CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN

Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. padişahı ve 113. İslam halifesi olan Sultan Abdulhamid Han, ölümünün 100. yılında anıldı. ‘Vefatının 100. Yılında Sultan Abdülhamid’i Anlamak’ programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sultan Abdülhamid’e yönelik karalama kampanyalarına tepki göstererek “Dünyanın son hükümdarı, son evrensel imparatoru olarak kendi dönemine damgasını vurmuş olan Sultan Abdülhamid ne yazık ki ülkemizde karalanmaya çalışılmıştır. biz birileri gibi tarihimize yüz çevirenlerden olamayız. Tarihe seçici bakmak, kişinin kendine ve milletine yapabileceği en büyük ihanettir. Artık Osmanlı ile Cumhuriyeti birbirlerinin zıt dönemleri olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Osmanlı’nın Cumhuriyet ile barışmasıdır Abdülhamit” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın anlatımıyla ‘Vefatının 100. Yılında Sultan II. Abdülhamid Han Konferansı’na katılan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş da “Abdülhamid dönemiyle bu dönem arasında olağanüstü yüksek düzeyde benzerlikler var” dedi.

Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilen II. Abdülhamid Han, Sultan II. Mahmud ve Sultan Abdülaziz ile 19 hanedanın medfun olduğu Sultanahmet’teki türbe ziyarete açıldı. Sultanahmet’teki Abdülhamid Han’ın vefatının 100. yıldönüm etkinliklerine Abdülhamid Han’ın torunları da katıldı. Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Hürriyet gazetesindeki köşesinde Sultan Abdülhamid’i anlattı. Ortaylı, ‘Ölümünün 100. yılında II. Abdülhamid… Bismarck’la baş eden tek kişi’ başlıklı yazısında Abdülhamid’in şehzadelik dönemini “Sağlığına dikkat eden, içine kapanık, hatta sarayda âdet olmayan yüzme, jimnastik gibi sporları yapan bir gençti. Arapça ve Farsça’yı bilen şehzade, zamanın iyi hocalarından olan Ethem ve Kemal Paşalarla Mösyö Gardet’ten Fransızca, Guatelli ve Lombardi’den musiki öğrendi. Garp musikisini alaturka musikiden daha çok sevdiği açıktır ama alaturka musikiye ve musikişinaslığa karşı da bir saygısızlık göstermedi” şeklinde anlattı.

HANEDAN TORUNLARI, SULTAN II. ABDÜLMAMİD HAN’I TÜRBESİNDE ANDI.

Abdülhamid Han’ın beklenmeyen olaylarla saltanata çıktığını belirten Ortaylı “Önce Abdülaziz Han ha’l edildi ve ardından şüpheli intiharı söz konusu oldu. Erken tahta çıkan, zekâ ve yetenekleri itibariyle bütün Avrupa hanedanlarının bile hayran olduğu Sultan V. Murad çok çabuk ruhi bir hastalığa düçar oldu ve üç ay sonra o da ha’l edildi” ifadelerini kullandı. Abdülhamid Han’ın Midhat Paşa’yı anayasa taraftarı olduğuna ikna ettiğini ve Kanun-u Esasi’yi ilan ettiğini hatırlatan Ortaylı, padişahın icraatlarını şöyle anlattı: “II. Abdülhamid demiryolu, ziraatın ıslahı ve okullaşma projesine ve maliyetlerine paralel olarak, Avrupa devletleri arasında entrikacı bir politika güttü. Alman İmparatorluğu’nun kurnaz başbakanı ve o imparatorluğun tarihindeki yegâne diplomat olan Bismarck’la baş eden bir tek odur. Doğrusu diplomaside Tanzimat ekolünün ilkelerini ve yöntemini iyi benimsemişti. 33 yıl boyunca Suriye, Filistin, Lübnan ve Anadolu’da yaptığı yatırımlar ve okullar bu bölgelerde sempati kazanmasına yardımcı oldu.” 10 Şubat 1918 yılında vefat eden Sultan Abdülhamid’in dedesi II. Sultan Mahmud’un türbesine nakledilir ken yapılan resmi törene bütün devlet erkanının katıldığını yazan Ortaylı, şöyle devam etti: “Güzergahta bekleyen halk hüzünlüydü. Binaların penceresinde seyreden kadınlar onu ağlayarak uğurladılar ve mevcut idareyi protesto için bu bir vesile oldu. Türkiye tarihi çelişkilerle doludur. Siyaset adamlarının birçoğu için kesin ve tek renkli hüküm vermek çok zordur. Başarıları ve başarısızlığıyla Sultan II. Abdülhamid Han devri modern Türkiye’yi oluşturan bir parçadır. Muhakkak ki dirayetli bir padişahtı. İsmi sadece imparatorluğun içinde değil imparatorluk dışında yaşayan Türk ve Müslüman halklar için de bazen bir umut ışığı olmuştur. Bu nedenledir ki Şam-Medine arasında dönemi için muazzam bir yatırım olan demiryolunu içten çok dıştaki Müslümanların ve Türklerin ianeleriyle gerçekleştirebildi.” Sultan Abdülhamid Han, saltanatı döneminde Filistin ve Kudüs konusuna ayrı bir önem verdi. Siyonizmin Filistin’e yerleşme çabalarını bertaraf eden Padişah, para karşılığında Filistin topraklarını isteyen heyeti huzurundan kovmasıyla da biliniyor.

PROF. DR. İLBER ORTAYLI

Sultan Abdülhamid döneminde Kudüs’te pek çok imar ve tamir faaliyeti de gerçekleştirildi. Şehrin alt yapısı ve su tesisatıyla ilgili yapılar elden geçirilmiş, Kayıtbay Sebili olarak bilinen sebil tamir edilmiş ve Halil Kapısı’nın karşısında inşa edildi(1907). Halil Kapı’sının üstüne aynı yıl bir saat kulesi kuruldu. Sultan II. Abdülhamid döneminde gerçekleştirilen şehrin ve etrafındaki bölgelerin ekonomik canlanmasında büyük etkisi bulunan projelerden birisi de Kudüs ile Yafa arasında yaklaşık 86,630 kilometre uzunluğundaki demiryolu yapımı oldu. İki yıl süren demiryolu yapımı 1892 yılında hizmete açıldı.

Osmanlı Devleti döneminde Kudüs’te bir yol ağı kuruldu ve kutsal şehir, Filistin’in orta ve güney bölgelerindeki Ramallah, Beytüllahim, El-Halil ve Eriha gibi şehirlerle birbirine bağlandı. 19. yüzyılın başından itibaren Kudüs belediyesi sağlık hizmetlerini iyileştirmek için büyük çaba harcadı. 20. yüzyılın başlamasıyla şehirdeki kültürel faaliyetler de arttı. Yunus Emre Enstitüsü (YEE) Kudüs Türk Kültür Merkezi’nde açılan ‘Tarihi Fotoğraflarda Kadim Kudüs’ sergisinde, çoğunluğu Sultan Abdülhamid’in albümündeki Kudüs fotoğrafı yer aldı.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)