Behzat Uygur

Yaptıkları birbirinden güzel işlerle Uygur soyadını yaşatan Süheyl – Behzat Uygur ikilisi, Franz Von Schönthan – Gustav Kadelburg tarafından yazılan ve Nejat Uygur tarafından dilimize uyarlanan ünlü ‘Marko Paşa’ müzikalini 25 yıl aradan sonra yeniden sahnelemeye başladı. Behzat Uygur’la hem Nejat Uygur’u hem de yeni projelerini konuştuk.

21 Nisan 1963 yılında doğan Behzat Uygur, tiyatrocu Nejat – Nejla Uygur çiftinin beş oğlundan en küçüğü. Çocukluğu tiyatro kulislerinde geçen Behzat Uygur, babasından miras kalan bu kültürü ağabeyi Süheyl Uygur’la birlikte hakkıyla yerine getiren bir tiyatrocu. Diğer üç kardeş farkı mesleklere yönelse de Behzat Uygur ve Süheyl Uygur, usta oyuncu Nejat Uygur’un kaldığı yerden insanları güldürmeye devam ediyor. İlkokul son sınıfta ‘kabiliyetsiz’ denilerek oyundan çıkarılan ve ilk rolünü okul mezuniyetinde ‘Fasulye Piyazı’ ile sergileyen Nejat Uygur, o günden sonra sahneden inmedi. Usta oyuncu ve eşi Nejla Uygur, turnelere çocuklarıyla birlikte çıktı ve işte o turnelerde Süheyl ve Behzat Uygur da tiyatroyla haşır neşir oldular. Nejat Uygur’un küçük oğlu Behzat Uygur, çocukluğunu, “Çocukluğumuz turnelerde ve kulislerde geçti. Oyuncaklarımız tiyatro aksesuarları oldu. Oynadığımız arkadaşlarımız da tiyatroda oynayan ustalarımız ve onların çocuklarıydı. Gittiğimiz her şehirde ve her turnede arkadaş, dost edindik biz. Bu sayede Türkiye’yi birkaç kez dolaşma şansını da elde ettik” diye anlattı. Nejat Uygur’u disiplinli ve otoriter bir baba olarak tarif eden Behzat Uygur, “Belli bir disiplin ve otoritesi vardı ama hani o anlamda bir zorluğunu yaşamadık. Üstelik de son derece keyifliydi. Bambaşka bir dünyayı sundu bize. Olduğu ortam, atmosfer farklıydı. Ekonomik olarak biraz zorlu yıllar olsa da biz çocukluğumuzda herkesin yaşayamayacağı şeyleri yaşadık” diyor.

“Tiyatro kaçınılmazdı”

Çocukluğunda Galatasaray altyapısında futbol oynayan Behzat Uygur tiyatroda karar kılmasını, “Başka bir şey yapmam düşünülemezdi” diye özetliyor. Nejat Uygur’un ifadesiyle ‘armut dibine düştü’ ve Behzat Uygur, 1987 yılında ilk kez Ankara’da babasının ‘Hastane mi, Kestane mi’ oyunuyla sahneye çıktı. Behzat Uygur, bu mesleği devam ettirmenin kendisi için kaçınılmaz bir son olduğunu ifade ederek, “Bu meleği çocukluğundan beri yaptığımız için başka hiçbir şey düşünmedik. Bu bir karar değildi. Zaten çocukluğumuzdan beri tiyatronun içinde olan adamlar olduğumuz için bilet satan, minder satan, yer gösteren, gişede duran, dekor taşıyan, sahne arkasında çay servisi yapan adamlar olduğumuz için hep tiyatronun içindeydik. ‘Ben bu mesleği yapacağım’ diye bir karar alma günü olmadı. Bu son kaçınılmazdı” diye konuştu. Babası Nejat Uygur ile annesi Nejla Uygur’u defalarca sahnede izleyen biri olarak Behzat Uygur tabii ki onlardan çok şey öğrendi. O günleri anarken usta oyuncu, babasıyla çalışan diğer sanatçı büyüklerini de anmadan edemedi ve “Annemden, babamdan ve tiyatrodaki diğer ustalarımızdan Bahri Beyat, Süheyla Beyat, Halit Akçatepe’den, Nejat Uygur Tiyatrosu’nda oynayan bütün ustalardan ayrı ayrı çok şey öğrendik. Birinci olarak tabii ki babam ve annemi örnek aldık bu anlamda. Şu anda sahnede varsak, onların sayesinde tabii. Sahnede seyirci bize itibar gösteriyorsa, ustalarımızdan öğrendiklerimizi uyguladığımız için” ifadelerini kullandı.

“Nejat Uygur’suz hayat geçmiyor”

18 Kasım 2013 yılında aramızdan ayrılan Nejat Uygur’u özlememek imkânsız. Yaptığı birbirinden özel işlerle hâlâ hatıralarda olan büyük ustanın izinden giden Behzat Uygur, “Nejat Uygur’suz hayat geçmiyor. O bize bir miras bıraktı. Biz de onun mirasını har vurup harman savurmadan, en iyi şekilde başkalarına iletmeye çalışıyoruz. Çünkü bize miras olarak ustamız Nejat Uygur’dan bir bu kaldı. En önemli şeylerden biri bu. Kalan şeyler de manevi olmalı. Bu da onlardan biri. Biz de bunu en iyi şekilde devam ettirmeye çalışıyoruz” dedi.

Süheyl Uygur ile birliktelik

Sık sık hangisi daha büyük diye sorulur, Behzat Uygur için ağabey yakıştırması yapılır ama Süheyl Uygur, Behzat Uygur’dan 5 yaş büyük. Uzun zamandır birlikte olan iki kardeş adeta kader birliği yapmış. Birçok projeye birlikte imza atan iki kardeşten Behzat Uygur işin sırrını, herkesin sınırlarını iyi bilmesine bağlıyor. Behzat Uygur, “Süheyl ile aramızda 5 yaş var. O benden 5 yaş büyük. Birlikte iş yaparken, ‘iyi bir ikili olalım, çok iyi anlaşalım’ gibi özel bir çabamız olmadı. Çocukluğumuz zaten tiyatro kulislerinde birlikte geçti. Herkes ne yaptığını ve ne yapmayacağını, görev alanını çok iyi bildiği için bu birliktelik böyle süregeldi” dedi.

25 yıl aradan sonra ‘Marko Paşa’

Franz Von Schönthan – Gustav Kadelburg tarafından yazılan ve Nejat Uygur tarafından dilimize uyarlanan ‘Marko Paşa’ müzikali, Süheyl -Behzat Uygur kardeşler tarafından 25 yıl sonra yeniden sahnelenmeye başlandı. Bu sezon dördüncü yılları olduğunu hatırlatan Behzat Uygur, anneleriyle aynı sahneyi paylaşmanın verdiği mutluğu şöyle dile getirdi: “Bu, dördüncü yılımız. ‘Marko Paşa’ müzikalinde annemle aynı sahneyi paylaşıyoruz. O, rahatsızlığından dolayı biraz ara verdi ama iyileşince aramıza geri dönecek. Annemi ikna etmek çok da zor olmadı. Hep arzu ediyordu sahnede olmayı. Bunu da bildiğimiz için biz bahseder bahsetmez ‘Tabii ki oynamak isterim’ dedi. Şu an hasta yatağında bile oynamak istiyor. Biz hadi oyna desek oynayacak, yani o şekilde. Ama iyileşme süreci var, onun iyileşmesini tercih ediyoruz. Bizim için önce sağlığı önemli.”

70’Lİ YILLAR. NEJAT-NEJLA UYGUR ÇİFTİ VE BEŞ ÇOCUKLARI BİR ARADA.

Çocuklar da tiyatroyla iç içe

Behzat Uygur’un Behzat ve Nejat adında iki oğlu var. Her ikisi de tiyatroyla iç içe. Behzat Uygur’un kendi ismini taşıyan oğlu Behzat Uygur Jr. bir dönem tiyatro yaptıktan sonra yönetmenliği seçmiş ve son olarak müzik piyasasına atılmış bir isim. Dede Nejat Uygur’un ismini taşıyan oğlu ise yeni bir diziye başlıyor. Behzat Uygur çocuklarının meslek seçimini, “İkisi de tiyatroda bulundular, ikisi de tiyatroda görevler aldılar. Nejat tiyatroda oyunculuk da yapıyor. Bizim diğer ‘Hasta Etme Adamı’ adlı oyunumuzda yer alıyor. Behzat işin yönetmenlik kısmında var. Zaten şu anda klip çekiyor. Yine bizim meslekten ikisi de. Tiyatrocu bir ailenin içinde

olmaktan tabii ki etkilendiler ve kendi tercihleri olarak bu sektörde yer alıyorlar. Nejat yeni bir diziye başladı. İkisi de yaptığımız işlerin devamını yapıyor aslında” diyerek anlattı.

“Tiyatro yapmıyorsan, hiçbir şey yapmıyorsun”

Uzun zamandır televizyonda yer almadıkları için kendilerine sık sık neden televizyonda olmadıklarının sorulduğunu belirten Behzat Uygur, “Televizyonda niye bir şey yapmıyorsunuz? Ne zaman yapacaksınız? En çok karşılaştığımız sorular. Şu anda tiyatroyla çok haşır neşir olan ve tiyatroyu sürdürmek arzusunda olan insanlarız. Çok keyfimize yatkın bir şey gelirse yapmayı düşünüyoruz. Türkiye’de şöyle bir olgu var, televizyon ya da sinemada iş yapmadığın zaman bir şey yapmıyormuş gibi algılanıyor ama bence tam tersi olmalı. Tiyatro yapmıyorsan, hiçbir şey yapmıyorsun. Bize bu daha doğru geliyor. O yüzden tiyatroyu sürdürüyoruz. Şu an için öyle televizyona bir şeyler yapalım derdimiz yok” dedi. Türkiye’nin klasikleri arasına girmiş olan ‘Şahane Pazar’la ilgili de Behzat Uygur şunları söyledi: “Şahane Pazar bitti artık. Bazı şeyleri tadında bırakmak lazım. Biz nedense ülke olarak bir şeyleri sündürmeye, bir şey yapıldığı zaman aynısından 10 tane yapmaya bayılıyoruz. ‘Şahane Pazar’, Türkiye’nin bir eğlence klasiği oldu. En uzun süren eğlence programı oldu ve o tatta bırakılmalı. Evet, herkes çok istiyor ‘Şahane Pazar’ı tekrar yapmamızı. Belki bir tek şöyle yapabiliriz, ayda bir ya da yılda bir tane özel bir gece ve özel bir şey adına. Varsayalım ki geliri engelli çocuklara bırakılacak, tüm reklam gelirleri bir yere bağışlanacaksa yapabiliriz.”

Ve yeni bir gösteri

Süheyl ve Behzat Uygur’ un oyunculuklarının yanı sıra şov ve eğlence dünyasındaki yadsınamaz başarıları ‘Yeşilçam Sahnede’ perçinleniyor. ‘Yeşilçam Sahnede’ yaklaşık 20 şarkılık bir repertuar ve canlı performans, interaktif bir oyun, bir kabare tadında karşımıza çıkıyor. Türk sinemasının en sevilen şarkılarının aralarına, mizah unsurlarının özenle yerleştirildiği bir metinle harmanlanan sahne şovunda Süheyl Uygur, Behzat Uygur, Uğur Babürhan, Dilan Çıtak, Ömer Yılmaz’dan oluşan oyuncu ve solist ekibine, yurtiçi ve yurtdışında birçok ödül almış müzik direktörü Serpil Günseli’nin şefliğindeki orkestra eşlik ediyor.

“Farklı bir eğlencemiz var, buyurun gelin”

Behzat Uygur yeni projelerini şöyle anlattı: “Bu yeni projede şarkı söylüyoruz. Arkamızda çok değerli bir orkestra var. Yeşilçam şarkıları potpuri şeklinde, birbiriyle bağlantılı… Aynı zamanda barkovizyonla eşzamanlı o filmlerin görüntüleri de sahnede olacak. Seyirciyi de içine aldığımız interaktif bir gösteri, bir konser, bir kabare… Üçünü de söyleyebiliriz bunun için. Farklı mekânlarda, farklı bir eğlence sunuyoruz seyirciye. Çünkü aynı şekilde eğlenmekten sıkılan bir kitle var. Biz de bu insanlara farklı bir eğlencemiz var, ‘buyurun gelin’ diyoruz.”

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)