Rebiülevvel ayında yüzyıllardır Mevlid-i Şerif

Günümüz insanı her zamankinden fazla Hz. Peygamber’e muhtaçtır!
Yayın Tarihi: Ara 31, 2016
FavoriteLoadingBeğen 16 mins

“Doğdu ol sâatde ol sultân-ı dîn Nûra ğark oldu semâvât-ü zemîn…”
Doğumundan tam 838 yıl sonra Süleyman Çelebi, O’nun onuruna yazdığı Mevlid-i Şerif ’inde peygamberimiz Hazreti Muhammed’in doğumunu tam olarak bu beyitlerle anlatıyordu. Hicri takvime göre her yılın üçüncü ayı Rebiülevvel olarak adlandırılıyor. Bugünlerde içinde bulunduğumuz ay olan ve Türkçede karşılığı ‘evvelki bahar’ olarak tanımlanan Rebiülevvel, Hazreti Muhammed’in doğum ayı olarak kabul edildiğinden, bütün Müslümanlar için çok özel ve mübarek bir ay. Öyle ki, peygamberimiz 12 Rebiülevvel 571’de doğdu, 12 Rebiülevvel 622’de Hicret’i bitirdi, yine 12 Rebiülevvel 632’de ahirete göç etti. Aynı zamanda yine bu ayın içinde Mescid-i Nebevi’nin de inşasının başladığı söyleniyor. Hem peygamberimizin doğumunu içerdiği hem de pek çok önemli gelişmeyi barındırdığı için bu ay Müslüman toplumlarda bir mevlid geleneğini de ortaya çıkardı. Özellikle Hazreti Muhammed’in doğduğu gün olan 12 Rebiülevvel, Mevlid Kandili olarak kutlanıyor. Öyle ki bugünlerde oruç tutmak, geceleri ilahi, kaside, Kur’an-ı Kerim okumak, dua etmek ruhu besliyor. Aynı şekilde o gün ‘Mevlid-i Şerif ’ okunması da 15’inci yüzyıldan bu yana toplumumuzda yerleşmiş bir gelenek halini almış.

16 kısım, 770 beyitli Mevlid-i Şerif
O’nun doğumunu en içten şekilde kutlamak ve anmak amacıyla okunan, Arnavutça, Boşnakça ve Gürcü dillerinde de yer alan ‘Mevlid’, İslam edebiyatında mesnevi tarzında yazılan edebi bir tür olarak nitelendiriliyor. Halk arasında ‘mevlüt, mevlüd, mevlit’ olarak da dile getirilen, peygamberimizin doğduğu gece gibi kutsal günlerde makam ve belli bir usul ile okunan ‘Mevlid’de Hazreti Muhammed’in doğumunu, hayatından çeşitli bölümleri, mucizeleri anlatılır. Günümüz Türkiye’sinde ise Mevlid’in en tanınmışı Süleyman Çelebi tarafından yazılanı olsa da Türk edebiyat literatüründe 63 mevlid bulunuyor. Ancak 14’üncü yüzyılda yaşamış Erzurumlu Mustafa Darir’in, İbn-i İshak’ın Siretü’n Nebi’sinden çevirerek yazdığı ‘Tercümetü’d-Darir’ ile Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşamış Ahmed’in yazdığı mevlidler dışında neredeyse tümü Süleyman Çelebi’ninkine yazılan nazireler olarak anılıyor. Bu yüzden mevlid denilince tarihe damga vuran, 1409’da yazılan, 16 kısım ve 770 beyitten oluşan ve Süleyman Çelebi’nin eseri ‘Vesiletü’n Necat’ yani Kurtuluş Vesilesi’dir. Hatta mevlid kutlamaları da yazılışından 179 sene sonra, 1588’de Osmanlı Devleti’nde, III. Murad’ın padişahlık yaptığı dönemde resmi bir devlet protokolü haline bile gelmiş. Başta Ayasofya Camii’nde, sonra ise Süleymaniye ve Sultanahmet Camii’nde, ardından Sultan Abdülaziz’in padişahlığı döneminde Yıldız Camii’nde törenler düzenlenir, Çelebi’nin yazdığı ‘Mevlid’ okunurdu. Devletin ileri gelenleri ile halkın birlikte katıldığı bu törenlerde hurma ve akide şekeri dağıtılır, hediyeler verilirdi.

.

.

Peki geçmişten günümüze kadar uzanan ve etkileyiciliğiyle dikkat çeken Mevlid-i Şerif ’i Süleyman Çelebi hangi duygularla yazdı? Kısaca anlatalım…

Bilgisiyle dikkat çekerdi
1351-1422 tarihleri arasında yaşayan Süleyman Çelebi Anadolu kültürünün önemli parçalarından olan mevlid törenlerinin mimarı, bir din ve ilim adamı olarak tanınıyor. Yaşamı Bursa’da geçen ve kendisini çok iyi bir eğitimle beslediği bilinen Süleyman Çelebi, zamanında bilgili tavırlarıyla padişahın dikkatini çekince Bursa Ulu Camii’ye imam olarak atanmış. Zaten bilinen eseri Vesiletü’n Necat’ı da burada imamlık yaparken kaleme aldığı iddia ediliyor. Yazma hikâyesi ise şöyle: İmamlık yaptığı yıllarda bir gün Süleyman Çelebi, İranlı bir vaizle bir araya geliyor. İranlı vaiz, kürsüde Bakara Suresi’nin 285’inci ayetini kendi görüşlerine göre yorumluyor. Vaiz, Allah’ın gönderdiği peygamberler arasında fark olmadığını, Hazreti Muhammed’in diğer peygamberlerden daha üstün tutulamayacağını dile getirince, Süleyman Çelebi buna içerliyor. Hazreti Peygamber’e gönülden bağlılığı, O’na duyduğu aşk ve muhabbetten dolayı çok üzülen Çelebi, bu yersiz ve asılsız iddiaları cevaplamak, O’nun üstünlüğünü anlatmak için de Mevlid’i kaleme alıyor.

Türkçe’de karşılığı ‘evvelki bahar’ olarak tanımlanan Rebiülevvel, Hazreti Muhammed’in doğum ayı olarak kabul edildiğinden bütün müslümanlar için çok özel ve mübarek bir ay.

İlahi aşkın coşkun mısraları
Süleyman Çelebi’nin 60 yaşına geldiğinde ancak bitirebildiği ve Türkçeye ‘Kurtuluş Vesilesi’ olarak çevrilen Vesiletü’n Necat, kaside şeklinde yazılmış bir eser olarak nitelendiriliyor. Duyguların oldukça coşkun bir ş ekilde anlatıldığı lirik ve didaktik özellikleri barındıran beyitlerden oluşan bu kıymetli eser, farklı tarzı ve üslubuyla da dikkat çekiyor. Öyle ki okunurken çok kolay ve akıcı bir şekilde dile getirilebilen eserin taklidinin çok zor olduğu iddia ediliyor. 16 kısım, 770 beyitten oluşan Vesiletü’n Necat’ta kısımların her biri Çelebi tarafından bahir olarak adlandırılmış. ‘Viladet, Risalet, Mirac’ da bu bahirlerin başlıklarından sadece birkaçı. 15’inci yüzyıldan günümüze kadar uzanan Mevlid’in bestelenmesi ise yazımından 200 yıl sonraya bırakılmış. Bursalı Sekban adlı bir müzisyen sanatçının bestelediği düşünülüyor. Mutlak bir beste olmayan ve hangi bahrin hangi makamla icra edileceğine yönelik bir rehb er niteliği taşıyan bu beste, mevlidhanlar tarafından okunarak bugüne ulaşmıştır. Hatta ülkenin farklı bölgelerinde, farklı üsluplarda bile söylenir. Bu yüzden de Mevlid için ‘cami musıkisinin halka mal olmuş hali’ demek mümkün.

Kur’an tilavetiyle birlikte okunuyor
Dile kolay 16 kısım, 770 beyitten oluşan, 1400’lü yıllardan günümüze uzanan ve Türkiye’de Hafız Burhan, Hafız Sami, Münir Nureddin Selçuk, Kani Karaca gibi önde gelen mevlidhanlar tarafından okunan Mevlid-i Ş erif günümüzde artık doğum, ölüm, evlilik, sünnet, hacıların hac dönüşü, asker uğurlamaları gibi özel günlerde ve kutsal gecelerde K ur’an tilavetiyle beraber okunuyor. Mevlid’in en dikkat çeken, renkli kısmının ise ‘Merhaba Bahri’ olduğ u söylenir. “Yâradılmış cümle oldu şâdümân/ Gam gidûp âlem yenîden buldu cân… Cümle z errat-ı cihân idûb nidâ/ Çağrışûben dediler kim merhabâ…” beyitleriyle başlayan bu bahri mevlidhanlar hicaz ve uşşak makamında okurlar. Geçmişten günümüze her okunduğunda heyecan ve aşk uyandıran kutsal bir es erle yaşatıyor adını Süleyman Ç elebi… Ömrünü Hazreti Peygamber’e adamış, bu uğ urda gece gündüz çalışmış ve O’nun üstünlüğünü anlatmak için tam 770 beyit kaleme almış… Süleyman Çelebi, 1422 yılında B ursa’da ahirete göç etmiş. Peygamberimizi andığımız Mevlid-i Şerif sayesinde her Rebiülev vel ayı Süleyman Çelebi’yi de hatırlamaya bir vesile.

Dr. Lütfü Özşahin “Günümüz insanı her zamankinden fazla Hz. Peygamber’e muhtaçtır”
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” Enbiya 107 Hz. Peygamber ayette de açıkça belirtildiği gibi bütün insanlığa bir rahmet, sevgi, şefkat, merhamet, adalet, aşk, mağfiret elçisi olarak gönderilmiştir. Õyle ki, onun çağrısı evrensel bir muştu olarak ebedi ve ezeli bir mahiyet taşır. Her çağda, her dönemde, bunalımın, çöküşün, zulmetin ve zulmün öldürücü nihiletinin kucağına düşen insanlık, daima vahyin yaşayan örneği olan Hz. Peygamber’in ezeli ve diriltici çağrısına muhtaçtır. Modern dönemde ruhunu ve varoluş amacını kaybeden, değerlerin izafiyetine saplanan, epidemik bir ahlaksızlığın pençesine düşen, merhametini ve şefkatini kaybeden, her şeyi maddeye indirgeyen günümüz insanı, her zamankinden daha da Hz. Peygamber’e muhtaçtır ve O’na özlem duymaktadır. Modern paradigma ve onun çocuğu olan finans kapitalin kalkınma, üretim ve tüketim modeli, küresel ölçekte sadece bir insanlık sorununa değil, aynı zamanda bir gezegen sorununa yol açmıştır. Dünyamız hem ekonomik hem ekolojik hem de insanı değerler noktasında yeniden bir krizin, tabiri caizse yok oluşun eşiğine gelmiştir. Bu bağlamda Hz. Peygamber’in doğumu ve çağrısı, adalet, ihsan, paylaşımcı ve merhamet merkezli yaşam biçimi, günümüz dünyasında daha bir anlam ve değer taşımaktadır. Doğumu ile bütün bir insanlığa hayır ve bereket olan, âleme hayat veren, kurtuluşa davet eden diriltici, ezeli ve ebedi çağrısı kutlu olsun. Allah O’nun şefaatinden ve mesajından bizleri; keza bütün bir insanlığı mahrum bırakmasın.

Velâdet Bahri


Âmine Hâtûn Muhammed ânesi
Ol sadeften doğdu ol dür dânesi
Çünkü Abdullah’tan oldu hâmile
Vakt erişti hafta vü eyyâmile
Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn
Çok alâmetler belirdi gelmedîn
Ol Rebîü’l-evvel ayı nicesi
On ikinci gece isneyn gecesi
Ol gece kim doğdu ol hayrul-beşer
Ânesi anda neler gördü neler
Dedi gördüm ol Habîbin ânesi
Bir aceb nûr kim güneş pervânesi
Berk urup çıktı evimden nâgehân
Göklere dek nûr ile doldu cihân
Gökler açıldı ve feth oldu zulem
Üç melek gördüm elinde üç alem
Üç alem dahi dikildi üç yere
Her birisin edeyim nerden nere
Biri maşrık biri mağrıbta ânın
Biri damında dikildi Kâbe’nin
İndiler gökten melekler sâf sâf
Kâbe gibi kıldılar evim tavâf
Geldi hûriler bölük bölük buğûr
Yüzleri nûrundan evim doldu nûr

Hem hava üzre döşendi bir döşek
Adı sündüs döşeyen anı melek
Bildim anlardan ki ol halkın Beyi
Kim yakın oldu cihâna gelmeği
Çün göründü bana bu işler ayân
Hayret içre kalmış idim ben hemân
Yarılıp duvar çıktı nâgehân
Geldi üç hûrî bana oldu ayan
Çevre yanıma gelip oturdular
Mustafâ’yı birbirine muştular
Bu senin oğlun gibi kadri Cemîl
Bir anaya vermemiştir ol Celîl
Ulu devlet buldun ey dil-dâre sen
Doğuserdir senden ol hulk-i hasen
Bu gelen ilm-i ledün Sultânıdır
Bu gelen tevhîd ü irfân kânıdır
Bu gelen aşkına devr eyler felek
Yüzüne müştâkdır ins ü melek
Bu gece ol gecedir kim ol şerîf
Nûr ile âlemleri eyler latîf
Bu gece dünyâyı ol cennet kılar
Bu gece eşyâya Hakk rahmet kılar
Rahmeten lil-âlemîndir Mustafâ
Hem şefîül-müznibîndir Mustafa

Vesilet-ün Necat – Süleyman Çelebi

FavoriteLoadingBeğen