ERDAL TANAS KARAGÖL

Geçen yıl açıklanan Milli Enerji Politikası, 2018’de nasıl sürdürülecek?

Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında 2017 yılında önemli hedefler ortaya konuldu ve büyük başarılara imza atıldı. Mart ayında gerçekleştirilen güneş ve ağustos ayında gerçekleştirilen rüzgâr enerjisi ihaleleriyle 1000’er megavatlık kapasite artırmanın yanı sıra yerlileştirme hedefi noktasında önemli bir adım atıldı; ihaleler kapsamında ülkemizde yerli üretim gerçekleştirmek üzere kurulacak olan fabrikaların hazırlıkları son hızıyla devam ediyor.
21 Aralık tarihinde, Ankara’da kurulacak olan güneş enerjisi hücre ve panel fabrikasının temeli atıldı. Rüzgâr santralı için gerekli olan üretimi yapacak fabrika da en kısa zamanda Türkiye enerji sektörüne ve ekonomisine kazandırılacak. Bunlar son derece değerli kazanımlar; hedef, 2018 yılında da benzer kazanımları elde edebilmek.
Dışa bağımlılığı azaltmak adına yenilenebilir enerji yatırımları devam edecek, 2017 yılı bitmeden rüzgâr enerjisi alanında 2.130 megavatlık yeni kapasite tahsis yarışması düzenlendiğini de biliyoruz.
Bakanlığımız, yenilenebilir enerjinin yanında yerli kömür konusu üzerinde de ciddiyetle duruyor. Bu hedefler doğrultusunda 2018 yılının en az 2017 yılı kadar başarılı geçeceğini düşünüyorum. 2017 yılının nisan ayında açıklanan Milli Enerji ve Maden Politikası’ndaki hedeflerin uzun araştırmalar sonucu ortaya konduğunu biliyorum. Bu bağlamda politika kapsamında belirtilen strateji ve hedeflerin her biri kendi içinde ayrı ayrı öneme sahip. Bilhassa yerli ve milli kaynaklarımız olan yenilenebilir enerji kaynaklarının ve yerli kömürün kullanımının artırılması hedefini oldukça gerçekçi buluyorum. Bugün gelinen noktada dışa bağımlılığı azaltmak adına birçok proje hayata geçirdik, kendi kaynaklarımızdan olabildiğince fazla fayda elde edebilmek bu alandaki çalışmalarımızı ciddiyetle sürdürmek zorundayız.

 

“Türkiye, enerjide dışa bağımlılığı azaltma amacına ulaşana kadar

petrol ve gaz arama faaliyetlerine devam edecek.”

Akdeniz’de doğalgaz sondaj çalışmaları 2018’de nasıl ilerleyecek?

Bildiğim kadarıyla arama çalışmaları devam ediyor. Çalışmaların sürdürülebilirliği açısından sondaj gemileri sipariş edildi ve yakın zamanda Türkiye’ye ulaşması bekleniyor. Bilhassa Akdeniz’de yürütülen çalışmalar komşu ülkeler tarafından dikkatle takip edilmekte ve sondaj gemilerinin sipariş edilmesi Türkiye’nin bölgede önemli bulgulara ulaştığı yönünde yorumlara neden olmakta. Türkiye artık dışa bağımlılığı azaltmak için amacına ulaşana kadar petrol ve gaz arama faaliyetlerine devam edecek.

Türkiye’nin gündeminde nükleer projeler de var. Bunlarla ilgili takvim nasıl işliyor?

1.200 megavatlık dört ayrı üniteden oluşan Akkuyu Nükleer Santralı’nın birinci ünitesinin inşasına ilişkin temel atma töreni yakın
zamanda düzenlendi. İlk üniteye ait ekipmanların 2020 yılına kadar temininin sağlanması ve 2023 yılında devreye alınması planlanıyor. Kalan üç ünitenin ekipmanlarının ise 2021, 2022 ve 2023 yıllarında temin edilmesi ve sırasıyla 2024, 2025 ve 2026 yıllarında faaliyete alınmaları planlanıyor. Sinop Nükleer Santralı’nın ise fizibilite çalışmaları devam ediyor. 2018 yılı içinde uygunluk raporunun çıkacağını tahmin ediyoruz.
Uygunluk raporunun çıkmasının ardından ise sürecin hızlandırılarak 2025 yılında 1.100 megavat kapasiteli dört ünitesinden ilkinin faaliyete alınması planlanıyor. Ayrıca üçüncü nükleer güç santralı için de çalışmalar yürütülmekte, onun inşasına ise 2025 yılında başlanması öngörülmekte.

Coğrafyamızdaki uluslararası gelişmeler yeni yılda enerji politikalarımızı nasıl etkileyecek?

Bölgedeki olumlu/olumsuz gelişmeler tabii ki Türkiye’yi etkileyecektir. Ancak olumsuz gelişmelerden en az şekilde etkilenmek adına çalışmalar yürütmek bizim elimizde. Depolama tesisleri, yerli ve milli kaynaklarımızın enerji sektörüne ve ekonomiye kazandırılması, LNG tedarik edilen ülkeler arasına yenilerinin eklenmesi olumsuzluklardan olabildiğince az etkilenmek adına izlenebilecek stratejilerden.

Depolama kapasitesinin geliştirilmesi için yeni yılda atılacak adımlar neler?

2017 yılı içerisinde Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi faaliyete alındı. Yine 2017 yılında Hatay Dörtyol’da faaliyete alınan yüzer depolama ve yeniden gazlaştırma terminali (FSRU) projesi var. Ayrıca kısa zamanda kapasitenin en az 10 milyar metreküpe ulaştırılarak yıllık tüketilen doğalgaz miktarının 5’te 1’inin depolanabilir hale gelinmesi hedefleniyor.

“2018 yılında TANAP’ın tamamlanarak faaliyete alınması planlanıyor.

Ancak ilk etapta yalnızca Türkiye’ye gaz akışı sağlanacak.”

Ülkemizden geçen enerji nakil hatlarıyla ilgili nasıl gelişmeler olacak?

2018 yılında TANAP’ın tamamlanarak faaliyete alınması planlanıyor. Ancak bununla ilgili bütün çalışmaların 2020 yılına kadar süreceği öngörüldüğünden, ilk etapta yalnızca Türkiye’ye gaz akışı sağlanacak. Türk Akım’ın ise Karadeniz’den geçen kısmının yüzde 30’unun tamamlandığı açıklanmıştı. Sürecin bu şekilde sorunsuz ilerlemesi halinde 2019 yılında hattın faaliyete alınmasıplanlanıyor.  Projenin Avrupa’ya gaz iletme hedefi konusunda ise 2018 yılında Rusya’nın Avrupa ülkeleri ile görüşme trafiğinin devam etmesi bekleniyor.

2017’NİN KARESİ: Fevzi El-Junidi isimli Filistinli çocuğun gözaltına alınışı.

Enerjide arz güvenliği devletimizin üzerinde durduğu bir konu. Bu konuda 2018 hedefleri neler?

Arz güvenliği bizim gibi tükettiği enerjinin büyük kısmını ithal kaynaklardan karşılayan ülkeler için hayati önem arz ediyor. Enerji arz güvenliği en basit haliyle talep edilen enerji kaynağının gerekli zamanda kesintisiz ve sürekli, finansal olarak karşılanabilir ve çevreye olabildiğince az zarar vererek temin edilmesi anlamına geliyor.Burada en önemli nokta çeşitliliğin sağlanması. Çeşitlilik ise hem kullanılan enerji kaynağı hem tedarik edilen ülke hem de tedarik edilen yollar açısından ele alınıyor. Devam eden doğalgaz boru hattı projelerinden yerli kömür kullanımını artırma çalışmalarına, yenilenebilir enerjiden petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına kadar bakanlık tarafından yürütülen çalışmaların tamamı, arz güvenliğini artırma amacı güdüyor.

Yenilenebilir / alternatif enerji alanında Türkiye hangi noktada?

Türkiye 2017 yılında hayata geçirdiği YEKA ihaleleriyle büyük kazanımlar elde etti. 1000’er megavatlık güneş ve rüzgâr enerji santrallarının inşasını ve yerlileştirmeyi artırmak adına güneş paneli ve rüzgâr türbini üretecek fabrikaların kurulmasını amaçlayan projelerle Türkiye ithal kaynak bağımlılığını azaltarak arz güvenliğini artırma konusunda emin adımlarla ilerliyor. 2018 yılında da YEKA ihalelerinin devam edeceği öngörülüyor.

 

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)