SELÇUK ÖZDAĞ

Türkiye, 2019 yılında hem yerel hem de aynı anda Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler olmak üzere iki büyük seçim yaşayacak. Kritik yılın arifesinde 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne karşı ve Yeni Kapı Ruhu’yla da bir arada görüntü sergileyen AK Parti ve MHP, bu birlikteliğini MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayip Erdoğan” açıklamısıyla ileriye taşıdı. Yapılan görüşmelerin ardından Türkiye’de yasak olan seçim ittifakları yasal bir düzenlemeyle kanuni bir geçerlilik kazandı. AK Parti ve MHP de kendi ittifaklarının adını “Cumhur İttifakı” olarak deklare etti. Cumhur İttifakı’nın geçmişten bugüne arka planını AK Parti Milletvekili Selçuk Özdağ ile konuştuk.

İlk ittifak 1991 yılında

Bu seçim ittifakının köklerinin 12 Eylül öncesi dönemde Erbakan ve Türkeş liderliğinde yapılan ittifaka dayandığına dikkati çeken Özdağ, “Türkiye siyasi tarihinin önemli iki fenomeni Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan, 1991 yılında yüzde 10’luk barajı aşmak adına iki parti muvazaalı bir ittifak yaptı. MHP ve Refah Partisi listeleriyle seçime gidildi. İkisi de o günlerde parlamentoya girip fikirlerini millete daha rahat anlatmak istiyordu. O zaman bu yüzde 10 barajına karşı ve de kendilerine karşı gelen vesayetçi yapılara, yerli ve milli olmayan yapılara, egemen güçlerin içerideki uzantılarına karşı bir birliktelik sergilediler ve başarılı oldular” sözleriyle iki siyasi hareketin birbirine yakınlaşma sürecinin başlangıç noktasına işaret etti. Türkiye’nin bekası birleştirdi

Yakın dönemde Türkiye’nin 17/25 Aralık yargı darbesi ve 15 Temmuz işgal girişimleriyle bir beka sorunu yaşadığını belirten Özdağ, AK Parti ve MHP’nin ülkesini egemen güçlerin ellerine teslim etmemek için güç birliği yaptığını söyledi. Özdağ “17/25 Aralık’ta bir birliktelik vardı zımnen. Daha çok ülkücüler ve MHP’lilerle birlikte FETÖ’ye karşı bir direniş gösterildi. 15 Temmuz darbe girişimiyle beraber ülkücüler ve AK Partililer sokaklarda beraber oldular. ‘Biz ülkemizi, egemen güçlerin uzantısı olarak Türkiye’de faaliyet gösteren bir yapıya teslim etmeyiz’ dediler. ‘Darbelere karşıyız’ dediler ve direniş gösterdiler. Burada Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ni gündeme getirmesiyle referandum oldu. Referandumda da bir birliktelik vardı” hatırlatmasında bulundu.

Egemen güçlere meydan okuyuş

Şu an AK Parti çatısı altında olsa da aynı zamanda MHP kökenli bir siyasetçi olarak geçmiş dönemi tahlil eden Özdağ, Cumhur İttifakı neye tekabül edecek sorusuna, “1991 ittifakı içerideki egemen güçlerin uzantılarına karşı meydan okuyuştu. Bugünkü ittifak ise egemen güçlerin ta kendisine karşı bir meydan okuyuş. Bundan sonraki birliktelik özgür, özgün, orijinal Türkiye’ye doğru gidecek. Yeni Türkiye’ye ve büyük Türkiye’ye doğru gidecek. Aynı zamanda emperyalist, Siyonist bir kuşatmayı veyahut kültürel, siyasi ve güvenlik sahalarındaki hain kuşatmaları birlikte kırma hareketi olacak” mesajını verdi.

Meclis’ten onay alan 26 maddelik seçim ittifakları düzenlemesiyle partilerin ittifak arayışlarının meşruiyet kazandığını vurgulayan Özdağ, “Geçmişte yapılan ittifaklar muvazaalıydı. Anayasayı delmek adına yapıldı.  Bunlarla ilgili daima spekülasyonlar oldu. Bu spekülasyonlar da seçmenin tam ve kâmil manada oraya teveccühünü engelledi. Çünkü seçmen tercih ettiği partinin barajı aşamayabileceği endişesiyle oyu boşa gitmesin diye başka partilere destek vermek zorunda kaldı” tespitini yaptı. Dahası Özdağ, yeni sistem sayesinde hem partilerin son derece şeffaf bir ortamda ittifaka gideceğini hem seçmenin baraj kaygısı olmadan hür iradesini sandığa yansıtabileceğini ifade etti.

Milliyetçi, mücahit, devletçi

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli’nin toplum karşısında sergilediği duruşu ‘milliyetçi’, ‘mücahit’ ve ‘devletçi’ olarak nitelendiren Özdağ, “Milliyetçilik milletinden yana olmak demektir. Kim milletinden yana ise o milliyetçidir. Ülkücülük de devletinizi devletler sıralamasında öne çıkartmaktır. Bugün Recep Tayyip Erdoğan da Devlet Bahçeli de ülkücüdür. Her ikisi de milliyetçidir, mücahittir, devletçidir. Çünkü statükoya karşı meydan okumak devrimciliktir, ülkücülüktür, mücahitliktir” ifadelerini kullandı.

Cumhur İttifakı’nın yakın gelecekteki hedeflerini de sıralayan Özdağ, “Bu birliktelik, siyasi bir birlikteliktir ama tek başına siyasi bir birliktelik değil, aynı zamanda ekonomik bir birlikteliktir. Bu, Türkiye’yi büyütme hedefidir. Bu aynı zamanda Türkiye’yi itibarlı yapma, parası ve pasaportunu kıymetli yapma hamlesinin birlikteliğidir” dedi.

Cumhur İttifakı’nın asıl amacının “Türkiye’yi sonsuza kadar yaşatma hamlesi” olduğuna dikkat çeken Özdağ, ittifakın hedeflediği noktayı ise “Buradaki milli ve manevi değerlere sahip, muhafazakâr, demokrat, milliyetçi güçler bir araya geliyorlar. Karşımızda kim olursa olsun, hangi ittifaklar yapılırsa yapılsın biz yüzde 55’in üzerinde oy alacağız. Parlamentoda çoğunluğu sağlayacağız” ifadeleriyle vurguladı.

 

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)