Türkiye’nin boy aynası Beyoğlu

Grande Rue de Pera, Cedde-i Kebir, İstiklal Caddesi ya da Beyoğlu. Tarihi boyunca Türkiye’deki sosyal, kültürel ve siyasi bütün değişimlerin vitrini olmuş bir semt. Kurulduğu günden bu yana farklı dil ve dinlerle İstanbul’un adeta bir özeti. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’a göreyse Türkiye’nin boy aynası.
Yayın Tarihi: Ağu 3, 2017
FavoriteLoadingBeğen 16 mins

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan: Beyoğlu Belediyesi’nin 2004 yılından beri AK Partili başkanıdır. Ünlü ilahiyatçı Ali Rıza Demircan’ın oğludur. Belediye Başkanlığı’ndan önce 2002’de milletvekili adayı olmuştur. İlahiyat eğitiminin üzerine ‘Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler’ mastırı yapmıştır. Gençlik yıllarından itibaren sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak yer alan Demircan. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nde (TÜRSAB) görevler üstlenmiştir. Ferda Hanım’la 1996’da evlenen Ahmet Misbah Demircan; Zeynep, Rana ve Neva’nın babasıdır. Arapça ve İngilizce bilmektedir.

Haliç’in kuzeyinde, Kasımpaşa vadisinin batısıyla Dolmabahçe vadisi arasında kalan alanı kapsayan Beyoğlu, bugün İstanbul’un eğlence ve kültür merkezi olarak hafızalara kazınsa da Bizans döneminde bir yerleşim alanı barındırmıyordu. O dönemde ‘karşı yaka’ anlamına gelen Pera, Bizans’ın sonradan gelişen merkezlerinden biri oldu. Yüzyıllar boyunca da bir dış yerleşim olarak varlığını sürdürdü. İmparator II. Theodosius tarafından yaptırılmış İstanbul surlarının Haliç’e ve Marmara’ya bakan kısmında konutlar; Sirkeci’de ticaret kuruluşları; Sarayburnu, Beyazıt, Aksaray, Cerrahpaşa, Yedikule’de yönetim, ticari ve dinsel merkezler yoğunluktayken; Galata’da ise Venedikliler ve Cenevizliler bulunmaktaydı. Daha sonraki yüzyıllarda da bu bölgeye dair alışkanlık değişmedi. Pera, şehrin yabancılarının ikamet adresi oldu. Bu düzenlemede, İstanbul’un Latin istilasından gördüğü büyük zarar etkiliydi. Aynı alışkanlık Osmanlı döneminde de devam etti.

Günümüzde hâlâ Tarihi Yarımada’daki tek yabancı elçiliğin Müslüman bir ülke olan İran’a ait olması bu geleneğin bir göstergesi… Fetih’in ardından Galata’ya çok sayıda Türk yerleştirildi. Bununla birlikte Galata’da Ceneviz’den kalan Latin kökenlilerin tamamı Galata’yı bırakmadı ve kalanlar Türk döneminin Levantenlerini oluşturdu. 1492’den sonra Galata’daki yabancı elçilikler Beyoğlu’na taşındı. Galatasaray ile Tünel arası yerleşim alanı olarak gelişmeye başladı. 18’inci yüzyılda büyümeyi sürdürerek Kasımpaşa ve Tophane taraflarına yayıldı.

Fakat 19’uncu yüzyılda durum değişti. Osmanlı Devlet yönetiminin Batı’ya karşı tutumundaki farklılık, Beyoğlu’nun yapısını değiştirdi. Osmanlılar ile yeni ilişki kuran devletlerin bu bölgeden arsalar alarak buraya binalar yaptırmaları ve elçilik binalarının sayısının artması ile bölgede gayrimüslim, Levantenler ve yabancı uyruklu sayısı arttı. Bizans’ın ‘öte yaka’sı bu farklılığını korumaya devam ediyordu. Var olduğu günden bu yana neredeyse dünyanın bütün dillerinin konuşulduğu Beyoğlu, bugün de bu çeşitliliğin simgesi olarak yaşamayı sürdürüyor. Beyoğlu’nun bugün geçirdiği değişimi konuştuğumuz Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ise Beyoğlu’nda estetik anlayışı yükseltmeyi ve kadim değerlere sadakati ilke edindiklerini söylüyor.

Türkiye’nin vitrini olarak Beyoğlu son 15 yılda nasıl bir dönüşüm geçirdi?
Beyoğlu, Türkiye’nin vitrini, boy aynası. 15 yıl önce de böyleydi, 150 yıl önce de… 150 yıl sonra da böyle olacak. 15 yılda  Beyoğlu’ndaki en büyük dönüşüm, tarihi mirasın yaşatılarak korunması,  Beyoğlu’nun estetik standartlarının  Beyoğlu’na yakışır şekilde yükseltilmesidir diyebilirim. İlkemiz kadim değerlere sadakat. Merkezimizde insan var. İnsanımıza, yerli ve yabancı ziyaretçilerimize daha kaliteli hizmetler sunmak var. Talimhane, 15 yıl kaportacıların merkeziydi. Şimdi Türkiye’nin en büyük turizm ve otelcilik havzası. Bu, sadece bir örnek. Cumhuriyet tarihinin en büyük restorasyon ve renovasyon hamlesini başlattık. 13 yılda 6 bin tarihi binanın restore edilmesini, yeniden işlevlendirilerek hayata tutunmasını sağladık. İstiklal, Galatasaray’da bitiyordu. Sonraki kısımlar, Galata ve çevresi neredeyse kriminal bölgelerdi. Şimdi oralar, Türkiye’nin hatta dünyanın en gözde mekânları, en prestijli sokakları olarak göz kamaştırıyor.  Diğer taraftan, Beyoğlu’nda birçok dönüşüm projemiz devam ediyor. Bunların başında; Galataport, Tarlabaşı / Taksim 360 Kentsel Yenileme Projesi, Haliçport, Piyalepaşa İstanbul, Sütlüce-Örnektepe ve Okmeydanı projelerimiz geliyor. Sonuç olarak sağlıklı, depreme dayanıklı ve çevresi iyi yapılar ortaya çıkacak. Beyoğlu  Türkiye’nin vitrini olmaya devam edecek.

Yeni Taksim nasıl bir kültürel kimliğe bürünecek?
Taksim Meydanı düzenlemesi ve cami projesindeki çalışmalar aralıksız devam ediyor. Özellikle Taksim Camii’nin çizim aşamasında  Beyoğlu’nun hassasiyeti, bölge dokusu ve en önemlisi hemen arkasında yer alan Rum Ortodoks Kilisesi ile Ermeni Katolik Kilisesi’nin yüksekliklerinin dikkate alındığını belirteyim. Projenin çiziminde Taksim Meydanı ile Beyoğlu’nun mimari dokusunda sıkça rastlanan 20’nci yüzyıl başındaki art deco mimari stilinden esinlenildi. Çalışmalar Anıtlar Kurulu’nun gözetiminde devam ediyor. Kazı çalışması çevredeki binalarda bir tehlike olmaması için hassasiyetle sürüyor. Cami, mimarisi ile çevresindeki yapılara uygun olacak. Bölgenin tarihi ve
kültürel dokusuna uygun olarak inşa edilen cami tamamlandığında duaların, kardeşliğin, muhabbetin şahidi olacak. Taksim geçmişte olduğu gibi gelecekte de farklı dine, dile ve kültüre sahip insanların buluşma noktası olmaya devam edecek.

İNŞAATI DEVAM EDEN GALATAPORT PROJESİ.

Galataport projesi sonlandığında bölgeye nasıl etki edecek?
İstanbul’un denizden önemli giriş kapılarından biri olan Galataport, aynı zamanda şehrin tek turizm işletme belgesi almaya aday kruvaziyer limanıdır. Yatırım bedeli 4,5 milyar TL olan Galataport’un toplam inşaat alanı 375 bin metrekare olurken; projenin toplam kiralanabilir alanları perakende ve yeme-içme alanı olarak 47 bin metrekare, ofis alanı olarak ise 43 bin metrekaredir. 20 bin metrekare kruvaziyer terminali olan proje tamamlandığında 200 mağaza ve restoranın hizmet vermesi planlanıyor. Projenin yıllık yabancı ziyaretçi hedefi 7 milyon, yıllık kruvaziyer yolcu hedefi ise 3 milyon olarak öngörülüyor. İstihdam alanında da büyük potansiyel taşıyan Galataport, proje süresince 5 bin, işletme döneminde ise 4 bin 500 kişiye istihdam sağlayacak.

Beyoğlu’ndaki büyük dönüşüm, ilçenin fiziki ve sosyolojik çehresini nasıl değiştirecek?
Biz  Beyoğlu’nu yeniden inşa ederken insanların beklentilerini esas aldık, onların beklentilerine cevap verecek şekilde kurguladık. Sanayi devrimi öncesi ve sonrası, şehirler arasında çok büyük farklar oluştu. Tarım toplumundaki insanların beklentileri başka, sanayi devriminden sonraki toplumların başka. Günümüzün beklentilerini iyi analiz etmek gerekiyor. Biz de çalışmalarımızın odağına insanı aldık.
Kentsel dönüşüm süreci tamamlandığında,  Beyoğlu  bambaşka bir semt olarak karşımıza çıkacak. Tüm sokaklarında vatandaşlarımızın huzurla dolaşabildiği, sokakları tarih kokan, modern, çarpık kentleşmenin son bulduğu, sakinlerine her türlü sosyal imkânı sağlayan, dünya standartlarında kültür-sanat faaliyetlerine ev sahipliği yapan bir  Beyoğlu olacak.  Dünyanın önde gelen şehirlerini sollayacak. O şehirler bize imrenerek bakacak.

GALATA KULESİ. BEYOĞLU.

Beyoğlu’nun kültür-sanat hafızasını korumak için nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?
Şehrin sosyal ve kültürel hayatı,  Beyoğlu’nu  Beyoğlu  yapan en önemli kriterlerden biri. Biz  Beyoğlu’ndaki katma değeri; kültür-sanat ve turizm endüstrilerine eviriyoruz. Çünkü  Beyoğlu’nun ekonomi çarkları bu endüstrilerle dönüyor. Bu anlamda çalışmalarımızın en iyi örneklerinden biri Grand Pera’dır.  Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi’nin kalbinde yer alan Grand Pera; kültür, sanat, eğlence, moda ve gastronominin hizmetine sunulan yeni nesil bir yaşam merkezi. Grand Pera, tarihi Cercled’Orient binası, bin 250 metrekarelik fuaye alanına sahip 600 kişilik Emek Sineması, toplam 800 kişilik 8 sinema salonu ve bin 400 kişiye ulaşan seyirci kapasitesiyle, İstanbul ve Türkiye’nin cazibe merkezlerinden biri. Grand Pera, Türkiye’de ilk defa açılan Madame Tussauds Müzesi’nin yanı sıra zengin etkinlik programıyla sanatın her dalına hizmet verip ulusal ve uluslararası gösterilere ev sahipliği yapacak. Ayrıca 150 kişilik teleskopik oturma düzenine sahip tiyatro sahnesi yer alıyor. Pasaj anlayışıyla hayata geçirilen Grand Pera, çağdaş ve uluslararası standartlar ekseninde, Beyoğlu ruhunu yeniden canlandıracak.

Dünya konjonktüründeki değişim, sizce dünyanın büyük metropollerine nasıl yansıyor?
Şehirlerin gelişimi tarım toplumu ve sanayi toplumu olarak iki döneme ayrılıyor. Tarım toplumunda zenginliğin kaynağı topraktı. Ta ki motor icat edilip traktörler çıkana kadar. Traktör üretilmeye başlandı, tarlalar traktör yardımıyla işlendi, böylece daha çok ürün oldu. Daha çok ürünü işlemek için fabrikaya ihtiyaç duyuldu. Böylece sanayi devrimine geçilmiş oldu. Toprak ağası gitti, yerine modern devlet kuruldu. Yani teknolojinin gelişmesi, hem insanların şehirlerden beklentilerini değiştirdi hem de değişen şehirlerle birlikte sosyal ve siyasal düzenin değişmesine sebep oldu. Şehirlerin gelişmesiyle birlikte insanlarda da büyük bir değişim oldu. Artık herkes işin, yolun, ulaşımın, eğitimin, hastanenin yani refahın olduğu yerleri tercih etmeye başladı. Bu yerlerden birisi de  Beyoğlu’dur. Beyoğlu’nda 250 bin kişi var ve bunların 200 bini çalışan nüfus.

Çünkü bizde ekonomi, kültür-sanat, eğitim, meslek gibi konular ön planda. Kısaca özetlemek gerekirse, teknolojinin gelişmesiyle şehirler, şehirlerin gelişmesiyle de insanların şehirlerden beklentileri değişti. İnsanların beklentilerinin değişmesi de şehir planlarının ve binaların değişmesine sebebiyet veriyor.

Akıllı kentlerin hızla geliştiği günümüzde Beyoğlu bu duruma nasıl uyum sağlıyor? 
Şimdi biz yeni bir adım daha attık. Şehrin ticaretini, sosyal hayatını, kültürel hayatını ve binaların verilerini ‘Smart  Beyoğlu’  dediğimiz bir aplikasyon üzerinden çalıştırma hazırlığı yapıyoruz. Önümüzdeki birkaç ay içinde bütün verileri bu sisteme yüklemiş olacağız. ‘Smart  Beyoğlu’  uygulamasını cep telefonuna veya tabletine indiren bir kişi, kuaföründen mescidine, restoranından tarihi mekânlarına kadar çevresinde ne var ne yok görebilecek ve şikâyeti de varsa yine bu uygulama üzerinden iletebilecek. Bu veri tabanı güçlü olduğu için sosyal yardım yaparken ya da kentsel dönüşüm alanında çok rahat çalışıyoruz.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)