Demokrasi, Değişim, Reform

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaklaşık 1000 günün ardından yeniden AK Parti’nin genel başkanlık koltuğuna oturduğu 3. Olağanüstü Kongre bütün Türkiye’de heyecan yarattı. 16 Nisan’da şekillenen yeni Türkiye’nin ilk somut adımı olarak nitelenen kongrede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en temel vurguları değişim, demokrasi ve reform üzerineydi. AK Parti MKYK üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Burhan Kuzu, GENAR araştırma şirketinin sahibi İhsan Aktaş, AK Parti’nin MKYK üyeliğine getirilen İstanbul Milletvekili Markar Esayan, AK Parti Milletvekili Metin Külünk, Prof. Dr. Fuat Keyman ve gazeteci Mahmut Övür kongreyi değerlendirdi. (Yazı: Ertan ALTAN-Dilek KARAGÖZ)
Yayın Tarihi: Haz 1, 2017
FavoriteLoadingBeğen 37 mins
"Rabia olarak tanımladığımız tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet ibareleri tüzüğümüze girdi.”

PROF. DR. BURHAN KUZU. AK PARTİ MKYK ÜYESİ. CUMHURBAŞKANLIĞI BAŞDANIŞMANI.

İHSAN AKTAŞ. GENAR ARAŞTIRMA ŞİRKETİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI.

 

Burhan Kuzu

“Rabia olarak tanımladığımız tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet ibareleri tüzüğümüze girdi.”

 

İhsan Aktaş

“AK Parti’nin kadroları artık tanıdık kadrolar. Önemli olan burada Sayın Cumhurbaşkanı’nın daha disiplinli yönetecek olması.”

 

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan’daki anayasa değişikliğinin ardından, kurucusu olduğu AK Parti’nin genel başkanlık koltuğuna yeniden oturdu. Böylece AK Parti’de ‘İkinci Erdoğan Dönemi’ resmen başladı. Türkiye büyük bir değişim ve dönüşüm dönemine girerken, yenilenme sürecinin ilk adımları AK Parti’de atılıyor. 2002 yılında iktidara gelen AK Parti, her alanda yenilenmenin baş adresi oldu. 1946 yılında çok partili hayata geçen Türkiye, modern bir demokrasi olma yolunda ilerlerken, 14 yıl sonra gelen askeri darbeyle bu yoldan çıkarıldı. Darbeden beş yıl sonra yapılan seçimlerde, kendisini, darbeyle iktidardan uzaklaştırılan Demokrat Parti’nin mirasçısı olarak gören Adalet Partisi seçimleri kazansa da 27 Mayıs darbesiyle kurulan vesayet rejimi, Türkiye’nin gerçek bir demokrasi olmasına izin vermedi. Türkiye, koalisyonlar ve erken seçimler sarmalı içinde, neredeyse her 10 yılda bir tekrarlanan darbelerle sınırlı ve düşük yoğunluklu bir demokrasi görünümündeydi. 16 Nisan’daki Anayasa Referandumu, Türkiye tarihinde bir dönüm noktası oldu. 16 Nisan’da milletin onay verdiği Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin kurumsallaşmasında ilk adımın atıldığı AK Parti’nin 3. Olağanüstü Kongresi bu açıdan büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kongrede yaptığı konuşmasındaki temel vurgular da 16 Nisan Referandumu ile son bulan vesayet sistemine yönelikti. Devletle siyaset, siyasetle ahlak arasındaki ilişkinin kirlendiğine vurgu yapan Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde açılan yeni ve temiz sayfada, temel hedefin demokrasi, değişim ve reform olacağının altını çizdi. Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurucusu olduğu partinin dümenine yeniden geçmesiyle artık fiilen yürürlükte. Önümüzdeki altı ayda ise yeni sistem için gerekli olan mevzuat hazırlanacak. AK Parti 3. Olağanüstü Kongresi’ni yazarlar, gazeteciler ve siyasetçiler yorumladı.

Burhan Kuzu: Türkiye yeni bir sayfa açtı

AK Parti MKYK üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Burhan Kuzu, AK Parti’nin pazar günkü kongresini değerlendirdi. Kuzu’nun açıklamaları şöyle: “Bu, bizim üçüncü olağanüstü kongremiz. Beş kez olağan kongre yaptık bugüne kadar. Partinin 16 yıllık bir hizmet süresi var. Ben de AK Parti’nin kurucu üyesiyim. O günden bugüne iş, sağlık, eğitim, ulaştırma gibi her alanda Türkiye’ye fevkalade hizmet ettik. Cumhurbaşkanımızın partiye dönüşü, bu hizmetlerin daha görkemli bir şekilde devam etmesini sağlayacak. Bütünlük arz edecek. Farkındaysanız, çok uzun bir konuşma yaptı. Geçmişte ne kadar hizmet varsa onun özetinin özetini yaparak anlattı. Sırf bununla da kalmadı, başka mesajlar da verdi. Olağanüstü hal olsun, terörle mücadele meselesi olsun ya da partinin teşkilatlarındaki yapılanmadaki sıkıntılar olsun, bunların üzerinde duruldu. Tabii katılım çok yüksekti. 100 binleri geçen sayıda vatandaş vardı.”

“Toparlayıcı bir kongre”

Kuzu şöyle devam etti: “Ayrıca partiye kırgın dediğimiz eski bakanlarımız ve partili arkadaşlarımızın tamamı geldiler. Bu da kucaklaşma anlamında önemli bir mesajdı. Bu manada da bir toplayıcı ve kucaklayıcı durum söz konusuydu. Verilen mesajlar içerisinde önemli olan bazıları üzerinde duracak olursak, ‘Milletin hakkını sonuna kadar koruruz ve biz, Allah’tan başka kimseye hesap vermeyiz’ diyerek 16 yıldır söylediğimiz düsturu bir kez daha tekrarladık. ‘Kimse yanlış yapmasın, benden de yanlış çıkarsa mutlaka beni ikaz edin’ şeklinde bir tavsiyesi de oldu arkadaşlarımıza. Gençlerin önünü açacak şekilde MKYK’da gençlere yer verildi. Yüzde 38 genç ağırlıklı olmak üzere bir değişiklik var. Bunu bütün teşkilat bazında da yapacağız. Teşkilatın ana kademesinde kadın kolları, gençlik kollarında bu devam edecek. ‘Bunu bir nevi talimatım olarak kabul edin’ dedi. ‘Kimse kendini milletin üstünde görmesin ve millete küsmesin. Öyle bir hak ve yetkimiz yok. Milleti kucaklayacak işler içerisine girelim’ şeklinde konuştu. 16 Nisan’daki referandumdan ders çıkardığımızı ve bu manada vatandaşlar içinde kırgın, küskün varsa bunların üzerine gidilmesi ve neden hayır oyunun verildiğinin bizim tarafımızdan sorgulanması yönünde konuştu. Zaten bütün bölgelerde bu araştırma devam ediyor ve rapora dökülecek. Buna göre de il ya da ilçe başkanı gibi birtakım görev değişiklikleri yapılacak. Kaldı ki önümüzdeki süreç, 2018 il ve ilçe kongrelerinin yapılacağı süreç.”

MARKAR ESAYAN. AK PARTİ MKYK ÜYESİ. İSTANBUL MİLLETVEKİLİ

METİN KÜLÜNK. AK PARTİ İSTANBUL MİLLETVEKİLİ.


Metin Külünk

“Türkiye’de artık siyaset yapmak, bugüne
kadar yaşanmışlıkların ötesinde, daha büyük
bir iddia haline gelmiştir.”

Markar Esanyan

“AK Parti kongresi, çok partili hayata geçtiğimiz
1946 yılından bugüne, demokratikleşme
mücadelesinde çok önemli bir kavşak noktası.”

 
Kongrede AK Parti’nin dış politika vizyonunun da gündeme geldiğini belirten Kuzu, “Cumhurbaşkanımız, AB sürecine vurgu yaptı. Bizim AB’ye girmek tabii ki tercihimizdir ancak çok naz yapıyor ve üzerine düşen görevi yapmıyor. Serbest dolaşım dedi, yapmadı. Müzakereler devam etmedi. Özellikle buna değindi ve AB’nin almama durumu olursa biz yolumuza devam ederiz anlamına gelen bir açıklaması oldu. Bu önemliydi. Bizim alanımızın AB dışında da geniş olduğunu, Çin, Hindistan gibi yaptığı gezilere atıfta bulunarak söyledi, üstü kapalı da olsa” diye konuştu.

Rabia tüzüğe girdi

Kuzu şöyle devam etti: “Yeni sistemle alakalı önemli bir husus vardı. O da şu, artık yüzde 50+1 ile gelineceğini, işimizin zor olduğunu, bir anlamda başkanlık modelinin gerçek anlamda kavrandığını ifade etti. Hâlâ muhalefet farkında değil. Yeni sistemin bence bam teli burası, kucaklayan gelecek. Partiden ziyade vatandaşı en çok kucaklayan, ona en çok değer veren kesim hükumete gelmiş olacak. Türkiye’nin tamamına hitap etti. ‘Hiç kimse kendisini dışlamasın’ dedi. Önemli bir konu FETÖ ile mücadele. ‘Bu konuda taviz verilmesin, yakınımız bile olsa acınmasın’ dedi. ‘Çünkü bunların ikinci bir hareketine tahammülümüz yoktur ülke olarak’ diyerek bu çetenin ne kadar şedid bir grup olduğunu bir anlamda ifade etti. Bu arada bizim tüzük değişikliklerimiz oldu. Rabia işareti dediğimiz tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet ibareleri tüzüğümüze girdi. İlk defa genel başkan vekilliği denilen bir statü oluştu. Bu, belki başbakanımıza has olabilir. Devam eder mi, etmez mi bilinmez ama alt kademelerde il ve ilçe bazında bu olmayacak. Yine tabii partiden ihraç konusunda bazı yeni ilaveler yapıldı. Örneğin partiyi alet ederek çıkar sağlamışsa bir kişi, nüfuzunu kötüye kullanmışsa, bu partiden ihraç sebebi. Bunlar yeni ilave edildi. Yine toplumu ilgilendiren bir diğer husus da üç dönem kuralı yine aynen devam ediyor. Ama bu konuda partinin MKYK’sına istisna yapma yetkisi verildi.

Son bir konu da OHAL ile ilgili. Benim de kanaatim Cumhurbaşkanı’nın söylemi ile aynıdır. Vatandaşa yansımıyor OHAL. Vatandaş OHAL’den bir zarar görmüyor, üstelik güvenlik bakımından fayda görüyor.

Eski zamanlarda biz OHAL dönemlerini çok yaşadık.

Vatandaş durdurulur, duvara yaslanır, üstü aranır, kimlik kontrolü yapılır, gece belli bir zamanda sokağa çıkma yasağı konulurdu. Bütün bunlar yok. Bu, daha çok FETÖ sebebiyle yapıldı. Kaldı ki dünyanın birçok yerinde Belçika, Fransa, Almanya’nın bazı eyaletlerinde hatta Amerika’da buna benzer OHAL ilanı görünüyor. Bunlara özellikle vurgu yapıldı.”

Cumhurbaşkanı mihenk taşı

Burhan Kuzu açıklamalarını şöyle tamamladı: “Ben tabii Cumhurbaşkanımızın dönüşünün bir sinerji, bir enerji oluşturacağını düşünüyorum. Konuşmasında uzun bir icraat toparlaması yaptı. 16 yıllık hizmetin özetinin özetiydi. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıydı anlamına gelen bir konuşmaydı. Bu bir geçiş dönemi ve 2019’da esas sisteme geçiliyor. Ufak tefek sancılı olabilir. Bazı eleştiriler olabilir. Ama yasal bir engeli yok. Cumhurbaşkanı bu işin artık mihenk taşı. 2019’dan sonra başbakan olmayacak. Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı da olabilir, bir partiye üye de olabilir, hiç siyasi olamayabilir. Bu, tamamen seçilecek adama bağlı. Dolayısıyla devlet başkanı olacak insanın ille de partisi olması gerekmez ama Recep Tayyip Erdoğan gibi gençlik kollarından gelen biri için böyle bir şey düşünülemez. Kitlelere hitap etmiş bir insanın genel başkan olması gayet normal. CHP’nin eleştirilerinin hukuki bir temeli yok.”

İhsan Aktaş: Yeni sisteme hazırlık süreci

Her seçim öncesi seçmenin nabzını tutan GENAR araştırma şirketinin sahibi İhsan Aktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden genel başkanlık koltuğuna oturmasıyla yeni bir sürece giren AK Parti’deki gelişmeleri değerlendirdi. Aktaş’ın yorumları şöyle: “AK Parti 3. Olağanüstü Kongresi’nin en ilginç yanı, toplumda olağanüstü bir beklentinin oluşması. Sayın Cumhurbaşkanı, bin gün gibi bir ara verdikten sonra partinin lideri olarak göreve başladı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın hükumete etkisi oldu ama parti ciddi anlamda başarı ile yönetilmeye alışkın olduğu için bu süre zarfında biraz yönetilemedi gibi. Ahmet Davutoğlu parti genel başkanı olarak örgütlere nüfuz edemedi. Binali Yıldırım geldiği zamanda ise darbe ve seçim süreci yaşandı. Dolayısıyla bütün problemlere karşılık, gerek parti içi gerekse dışarıda, kamuoyunda şöyle bir beklenti oluştu: Cumhurbaşkanımız gelecek ve parti düzelecek. Beklenti de çok fazla büyüdü bence. Nihayetinde partide yapılacak işler bellidir. Önemli olan bu beklentileri motivasyona dönüştürmektir. Bu, AK Parti’nin bugüne kadar en çok katılım gerçekleşen kongresiydi. 16-17 yıllık partide heyecan çok yüksekti. Bu da toplumun AK Parti’den beklentisinin hayli yüksek olduğunu gösterir. Bu, aslında parti üzerinde sorumluluğu artıran bir şey. Bir yönüyle Türkiye yeni sisteme geçiyor. Bunun ilk deneyimlerini yaşıyor. Yeni sisteme hazırlık sürecidir bu.”

“AK Parti kişilere endeksli değil”

Aktaş şöyle devam etti: “MKYK’daki değişiklikler konusunu da kişiler üzerinden değerlendirmemek gerekir. AK Parti’nin kadroları artık tanıdık kadrolar. Önemli olan burada Sayın Cumhurbaşkanı’nın daha disiplinli yönetecek olması. İnsanlar daha çok çalışacak. AK Parti lider hariç kişilere endeksli değildir. Bu değişikliği, partinin genel başkanının değişmesi üzerinden yorumlamak gerekir. Önemli olan budur. İkinci önemli konu ise üretim ekonomisiyle ilgilidir. Yeni dönem vizyonuna dair üretim ekonomisi, reform ve değişim en çok kullanılan kelimelerdi. AK Parti, 2002’den bu yana önüne gelen problemleri büyük oranda aştı. Eski problemlerle ilgili topluma vaat edeceği bir şey yok. Kesintiye uğrayan sadece reform ve demokratikleşme süreciydi. Bir de AK Parti yatırım ekonomisine dair ülkedeki yatırımlarını bitirdi. Burada üretim ekonomilerine dair yeni ekonomiye geçiş tartışılabilir. Bunları da zaten satır aralarında zikretti. Ulaşılmayana ulaşmak, kapısı çalınmayanın kapısını çalmak da aslında yine bir toplumsal mutabakata işaret eden bir durum.”

Özgürlük – güvenlik dengesi

Aktaş şunları söyledi: “Bundan sonra şeklen bir çözüm süreci olmayabilir ama özgürlük ve güvenlik dengesi kurulabilir. Çünkü insanlar bu özgürlük ortamını, devlet otoritesinin yok olması anlamında kullanabiliyorlar. Bir ülkenin demokratikleşmesi ve özgürlüklerin genişlemesi bütün vatandaşlar içindir. Bundan sonra devletin kimseyle masaya oturarak iş yapmayacağını tahmin ediyorum. Ülkenin her yerinde bütün vatandaşlarının hak ve hukukunun aynı olması önemlidir. Bu ortamı sağlayarak yoluna devam eder devlet. Dış politika konusunda daha önce büyük bir hata yapsaydı, AK Parti oy oranını yükseltemezdi. Hatalar olabilir ama büyük bir hata yapılmadı. Bundan sonra dış politikanın da iç politika gibi yönetileceğini, daha az hatanın olacağı bir dönem olacağını düşünüyorum.”

Markar Esayan: Dönüşümde yeni aşama başlıyor

Ak Parti’nin MKYK üyeliğine getirilen İstanbul Milletvekili Markar Esayan ise AK Parti kongresinin Türkiye’nin çok partili hayata geçmesinin ardından gelinen en önemli kavşak noktalarından biri olduğunu söyledi. Esayan’ın görüşleri şöyle: “998 gün sonra Cumhurbaşkanımızın partisine dönmesi, AK Parti olarak hepimizi çok mutlu etti. 15 yıllık demokratikleşme mücadelesinde önemli bir aşamaydı bu. Özellikle 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki vesayete karşı, bugün anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanını halkın seçmesi onaylandı. Bu, vesayete karşı millet iradesinin kurumsallaşmasıdır. Türkiye’nin verdiği bir demokratikleşme mücadelesidir. Çok partili hayata geçtiğimiz 1946 yılından bugüne verdiğimiz demokratikleşme mücadelesinde çok önemli bir kavşak noktası. Bu açıdan bu kongre, tarihi bir öneme sahipti. Özellikle kongrede verilen mesajlarda şu cümle çok önemlidir, 15 Temmuz’dan sonra hiçbir şey aynı olamaz. Yani 15 Temmuz’dan sonra her şey tümüyle değişmiştir. Bunun anlamı anayasa değişikliğidir. Dolayısıyla artık siyaset yapmak, millete endeksli hale gelmiştir, milletin kalbine yerleşmiştir. Dolayısıyla bütün yapıların kendisini buna uyumlu hale getirmesi gerekir. Burada en atak olması gereken tabii ki bu değişikliklerin taşıyıcısı olan AK Parti olacaktır. Bu mesajların verildiği bir yenilik ve atılım dönemi olarak millete dönük siyaset yapma ve zamana ayak uydurma noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızın genel başkanlığında bir dönüşümün ifadesidir.”

PROF. DR. FUAT KEYMAN. SABANCI ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ. SABANCI ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL POLİTİKALAR MERKEZİ DİREKTÖRÜ.

MAHMUT ÖVÜR. GAZETECİ. SABAH GAZETESİ YAZARI.


Mahmut Övür 

“AK Parti’nin oluşturduğu sosyolojinin
değiştiğini görüyoruz. Bu yüzden MKYK’daki
19 kişinin yaklaşık 15’i gençlerden oluşuyor.”

Prof. Dr. Fuat Keyman

“Erdoğan, Ortadoğu’da Irak ve Suriye temelinde,
Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasının yeniden
canlanmasında Türkiye’nin aktif olmasını istiyor.”

 

 

 

“Meşru ve şeffaf bir iktidar yapısı”

Esayan şunları söyledi: “16 Nisan itibarıyla artık her şey kökten değişmiştir. Çünkü artık yasama, yürütme ve yargı yani devleti oluşturan parçalar artık ilk ve son sözü söyleyeceklerdir. Geçmişte vesayet düzenine alışmış şekilde varlıklarını sürdüren siyaset düzeni için artık yüzde 50+1 çok daha zordur. Çünkü kandırılmaya gelmez, ertelenmeye gelmez. Eski vesayet sisteminde olduğu gibi devletin içinde yuvalanmış birkaç yapı ile hareket etmek yerine, iktidar alanında meşru ve şeffaf bir zemin yaratmanız gerekir. Yüzde 50+1 çok ciddi bir standarttır. 2019 yılında 30 milyon insandan bahsediyoruz. Ne yapmış olduğumuzu çok anlatmaya çalıştık Anayasa Komisyonu’nda. Bunun ne kadar fayda getirecek bir demokratik gelişme olduğunu anlatmaya çalıştık ama bu, uygulamada daha iyi anlaşılacak. Cumhurbaşkanı çok iyi biliyor. O yüzden seçimlerde başarılı olmanız yüksek bir standarda bağlandı. Dolayısıyla kazanmak artık çok daha zor ama çok daha meşru. Mücadele çok daha zor ama çok daha demokratik. Bu anlamda çok büyük bir reform yaptık ve çok zorlu bir yol açtık. Ama zaten demokrasi böyle bir yoldur. Yüzde 50+1 dediğiniz zaman artık tek bir kesimi, tek bir düşünceyi, tek bir ideolojiyi ya da tek bir mezhebi değil, toplumun tamamını kucaklamanız gerekir. Bu da hem Türkiye’nin normalleşmesini sağlayacaktır hem siyaseti güçlendirecektir hem de milleti gerçekten tek efendi haline getirecektir. Bu, her alanda detaylandırılabilir ama medya, sivil toplum, araştırma şirketleri, sendikalar, odalar, bunların hepsi şiddetle etkilenecekler. Toplumla temas kurmak ve gerçekten çalışmak, zamana uyum göstermek zorundalar. Toplumun rehberliğini kabul etmek zorundalar. Yoksa başarısız olursunuz. Bu, kaçabileceğimiz bir değişim olmayacaktır ama çok sağlıklıdır. Çok iyi gelecektir, sistemi layık olduğu yere getirecek bir enerji yaratacaktır. Buna en hızlı uyum gösterecek ve önderlik, bayraktarlık edecek pati de AK Parti’dir.”

“AB ile ilişki yenilenecek”

Esayan sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye dönüşürken dünya da büyük bir değişim sürecinden geçiyor. Aynı zamanda bir bunalım ve kaos süreci var. Ünlü sözde söylendiği gibi, katı olan her şey buharlaşıyor. Türkiye, bölgesindeki zorlu süreçte gerekli pozisyonunu alırken, aynı zamanda bir hükumet değişikliğine gidiyor. Bu, çok önemli bir başarıdır. 15 Temmuz gibi bir darbe girişimine rağmen bunu yapabilmiştir. AB ile 54 yıllık üyelik sürecimizde kalite yenilemesine ve yeni bir ilişki tanımına ihtiyacımız var. Çifte standart ile değil, dürüstçe olayı masaya yatırıp ameliyat etmek ve gerçekçi bir düzlemde bir ilişki kurmak durumundayız. Türkiye’nin siyasetinin karakteristiği açık siyasettir. Yani bir şey söylüyorsa, söylediği şey odur. Bir şey ima etmez. Biz gerçekten AB ile olan ilişkilerimizi önemsiyoruz.”

Metin Külünk: 80 milyonu kucaklayacak siyaset

AK Parti Milletvekili Metin Külünk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın genel başkanlığa döndüğü kongreyle ilgili şu yorumları yaptı: “Türkiye koşar adım 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidiyor. 16 Nisan akşamı Türkiye’nin siyaset demografisi değişmiştir. Siyasetin aritmetiği de değişmiştir. Aritmetiği ve demografisi değişen siyasette Türkiye istikrar için 80 milyonun beklentilerini karşılayacak program ve gücü ortaya çıkaracaktır. Dolayısıyla Türkiye’de artık siyaset yapmak, bugüne kadar yaşanmışlıkların ötesinde, daha büyük bir iddia haline gelmiştir. Bundan dolayı 16 Nisan, sebep sonuç ilişkisi bağlamında siyaset sosyolojisinde ortaya çıkardığı yenilikler üzerinden okunmalıdır. Bunun ilk belirtisi zaten son üç haftalık sürede ‘hayır’ hattındaki yüzde 48,5’taki hareketlenmedir. Bu hareketlenme 16 Nisan’ı tartışmaya açmak isteyenlerin aslında 16 Nisan’ı kabul ettikleri ve 16 Nisan üzerinden bir arayışın içine girdiklerinin fotoğrafıdır. Karşımıza istikrar ve güven çıkacak. Artı yüzde 50’yi alan, Türkiye’nin çok partili yaşamda koalisyonlarla kaybettiği yıllardan vatandaşın doğrudan muktedir olduğu ve kaybetmeyeceği yıllara doğru yelken açacak. Türkiye kazanacaktır.”

“Türkiye eskisi gibi yönetilemez”

Külünk şöyle devam etti: “Dünyada dış politikanın dengesi ciddi anlamda sarsılmış durumda. Çünkü dünya ciddi anlamda bir terör tehlikesi ile karşı karşıya. Tüm ülkelerin güvenlikleri terör tehdidi altında. Dolayısıyla terör tehdidi ile beraber Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan sistemin artık dünyayı taşımadığı ortada. Etnik ve mezhepsel kimlikler üzerinden uluslaşma sürecinin bir taraftan devam ettirildiği, diğer taraftan ulus devletler ile ulus yapı arasındaki çatışmanın çok açık hale geldiği ve bütün bu tartışmaların merkez üssünün Ortadoğu olduğu bir zaman dilimindeyiz. Türkiye’nin bugüne kadarki alışılagelmiş modeliyle süreci yönetmenin mümkün olmadığı ortada. Bütün bu gelişmelere karşı toprak bütünlüğü ve devletin bekası kavramlarını merkeze koymamız gerekiyor. Burada da en önemli gücün yine 16 Nisan’da kendisini gösteren milli irade olduğunu düşünüyorum.”

Mahmut Övür: Siyaset itibar kazanacak

Gazeteci Mahmut Övür şunları söyledi: “Artık siyasetle Cumhurbaşkanlığı kurumu arasındaki bağı koparan tarih geride kaldı. Ülke bu rahatsızlığı hep yaşadı. Cumhurbaşkanlarının hiçbir zaman tarafsız olmadığını yaşayarak görmüştük. Bu, gerçek bu şekilde normalleşti artık. Bu, siyasi tarihimiz açısından devrim niteliğinde bir karardır. Türkiye’de siyasetle devletin, siyasetle milletin ilişkisi vesayet rejimi tarafından koparılmıştı. Gücü olmayan, iktidar olsa bile muktedir olmayan bir siyaset. Bu açıdan, önümüzdeki dönemde siyasetin merkezde olacağı, siyasetin itibar kazanacağı bir süreç yaşanacak. AK parti kongresi bunu alenileştirdi ve resmileştirdi. Ayrıca AK Parti’nin de yeniden doğuşu açısından önemli bir süreçti. Çünkü liderlerle yönettiği partiler arasında doğal bir ilişki var. O ilişki son iki-üç yıldır kopmuştu. Partide kafa karışıklığı yaşanmıştı. Rahmetli Turgut Özal ve Süleyman Demirel de bunu yaşamıştı. Partide yeni bir doğuş, yeni bir heyecan yaşanıyor. Bu, siyaset açısından da iyi bir şeydir. Güçlü liderler bulmak kolay değildir. Güçlü partiler oluşturmak da kolay değildir. Böyle bir bağ yakalanmışken bunun kopmaması gerekirdi. Ama vesayet rejimi bunu koparmıştı ve şimdi bu düzeltilmiş oldu. Bu yüzden siyasetle devletin buluşması ve devleti siyasetin yönetmesi açısından da bir tarihi dönüm noktasıdır.”

“AB’ye önemli mesajlar verildi”

Övür şöyle devam etti: “AK parti muhafazakâr demokrat bir parti olmasına rağmen Türkiye’nin en değişimci partisi. Kendi kitlesini merkeze taşıyan, Türkiye toplumunu 11 bin dolar milli gelire getiren, sosyolojik olarak değiştiren bir partidir. Ağırlıklı olarak da AK Parti’nin oluşturduğu sosyolojinin değiştiğini görüyoruz. Kongre Bu yüzden MKYK’daki 19 kişinin yaklaşık 15’i gençlerden oluşuyor. Bu önemli bir şey. Merkezde olan bir parti, toplumun her kesimine dokunmak zorundadır. Partide önümüzdeki altı ay içinde yeni projeler ve halka dokunan siyasi çıkışlarla bir değişim göreceğimizi düşünüyorum. Dış politikada ise AB’ye mesajlar verdi. Son dönemde AB’de ırkçı, faşist partiler, merkez partileri de etkileyecek duruma geldi. Türkiye karşıtı bir AB pozisyonu çıktı. Bu, başka bir hesaplaşmaydı. Türkiye hep AB ilkelerinden uzaklaşıyor diye suçlandı. Böyle bir algı operasyonu vardı. Kongrede Erdoğan bunun altını çok net çizdi.”

Prof. Dr. Fuat Keyman: 2017-2019 yol haritasının ipuçları

Prof. Dr. Fuat Keyman’a göre AK Parti’nin 2019’daki seçimlere yönelik attığı en önemli adım olan 3. Olağanüstü Kongre, Avrupa ile ilişkiler açısından önem taşıyor. Keyman’ın görüşleri şöyle: “Son referandumda da görüldüğü gibi illerdeki oy verme şekillerine baktığımızda, AK Parti’de bir hantallaşma ortaya çıkmıştı. Bu yüzden hem MKYK’da hem de Bakanlar Kurulu’nda, Türkiye’nin yönetiminde biraz daha dinamizm, biraz daha gençleşme ve biraz daha çalışkanlık temelinde AK Parti isteniyor. Bu, 2019 seçimlerini kazanmanın gerekli koşulları olarak görülüyor. İkincisi, bugünle 2019 arasında güvenlik, ekonomi ve demokrasi arasında bir denge gözetilecek. Bunu yaparken de teröre karşı mücadelede geri adım atılmayacak. Yani güvenli bir Türkiye, orta gelir tuzağından çıkan ve demokrasi tuzağını da halleden bir Türkiye isteniyor. Teröre karşı mücadele ederken eşzamanlı olarak ekonomi ve demokrasi alanında reform sürecinin başlatılacağını öngörüyorum. Bu bağlamda İngiltere’de yapılan terör eylemi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kongrede yaptığı konuşmada, Avrupa’yla işbirliği yapma çağrısının haklı olduğunu gösterdi. Üçüncüsü de Erdoğan, Ortadoğu’da Irak ve Suriye temelinde, Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasının yeniden canlanmasında Türkiye’nin aktif olmasını istiyor. Benim ‘ahlaki realizm’ dediğim, bu süreçlerde askeri güce de önem veren bir hareketlenmeyi sağlamak ama mülteci sorununda gördüğümüz gibi hem ahlaki boyutunu ön plana çıkaran hem de iç işlerine karışmayan ama aynı zamanda da güvenlik ekseninde hâkim olan bir dış politika izleyeceğiz. Erdoğan, üç boyutlu 2017- 2019 yol haritasının ipuçlarını verdi.”

 

 

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)