Binlerce yıllık kültürün mirası: HATAY

Binlerce yıllık geçmişi ile 13 medeniyeti topraklarında kucaklayan Hatay, ilk çağlardan bu yana hep önemli bir kent oldu. Şehir ayrıca Türkiye’ye katılan son bölge olması özelliğiyle de Misak-ı Milli ilkeleri açısından özel bir yere sahip. Hatay’ın sorunlarını, kent yönetiminin bugünün sorunlarına yönelik çözüm arayışlarını ve gelecek hedeflerini Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Lütfü Savaş’la konuştuk.
Yayın Tarihi: May 31, 2017
FavoriteLoadingBeğen 17 mins

DR. LÜTFÜ SAVAŞ. HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI.

Hatay’ın tarihine imza atan her kültür, kendisine ait medeniyet izlerini Hatay’da kaybolmamak üzere bırakmış. Bu nedenle bölgede, çok katmanlı bir sosyal yapı ve kent dokusu bulunuyor. Cami, kilise ve havraları iç içe görmek mümkün. Her kültürle yeniden şekillenen, tarihi yeniden barış içinde yazılan Hatay, günümüzde insanlığın ortak mirası olarak yükseliyor.

Medeniyetleri topraklarında buluşturan Hatay’da Türk’ü, Arap’ı, Müslüman’ı, Ortodoks’u, Yahudi’si, Alevi’si iç içe yaşıyor.

Birçok çağa, savaşa, olaya karşı dimdik ayakta kalarak direnen bölge, bu kültür mozaiği içinde bu günlere kadar gelerek kendini kanıtlamış durumda.

Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hatay’da, ev sahipliği yaptığı çok sayıda medeniyetin ve imparatorlukların izleri halen ilk günkü gibi görülebiliyor.

Anadolu’yu Ortadoğu’ya bağlayan önemli yollar üzerinde olan Hatay, bu özellikleriyle turizm potansiyeli açısından da oldukça zengin.

Hatay, Türkiye’nin en önemli eski yerleşim yerlerinden biri olarak dikkat çeken bir kent. Yapılan arkeolojik araştırmalarda milattan önce 100 bin ile 40 bin yılları arasına tarihlenen bulgulara ulaşılmış durumda.

Binlerce yıllık kültürel birikim

Tarihi ve turistik mekânlar açısından da zengin olan ilde dünyanın ikinci büyük mozaik koleksiyonunu barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi bulunuyor. Dünyanın ilk mağara kiliselerinden biri olan St. Pierre Kilisesi, Hıristiyanlarca hac yeri olarak kabul edilmekte ve her yıl burada 29 Haziran günü Katolik Kilisesi’nce ayin düzenlenmekte. Çok uzun bir süre boyunca bir arada yaşamayı öğrenmiş, etnik kökenleri, dinleri farklı birçok topluluğa ev sahipliği yapmış Hatay, UNESCO barış kenti seçildi.

Çokkültürlü yapısını tarih boyunca korumuş olan ilde aynı ulusa mensup birden fazla dini cemaat bulunuyor. En büyük nüfusa sahip Nusayriler ve Sünni Türklerin yanında, Alevi Türkler, az da olsa Sünni Araplar, Hıristiyan Ortodoks ve Hıristiyan Protestan Araplar, Marunî Araplar, Museviler, Ermeniler ve diğer küçük topluluklar Hatay’ın çokkültürlü yapısının dinamiklerini oluşturuyorlar. Kentin barındırdığı tarihi eserlere de bakıldığında, bu çokkültürlü yapının yansımalarını görmek mümkün. İnanç turizminin önemli destinasyonlarından birisi olan Hatay, hem İslam hem de Hıristiyan âlemi için önemli olan Anadolu’daki ilk cami Habib-i Neccar Camii’ne ev sahipliği yapıyor. Kentin tarihi dokusu biraz araştırıldığında, daha ilginç ayrıntılara da ulaşmak mümkün Örneğin ilk mağara kilise ve Hıristiyanların hac mekânı olan St. Pierre Kilisesi, Antakya’da inşa edilmiş; ayrıca Hz. İsa’ya inananlara ilk defa Antakya’da Hıristiyan denmeye başlanmış.

Kudüs Kilisesi’nden sonra kurulan Antakya Kilisesi ise bu şekliyle ‘Ana Kilise’ olarak adlandırılıyor ve dünyadaki dört patriklik merkezinden birisi durumunda.

Bu özelliklerin yoğunlaştığı Antakya ise Kültür ve Turizm Bakanlığı Marka Kent Projesi kapsamındaki 15 ilden biri olarak kabul edilmiş durumda.

İskenderun Limanı dünyaya açılan bir kapı

 

Türkiye ekonomisine büyük katkı

İskenderun, Dörtyol, Payas ilçeleri gibi Türkiye’nin önemli demir-çelik üretim merkezlerine sahip Hatay, Türkiye’de demir-çelik üretiminde ikinci sırada yer alıyor. Yerel yönetimlerin beklentisi, ileriki süreçte Türkiye’nin toplam yassı çelik ihtiyacının yüzde 87,5’ini kent sınırları dahilinde üretmek.

Hatay aynı zamanda verimli toprakları ile yaş sebze ve meyve ihracatının da merkezi konumunda. Türkiye’nin tarımsal değeri yüksek önemli ovalarından biri olan Amik Ovası’na sahip olan kent, 2016 yılında Türkiye’nin toplam yaş sebze ve meyve ihracatının yüzde 12’lik kısmını gerçekleştirdi.

2016 yılında Hatay ihracatta Türkiye’de 10. sırada, ithalatta ise 8. sırada yer aldı.

Hatay aynı zamanda sanayi ve ticarette de önemli bir merkez. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu listesinde ilk 500 firma arasında İskenderun ve Dörtyol’da faaliyet gösteren 15 firma bulunuyor. Türkiye’de uluslararası yük taşımacılığı yapan taşıtların yaklaşık yüzde 11’ini bünyesinde barındıran Hatay, İstanbul’dan sonra ikinci büyük nakliye filosuna sahip. Hatay, rüzgâr enerji santralları açısından da önemli bir merkez. EPDK’dan lisans almış ve çalışmaları devam eden 172 MW/saat üretim kapasitesine sahip santral yatırımı bulunuyor. Hatay bu özellikleriyle elektrik tüketiminde 11’inci sırada yer alıyor.

Ayrıca Türkiye’de üretilen otomotiv ve yan sanayi filtrelerinin yüzde 63’ü Hatay’da bulunan 15 adet firma tarafından üretiliyor ve üretilen filtrelerin yarısından fazlası ihraç ediliyor.

Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından da önemi büyük. Misak-ı Milli vizyonu ile belirlenen ve Cumhuriyet sınırlarına son dahil olan bölge olma özelliği ile ön plana çıkıyor. 23 Temmuz 1939’da Hatay resmen ve fiilen Türkiye’ye katıldı.

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Lütfü Savaş, Hatay’ın Türkiye’ye katılma kararı hakkında şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Hatay yüzyıllarca Türk devletlerinin en önemli parçalarından biri olmuş. Şehrimiz Selçuklulardan, Osmanlılardan hiçbir zaman ayrı düşmemiş, ayrı düşünülmemiş. Aynı şey Türkiye Cumhuriyeti Devleti için de geçerli.

Üzerinde yaşayan onlarca medeniyetin izini taşıyan şehrimiz, özünde her zaman ‘Serhat Türk şehri’ olarak varlığını sürdürmüştür. Milli Mücadele döneminde, bilinenlerin aksine ilk kurşunun atıldığı, Ayşe Fitnat’ların nefes aldığı bir şehir nasıl anavatandan ayrı kalabilir? Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Hatay benim şahsi meselemdir’ dediği bu asil şehir, 10 ay 28 gün süren ayrılıktan sonra öz vatanına katılarak, kendine yakışanı yapmıştır. Hatay, Türkiye’nin öz evladıdır.”

“En önemli geçiş güzergâhı”

Hatay’da Cilvegözü, Yayladağı ve Altınözü ilçesindeki Karbeyazı olmak üzere üç sınır ve güvenlik kapısı bulunuyor. Hatay’ın stratejik önemini anlatan Lütfü Savaş, “Hatay, tarihten bugüne getirdiği zenginliklerle her zaman önemli bir kent oldu.

Şehrimizin bünyesinde barındırdığı kültürel ve sosyal zenginliklerin yanı sıra jeopolitik ve stratejik açıdan taşıdığı önem su götürmez bir gerçek. Yüzyıllar öncesinde var olan İpek Yolu’ndaki en önemli merkezlerden bir tanesidir. Tıpkı o günlerdeki gibi bugün de Türkiye ile Avrupa’nın Ortadoğu’ya açılan en önemli kapıların biridir” diyor.

Uluslararası geçiş ve ticaret yolları kapsamında da Hatay’ın önemine değinen Savaş şunları söylüyor: “Şehrimizde yer alan iki sınır kapısı ve İskenderun Limanı ile Ortadoğu ve Afrika ülkelerine hem karadan hem de denizden ulaşabilmek mümkün. Demir-çelik sanayiine paralel olarak gelişen İskenderun Limanı, kıta sahanlığı en geniş olan limanımızdır. 15 ilçemizin yedisinin denize kıyısının olması; din, sağlık, gastronomi, kültür, deniz ve yayla turizminin gelişmiş olması ve tüm semavi dinlerin önemli duraklarından biri olması, şehrimizin konumsal değerini ortaya koyuyor.”

Hiç şüphe yok ki Hatay, Suriye’de uzun zamandır devam eden çatışma ortamının, sosyal yapısını ve ekonomisini en çok etkilediği şehirlerden biri. Peki, Hatay Büyükşehir Belediyesi, yanı başındaki savaşın etkilerine karşı neler yapıyor? Lütfü Savaş bu konuda şunları söylüyor: “Savaşın başlayıp alevlendiği ilk günden itibaren hem barış ortamının sağlanması hem de içeride ve dışarıda huzurun yeniden tesis edilmesi için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirdik. Ulusal ve uluslararası toplantılar yaparak konuyu detaylıca masaya yatırdık.

 

Yine bahsettiğim gibi savaşın olumsuz yansımalarını üzerimizden atmak kolay değil. Uzunca bir süre yazılı ve görsel medyada Hatay sanki savaş alanıymış gibi gösterildi. Evet, komşumuzda yangın var ve devam ediyor ama Hatay bu savaşın her zaman dışında kaldı. Göreve geldiğimiz günden bu yana geçen süre zarfında hep ‘Önce huzur, sonra hizmet’ dedik. Toronto, Paris, Londra, İstanbul ve daha birçok mega şehir ne kadar güvenliyse Hatay da o derece güvenli oldu. Savaştan kaynaklı, halkımızın üzerinde oluşan bu baskıyı ve olumsuz havayı dağıtmak için sanata, kültüre ve spora sarıldık. Hem halkımızın moral ve motivasyonunu artırmak hem de şehrimizin savaş ortamının dışında olduğunu kanıtlamak için ülkemizin sevilen ve başarılı sanatçılarını halkımızla buluşturduk. Birçok ilçemizde konserler düzenledik, tiyatro oyunları sahneledik.”

HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ TARAFINDAN SURİYELİ ÇOCUKLARIN OLUŞTURDUĞU “MÜLTECİ ÇOCUKLAR KOROSU” DÜZENLENEN TOPLANTIYLA BASINA TANITILDI.


Dünyanın en uzun üçüncü duvarı örülüyor

Hatay’ın Suriye sınırında alınan güvenlik önemleri ve kullanılan sistemlerin yetki alanı Hatay Valiliği ile birlikte ilgili bakanlıklarda ve hükumet yetkililerinde. Lütfü Savaş, Suriye’den Hatay’a illegal geçişlerin engellenmesi için sınıra örülen duvarla ilgili çalışmaların devam ettiğini belirtiyor. Savaş, “Çin Seddi ve ABD-Meksika sınırının ardından, dünyanın en uzun üçüncü duvarı olan ve tamamlandığında 911 kilometreyi bulacak bu duvarın bir kısmı şehrimizde yer alıyor. Yine aynı zamanda güvenlik güçlerimiz, 24 saat teyakkuz halinde görevlerini yerine getiriyor. Sınır kapılarımız sürekli kontrol altında ve giriş-çıkışlar güvenlikli olarak yapılıyor” diyor.

“Mülteci çocukların eğitimine önem verdik”

Hatay’da 500 binden fazla Suriyeli bulunduğunu belirten Savaş, “Bunların büyük kısmı kent merkezlerinde ikamet ediyor. Yani kamplarda yaşayan Suriye vatandaşı sayıca çok değil. Kampların güvenliği ve yaşam standartları valilik nezdinde gerçekleşiyor. Bugüne kadar kamplarda herhangi bir sorun yaşanmadı” ifadelerini kullanıyor.

Mültecilerle ilgili yaptıkları çalışmalarını anlatan Savaş şunları söylüyor: “Suriye vatandaşlarını misafir olarak gördük ve çalışmalarımızı ona göre gerçekleştirdik. Savaş mağduru insanların yaşadığı olumsuz ruh halini en aza indirmek için üstümüze düşen ne varsa yerine getirdik. Özellikle savaştan en çok etkilenen çocukların üzerine hassasiyetle eğildik. Alman kardeş şehirlerimizin de destekleriyle Suriyeli öğrencilerin eğitim-öğretim görebilmesi için önayak olduk. Şehrimize yeni ve modern okulların kazandırılmasını sağladık. Çocukların eğitimden mahrum kalmasına razı gelmedik. Bununla beraber Mülteci Çocuklar Korosu’nu belediyemiz bünyesinde kurarak Suriyeli çocukların sosyalleşmelerine imkân sağladık. Bu çocuklar, tüm insanlığa örnek olan Medeniyetler Korosu ile birlikte sesini dünyaya duyuracak. Çünkü biz biliyoruz ki nitelikli eğitim alan ve sevgiyle beslenen çocuklar ileride bu dünyaya hâkim olacak. Bu çocukların sevgisi ve yüreklerindeki saflık barışı getirecek.”

Hatay, ‘Medeniyetler İttifakı’ için örnek bir şehir. Hatay’ın bu özelliği için Lütfü Savaş, “Şehrimiz, 2005 yılında kurulan ‘Medeniyetler İttifakı’ oluşumunda önemli bir yerde yer alıyor. Onlarca medeniyete kucak açmış, semavi dinlerin hepsinin kutsal saydığı, her renkten ve dilden insanın bir araya geldiği Hatay her zaman sevgiden ve barıştan yana olmuştur. Bu özelliklere sahip bir şehrin lügatinde kin ya da nefret olamaz. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Hatay halkı tüm dünyaya örnek olmaya devam ediyor. Biz savaşın geçici olduğuna inanıyoruz. Savaş mağduru insanların evlerine döneceği günü bekliyoruz” diyor.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)