Hititler yok oldu ama takıları yasıyor

Takı tasarımcısı Canan Alimdar’ın Hitit esinli ‘Ninda’ koleksiyonu 13 Mart'a kadar sergilenecek. Üçgenin hiyeroglif yazısında kadın ve iyilik anlamına geldiğini belirten sanatçı, “Hititler iyiliğin kadın eliyle dünyaya yayılacağını çözmüş” diyor.
Yayın Tarihi: Mar 2, 2017
FavoriteLoadingBeğen 8 mins

Hititler binlerce yıl önce Anadolu’daki ilk krallığı kurdular. Zaman içinde ise Orta Anadolu’da, Kızılırmak Nehri’nin çizdiği yay içinde bulunan merkezleri Hattuşa’dan güneye, doğuya, batıya ve kuzeye yayıldılar. Hitit Krallığı, güçlü bir imparatorluğa dönüştüğünde sınırları Batı Anadolu kıyılarından Kuzey Suriye’nin içlerine kadar uzanıyordu.

Başta Hattiler olmak üzere kendilerinden önceki Anadolu uygarlıklarından etkilenen, Mezopotamya kültürünü özümseyen ve ele geçirdikleri ülkelerin tanrılarını kendi ilahları olarak benimseyen Hititler, firavunlar Mısır’ı ile birlikte döneminin iki süper gücünü oluşturuyordu.

Günümüzde Çorum’un Boğazkale ilçesinde bulunan başkentleri Hattuşa, anıtsal kapıları, mimari kalıntıları ve Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı ile dünyanın her tarafından tarih meraklılarını kendine çekiyor. Hititlerin Anadolu’nun dört bir yanına dağılmış kaya anıtları, çivi yazılı tabletleri, mühürleri ise sanatçılar için ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.

Çözülen ilk Hititçe cümle

Takı tasarımcısı Canan Alimdar, Milattan Önce 1650 – 1200 yılları arasında varlık gösteren Hititlerden ilham alan sanatçılardan biri. On sekiz yıl boyunca sigorta sektöründe çalıştıktan sonra 2006’da takı tasarımına başlayan Alimdar, yeni sergisine Hititçenin çözülmesinde önemli rol oynayan bir kelimeyi yani ‘Ninda’yı isim olarak seçti.

Türkçede “Ekmeği yiyeceksiniz, suyu içeceksiniz” anlamına gelen “Ninda – an ezzateni watarra ekutteni”, çözülen ilk Hititçe cümle olması hasebiyle bu dilin anlaşılmasında anahtar rol oynamıştı.

Sümercede ekmek anlamına gelen ve Hititler tarafından da kullanılan ‘Ninda’yı bu yüzden koleksiyonuna isim olarak seçtiğini belirten Canan Alimdar’la 9 Şubat’ta İstanbul’daki tarihi Adahan Otel’de açılan ve 13 Mart’a kadar ziyaret edilebilecek olan sergisi hakkında konuştuk.

Sanatçı, koleksiyonunu hazırlarken takılardan değil de mühürlerden, taş levhalardaki figür ile motiflerden, giysi desenlerinden ve hiyeroglif ideogramlardan esinlendiğini söylüyor. “Çünkü Hititlerden kalan arkeolojik buluntular arasında altın ve gümüş süslerin somut örnekleri bulunmuyor” diyen sanatçı, Hititçe ‘Assu’, ‘Arinna’, ‘Tavananna’ ve ‘Kaluppa’ isimlerini ‘Ninda’ sergisinin alt başlıkları olarak belirlemiş.

 

Hem iyilik hem de dişilik

Canan Alimdar, bu sözcüklerin eserleriyle ilişkisinden de bahsediyor: “Hititçede assu iyilik anlamına geliyor. Bu seride hiyeroglif yazısında iyilik anlamına gelen üçgen figüründen yola çıktım. ‘Arinna’ serisi, kadın eliyle dünyaya iyilik yaymak felsefesiyle hazırlandı. Üçgen, Hitit hiyeroglif yazısında hem dişiliğin hem de iyiliğin sembolüdür. Bu serinin ana ürünü ise ‘Arinna’nın Güneş Tanrıçası’ isimli kolye.

‘Tavananna’ serisinde Hitit mühürlerinden esinlendim. Hitit yazıtlarından öğrendiğimize göre kral ve kraliçe, kraliyet mührünü beraber taşırdı ve mühürde ikisinin de adları bulunurdu. O yüzden bu seriye Hititçede kraliçe anlamına gelen ‘Tavananna’ ismini verdim. Hititçede elbise, giysi anlamına gelen ‘Kaluppa’ serisinde taş levhalardaki giysi desenlerinden esinlendim.

Hititler, döneminin diğer medeniyetleri ile karşılaştırıldıklarında çok abartılı, süslü giysilerden uzak durmuşlar.”

Canan Alimdar, Hititlerin iyilik ve kadın kavramları için aynı işareti kullanmasının önemine de değiniyor: “Hitit halkı iyiliğin kadınlar eliyle dünyaya yayılacağını binlerce yıl önce çözmüş. Hitit resim yazısında ikiz kenar üçgen kenti, iki ikiz kenar üçgen de ülkeyi simgeliyor.

İlhamını hep Anadolu’dan alıyor

Canan Alimdar, ‘Ninda’dan önceki çalışmalarında da Anadolu kültürlerinden esinlendiğini belirtiyor ve şöyle diyor: “Bundan önceki koleksiyonlarımın çoğunda da Anadolu’dan ilham aldım. ‘İki Dirhem Bir Çekirdek’ ve ‘Eli Belinde’ koleksiyonlarım buna iyi birer örnek. Anadolu kilim motiflerinden ve dokusundan esinlendiğim ‘Eli Belinde’ ürünlerin tümü Anadolu kadınının el emeği, göz nurunu, fedakârlığını ve çalışkanlığını anlatıyor ve aynen kilimler gibi her bir parçanın farklı bir öyküsü var. ‘İki Dirhem Bir Çekirdek’ koleksiyonumda ise Osmanlı ve Bizans sikke ve dirhemlerinden esinlendim.”

CANAN ALİMDAR. TAKI TASARIMCISI.

 

“2018 yılı sonunda yeni bir koleksiyon gelecek. Bu sefer daha uzak uygarlıklar var aklımda.”

Ucu aşağı bakan üçgen ise kadını ve dişiliği… Koleksiyonun ana eseri olan ‘Hititlerin Baş Tanrıçası Arinna’nın Güneş Tanrıçası’ isimli kolye ile kadınların birleşmesi sonucu ortaya çıkacak enerjinin dünyadaki kötülükleri yok edeceğini vurgulamak istedim.”

Kraliçe de kral kadar önemli

“Hitit yazıtlarından öğrendiğimize göre kral ve kraliçe, kraliyet mührünü beraber taşırdı ve mühürde adları beraber bulunurdu” diyen Canan Alimdar, şöyle devam ediyor sözlerine: “Uluslararası antlaşmalar ve devlet yazışmalarındaki mühürlerde kraliçenin adı kralın yanında, kraliyet mühründe olurdu. Bunun en güzel örneği dünyanın ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması’dır. MÖ 1260’da Kadeş Antlaşması’nı Hitit Kralı III. Hattuşili ve Hitit Kraliçesi Puduhepa beraber mühürler. Anlaşmanın bir yüzünde kralın, diğerinde kraliçenin mührü vardır. Dileğim odur ki, bugünün çağdaş kadını erkeğin yanında her alanda yerini eşit şekilde alabilsin…”

Yeni koleksiyon 2018’de

Her koleksiyonundan önce yoğun bir hazırlık dönemine girdiğini söyleyen sanatçı, sonraki sergisi için tarih de veriyor: “Sanırım 2018 yılı sonunda yeni bir koleksiyon gelecek. Bu sefer daha uzaklar var aklımda ama hangi uygarlık olacağı konusunda henüz tam karar vermedim.” Sanatçının bahsettiği ‘uzaklar’da hangi uygarlığın olduğunu öğrenmek için biraz beklememiz gerekecek.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)