“Eğitim modeli ideolojik yöntemlerle bulunmaz”

Posted on Kasım 02, 2017, 12:41 pm
FavoriteLoadingBeğen 7 mins

ABBAS GÜÇLÜ
Eğitim Uzmanı Abbas Güçlü, 1957’de Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nde okudu. 1985 yılında Milliyet gazetesinde yazı yazmaya başladı. Televizyon kanallarında, başta ‘Genç Bakış’ olmak üzere birçok program yaptı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde uygulamalı gazetecilik dersleri verdi. Milliyet gazetesinde yazılarına devam ediyor.

OECD tarafından üç yılda bir yapılan PISA yani uluslararası öğrenci performansı değerlendirme testiyle ülkeler arasındaki öğrencilerin başarıları ölçülüp karşılaştırma yapılıyor. PISA sonuçları değerlendirildiğinde ilk sıralara yerleşen ülkeler, eğitim sistemleriyle ön plana çıkıyor. Peki bu modellerin temelinde ne var? Türkiye’ye uygun olan eğitim modeli hangisi ya da eğitim modeli neye göre belirlenmeli sorularını, eğitim uzmanı-yazar Abbas Güçlü’ye yönelttik. Popülizmden uzak durmak gerektiğini vurgulayan Güçlü, işi ehline verip pedagojik arayışlar yaparak Türkiye’nin eğitim sorununun çözülebileceği görüşünde.

Dünyadaki en ideal eğitim modelleri hangileri?

Her ülkenin rejimi, kültürü ve gelenekleri çok farklı, bu yüzden eğitim modelleri de birbirine hiç benzemez.Bu nedenle “Şu eğitim modeli iyi” demek yanıltıcı olur. Ama burada hangisi öğrenci sevgi, saygı, aidiyet, üretim odaklı ona bakmak gerekir.

Örneğin Finlandiya ilköğretimde, Almanya ortaöğretimde, ABD yükseköğretimde en çok öne çıkan ülkeler.

Bu modeller neden başarılı?

Eğitimde başarılı olmak için önce insanınızı çok iyi tanımak ve ona göre bir eğitim politikası oluşturmak gerekiyor.Popülizmden uzak durup, ideolojik değil de pedagojik arayışlar içerisine girerek, görevi işin ehline verdiğinizde gerisi geliyor.

 Doğru eğitim sistemini nasıl belirleriz?

Önünde ‘milli’ olması da bu yüzden. Ülke olarak ele alınması gerekir. Bakanı da üçte iki çoğunlukla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) seçmeli ve bütçeyi yine TBMM belirlemeli ki, iktidarların ve gelen bakanların oyuncağı haline gelmesin.

Güney Kore eğitim modeli Türkiye’ye neden uygun?

Çünkü bizimle benzer bir demokrasi mücadeleleri var. Ayrıca nüfus bize yakın ve bize çok benziyorlar. Bizdeki sınav yarışı onlarda da vardı ama sakıncalarını görüp hepten ortadan kaldırıp mutlu eğitim projesi başlattılar. Başarılı da oldular; çünkü bu konuda daha samimi ve kararlıydılar.

Bu modelin özellikleri nedir?

İlgi ve yetenekleri keşfedici, üretim odaklı bir eğitim sistemi var. Ülkenin kalkınma planlarıyla da uyumlu ve yenilikçi. Başarılılar çünkü işlerini öğrencisi, öğretmeni, velisi ve politikacısıyla ciddiye alıyorlar. Bizde çağın en büyük reformu diye getirilen projeler çöpe atılırken; getirenlerin ve sessiz kalanların aynı isimler olması manidar.

Güney Kore ve Finlandiya’nın eğitim sistemlerindeki farklılıklar neler?

Finlandiya insan odaklı ama küçük bir ülke olduğu için bize örnek olamaz; Güney Kore’de ise öncelik ülkenin kalkınmasıydı aslında ama intihar olayları arttı, vazgeçtiler. Yani ortada samimi bir öz eleştiri var, bizde eksik olan o.

“Eğitim sadece

iktidarın işi

değil.

 

Türkiye hangi modeli uygulamalı?

O ya da bu model yerine, biz ne yapabiliriz ona bakmalıyız aslında. Sistem A’dan Z’ye değişmeli ama bunu kim yapacak? Bu hale getirenler mi? Şu anda yapılan bu. Sistemi bu hale getiren bürokrat ve siyasilere, “Alın bunu düzeltin” diyoruz; onlar da içinden çıkamıyor. Muhalefete baksanız, onların da kafasında bir şey yok. Üniversiteler susuyor. Medyanın da umurunda değil; tıpkı dizi izlemekten hâlâ sıkılmayan anne babaların umurunda olmadığı gibi. Hangi anne baba, sandığa giderken çocuğunun, ülkenin geleceğini eğitim ve bilimde görüp de oy kullanıyor? Eksik olan bu.

“Bizdeki sınav yarışı Güney Kore’de de vardı ama sakıncalarını görüp hepten ortadan kaldırıp mutlu eğitim projesi başlattılar.”

Öğrenci mutluluğunu nasıl sağlayacağız?

Açıkçası öğrenci mutluluğu her şeyden önce konumlandırılmalı. Eğer bir ülkede öğrenci ve öğretmen mutlu değilse, hiç kimse mutlu olamaz.

Aile ve okul düzeyinde neler yapmak lazım?

Her şeyden önce eğitim ve bilimin, sadece mutluluğun değil, kalkınmanın da lokomotifi olduğunu anlatmalıyız. Eğitim ve bilim toplumu olmadan, bunun önemine inanmadan, ne eğitim reformları gerçekleştirebilirsiniz ne de geleceği yakalayabilirsiniz.


Ne yapılmalı?

Samimi bir çaba ve ülke genelinde bir destek söz konusu olursa; Türkiye eğitimde, bilimde ve dolayısıyla kalkınmada mucizeler yaratabilir. ABD en büyük orduya ya da en güçlü silahlara sahip olduğu için ABD değil, dünyanın en iyi 10 üniversitesinden sekizine sahip olduğu için ABD. Peki bizim ilk 100, 200, 300’de üniversitemiz var mı? İlk 500’de beş tane var.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)