12 Eylül darbesinden sonraki anayasa, yoğun baskılar neticesinde onay aldı (Sezgin Tanrıkulu)

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi'ni değerlendiren CHP’nin hukukçu milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de bir sistem krizi olduğunu söyledi. Tanrıkulu, bunun sebebinin AK Parti olduğunu iddia etti.
Yayın Tarihi: Şub 28, 2017
FavoriteLoadingBeğen 11 mins

SEZGİN TANRIKULU. CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ VE MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU ÜYESİ.

AKP’nin Türkiye’ye önerdiği bir sistem yok. Dayattığı, baskıyla kabul ettirmek istediği bir sistem var. Bu sistem de tüm kurumların, yetkilerin tek elde toplandığı, otoriter bir sistem. Zaten AKP de bu sistemin demokratikleşmenin yolu olduğunu savunmuyor. Onlar “Daha güçlü bir Türkiye” iddiasıyla başkanlığı öne sürüyor ama aslında bu, “Daha güçlü bir Erdoğan” için yapılan bir girişim.

AK Parti’nin “Yeni sistem tıkanmaların önü açacak” yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün eğer bir sistem tıkanıklığı varsa, bunun temel sebebi yine AKP’dir. Parlamenter sistem, demokratik yollar bir kenara bırakıldığında tıkanır. Bugün yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında olması gereken özerklik tamamen ortadan kaldırılmış durumda. Bağımsız olması gereken yargıçlar, konumu ne olursa olsun kimsenin karşısında cüppesinin önünü iliklemeye çalışmaz. O cüppeler, kimsenin karşısında iliklenmesin diye düğmesizdir. Şimdi AKP o cüppelere düğme takmak istiyor. Meclis, tüm yurttaşların iradesinin yansıdığı bir çatıdır. Şimdi o iradeye ipotek koymak istiyor AKP. Dolayısıyla eğer bir sistem krizi varsa, ki biz bu krizin varlığını inkâr etmiyoruz, onun temel sebebi otoriterleşme eğilimidir. Dolayısıyla AKP hem sistemi zehirliyor hem de “Panzehir sadece bende” diyor.

Parti olarak Türkiye’deki tıkanmaları nerelerde görüyorsunuz ve nasıl bir sistem öneriyorsunuz?

Biz CHP olarak başından itibaren parlamenter sistemin demokratik bir işleyişle sürdürülmesi halinde Türkiye’nin her sorununa çözüm bulunabileceği düşüncesindeyiz. Şu anki parlamenter sistemimizde elbette çok ciddi sorunlar var. Ama bu sorunların çözümü sistemi tamamen çöpe atıp çok daha otoriter bir düzen kurmaktan geçmez. Bu Meclis tüm kusurlarına rağmen ciddi bir eneyim birikimine sahip.

O birikimleri bir kenara bırakıp tüm karar ve yetkiyi tek bir kişinin elinde toplamak, göreceksiniz her şeyi kilitleyecek. Asıl sistem tıkanıklığı o zaman başlayacak.

 

Parlamenter sistemin demokratik bir işleyişle sürdürülmesi halinde Türkiye’nin her sorununa çözüm bulunabileceği düşüncesindeyiz.”

CHP neden bu değişikliğe karşı?

CHP sosyal demokrat bir parti. Türkiye halkının kendi geleceğini kurabilecek yetkinlikte olduğunu bilen bir parti. Türkiye’nin en zor dönemleri bu halkın iradesiyle aşılmıştır. Bu ülke darbeler de gördü, ekonomik krizler de, savaşlar da… 12 Eylül darbesinden sonra halka dayatılan antidemokratik anayasa, yoğun baskılar neticesinde onay aldı.

Oysa halkın özgür iradesiyle bir referandum yapılabilseydi, şu anda AKP’ye fazla bile gelen darbe anayasası kabul görmezdi. Eğer şu an önümüzde bulunan referandum sürecinde de halk özgür bir biçimde sandığa gidebilirse, büyük ölçüde ‘Hayır’ diyecektir. Çünkü Türkiye artık otoriter, antidemokratik uygulamalardan bıktı. Türkiye ekonomisini pamuk ipliğine bağlı kılan, Türk Lirası’nı değersizleştiren, gündelik hayatta insanların büyük korkular yaşamasına sebep olan politikalardan bıktı bu halk. AKP, 7 Haziran öncesinde “Biz gidersek kaos başlar” dedi ve gerçekten de kaosu bizzat kendisi başlattı. Bunun üzerine 1 Kasım seçimlerinde tek başına iktidar şansı yakaladı. Peki hani siz tek başınıza iktidar olunca istikrar gelecekti? Gördük ki 1 Kasım’dan sonra kaos daha da arttı. Şimdi de diyorlar ki başkanlık sistemi olmadan kaos bitmez. Halkımızın karnı bu yalanlara tok.

CHP teklifteki hangi maddelere karşı çıkmıyor?

Biz meseleye böyle bakmıyoruz. Karşı çıktığımız şey, AKP’nin hedeflediği otoriter başkanlık sistemi. Referandumda da oylanacak olan budur zaten. Türkiye diktatörlüğü oylamaya zorlanıyor. İşin özü budur.

Cumhurbaşkanı’nın partili olmasını güçler ayrılığı ilkesine göre nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP yıllardır bizi tek parti dönemi CHP’si üzerinden vurmaya çalışıyor.

Yüksek yargının belirlenmesinden parlamentoya kadar bütün hayati mekanizmalar bir kişiye bağlandığında, geriye kalan denge ve denetleme mekanizmaları sadece ayrıntıdan ibaret kalır.

Peki siz şimdi o eleştirilerinizi rafa mı kaldırdınız?

Öyle görünüyor. Çünkü AKP tek parti döneminin ruhunu diriltmeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda bir partinin başında olması, dolayısıyla parlamentodaki milletvekillerini de belirleyebilecek olması, parlamentoyu istediği zaman feshedebilecek olması… Bunların hiçbiri AKP’nin icat ettiği değişiklikler değil. Bütün otoriter, diktatöryal düzenlerde işleyiş bu yöndedir.

Yeni sistemde denge ve denetleme mekanizmaları yok mu?

Eğer siz bir sistemde tüm denge ve denetleme mekanizmalarının üstünde bir kurum inşa ederseniz, o sistemde aslında denge ve denetleme mekanizmaları sadece alttakiler için geçerli olur. AKP, Erdoğan’ın hiçbir biçimde dengelenemeyeceği tek adam sistemi öneriyor. Aynı zamanda hiçbir biçimde denetlenemeyeceği bir belirleyicilik kudreti tanıyor Erdoğan’a. Yüksek yargının belirlenmesinden parlamentoya kadar tüm hayati mekanizmalar bir kişiye bağlandığında, geriye kalan denge ve denetleme mekanizmaları sadece ayrıntıdan ibaret kalır. Yeni sistem yargıyı nasıl bir pozisyona taşıyacak? Türkiye’de zaten yargı şu anda fiilen iktidarın denetiminde bulunuyor. Yeni sistemle bunu kurumsallaştırmak istiyorlar. Yani öylesine bir yargı sistemi kurmak istiyorlar ki, kendileri dışında herkes yargılanabilecek. Daha da ötesi kendileri açısından tehlike olarak gördükleri tüm muhalifleri bu yargı sistemiyle cezalandırmaya çalışacaklar.

Bizim bu süreçte zaten ‘hayır’ diyecek kitlelerle ilişkimiz sürerken esas olarak kararsız kalan, paketin içeriğine tam vakıf olmayan kesimlere gitmemiz gerekiyor.

KENAN EVREN’İN HAZIRLADIĞI ANAYASA 1982’DEKİ REFERANDUMDA KABUL EDİLMİŞTİ.

Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te olması yasamayı nasıl etkileyecek?

Cumhurbaşkanı, emrindeki yargıya uygulatmak istediği yasayı yine kendi emrindeki partisine çıkarttıracak. En büyük yargıç Cumhurbaşkanı olacak. Dolayısıyla onu yargılayacak hiçbir mekanizma da olmayacak.

MHP’nin değişikliğe destek vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

MHP yönetimi kendince bir ittifak kurdu AKP’yle ama açıkçası MHP’nin kendi tabanını bu felaketin peşinden sürükleyebileceğini düşünmüyorum.

Türkiye referanduma nasıl bir ortamda giriyor?

Referanduma korkuyla giriyor halkımız. OHAL uygulamalarının doludizgin sürdüğü, ağzını açanın hapse atıldığı, ‘Hayır’ demenin neredeyse yasaklandığı bir ortam var. 12 Eylül döneminde Kenan Evren nasıl bir ‘Evet’ dayatması yaptıysa, AKP onun 10 mislini yapıyor. Yandaş medyaya bakın, dizilerde geçen diyaloglardaki ‘Hayır’ sözcüklerine bile öfke saçıyorlar. Kaymakamlar, rektörler ‘Evet’ kampanyasına katılıyor. Ama ‘Evet’ baskısı arttıkça insanlar daha fazla ‘Hayır’ diyecek, bunu herkes görecek.

Sezgin Tanrıkulu

İnsanlarımızı bilgilendireceğiz

Sezgin Tanrıkulu, CHP’nin referandum sürecinde nasıl bir kampanya yürüteceğini de anlattı: “Bizim bu süreçte zaten ‘hayır’ diyecek kitlelerle ilişkimiz sürerken esas olarak kararsız kalan, paketin içeriğine tam vakıf olmayan kesimlere gitmemiz gerekiyor. Bunu yapacağız. Aynı zamanda evet demesi muhtemel kesimlere gideceğiz. Madde madde, başlık başlık insanlarımızı bu konuda bilgilendireceğiz. Burada CHP’nin değil Türkiye’nin kaderi söz konusu. Kullanacağımız her oy doğrudan ülke kaderini belirleyecek. Dolayısıyla biz siyasetçiler olarak ne kadar sorumluluk sahibiysek, seçmen de en az o kadar sorumluluk sahibidir bu süreçte. Halkımıza bunu hatırlatacağız.”

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)