Milli Enerji Politikası

Küresel rekabet, her ülke için enerji politikalarını hayati derecede önemli bir noktaya getirdi. Bu durum, Türkiye gibi doğal kaynaklara sahip olmayan ülkeler açısından daha kritik bir tablo çiziyor. Nisan ayı başında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan Milli Enerji ve Maden Politikası, Türkiye’nin karşılaşacağı sorunların üstesinden gelme adına hayati önem taşıyor.
Yayın Tarihi: Nis 30, 2017
FavoriteLoadingBeğen 19 mins

Rakamlar da ülke olarak kritik bir eşikte olduğumuzu gösteriyor. Enerji Bakanlığı verilerine göre 10 yılın ortalama enerji ithalatı maliyeti 44 milyar dolar, maden ithalatı da 10,6 milyar dolar düzeyinde. Bu yaklaşık 55 milyar dolarlık enerji ithalatı, cari açık açısından bakıldığında olumsuz bir tabloyu da ortaya koyuyor. Son 15 yılda büyük bir dönüşüm yaşayan Türkiye’nin, dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olması için yeni enerji politikaları da şekilleniyor.

Bu süreç içerisinde enerji üretiminde kamunun payı azalırken, özel sektörün daha fazla yatırım yapabilmesi için olanaklar genişletildi.


Bu dönemde elektrikte kurulu kapasite üç katına çıktı, elektrik üretimi iki katından fazla bir noktaya geldi. Doğalgaz tüketimi üç katı arttı, Türkiye’de doğalgaz konforunun ulaşmadığı sadece üç şehir kaldı. Bu süreçte abone sayısı dört katına çıktı.

Bu dönemde gündemde olan konuların başında şüphesiz enerji verimliliği oldu. Çünkü mevcut kaynakların sınırlı oluşu, elde edilen kaynakların maliyetinin ağır oluşu, söz konusu kaynakların doğru kullanılması zorunluluğunu getirdi.

Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Ekonomi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl; Türkiye’nin, enerji kaynaklarını daha verimli kullanabilme adına attığı adımları ve yapılması gerekenleri şu cümlelerle anlattı:

“Enerjinin verimli kullanılması yolunda yapılması gerekenlerin başında enerjinin üretim, tüketim ve dağıtım süreçlerinde teknoloji yoğun araçların kullanılması gelmektedir. Bu yolla enerjiyi üretirken harcanan enerjiden tasarruf edilebilir, bu da kullanılan enerji miktarında azalma olmasını sağlar. Ayrıca evsel ve sanayi tipi atıkların da enerjiye dönüştürülmesi yolunda teknolojik gelişmelerden faydalanılması gerekmektedir. Bugün teknolojinin geldiği nokta ile ev tipi atıkların bile elektrik enerjisine dönüştürülmesi mümkündür. Bunun yanı sıra ısı yalıtım sistemleri de özellikle doğalgazın en çok kullanıldığı konutlarda büyük ölçüde enerji tasarrufu sağlayabilmektedir. Isı yalıtım sistemleri uygulamasının her binaya zorunlu tutulması ve bu yolla hem hane halkının hem de ülkemizin doğalgaz faturalarının düşürülmesi sağlanabilir. Enerjinin verimli kullanılmasının ve etkin bir enerji verimliliği programı uygulanmasının, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünü hafifleteceği bilincinin oluşturulması da büyük önem arz etmektedir. Bunu sağlamak adına, okullarda öğrencilere dersler verilebilir, gazete, dergi, radyo ve televizyon yoluyla da halkın bilinçlendirilmesi sağlanabilir.”


Milli enerji politikası

Yeni dönemde kaynakların çeşitlendirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve mevcut stratejilerin geliştirilmesi için Türkiye, Milli Enerji ve Maden Politikası’nı devreye soktu.

Uygulanacak politikaların detayları nisan ayı başında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak tarafından bizzat anlatıldı. Albayrak, sunumunu yaptığı politikanın temelini iki unsurun oluşturduğunu, bunlardan ilkinin güçlü ekonomi, ikincisinin de ulusal güvenlik olduğunu dile getirdi.

Albayrak, “Enerjideki bağımlılık stratejisini doğru ve güçlü yönetirseniz, ulusal güvenliğiniz de o ölçüde güçlü bir diplomasiye ve dış politikaya pencere açar” değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Ekonomi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl; Milli Enerji ve Maden Politikası’nın belirlenmesinde dikkate alınan kriterleri şöyle anlattı: “Türkiye’nin son 15 yılda çeşitli alanlarda yaşadığı dönüşümde, enerjinin oynadığı rol büyük. Sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi hedefleyen Türkiye, ekonomisinin en önemli dinamiği olan enerji alanında bir yol haritasının belirlenmesi gerektiğinin farkında. Bu bilinçten hareketle Türkiye, bundan sonra ekonomik anlamda bir üst lige ulaşma yolunda ‘Milli Enerji ve Maden Politikası’nı hazırlamıştır. Sahip olduğu stratejik konumla birlikte bölgesinde ve küresel enerji piyasalarında ağırlık kazanmak isteyen Türkiye’nin, bundan sonrasında öngörülebilir bir şekilde hareket etmek için bu politikayı oluşturduğunu söyleyebiliriz.”

Arz güvenliği ve millilik öncelik

Bakanlık tarafından belirlenen politikaların üç önemli sacayağı bulunuyor. Arz güvenliği, yerlileştirme ve öngörülebilir piyasa…

Arz güvenliği denince akla ilk gelen başlık petrol ve doğalgaz boru hatları. Halen sekiz, inşası devam eden iki boru hattı Türkiye sınırlarından geçiyor. Bu başlık altında yürütülen faaliyetlerden birisi de doğalgaz depolama çalışmaları. Türkiye’nin bu konudaki hedefi yüzde 20 düzeyinin yakalanması. Bu amaçla son olarak devreye sokulan Tuz Gölü depolama tesisi ile beraber kapasite 1 milyar metreküpten 5.4 milyar metreküpe çıkacak.

Milli Enerji ve Maden Politikaları kapsamında Türkiye yeni bir faaliyet alanında da kendisini gösterecek. Türkiye, gelecek dönemde hem Karadeniz hem de Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aramacılık faaliyetlerini yoğunlaştıracak.

Nisan ayı itibarıyla faaliyete başlayan Oruç Reis adlı sismik arama gemisi üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak denizleri çok aktif kullanarak Akdeniz’de, bir başka gemi de Karadeniz’de aramalarını yapacak. Gemiyle yapılacak 2B/3B sismik araştırmalar ile deniz tabanında 20 bin metreye kadar derinlikteki yapılar incelenebilecek. Gemide deniz tabanından numune almaya yarayan sistemler de yer alıyor. Hidrografik ve oşinografik çalışmalar için, deniz tabanında ayrıntılı haritalama ve görüntüleme yapılacak. Gemide bulunan ve deniz altında operasyon yapabilecek kablolu bir robotik sistemle bin 500 metreye kadar istenilen derinliklerde gözlem ve numune almak mümkün olabilecek. Fiziksel, kimyasal, biyolojik analiz ve araştırmalar da yapılabilecek.

PROF. DR. ERDAL TANAS KARAGÖL. EKONOMİ VE TOPLUM ARAŞTIRMALARI VAKFI EKONOMİ UZMANI.

PROF. DR. ERDAL TANAS KARAGÖL. EKONOMİ VE TOPLUM ARAŞTIRMALARI VAKFI EKONOMİ UZMANI.

Petrol ve doğalgaz politikaları

Milli Enerji ve Maden Politikası doğrultusunda hedeflenen bir diğer konu da petrol depolama kapasitesinin genişletilmesi. Hedef, 5 milyon ton depolama kapasitesi. Çok hızlı bir coğrafi konumlandırmayla, yaşanabilecek en ufak bir krizde Türkiye’nin içeride sıkıntı yaşamaması için bu adımın hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor.

Özellikle verimlilik altyapısını da kurarak yerli kömürle ilgili altyapının kurulması da Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında gündemde olan bir diğer konu.

Milli Enerji ve Maden Politikası’nın anlatıldığı toplantıda; maden arama, işletme ve bunun hayata geçirilmesiyle ilgili yüzlerce süreci geçmeye çalışan yatırımcı için ‘e-maden’ uygulamasını hayata geçirdiklerini hatırlatan Albayrak, bununla birlikte birçok kâğıt, onay ve izine dayalı haftalar süren işlemleri hızlandırdıklarını anlattı.

Arz güvenliğinin maden politikası tarafının, en bakir ve gelişmeye açık alan olduğunu belirten Albayrak, bu stratejiyi tüm madenler için yeni bir süreç olmak üzere dört ana temel unsurda başlattıklarını açıkladı.

Türkiye’yi özel sektör başta olmak üzere ‘kamu-özel’ modeliyle daha da büyüteceklerini dile getiren Albayrak, “Bunun önemli noktalarından biri, MTA’nın yurtdışında arama yapabilme özelliğine kavuşması idi. Böylece, MTA-özel işbirliğiyle dünyanın madencilik noktasındaki kritik işbirlikleriyle bölgesel aramacılık noktasında da bir süreci başlatacağız. 2002’de yılda 32 bin metre sondaj yapan bir MTA’dan sonra, bu rakamı 300 bin metrelere çıkardık. Bu yıl 1 milyon metreye ulaşıyoruz. Takip eden iki yılda 2 ve 3 milyon metreye çıkması için planlamalarımızı yaptık. Arama faaliyetleriyle ortaya koyduğunuzda bugün sahip olduğunuzu düşündüğünüz kaynaklardan çok daha büyük rezervlere kavuşacaksınız. Çok büyük bir potansiyel var. Kamu ve özel sektörle birlikte madencilikte çok ileri bir noktada olan Kanada ve Avustralya’ya erişmek için 6 milyon hedefini kısa sürede hayata geçireceğiz. Madencilik Türkiye’yi katma değer noktasında çok ileri taşıyacak” değerlendirmesinde bulundu.

Yenilenebilir kaynaklara yatırım

Yenilenebilir kaynaklar noktasında hidroelektrik santrallarıyla birlikte oluşturulan yerli kapasitenin yanına güneş ve rüzgâr da alınarak önümüzdeki 10 yılda 10’ar bin megavat devreye sokulacak, bu oran artırılacak.

Milli stratejinin en önemlilerinden bir tanesi olan nükleer enerji konusunda da yeni adımlar gündemde. Akkuyu santralının devreye girmesi ile nükleer enerjinin portföy içerisindeki payı en az yüzde 10’luk kapasiteye çıkarılacak.

 

Milli enerji politikalarının anlattığı toplantıda Enerji Bakanı Albayrak, güneş ve rüzgâr enerjisinden daha fazla yararlanmak adına yeni adımların atılacağını belirterek şu ifadeleri kullandı.

“Dünyadaki birçok büyük rüzgâr üreticisi firmalarla görüştük, hepsinin de ilgili olduğu görüşmeler neticesinde şartnameyi açıklayacağız inşallah. Bu yaz bitmeden YEKA uygulamasını rüzgârda da hayata geçireceğiz. Yaklaşık 8 bin kalem kırılımı olan rüzgâr türbini teknolojisinde muazzam bir yerlileştirmenin önünü açacağız. Bu şekilde sadece maliyet düşürülüp iç talep karşılanmayacak, aynı zamanda bölgedeki rüzgâr ve güneş potansiyelini de harekete geçirecek bir stratejinin önü açılacak. Nükleer teknolojide de Türkiye, bölgesel ve küresel olarak bir üst lige çıkarak bu altyapıya kavuşacak.”

Bu strateji içinde en önemli unsurlardan birinin de elektrik iletim ve dağıtımına yapılacak yatırımlar olduğunu ve bundan sonraki süreçte elektrik üretim yatırımları değerlendirilirken bölgedeki arz-talep dengesine bakılacağını anlatan Albayrak, “Bir enerji projesini önceliklendirirken, o sahanın verimlilik noktasında makul olup olmadığı, bölgenin o yatırımı talep edip etmediği gibi kriterler değerlendirilecek. Tüm bu çerçevede, iletim ve dağıtım altyapısıyla uyumlu bir üretim altyapısını oluşturacağız” ifadesini kullandı.

Bakan Albayrak, elektrik iletim ve dağıtımları için 5 yıllık süreçte 30 milyar liralık bir bütçe ortaya konulduğunu ve bu rakamın 18 milyar lirasının dağıtımda özel sektör tarafından, 12 milyar lirasının da Türkiye Elektrik İletim AŞ bünyesinde yapılacağını anımsattı.

Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında gündeme gelen bir diğer konu da Türkiye’nin jeofizik ve jeokimya haritalarının yenilenmesi. Bu kapsamda, Türkiye haritasındaki tüm sondaj faaliyetlerinin ‘veri tabanı’ olacak haritanın tamamlanması için çalışmalar devam ediyor. Enerji bakanlığı, söz konusu haritayı yıl sonuna kadar tamamlayarak herkesin kullanımına açmayı hedefliyor.

Jeofizik haritası, Türkiye coğrafyasının bitki örtüsünden topografik yapısına kadar röntgenini çekip madencilikte sahip olunan kaynakların görülmesini sağlayacak. Jeokimya haritası için de farklı bölgelerden alınan 50 binden fazla örnekle kaynak çeşitliliği sağlıklı bir şekilde saptanacak.

Hiç şüphe yok ki, Türkiye’nin gündemine gelen Milli Enerji ve Maden Politikası’ndan yeni dönemde beklentiler büyük. Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Ekonomi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, politikaların belirlenmesi ve uygulanmasında gerçekçilik kriterinin gözden kaçırılmaması gerektiğini dile getiriyor: “Ülkelerin enerji tüketimleri, sahip oldukları enerji kaynaklarına, bulundukları coğrafi konuma ve gelişmişlik düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Bugün hâlâ doğalgaz ve nükleer enerji kullanmayan ülkeler olduğu gibi hemen her enerji kaynağını kullanan ülkeler de bulunmaktadır. Bu sebeple, enerji politikası her ülkenin kendisine özel olarak belirlenmelidir. Bir ülkede uygulanan başarılı bir enerji politikası, bir başka ülkede başarılı olamayabilir.

Ülkelerin enerji politikalarını belirlerken içinde bulundukları mevcut durumu iyi değerlendirmeleri ve bu noktadan yola çıkarak gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler koymaları gerekmektedir. Enerji, beraberinde sanayi üretimi, hane ve elektrik üretimi gibi birçok alanı da etkilediği için üzerinde hassasiyetle durulması ülkelerin yararına olacaktır.”

Söz konusu enerji politikalarının uygulanması için hükumet tüm unsurlarıyla destek verecek. Bunun milli ve geniş kapsamlı bir politika haline gelmesi için atılması gereken adımları Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl şöyle özetliyor:

“Milli Enerji ve Maden Politikası’nın kâğıt üzerinde kalmayıp uygulamaya geçmesi için hem kamunun hem özel sektörün hem de toplumun birlikte özveri ile çalışması gerekmektedir.

Devletin üzerine düşenleri yerine getirmesi, özel sektörü üstlenebileceği konularda teşvik edici mekanizmalar geliştirmeye devam etmesi, toplumun bilinçlenmesi için de çeşitli çalışmalar yapması gerekmektedir. Ancak burada en büyük sorumluluk devlet kurumlarına düşmektedir.

Türkiye’nin gelişip kalkınması yolunda kaynak israfına neden olacak projeler yerine Türkiye’yi enerji sektöründe sağlam bir konuma getirecek projelere yatırım yapılmalı, koyulan hedefler doğrultusunda çalışmaların sürdürülebilmesi adına kontrol mekanizması oluşturulmalıdır. Ayrıca, özellikle enerji sektöründe sahip olunan uzman kadroların eksikliği bilindiğinden, nitelikli enerji uzmanlarının yetiştirilmesi konusunda da çalışmalar yapılması ülkemizin yararına olacaktır. “

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)