meselesinin gündemden kalkması ve partilerin kendi adaylarını tespit ederek seçime giriyor olmaları, Cumhur İttifakı hariç seçim konjonktürünü oldukça yumuşattı, ılımlı bir ortam oluştu. Tabii önümüzdeki bir buçuk ay içinde muhtemelen bir miktar sertlikler olacak, bu da siyasetin tabiatı. Ama özellikle Sayın İnce’nin Sayın Cumhurbaşkanı’yla görüşmesi, buradan kamuoyuna verilen mesaj, fotoğraf, sürecin belirli bir nezaket içinde götürüleceğine dair umutları artırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Muharrem İnce görüşmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Bence çok güzel oldu. Bir defa talebin Muharrem İnce’den gelmesi çok olumluydu. İki, Muharrem İnce’ye karşı Sayın Cumhurbaşkanı’nın tutumu, verimli ve yapıcı diyalog siyasette bir süredir beklediğimiz yumuşama ve nezaket zemininin oluşabilmesine hizmet edecek. Özellikle kendilerinin görüşmeden sonra kamuoyuyla paylaştıkları, kamuoyuna sızan bilgiler çok olumlu bir karşılığı üretti. Ve nihayet bu zeminin oluşturduğu iklim şu ana kadar da gerek Sayın İnce, gerek Sayın Cumhurbaşkanı tarafından korunuyor. Ortak bir zeminde buluşulmuş görünüyor. Diğer taraftan, “Neler görüştünüz” diye sorulduğunda ise bazı konuları konuşamayacağını çünkü bunların devlet sırları olduğunu söylemişti Sayın İnce. Bu da şu anlama geliyor: Sayın Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu’yla kurmakta zorlandığı diyaloğun, özellikle milli konularda İnce’yle kurabileceğini ön görmüş olmalı ki, bazı konuları İnce’yle paylaşıyor. Ve İnce de bu paylaşıma, bu mahremiyete saygı gösteriyor. Bu, siyaset için çok gerekli. Her ülkenin siyasetinde olması gereken çok gerekli ilişki biçimidir. Umalım hep böyle devam eder.

“Erdoğan-İnce görüşmesi olumlu bir hava estirdi. Siyaset için çok gerekliydi.

Her ülkenin siyasetinde olması gereken çok gerekli ilişki biçimidir.”

İYİ Parti’ye geçen 15 vekil tekrar CHP’ye döndü. Bu geçişleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Beklenen bir şeydi. Açıkça İYİ Parti’nin örgütlenme barajını ya da yasal prosedürü tamamlayamaması sonucunda oluşmuş, riski ortadan kaldırmak ve seçime girişi garanti etmek için yapılmış bir operasyondu. Dolayısıyla değişik boyutları speküle edildi, tartışıldı. Zaten biliniyordu bunların İYİ Parti’ye geçip İYİ Partili olmadıkları. CHP’lilerdi ve CHP’ye döndüler. Ödüllerini de almış görünüyorlar, listede tekrar adaylar.

Seçmen 24 Haziran’a hazır mı?

Her zaman seçmen seçime hazırdır. Çünkü seçmende belli beklentiler birkaç yıl içinde birikir. Yani her seçim aslında iktidar seçeneği olan siyasi akımlardan, liderlerden beklentiler üretir. Dolayısıyla bu beklentilerin hem seçim konjonktüründe hem de seçimden sonra gerçekleşme ihtimali, seçmeni bir beklenti içine sokar, bugün olduğu gibi. Bir yandan da bir süredir bekleyen beklentiler karşılık buluyor bu bildiğimiz paketlerle. Vergi paketi, af paketleri vs. Diğer taraftan da yakında açıklayacak partiler ve adaylar siyasi programlarını. Bundan sonraki beş yılda Türkiye’yi nasıl yönetecekler? Hangi sorunları nasıl görüyorlar ve nasıl çözüm önerilerinde bulunuyorlar, onları paylaşacaklar.

Sayın Cumhurbaşkanı daha önce ilan ettiği manifestoyla aslında geleceğe yönelik perspektifini ve siyaseti nasıl anladığını, kavradığını ifade etmişti. Bundan sonra diğer adayların da benzer bir yol takip ederek önümüzdeki beş yılda Cumhurbaşkanı olduklarında veya Meclis’te çoğunluğu oluşturduklarında nasıl bir Türkiye yöneteceklerini ve hangi sorunlara nasıl çözüm üreteceklerini söyleyecekler.

Seçmenin Cumhurbaşkanı nitelikleri nedir size göre?

Türkiye biliyorsunuz büyük bir ülke. 81 milyon nüfusu var. 55 milyondan daha fazla seçmeni var. Bu kadar büyük bir seçmen kitlesinde tek bir beklentiden bahsetmek mümkün değil. Her seçmen muhtelif beklentiler içinde. Özellikle yapılan kamuoyu araştırmalarında, Sayın Cumhurbaşkanı’nın küresel dünyaya verdiği mesajlar, Ortadoğu’da olan bitenlere verdiği tepkiler geniş bir seçmen kitlesi açısından çok olumlu karşılanıyor. Bir kısım seçmen tarafından Cumhuriyet tarihinin en sağlam çıkışlı tepkileri olarak görünürken, bir kısım seçmen çevrelerinde de sorun çıkaran, gereğinden fazla sertleşen, sorun çözmekten daha çok sorun üreten bir lider olarak değerlendiriliyor. O bakımdan tek bir seçmen beklentisi ve seçmen davranışından söz edemeyiz. Zaten öyle bir durumda demokrasi diye bir şey olmaz.

Anketler 24 Haziran için ne diyor?

Muhtelif anketler var yani tek bir anket yok. Ben uzun yıllardır alan çalışmaları yürüten bir sosyoloğum. Bugün çok daha profesyonelleşti aslında kamuoyu araştırma şirketlerinin çalışma biçimleri. İsabetli araştırmalar yapabilecek durumdalar. Genellikle eldeki verilere genel olarak bakıldığında ve ekstrem verileri kenara itip ortalama bir sonuç elde edildiğinde, analiz yaptığımızda şunu görüyoruz, Cumhurbaşkanlığı seçimi açısından Sayın Cumhurbaşkanı açısından fazla bir sorun yok. Türkiye’de bugün için yüzde 53-55 bandında bir oyla ilk turda seçimi alabilecek durumda. Zaten İnce’nin aday olmasıyla birlikte siyasette büyük bir rahatlama oldu. Çünkü CHP seçmen kitlesi ilk defa kendi adayı ile tatmin oldu. AK Parti ve MHP çevresi İnce’nin sadece kendi seçmeniyle sınırlı kalacağı fikriyle bir miktar rahatladı. Dolayısıyla diğer adayların durumları da halen belli değil. Akşener’in durumu daha belli değil, ne kadar oy alabilecek, nereden alacak? Çünkü CHP’den ciddi bir akış vardı ona. İnce’nin adaylığıyla birlikte bunun durduğu görünüyor. Orada nasıl bir netice ortaya çıkacak bilmiyoruz. Fakat Cumhurbaşkanlığı seçiminin, ilk turda Sayın Cumhurbaşkanı’nın lehine sonuçlanma ihtimali var ama bu defa büyük ilgi ve partilerin performansları milletvekili seçimlerine kaymış durumda. Orada önemli ittifaklar kuruldu. Tahmin ediyorum o ittifaklar çok daha renkli bir yeni Meclis kompozisyonu oluşturacak.

Size göre aday profilleri nasıl bir tablo çiziyor?

Bir defa birbirinin tekrarı değil, birbirine göre farklı özelliklere sahip adaylardan bahsediyoruz. Cumhurbaşkanı’ndan bahsedersek eğer, Cumhur İttifakı’nın adayı olarak zaten profili belli. Yani bir defa düz bir siyasetçi olmaktan, karizmatik liderliğe giden, 30-35 yıllık bir hikâyeden bahsediyoruz.

İki, küllerinden doğan adam. Belediye başkanından cezaevine, oradan ciddi yasaklara uğramış ve bütün bu zincirleri kırarak bugüne gelmiş. Türkiye’nin arkada bıraktığımız makûs talihini, Batı’yla tek taraflı bağımlılık ilişkilerini kırmış, belki de 100 yıl önceki Türkiye’nin imparatorluk ruhuna yeniden dönüşü getirmiş, önemli bir siyasi liderlikten bahsediyoruz, Erdoğan’ın liderliğinden bahsederken. Orada fazla konuşulacak bir şey yok. Diğer adaylar açısından ise kamuoyu önünde Sayın Cumhurbaşkanı’na denk gelen başarılardan bahsedemiyoruz. Mesela Sayın İnce ikinci derecede oy alabilecek büyük bir potansiyele sahip gibi anlaşılıyor. En azından yüzde 25’lik CHP seçmen kitlesi açısından. Fakat onunla ilgili bütün bildiğimiz hikâye, CHP Gençlik Kolları’ndan gelen, CHP milletvekilliğine ve CHP Genel Başkan Adaylığı’na gelen bir süreç. Üstelik orada iki kere seçime girmiş ve kazanamamış bir siyasetçiden bahsediyoruz. O bakımdan başarılı bir siyasi hikâye fotoğrafı yok. Ama hitabeti, kürsüye hâkimiyeti, politik dili bakımından önemli meziyetlere sahip olduğu gayet açık. Bir de halen CHP çevrelerinin Kılıçdaroğlu için duyduğu bazı endişelerin İnce’de aşıldığını görüyoruz. Mesela terör ve FETÖ konusunda çok daha net. Dolayısıyla buradaki kararlılıkların seçmeni etkileyecek bir şey olduğunu İnce açısından düşünüyorum.

Akşener ile ilgili oradaki siyasi profilin en önemli tarafı, bence deneyimli bir kadın siyasetçi olması. Bu seçimin tek kadın adayı. İki, İçişleri Bakanlığı döneminde terörle mücadeleye ve 28 Şubat’a itirazı üzerinden etiketlenmiş bir siyasetçi. Üç, MHP tabanı açısından Devlet Bahçeli’ye isyan etmiş. Belli bir MHP’nin potansiyelini kendi etrafında toplama başarısı göstermiş bir siyasetçi. Bunlardan ötürü başka bir özelliği görünmüyor. Çünkü hitabeti diğer liderlere göre oldukça zayıf. Kürsü hâkimiyeti keza öyle. Sokakla kurduğu dille başarılı olduğu görünüyor. Bütün bunlar neye tekabül edip neye yetecek göreceğiz. Halen bu FETÖ mücadelesinde yeteri kadar netleşip sertleşememesi soru işareti oluşturuyor. Tahmin ediyorum bu seçim sürecinde daha fazla sertleşme gereği duyacaktır. Temel Karamollaoğlu, akil ve makul bir siyasetçi fotoğrafı. Diyaloğa açık, işbirliğine açık, daha demokrat görüntülü, kavgaya yatkın olmayan vs. Bu da toplumun bir kısmının sempatiyle bakabileceği bir şey. Fakat diğer taraftan siyaset tabanını büyük çapını AK Parti’ye kaptırmış, siyasi hareketin çok sınırlı potansiyeli üzerinde oturan ve daha ileri bir siyasi hamle yapması çok zor olan bir lider durumunda.

Diğer tarafta Demirtaş, HDP’lilerin bir türlü karar vermekte zorlandıkları siyasetçi. Sebebi gayet açık. Diğer HDP’lilerin PKK’lıların bütün ayrılıkçı, mümkün olduğu kadar Türkiye’den ayrı bir şekilde siyasi heyetini tutma çabalarına karşılık o, HDP’nin Türkiye ile kurduğu bağı temsil ediyor. Özellikle Türk solu, sosyal demokrasi üzerinden. Nihayet bir önceki Cumhurbaşkanlığı seçiminden aldığı oy da tamamen bununla alakalıydı. Bölünme yerine bütünleşmeye açılan siyasi dili sebebiyle, gerekse de HDP’den daha yüksek bir siyasi potansiyeli oluşması sebebiyle Kandil’de rahatsızlık ve tartışma yaratan bir lider. Çünkü HDP yüzde 9 alır barajı geçemezse, Demirtaş yüzde 11 alarak barajın üstünde oy alırsa PKK’nın ve HDP’nin önüne geçmiş bir siyasi figür olacak. Bu durum yepyeni tartışmalara sebep olabilir.

Muharrem İnce’nin adaylığı Meral Akşener’i nasıl etkiler?

Ciddi olarak etkilemiş görünüyor. Çünkü baştaki rüzgârın, Muharrem İnce’nin CHP oylarını konsolide etmesiyle etkilendiği görünüyor. Rüzgâr ister istemez durduruldu; çünkü nereden oy alacak. Kamuoyu araştırmaları AK Parti tabanından ciddi oy alamadığını gösteriyor. MHP tabanından aldığı oy sınırlıydı. En büyük oyu oradan almaya çalışıyordu. Marmara’da, Ege’de bildiğimiz bu şehirli seküler, ulusalcı çevrelerde bir sempatinin oluğu biliniyor. Dolayısıyla oradan İnce’nin aday olması büyük çapta bu akışı durdurmuş gibi görünüyor. Fakat bundan sonraki kampanya döneminde tabii karşılıklı olarak aldıkları pozisyon, kampanyada gösterdikleri performans büyük çapta bu sonucu belirleyecek.

İki ayrı ittifakın motivasyonunun seçmendeki karşılığı nasıl?

İki tarafın da motive olduğunu düşünüyorum. Bir, Afrin Operasyonu’yla başlayan muazzam bir yerel ve milli dalga var. Bu dalga, MHP ve AK Parti tabanında ciddi bir heyecana dönüşmüş durumda. AK Parti tabanı da iki yıl önceki gibi değil. Özellikle yorgunların kenara alındığı, teşkilatlanmalara yeni bir dinamizmin, yeni bir kadronun siyaset zeminine sürüldüğü bir konjonktürde seçime giriliyor. Zaten AK Parti, milletvekili ve parlamento düzeyinde olduğu kadar, tahmin ediyorum kabine düzeyinde de büyük bir gençleşme yaşayacak. Bütün beklentiler bu yönde. Dolayısıyla MHP ve AK Parti zemininde bir dinamizm, heyecan var.

Diğer tarafta, muhalefet seçmeninde de benzer bir heyecan görünüyor. Orada da büyük bir rekabet ve işbirliği var. Dolayısıyla renkli, heyecanlı, katılımın büyük ihtimalle yüksek olduğu bir seçime gidiyoruz. Buradan en büyük beklentimiz, bu seçimin barış içinde, siyasi nezaket içerisinde, memleketimiz için en hayırlı neticeleri üreten bir sonuçla son bulması ve Türkiye’nin bu dönemde ihtiyaç duyduğu siyasi istikrarı, liderliği, ekonomiden eğitime yapılan bütün atılmaya, ilerlemeye rağmen yaşanılan sorunların çözümüne fırsat veren yeni bir kapıyı aralamasıdır. En büyük beklentimiz bu yönde.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)