Mehmed Selahaddin Şimşek (1953-1994)

Efsaneyi gerçeğe tercih eden aydınlar(!)

Aydın, hakikati arayan, bulduğunda da onu hiçbir hesap yapmadan, gerekirse hayatı pahasına haykıran insandır.

Dünyadaki aydınlıkları, kendilerini yakmaktan çekinmeyen hakikat sevdalılarının saçtığı ışıklara borçluyuz.

Aydın ışık taşır, sahte aydınlarsa karanlık! Hiçbir karanlık, sahte aydının bizzat kendisinden daha kara değildir. Toplumlara musallat bütün dertlerin mesulleri onlardır. Kuyular ne kadar minarelere benzerse onlar da o kadar aydındır!

Efsane sönmesin diye tarihi, yalan tahtından inmesin diye gerçeği, masal susmasın diye hakikati feda edenlerin aydın sanıldığı bir ülkenin karanlığına şaşılmamalıdır.

Hainlerin kahraman bilinmesine göz yumanlarla, kahramanların hain tanınmasına ses çıkarmayanlar aynı ‘esfel-i safilin’in çamurundandır! Sahte aydınlar olmasaydı, sahte kahramanlar olmayacaktı.

İhaneti gizleyenler hainler kadar suçludur!

Bir gün hakikatin erkek sesi “Suçlu ayağa kalk!” diye haykırdığında, sahte kahramanlarla sahte aydınlar yerlerinden birlikte doğrulacaklardır!

Böyle aydınlar olmasaydı, bu ülke ne kadar aydınlık olacaktı…

Mehmed Salâh

 

‘Ş.’ imzalı özdeyişleriyle tanıdığımız merhum Mehmed Selahaddin Şimşek, çok az sayıdaki düzyazılarında Mehmed Salâh imzasını kullanmıştı. 1994 yılında henüz 41 yaşındayken aramızdan ayrılan bu çok değerli düşünür ve sanatçımızın aydınlar(!) hakkındaki yazısını, kendisini rahmetle ve şükranla anarak yayımlıyoruz. Mehmed Selahaddin Şimşek, özdeyişlerinde kendi adını kullanmayıp ‘Ş.’ imzasıyla eser vermesini, “Hazreti Mevlânâ’nın oğluna öğütlerinde okumuştum. ‘Bir eser verdiğinde kendi adını koyma ki nefsin gurura kapılmasın’ diyordu” sözleriyle açıklamıştı.

 

 

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)