A. Haluk Dursun: Ayasofya ve Topkapı Sarayı gözbebeğimiz, çok iyi korunmalı

Tarihçi Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun, tarihi yapının korunması için kentsel dönüşümden ziyade eski kentlerin korunmasını ve ihya edilmesini öneriyor.
Yayın Tarihi: Şub 8, 2017
FavoriteLoadingBeğen 16 mins
Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun

Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun

Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan tarihi değerlere aşina olsak da İstanbul başta olmak üzere Anadolu’nun her karışında farklı me deniyetlere ait bir ize rastlamak müm kün. Kimi yıkık dökük, kimi restore edilmiş, kimi ise ilk günkü heybetiyle ayakta. Peki binlerce yıldan günümüze ulaşan bu yapıları geleceğe taşıya bilecek miyiz? 2071’e uzanan kültür vizyonumuzda, gelecek nesillere bu mirası aslına uygun şekilde aktarmak için neler yapılmalı? Nasıl bir kültür, sanat ve mimari politikası benimsen meli? Önceki yıllarda Ayasofya Müzesi Başkanlığı, Topkapı Sarayı Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı görevlerinde de bulunan tarihçi Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun ile Türkiye’nin kültür sanat mirasını, mimarideki uy gulamaları, tarihi yapıları ve gelecek vizyonunu konuştuk.

Anadolu’daki kültürel mirası günümüze nasıl aktarırız?
Anadolu topraklarını biz hep Türk-İs lam kültürü içerisinde değerli ve bi rikimli görüyoruz. Oysa yurtdışında mimari miras ve kültürel miras çevre leri, özellikle Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO başta olmak üzere uluslararası kurumlar Anadolu’yu sadece İslamiyet sonrası bir anlayışla görmüyorlar. Onlar için Anadolu Roma Medeniyeti, ondan önceki Hıristiyanlık öncesi dönemin çok önemli ve çok zengin bir mirasını barındırıyor. Bu miras içinde Anadolu medeniyetleri dediğimiz ve bu tabirle genellikle İslami dönemi, hatta sadece Hıristiyan dönemini de kastetmeyen Hıristiyanlık öncesi dönemi içeren bir tanımlama var. Bu çok önemli. Bizim atladığımız, önemsemediğimiz ve be nimsemediğimiz nokta bu.

O dönemi içeren eserlerle ilgili çalışmalar var mı?

Türkiye’nin sınırları içerisinde genellik le yabancı arkeologların çalışmalarıyla ortaya çıkarılan birtakım birikimler var. Bunlar Osmanlı İmparatorluğu döne minde başladı. Anadolu’nun içinden de Bergama ve Efes’ten başlamak üzere kaçırılan tarihi eserlerimiz var. Demek ki ilk önce kabul etmemiz ve asla inkâr etmememiz gereken özellik şu:Anadolu’da İslam öncesi bir kültür ve büyük bir medeniyet var. Bu medeni yetin bir birikimi ve mirası var. Biz bu mirası benimsemek ve bu mirasın üze rine konmak durumundayız. Bizim için en büyük zenginlik bu. Çünkü ulusla rarası arena, bu büyük zenginliğimizle Anadolu’yu önemsiyor. Dolayısıyla tarihi eserler ve yapılar açısından birin ci katman Hıristiyanlık öncesi, ikinci katman Hıristiyanlık sonrası yani Bi zans dediğimiz dönemdir. Bizans Doğu Roma dönemi yani… Bu dönemler dünya mirasına damga vuran eserlerle zenginleştirilmiştir.

“Selçuklular ile yeni bir mimari dönem başladı.”

Selçuklular döneminde sanat ve mimari nasıl değişiklikler göstermiştir?
İşin diğer kısmı da bu noktada başlıyor aslında. Orta Asya kökenli bir millet olan, yani Anadolulu olmayan Türkle rin, ki bunlara biz turani kavim diyo ruz, Anadolu’ya gelmesi… Bu durum da Selçuklular dönemine denk geliyor. Anadolu Selçukluları diye bir dev let kurulmuş, bu devlet de İslamiyet adına geldiği ve daha önce Anadolu’da İslamiyet var olmadığı için İslamiyet’i temsil ve sembolize eden, dini ihtiyaç larını karşılayan mimariyle ve büyük eserlerle yepyeni bir renk katmışlar. Demek ki ilk olarak Hıristiyanlık ön cesi vardı, ikinci olarak Hıristiyanlık vardı, üçüncü katman da bizden yani Selçuklulardan. Anadolu’daki İslami eserlerin büyük çoğunluğu Orta Asya mimarisinin özelliklerini taşımak şar tıyla Selçuklular tarafından bırakıldı. Selçuklular, Anadolu’yu tanımaya baş ladıktan sonra, Osmanlılar ile beraber eski mimariden de birtakım esinlen meler, etkilenmeler, faydalanmalar da olmak suretiyle yeni bir mimari dönem yaşanmış. Özellikle Osmanlı İmpara torluğu döneminde yaşanmış.

Turani kavmin eserlerine günümüzde rastlayabiliyor muyuz?
Açıkçası millet olarak bunlardan pek haberimiz yok. Örnek vermek gerekir se; “İstanbul’da turani özelliğe sahip, yani Orta Asya Türk üslubuna ait hangi bina var?” diye bir sanat tarihçisine soralım. Cevap çok az gelecek. Çünkü bunu bir bilgi altyapısı olarak taşıya cak ve yaygınlaştıracak bir çabamız olmamış. Arkeoloji Müzesi’nin içindeki Çinili Köşk ya da diğer adıyla Fatih Köş kü. Bu, İstanbul’da yapılan ilk saraydır. Etrafına da Arkeoloji Müzesi yapıldığı ve Greko-Romen bir üslupla yapıldığı için ve Topkapı Sarayı ile bağlantıyı kopardığı için kimse bilmez, kenarda köşede kalmıştır. Kültür sanat açısın dan bunun bile farkında olmayan bir milletiz. Hatta sadece İstanbul’dan bah sediyorum. Anadolu’da buna benzer sayısız eser var ama maalesef bir şey yapılamıyor.

Çinili Köşk-İstanbul

Çinili Köşk-İstanbul

Tarihi yapıyı korumaya çalışırken kimliklere sadık kalındı mı? Maalesef sadık kalınmadı ki sonuç ortada. Bunları önemsememiş ve yurtdışına kaçırılmasına mani olamamışız. Londra’daki British Museum’dan Paris’teki Louvre Müzesi’ne kadar gidin, bizden ne kadar çok eser olduğunu göreceksiniz. Bu eserler nasıl ve neden gitmiş? İkincisi ise ülkemizde kalan eser ve yapıların tahribatları. İçerideki tahribatların bir kısmında cahillik ve umursamazlık var. Son zamanlarda buna üçüncü bir etken daha dahil oldu, kurtaracağız, düzelteceğiz diyerek bozmaya başladılar. Bunlar, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan şeyler. Topkapı Sarayı’nın Yalı Köşkü dediğimiz sahilde yapılan ve deniz kıyısındaki saray mimarisi üslubunu aksettiren köşklerin hepsini yollar geçirirken yıkmışlar. Abdülhamit’ten itibaren yıkılmaya başlanmış. Dolayısıyla Çinili Köşk’ü bilmeyen, Topkapı Sarayı’nın yıkılan köşklerini bilmeyen bir noktadayız. İyi tarafı,son zamanlarda bilinçlenme arttı. Üniversitelerde restorasyon bölümleri açıldı. Mimarlık tarihi, iyi mimarlık eğitimi gören isimlerle zenginleştirildi.

“Modern sanatta dışa dönük olunmalı.”

Kültür sanat bakımından şu anda dünyada neredeyiz?
Kültür sanat kısmında milli kültür ve milli sanat var, bu dar bir çerçeve. Yani kendi kendimizi ağırlayan bir çerçeve. Bir geleneğin taşınması açısından da son derece önemli elbette. Hat sanatı, ebru sanatı ve çinicilik sanatı… Çiniciliği kaybettik, hat sanatında ise eskiye göre fena değiliz. Kültür sanat alanında bizim yapmamız gereken, eserlerimizi başkasına beğendirmektir. Hat sanatını, ebruyu kendimize beğendiririz ama önemli olan başkasına beğendirmek ve başkalarını vitrinine çekebilmektir. Biz şu anda bunu yapıyoruz diyerek götürdüğümüz bir şey var mı? Modern sanatta ortaya ne koyduğumuz da çok önemli artık. Bunu devletin desteğiyle beraber yapan kurumlar var. İKSV ve İstanbul Modern Müzesi uluslararası ölçülerde ortaya bir şey koymaya çalışan gruplar. Muhafazakâr kesimler ise daha içe dönük ve geçmişe dönük bir faaliyet içerisindeler. Halbuki ölçünün dışa dönük ve ileriye dönük olması lazım. Bu tip terimleri yine seçerek kullanmakta önem var. O zaman biz uluslararası vitrinde eserlerimiz çoğaldıkça bir üst sınıfa yükselebiliriz. Bir Türk sanatçının yeni bir eserinin uluslararası müzelerde yer alması hedeflenmeli.

Ayasofya Camii

Ayasofya Camii

Kültürel mirasımızı ve mimari yapılarımızı nasıl koruruz?
Öncelikle eksik bilgilenme giderilmeli. Önyargıların düzeltilmesi gerekir. Bunlar düzeltildikten sonra milli eğitimden başlayıp Kültür Bakanlığı’ndan devam etmek üzere sivil toplumun da katkısıyla bir bilinçlendirme politikası yapılmalı. Çünkü tarihi yapıların bir kısmı yanlış restorasyonlarla, bir kısmı imar ve inşa faaliyetleriyle, bir kısmı depremlerle, bir kısmı yangınlarla, bir kısmı da defineciler tarafından tahrip edilmiş. Ama artık son dönemde bunlarla ilgili duyarlı bir merkezi hükümet var. Kültür Bakanlığı’nın Kültür Varlıkları ve Müzeler diye bir genel müdürlüğü var. Koruma kurulları, arkeolojiyle ilgili birimler var. En önemlisi ise bütün bunların dışında bağımsız uluslararası bir kurum olan UNESCO var. Şu anda geldiğimiz nokta bu.

Türkiye’nin 2071 vizyonu belirlendi mi?
Bu noktada eğri oturup doğru konuşmak lazım. Kültür Bakanlığı’nın bütçesi genel bütçe içinde yüzde kaç, buna bakmak lazım. Bu, yıldan yıla ne kadar artıyor? İkincisi kültür politikaları ne kadar değişken? Bu sorulara verilecek cevaplarla birtakım ölçüler ön plana çıkacak. Ondan sonra ise kültür adamlarının değerlendirilmesine, onlara toplumsal anlamda ve merkezi hükümet bazında ne kadar değer verildiğine, yetiştirilen arkeolog sayısına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü önce arkeolog, ardından sanat tarihçisi, sonrasında tarihçi gelir bu konuda. Ancak bizde arkeoloğun da emeğinin karşılığını bulabileceği iş yok maalesef. Hiçbir belediye arkeolog çalıştırmıyor örneğin. Dolayısıyla 2071 vizyonunu yakalamak için bu temel ve uluslararası geçerli kuralları uygulamak lazım. Kültür Bakanlığı’nın çok güçlendirilmesi ve bir dönem hiç değiştirilmemesi gerekiyor.

“Geleceği yakalamak için uluslararası kurallar uygulanmalı.”

Eserlerin korunması 2071 vizyonumuza nasıl katkılar sağlar?
Son dönemde korumacılıkta çok geliştik açıkçası. Bakanlıkta Kültür Varlıkları adı altında özel bir birim var. Ayrıca bakanlığın müze ve restorasyon birimleri var. Bunlar da işin içindeler. Belediyeler de aynı şekilde belli birimlerle çalışıyor bu konuda. Tüm bunların dışında da uluslararası koruma anlamında UNESCO var. O bakımdan bundan sonrası için daha umutluyuz ve daha avantajlıyız eskiye göre. Ama gidenlere çok yazık oldu.

Kentsel dönüşümle şehirleri geleceğe taşımak mümkün mü?
“Bad-el harab-ül basra” diye bir söz vardır lugatımızda. Bu, tam olarak bu sözle açıklanır. “Basra harap olduktan sonra ne yapsan boş” anlamını taşır. Dolayısıyla İstanbul ile ilgili bu sözü söylemek çok yerinde. Kentsel dönüşümden ziyade mimari yapının korunması, eski kentlerin ihya edilmesi çok önemli. Geleneksel anlayıştan yola çıkılan kent ve kasabaların korunması lazım. Kültür Bakanlığı’nın şehir ve insan projesi var. Ben de üzerinde çalışıyorum. Özelliğini kaybetmeyen kasabaların tespiti ve bunlar üzerinde yeni planlamaların yapılması üzerine çalışıyoruz. Kentsel dönüşümün temelini bunun oluşturması lazım. Yeni bina yapmaktan ziyade eski binaların çevresiyle uyumlu bir halde geleceğe nasıl taşınacağı, nasıl bir fonksiyon verileceği bence çok daha önemli.

FavoriteLoadingBeğen