100 Bin Kişiye Türkçe Öğrettik

TÜRK DILINI VE KÜLTÜRÜNÜ DÜNYAYA TANITMAK AMACIYLA KURULAN YUNUS EMRE ENSTITÜSÜ, ŞIMDIYE KADAR YAKLAŞIK 100 BIN KIŞIYE TÜRKÇE ÖĞRETTI. BAŞKAN PROF. DR. ŞEREF ATEŞ, ENSTITÜNÜN DIL EĞITIMINI VE KÜLTÜR-SANAT FAALIYETLERINI ANLATTI.
Yayın Tarihi: Nis 1, 2017
FavoriteLoadingBeğen 19 mins

Anadolu’da yaşamış tasavvuf ve Türk şiirinin öncüsü olan Yunus Emre, yaşayışı ve geride bıraktığı eserlerle bugün Türk edebiyatının ve Türk İslam düşüncesinin önde gelen isimlerinden. Anadolu’nun ‘Bizim Yunus’unun ‘Emre’ ismini alması da bu derviş hayatının sonucu. Anadolu’da birçok halk ozanının, âşığın ve dervişin isminde yer alan ‘Emre’nin manası ise Âşık. Zira onun aşkı Allah’a doğru…

Yunus Emre’nin tasavvufi felsefesinde mutlak sevgili Allah’tır. Bu felsefede aynı zamanda insana verilen değer vardır. “Bir kez gönül yıktın ise, o kıldığın namaz değil” der Yunus Emre şiirlerinde. Yunus Emre’nin dervişlik anlayışı ise şekilci değildir. O’nun tasavvufuna göre asıl derviş, “Kalbini derviş eyleyen” kimsedir. “Dervişlik olaydı taç ile hırka, biz dahi alırdık otuza kırka” der Yunus Emre. Yunus Emre’nin insani değerleri ve insan sevgisi bugün halen insana olan dokunuşun temel felsefesini oluşturuyor. Bu anlamda Türk dili ve kültürünü dünyaya anlatan bir kurum olan Yunus Emre Enstitüsü, yaklaşık sekiz yıldır bu temel değerler üzerinden hizmet veriyor.

Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, “İnsan odaklı bir anlayışla hareket eden enstitümüze Yunus Emre isminin seçilmesi bir tesadüf değil. Bu büyük şahsiyet, şiirleriyle sadece Türkçenin gelişimine önemli bir katkıda bulunmakla kalmamış, aynı zamanda evrensel insani değerler üzerine inşa edilmiş felsefesiyle, hiçbir din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin insanoğlunun barış ve ortak değerler etrafında birlikte yaşamasını amaçlayan mesajlar vermiştir. Faaliyetlerimizde bu temel felsefeyi gözetiyoruz” diyor.

PROF. DR. ŞEREF ATEŞ. YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ BAŞKANI.

Prof. Dr. Şeref Ateş, Türkçenin dünyada ve yurt içindeki yabancılara öğretilmesinde katkılarda bulunan enstitünün faaliyetlerini şöyle anlatıyor: “Enstitü olarak devletimizin de desteğiyle Türkçenin kadim sesinin duyurulması, tarihî ve kültürel mirasımızın tanıtılması adına 40 ülkede kurduğumuz 50 kültür merkezimizde, dünyanın dört bir yanındaki irtibat noktalarımızda ve Türkoloji projesi kapsamında yurtdışında işbirliği protokolü yaptığımız 80’i aşkın üniversitede hizmet ediyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana yurtdışındaki merkezlerimizde verdiğimiz Türkçe kursları ile yaklaşık 50 bin kişiye, ‘Seçmeli Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi’ projesi kapsamında da 30 bini aşkın kişiye Türkçe öğrettik. Türkoloji projesi çerçevesinde Türkçe öğrenen öğrenci sayısı ise 18 bini aştı. Bugüne kadar yaklaşık 100 bin kişiye Türkçe öğrettik.”

Türkçe öğrenmek isteyenlerin sayısında son yıllarda bir artış olduğuna dikkat çeken Ateş, “Türkiye’nin son 10 yılda kat ettiği mesafe her yerde hissediliyor. Türkiye’nin dünya siyasetinde söz sahibi ülkeler arasında yer alması; Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yunus Emre Enstitüsü ve Maarif Vakfı gibi kamu diplomasisi ve eğitim kurumlarıyla uluslararası arenada büyük yatırımlara imza atmasının yanı sıra Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı marifetiyle yabancı öğrencilere Türkiye’de eğitim olanakları sağlanması Türkiye’ye, Türk kültürüne ve Türkçeye olan ilgiyi artırdı. Bunların yanı sıra kültür-sanat alanında Türkiye’de yaşanan gelişmeler; Türk dizi ve filmlerinin dünya arenasında boy göstermesi, Türk edebiyatından pek çok eserin diğer dillere çevrilmesi, Türkiye’nin doğal ve tarihî zenginliğinin daha yetkin bir biçimde tanıtımı gibi birçok etken dünyada Türkçe öğrenmek isteyenlerin sayısındaki artışın nedenleri arasında” diyor.

“Uzaktan Türkçe eğitimi veriliyor”

Şeref Ateş, Türkçe eğitiminde çağdaş dil öğretim yöntemlerinin esas alındığını belirtiyor. Ateş, bu konuda şunları söylüyor: “Çağdaş dil öğretiminin gereği olarak teknoloji tabanlı dil öğretim materyalleri de tasarlıyoruz. Bunun en somut göstergesi yakın zamanda hayata geçirdiğimiz Uzaktan Türkçe Öğretimi projesi. Bu projeyle zaman ve mekân sınırı olmaksızın Türkçe öğretimini hedefliyor, Türkçeyle tanışmak isteyenlere çeşitli fırsatlar sunuyoruz. Yapılan tüm çalışmalarda diller için Avrupa’daki ortak öneriler çerçevesinde belirtilen evrensel kriterleri esas alıyoruz.” Türkçe dil yeterliğinin ölçülmesi ve belgelendirilmesi amacıyla tüm dünyada Türkçe Yeterlik Sınavı gerçekleştirdiklerini ifade eden Ateş, “Bu sınava bugüne kadar 40 ülkeden 6 bini aşkın kişi girdi. Sınavda başarılı olanlara ‘Türkçe Yeterlik Belgesi’ veriyoruz. Bu belgeyi alanlar Türkiye’deki üniversitelerin bir yıllık Türkçe hazırlık döneminden muaf oluyorlar. Ayrıca Türkçe Yeterlik Belgesi, Türkiye ile ticaret yapan yabancı şirketlerde ya da yabancı ülkelerdeki Türk şirketlerinde iş bulmak isteyenlerin de ihtiyaç duyduğu bir belge durumunda.”

Ancak Yunus Emre Enstitüsü, Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi lisans programlarının bulunmaması nedeniyle eleman eksikliği yaşıyor. Enstitü bu sorunu aşmak adına her yıl birçok üniversite ile işbirliği yaparak sertifika programı düzenliyor. Ayrıca Türkçe Öğretmenliği, Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği ile Çağdaş Türk Lehçeleri lisans programlarından mezun olan kişileri de mülakata tabi tutuyor. Enstitü, Türkiye’de bulunan Suriyeli mültecilere Türkçe öğreten okutmanları da hizmet içi eğitimlerle destekliyor.

Şeref Ateş, yurtdışında Türkiye hakkında yapılacak araştırmalara kaynak oluşturmak amacıyla Türkiye kütüphaneleri kurduklarını da söylüyor: “Dünyanın çeşitli yerlerinde Türkiye hakkında bilgi edinmek isteyen araştırmacılara ve okuyuculara hizmet etmek; Türk dili, tarihi, kültürü ve sanatının tanıtılması; Türkiye’nin diğer ülkelerle dostluğunun ve kültürel alışverişinin geliştirilmesi; bu alanda üretilmiş olan bilgi ve belgelerin kamuoyu ile paylaşılması ve yurtdışında Türkiye hakkında yapılacak araştırmalara kaynak oluşturmak amacıyla bu projeyi gerçekleştirdik. Bu projeyle Ortadoğu, Afrika, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Rusya Federasyonu, Baltık ülkeleri, Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika ve Uzakdoğu’da üniversiteler bünyesinde kütüphaneler kuruldu. Bunun yanı sıra yurtdışındaki kültür merkezlerimiz aracılığıyla Türk edebiyatından diğer dillere pek çok eser çevrildi ve saygın yayın kuruluşlarınca yayımlandı.”

 

“Osmanlı coğrafyasıyla ortak tarihî geçmişimiz ve kültürümüz barışın yeniden tesisinde önemli bir rol oynayacak.”

 

İKİNCİ TÜRKÇE BAYRAMI GEÇEN YIL 27 AĞUSTOS’TA İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ.


“Amacımız kültürel alışveriş yollarını açık tutmak”

Yunus Emre Enstitüsü’nün faaliyetleri Türkçe öğretimi ile sınırlı değil. Türk kültürünü ve sanatını tanıtmak enstitünün en önemli hedefleri. Bu anlamdaki faaliyetleri enstitü başkanı Şeref Ateş şöyle özetliyor: “Türkiye’nin kültürünü, sanatını, medeniyetini ve tarihini tanıtmaya yönelik çeşitli kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenliyoruz. Zengin kültürel birikimimizi, seçkin örneklerini farklı coğrafyalarda dünyaya tanıtmak ve paylaşmak amacıyla, konser, sergi, tiyatro, atölye çalışması, film gösterimi, akademik ve popüler toplantı, aydın buluşması, sanat ve zanaat kursları ve benzeri pek çok etkinlik hayata geçiriyoruz. Amacımız, kültürel değerleri paylaştığımız, ortak bir mirasa sahip olduğumuz coğrafyalarda bu yakınlığı canlı tutmaya ve ortak kültür bilincini geliştirmeye yönelik faaliyetler yapmak. Ülkemizi ve kültürümüzü daha az tanıyan ülkelerde ise sanatsal etkinlikler vasıtasıyla toplumların birbirine yakınlaşmasını ve daha iyi tanımasını kolaylaştıracak kültürel alışveriş yolları açmak. Sadece enstitülerimizin bulunduğu ülkelerde değil, dünyanın birçok ülkesinde ulusal ve uluslararası kuruluşlarla, yerel kültür ve sanat adamları ile işbirliği içinde, kimi zaman tek bir müzik dinletisine ev sahipliği yapıyor, kimi zaman uluslararası bir festivalin onur konuğu oluyoruz. Bazen bir radyo tiyatrosuyla insanların evlerine ulaşıyor, bazen mehteran takımıyla sokak yürüyüşü yapıyoruz. Kendimizi anlatmak için kimi zaman sedef kakma bir sandığı, kimi zaman göz alıcı bir sofrayı paylaşıyoruz.”

Yunus Emre Enstitüsü tüm yıl boyunca konserler düzenliyor, kültür-edebiyat söyleşileri yapıyor, Karagöz gösterilerinin yanı sıra sinema etkinlikleri de gerçekleştiriyor. Ateş, “Türk dili hakkındaki sempozyumlardan Türk mutfağı etkinliklerine, mehteran gösterilerinden Mevlevi ayinlerine, ebru kurslarından fotoğrafçılığa çok farklı alanlarda çok zengin ve başarılı faaliyetlere imza atıyoruz” diyor.

“Eski kültürel bağları güçlendirmek önemli”

Yunus Emre Enstitüsü’nün faaliyetleri özellikle eski Osmanlı coğrafyasında ilgi görüyor. Şeref Ateş, bunun nedenini ortak tarih ve kültürel bağlarla açıklıyor. Osmanlı coğrafyasıyla eski kültürel bağları yeniden güçlendirmenin önemine dikkat çeken Ateş, “Biz bu coğrafyada yüzyıllarca barış içerisinde birlikte yaşadık. Kültürel bağların canlanması bu anlamda evvela eski toplumsal barış hafızasının da canlanması demek. Maalesef bu bölgeler bugün savaşla, kaosla, yönetim boşluğuyla anılıyor. Ortak tarihî geçmişimizin ve kültürümüzün barışın yeniden tesisinde önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz” diye konuşuyor.

Balkanlar’da, Mısır’da ve Kafkasya’da Türk mirasına sahip çıkıldığını söyleyen Ateş, “Artık sadece siyasi diplomasiyle yürümüyoruz. Kültürel diplomasi anlamında enstitümüz, kalkınma ve somut kültürel mirasın korunmasında TİKA gibi birçok farklı kamu diplomasi aygıtı faaliyet gösteriyor ve işimizde çok başarılıyız. Bunun en güzel yansımalarından biri de ortak kültürel mirasın korunmasında görülüyor. Mesela biz enstitü olarak el yazmalarını dijital ortama aktarıp koruma altına alırken, diğer kurumlarımız insanlığın ortak mirası olan köprüleri, camileri, medreseleri restore ederek hem kamu hizmetine açıyor hem de koruma altına alıyor ” diyor.

Şeref Ateş, enstitünün tüm etkinliklerinde Yunus Emre’nin “Gelin tanış olalım!” düsturundan hareket ettiklerini şu sözlerle anlatıyor: “Bu düsturla ev sahibi ülke insanıyla tanışmaya, hemhal olmaya büyük önem atfediyoruz. Dil öğretimi de dahil tüm faaliyetlerimizi bu anlayışla sürdürüyoruz. Bu yaklaşım, hem ülke hakları arasında yakınlaşmaya, barışçıl ilişkilerin artmasına vesile oluyor hem de ülkemize ekonomiden dış politikaya önemli katkılarda bulunuyor. Kültürel diplomasi, uluslararası öğrenci hareketliliğinden siyasi diplomasiyle aşılamayan sorunların çözülmesine, turizmin gelişmesinden ülkeler arası teknik ve bilimsel alışverişin artmasına uzanan çok geniş bir alanda büyük etkiye sahip. Bu manada ülkemize büyük kazanımlar getirdiğimize inanıyoruz.”

 

“Amacımız, ortak mirasa sahip olduğumuz coğrafyalarda bu yakınlığı canlı tutmak ve ortak kültür bilincini geliştirmek.”

 

 

 

“İnternet radyosu da var”

Yunus Emre Enstitüsü’nün bir internet radyosu da var. Ateş, “Türkçenin Sesi adıyla kurulan bu radyo hakkında “Milletimizin dil, kültür, sanat birikimini anlaşılabilir bir yayıncılık diliyle geniş kitlelere duyurmak ve tanıtmak amacıyla 2015 yılında yeni nesil bir internet radyosu kurduk. Yayın hayatına her gün artan programları ve dinleyici sayısıyla devam eden Türkçenin Sesi radyosu enstitümüzün vizyonu anlamında özel bir görev üstleniyor” diyor.

“FETÖ’yle mücadele ediyoruz”

Enstitü Başkanı Şeref Ateş, 15 Temmuz darbe girişimini ve halkın demokrasi direnişini yurtdışında anlattıklarını da söylüyor: “Şimdiye kadar birçok faaliyet gerçekleştirdik. Halkımızın özgürlük ve bağımsızlığı için gösterdiği bu büyük direnişi en güzel şekilde anlatmak için başta Anadolu Ajansı olmak üzere farklı kurumlarımızla işbirliği içerisinde sergiler, konferanslar, paneller düzenlediğimiz gibi kendi yayınlarımızda bu konuya büyük yer ayırıyoruz. Ancak, bu alandaki en büyük başarımız menfur darbe girişiminin hemen ardından düzenlediğimiz Türkçe Yaz Okulu’ydu. FETÖ’nün ve işbirlikçilerinin tüm karalama ve engelleme çabalarına rağmen onlarca farklı ülkeden 500’ü aşkın öğrenciyi Türkiye’de en güzel şekilde ağırladık ve Yaz Okulu sonunda muhteşem Türkçe Bayramı etkinliğiyle bu başarımızı taçlandırdık. Misafirlerimize FETÖ’nün karanlık yüzünü ve halkımızın büyük direnişini anlattık. Biz zaten kuruluşumuzdan bu yana Türkçe öğretimi alanında gösterdiğimiz başarıyla, Cumhurbaşkanımızın tabiriyle Türkçeyi bir maske olarak kullanan bu habis yapıya karşı en büyük mücadeleyi yürütüyoruz.”

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)