“TÜRKİYE TÜRK AKIMI İLE MERKEZ ÜLKE OLACAK”

Türkiye ve Rusya arasında imzalanan Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesiyle Rusya doğalgazı artık direkt Türkiye’ye ulaşacak. Türkiye-Rusya Araştırmalar Merkezi Başkanı Aydın Sezer, SETA Direktörü Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl ve Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, projeyi anlattı
Yayın Tarihi: Nis 1, 2017
FavoriteLoadingBeğen 29 mins

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen aylarda İstanbul’daki Enerji Zirvesi’nde bir araya gelerek önemli kararlara imza atmıştı. Bu kararlardan biri de kaynağı Rusya’da olan doğalgazı Karadeniz’in altından Türkiye’ye direkt getirecek olan Türk Akımı projesiydi. Tamamı 15 sayfadan oluşan Türk Akımı anlaşması tüm teknik ve ticari detayları kapsayacak şekilde imzalandı.

Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı projesi, Rus doğalgazının öncelikle Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden de Güneydoğu Avrupa ülkelerine aktarılmasını öngören bir proje olarak tanımlanıyor. Bu projenin amacı başta Türkiye olmak üzere, diğer Güneydoğu Avrupa ülkelerinin de doğalgaz arzını güvence altına almak.

Peki Türk Akımı projesinin geçmişi ne zamana dayanıyor? Hangi teknik ve hukuki detayları içeriyor? Proje hayata geçirildiğinde Türkiye bölgede ve uluslararası arenada hangi kazanımları elde edecek? Türk Akımı ile ilgili bu soruları Türkiye-Rusya Araştırmalar Merkezi Başkanı Aydın Sezer; Siyaset, Ekonomi, Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Direktörü Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl ve Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney’e sorduk.

AYDIN SEZER.
TÜRKİYE-RUSYA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ BAŞKANI.

Mavi Akım’ın devamı niteliğinde

Türkiye-Rusya Araştırmalar Merkezi Başkanı Aydın Sezer, Türk Akımı projesinin 2000’li yıllarda ortaya çıktığını söyleyerek, bu projenin Türkiye ile Rusya arasında Karadeniz’in altından Türkiye’ye gaz sağlayan Mavi Akım projesinin bir devamı olduğunu belirtiyor. Aydın Sezer, “İki ülke 2005 yılından itibaren özellikle de Soçi’deki Erdoğan-Putin görüşmesinde Karadeniz’in altından ikinci hatla Türkiye’ye doğalgaz getirilmesi konusunu ele almışlardı. Ancak Türkiye, gerekirse Mavi Akım’ın kapasitesi artırılır düşüncesiyle bu görüşe sıcak bakmamıştı. Çünkü Mavi Akım ile birlikte alınan 16 milyar metreküplük gazla Türkiye’nin kısa ve orta dönemde gaz ihtiyacının karşılanacağı düşünülüyordu. Bunun üzerine ise Rusya, Karadeniz’in altından bu defa Avrupa’ya doğalgaz götürülmesi için çalışmalara başladı” dedi. Aslında Rusya’nın bu hamleyi yapmasının altında siyasi ve ticari olmak üzere iki neden bulunuyordu. Siyasi neden, Rusya’nın Ukrayna’yı bypass etmek istemesi, ticari neden ise daha büyük miktarlarda gazın kesintisiz olarak Avrupa’ya götürülmesiydi. O dönemde Azeri gazı Şahdeniz-2 gazının da Avrupa’ya gitmesinin söz konusu olduğunu belirten Sezer, Rusya’nın Güney Akımı projesini gündeme aldığını anlatıyor: “Rusya’dan doğrudan Bulgaristan’a giden bir hattı bu. 2008-2009 yıllarına gelindiğinde Türkiye, tekrar ikili görüşmelerle Rusya’ya, Karadeniz’in altından doğrudan hat getirilmesi konusunu gündeme getirdi. Bunun üzerine 2009’da imzalanan anlaşmayla iki ülke, Karadeniz’in altından geçecek bir doğalgaz boru hattıyla işbirliği olanakları üzerinde durmayı kararlaştırdı. Yıllar sonra 2014’te Putin, Ankara’daki bir toplantıda Türk Akımı’nı gündeme getirdiği zaman herkes bunu çok büyük bir sürpriz olarak gördü. ‘Rusya, Türk Akımı’na döndü’ diye yorumlandı, oysa bunun evveliyatı vardı. Ama bunun isminin Türk Akımı olacağı ve kapasitesi kuşkusuz 2009’da öngörülmemişti.”

Kara hattı Türk yatırımıyla yapılacak

2014 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türk Akımı’nı gündeme getirdiği zaman Türkiye o dönemki siyasi konjonktürü dolayısıyla beklenenin aksine projeye çok da sıcak bakmadı. Projenin o dönemde dört hat olarak gündeme geldiğini belirten Sezer, toplamda sağlanacak gazın 64 milyar metreküpü bulduğunu anlatıyor: “Bu hatlardan biri Türkiye’ye, üçü Avrupa’ya gidecekti. Ancak Almanya hariç bu projeye AB ülkeleri ve ABD karşı çıktı. Türkiye’ye de bu projeye karşı olması konusunda baskı yapıldı ve Türkiye, Rusların talep ettiği hükumetler arası anlaşmayı imzalamadı. 2015’teki uçak krizinden sonraki görüşmede Ruslara ilk verdiğimiz söz ise Türk Akımı’nı kabul ediyoruz demek oldu. Bu süreç içerisinde Ruslar dört hattan ikisini iptal etti. Çünkü Avrupa’ya gidecek hatlarda müşteri bulamadılar. Yani iki hatlı bir Türk Akımı projesine döndü ve anlaşma geçen kasım ayında imzalandı.” Tamamı 15 sayfadan oluşan Türk Akımı anlaşması tüm teknik ve ticari detayları kapsayacak şekilde imzalandı. Sezer, bu anlaşmayla Türkiye’de, Kıyıköy’e kadar gelecek denizaltı birinci hattının tamamen Rusya’nın kontrolünde ve yatırımıyla inşa edileceğini söylüyor. Kıyıköy’e çıktığı andan itibaren ise Türkiye tarafından yapılacak kara boru hattıyla BOTAŞ’ın entegre hattına bağlanacak. Dolayısıyla denizaltı birinci hattın devamı olan kara hattı tamamen Türkiye’nin yatırımıyla gerçekleşecek. Bunun miktarının 15.75 milyar metreküp olduğunu belirten Sezer şu detayları veriyor: “Bu hattan gelen 15.75 milyar metreküp gaz Türkiye’ye gelen mevcut doğalgaz miktarının üzerine gelen bir miktar değil. Enerji uzmanları Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığı artacakmış gibi konuşuyor ama böyle bir durum yok. Bu gaz, Ukrayna üzerinden gelen Batı Hattı’nı devre dışı bırakacak. Batı Hattı’nda Türk özel sektörü 10 milyar metreküp gaz alıyor. BOTAŞ da 4 milyar metreküp gaz alıyor. Yani fiilen şu an Türkiye’ye 14 milyar metreküp gaz giriyor. Üzerine 1.75 milyar metreküp ilave gaz olacak. Öte yandan iki hattın maliyetinin 8-11 milyar dolar olacağı söyleniyor. Anlaşma yürürlükte şu anda. Bu yıl sonu fiilen boru hattı döşenmeye başlanacak.”

“Yeni hat ilişkilere katkı sağlayacak”

Türk Akımı projesi bölgede Türkiye’ye pek çok açıdan önemli kazanımlar sağlıyor. Bu kazanımlardan ilkinin Türkiye’ye Batı Hattı’ndan gelen gazdaki düşüşü bertaraf etmek olacağını belirten Sezer şunları anlatıyor: “Kuşkusuz denizin altından boru geçmesinin maliyeti var, bu da fiyata yansıyacak. Ama hiçbir zaman teknik olarak Ukrayna, Moldovya, Romanya ve Bulgaristan’ın aldığı geçiş ücretleri kadar yüksek olmayacak. Yani hem arz güvenliği hem de fiyat düşüklüğü olacak. İki ülke siyasi ilişkilerinin gelişimine de katkı sağlayacak yeni bir hat bu. Rusya ile ilişkileri uçak krizi döneminde bile ayakta tutan şey bizim hem Karadeniz’den hem Batı’dan aldığımız doğalgaz anlaşmasıydı. Doğalgaz, iki ülke ilişkilerinin sigortası gibi bir görev yaptı o dönemde. Bu projeyle de bu sigorta daha güçlenecek.”

Türk Akımı Projesi ile Türkiye’nin merkez ülke olacağı iddialarına karşın Sezer, “Türkiye ne TANAP ne de Türk Akımı ile merkez ülke oluyor. Sadece transit ülke konumunu pekiştiriyor” diyor.

Avrupa ayağı bekleme aşamasında

Türkiye ve Rusya arasında doğalgaz ticaretini sağlayan hali hazırda Batı Hattı ve Mavi Akım hatları bulunuyor. Bir diğer işbirliği olan Akkuyu Nükleer Santral projesi de göz önünde bulundurulduğunda Türkiye ve Rusya arasında enerji konusunda yakın bir ilişki olduğunu söylemek mümkün. Bunun yanı sıra çeşitli alanlarda ticari işbirliklerinin de bulunmasının tarafların birbiri için önemini artırdığını belirten SETA Direktörü ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, Türk Akımı projesinin hayata geçirilmesi ile birlikte de Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkinin daha da yakın olacağını anlatıyor: “Rusya ile daha da yakınlaşacağımız aşikâr ancak diğer ülkelerle olan ilişkilerimize nasıl yansıyacağı konusu bir netlik göstermiyor. AB ülkeleri Türk Akımı projesi aracılığıyla Rusya’dan doğalgaz alımı için henüz bir taahhüt vermediğinden projenin Avrupa ayağı bekleme aşamasında. AB ülkelerinde, Türkiye ile yakın ilişkiler kurmanın Birlik için son derece önemli olduğunu düşünenler olduğu gibi söz konusu projenin Türkiye tarafından AB’ye karşı üyelik için kullanılabilecek bir koz olacağı görüşünü taşıyanlar da var. Öte yandan ABD de müttefiki olan AB’nin Rus doğalgazına olan bağımlılığını daha da artırmasına karşı çıkmakta. Bu bağlamda daha önce de AB ve Türkiye’ye Rusya alternatifinden vazgeçip Doğu Akdeniz doğalgazının kullanılması yönünde tavsiyeler vermiştir. Ancak Trump ile birlikte ABD’nin Rusya ilişkileri göz önüne alındığında bu görüşün devam edip etmeyeceğini zaman gösterecek.”

PROF. DR. ERDAL TANAS KARAGÖL. SETA DİREKTÖRÜ.

Batı Hattı devre dışı bırakılacak

Bu anlaşmanın hem Türkiye hem de diğer ülkeler için birçok alanda kazanç sağlama potansiyeline sahip olduğuna dikkat çeken Karagöl, projenin hayata geçirilmesiyle Türkiye’nin doğalgaz arzına ve dolayısıyla enerji güvenliğine katkı sağlanmış olacağına vurgu yapıyor: “Türkiye bugün Rusya’dan ithal ettiği doğalgazın yaklaşık 14 milyar metreküplük kısmını Rusya-Ukrayna-Moldova-Romanya-Bulgaristan üzerinden geçen Batı Hattı’ndan temin ediyor. Söz konusu hattın uzunluğunu ve güzergâhı üzerinde birden çok aracı ülkenin bulunmasını, arz edilen gazın güvenliği için tehdit olarak algılamak mümkün. Bahsi geçen ülkelerden Ukrayna ile uzun süredir devam eden siyasi- askeri sorunları bulunan Rusya, daha önce kendini güvence altına almak adına Ukrayna’ya ve dolayısıyla onun üzerinden Doğu Avrupa ülkelerine aktarılan doğalgaz arzında kesintiye gitti. Özellikle 2009 yılında gerçekleştirilen kesintiden Türkiye de etkilendi. Bu bağlamda aracısız, direkt olarak Rusya’dan Türkiye topraklarına aktarılacak doğalgaz arzı Türkiye için çok daha güvenli. Türk Akımı projesinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin Batı Hattı’ndan sağladığı doğalgaz akışı Türk Akımı hattından sağlanacak, dolayısıyla Batı Hattı devre dışı bırakılacaktır. Projenin Avrupa ayağının da hayata geçirilmesi durumunda hem Türkiye hem de Avrupa ülkeleri kazançlı çıkacak. Türkiye enerji ticaretinde merkez ülke olma hedefine bir adım daha yaklaşacağı gibi sağlıklı bir şekilde düşünüldüğü zaman görülecektir ki AB ülkelerinin doğalgaz talebinin Türkiye üzerinden karşılanması Avrupa ülkeleri için de daha faydalı olacak. Rusya’nın Türkiye ile olan ilişkisi, Ukrayna ile olan ilişkisinden çok daha kuvvetli olduğundan Türkiye’nin aracı ülke olması doğalgaz kesintisi olma ihtimalini azaltıyor.”

Ayrıca Türk Akımı projesinin, Türkiye üzerinden gerçekleştirilmesi planlanan diğer doğalgaz projelerine destek olabilecek nitelikte olduğunu da söyleyen Karagöl “Hali hazırda doğalgaz rezervleri bakımından zengin bir bölge olan Doğu Akdeniz ve Hazar bölgelerinin sahip olduğu doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa pazarına aktarılması üzerine tartışmalar var. Bu da göstermektedir ki Avrupa söz konusu bölgelerden doğalgaz arzı sağlamak için Türkiye ile uzlaşması durumunda kazançlı çıkacaktır. Öte yandan Türk Akımı’nda gelinen son nokta ise, projenin hayata geçirilmesine yönelik antlaşmanın Türk ve Rus yetkililer tarafından onaylanmasıdır. Antlaşma, geçen ekim ayında devlet başkanlarının bir araya geldiği zirvede imzalandıktan sonra ulusal meclisler tarafından da onaylanmıştır. 2019 yılında tamamlanıp faaliyete geçirilmesi planlanan projenin maliyeti yaklaşık 12,5 milyar dolar olarak hesaplanmıştır” diyor.

Rusya doğalgaz ihracatında ikinci

21. yüzyılda altın çağını yaşayan doğalgaz, gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkeler için kritik bir öneme sahip. Bölge ülkelerinden Rusya, Türkiye ve Avrupa ülkeleri için de doğalgazın önemi her geçen gün artıyor. Dünyanın en büyük ikinci doğalgaz ihracatçısı olan ve ekonomisi büyük ölçüde doğalgaz ihracatına dayanan Rusya için doğalgazın hayati önem arz ettiğini belirten Karagöl, Rusya’nın doğalgazı politika aracı haline getirdiğini anlatıyor: “Petrol fiyatlarındaki düşüşten etkilenen doğalgaz fiyatlarının üretici ülkeler aleyhine işlediği ve son dönemlerde Rusya’nın gelirlerinde de önemli kayıplara sebep olduğu görülmüştür. Bu durumda dış politika tercihlerini enerji ekseninde şekillendiren Rusya için doğalgaz adeta bir politika aracı haline gelmiştir.

Öte yandan doğalgaz kaynak ihtiyacını dış pazarlardan karşılayan Türkiye ve AB ülkeleri için de doğalgaz ekonomik büyümenin motor gücünü oluşturmaktadır. 50 milyar metreküpe yakın doğalgaz tüketiminin yarısından fazlasını Rusya’dan ithal eden Türkiye, her ne kadar alternatif kaynak kullanma yönünde politikalar geliştirse de doğalgaza yönelik talebinin önümüzdeki yıllarda da devam edeceği öngörülmekte. Ayrıca Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hattı projesi ile Rusya doğalgazının Almanya üzerinden AB’ye aktarılması gündemde.

Bir yandan bağımlılığını azaltma yolunda politika geliştiren AB, diğer yandan doğalgaz ihtiyacı her geçen gün artan Almanya özelinde düşünüldüğünde doğalgazın, AB ülkeleri içerisinde farklı seslerin oluşmasına sebep olacak güçte olduğu açıkça görülecektir.”

Türkiye ayağı 2019’da faaliyete geçecek

Proje kapsamında yaklaşık 15,75 milyar metreküp kapasiteye sahip iki hat inşa edilmesi planlanıyor. Doğalgaz Rusya’nın Anapa kentinden başlayıp Karadeniz’in altından geçerek Türkiye’nin Trakya kıyılarına ulaşacak. Bu hatlar denizin yaklaşık iki bin metre altından geçirilecek ve 900 km gibi bir uzunluğa sahip olacak. Hatlardan ilki Türkiye’nin talebi için ayrılacak, diğeri ise Avrupa ülkeleri için kullanılacak. Boru hattının Türkiye ile ilgili bölümünün 2019 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. Projenin maliyeti yaklaşık 12,5 milyar dolar olarak hesaplandı.

AB alternatif kaynak arayışında

Türk Akımı doğalgaz boru hattının ikinci ayağının gerçekleşmesi ise AB’den çıkacak onaya bağlı. Çünkü AB ülkeleri doğalgaz ithalatında Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmak istiyor. Hattın gelişiminin önündeki en büyük engelin bu olduğunu söyleyen Karagöl, hattın ikinci ayağının hayata geçirilmesi yolunda iki önemli koşulun göze çarptığını anlatıyor: “Birincisi bu hattın sorunlu bir ülke olarak görülen Ukrayna yerine güvenli bir bölge olarak görülen Türkiye üzerinden geçecek olması. İkinci ve en önemli koşul ise AB’nin giderek artan doğalgaz ihtiyacı ve doğalgazdaki iç üretim miktarının giderek azalıyor olmasıdır. Bunun bilincinde olan AB ülkeleri doğalgaz dışında alternatif kaynak arayışlarına girmiş, yenilenebilir enerji ve LNG’ye yönelmişlerdir. Ancak AB’nin yıllık doğalgaz tüketimi düşünüldüğünde önümüzdeki yıllar içerisinde bu kaynakların yeterli olmayacağı ve Rus doğalgazına olan ihtiyacın devam edeceği tahmin ediliyor. Bu durumun, 2019 yılında kapatılması beklenen Batı Hattı’nın yerine faaliyete geçirilecek Türk Akımı hattının Avrupa ayağını hayata geçirmede itici bir güç olması bekleniyor.” Hattın AB ayağının gerçekleşmesi durumunda bilinmesi gereken en önemli şeyin Türkiye’nin Rusya ve AB ülkeleri arasında bir köprü oluşturmayacağı olduğunu vurgulayan Karagöl “Türkiye, hem kendi doğalgaz ihtiyacını hem de arz güvenliğini sağlamak amacıyla Rusya ile birlikte farklı birçok ülke ile enerjide kritik anlaşmalara imza atmaktadır. Rusya ile imzalanan ve yakın zamanda inşasına başlanması beklenen Türk Akımı doğalgaz boru hattında da Türkiye kendi çıkarlarını ön planda tutuyor. Bu projenin elbette Avrupa ile olan ilişkilerimize de katkısı olacaktır. En başta kaynak sahibi Doğu ile kaynak ihtiyacı olan Batı arasında doğal bir köprü konumunda olan Türkiye’nin güvenilir ülke olduğu vurgusu kat be kat artacak. Ayrıca sahip olduğu altyapı ile birlikte diğer ihracatçı ülkeler nezdinde de Türkiye’nin önemi pekişecek” diye konuşuyor.

 

PROF. DR. NURŞİN ATEŞOĞLU GÜNEY.

Türkiye, Rusya için önemli bir pazar

Türk Akımı doğalgaz boru hattı, Güney Akımı projesinin AB ile Rusya arasında sonlandırılmasından sonra Putin tarafından yeniden şekillendirildi. Bu hat Rusya’dan gelip Bulgaristan’a varacak, oradan da Avrupa’ya devam edecekti. Ancak AB, bunun Bulgaristan’dan geçmesinin hukuki olarak uygun olmadığını söyledi. Bunun sonucunda da Güney Akımı projesinin rafa kalktığını belirten Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, bu projenin sonraki yıllarda yeniden gündeme geldiğini anlatıyor: “Yeni projede gaz Rusya’dan aynı hattan çıkıp Karadeniz’den geçip Türkiye’ye ulaşacaktı. Bunun ismine de Türk Akımı denildi. 2015 yılında uçak krizi yaşanınca bir duraksama oldu. Ama Rusya gazı hiçbir zaman kesmedi. Bunun ilk sebebi Rusya’nın Türkiye ile imzalamış olduğu doğalgaz anlaşmalarının süresinin bitmemiş olmasıydı. İkincisi ise Türkiye, Rusya için çok önemli bir pazar. Avrupa’yı da bunun içine koyarsak bu pazarı kaybetmek istemiyor.”

Yıllar önce doğalgaz üreten yeni ülkelerin piyasaya çıkması çok mümkün değildi. Birçok ülkenin Rusya’ya doğalgaz bağımlılığı vardı. Bu yüzden Rusya’nın kimi zaman doğalgaz meselesini dış politika baskı aracı olarak kullandığını belirten Güney, şimdilerde piyasada bazı büyük değişiklikler olduğunu anlatıyor: “Yeni doğalgaz tedarik eden ülkeler ortaya çıktı. Teknoloji de gelişti. Sıvılaştırılmış gaz sevkiyatında fiyatların düşmesi üzerine bu yönde bir rekabet ortaya çıkınca, şu anda Rusya bu pazardaki paylarını kaybetmek istemiyor.” Doğalgaz hattı konusunda AB ile Rusya arasında hukuki sorun çözülmediği için şu anda Türkiye’nin Türk Akımı ile ilave doğalgaz edineceğini, bunun da bir çeşitlendirme olduğunu anlatıyor Güney: “Elinde var olan enerji tedarik meselesine bir ek hat daha gelmiş oluyor. Bu anlamda Türkiye’nin enerji güvenlik politikalarıyla da uyumlu bir durum söz konusu. Herkes enerji konusunda daha bağımlı hale gelip gelmediğimizi sorguluyor. Doğalgazın Rusya’dan Türkiye’ye direkt ulaşması kuşkusuz çok önemli. Önümüzdeki yıllarda Rusya ve AB arasında teknik ve hukuki sorunlar da çözüldüğü zaman, Türkiye bölgede daha da önemli bir konuma gelecek.”

Türkiye’nin Avrupa’ya gazın iletilmesi konusunda merkez olacağına da vurgu yapan Güney, bu hatla Türkiye üzerinden Avrupa’nın gaz ihtiyacının karşılanacağını anlatıyor: “Türk-Rus ilişkileri açısından Türkiye olumlu anlamda Rusya ile karşılıklı bağımlılık geliştirmeye çalışıyor. Yeni doğalgaz tedarikçileri ortaya çıktıkça, teknoloji geliştikçe Türkiye de Rusya’nın kaybetmeyi göze alamayacağı kadar önemli bir konuma geliyor. Gazın Avrupa’ya iletilmesinin önündeki en önemli engel Üçüncü Enerji Paketi. AB, toprakları üzerinden geçen doğalgazın hem sahibi olup hem de onun üzerinden belli bir para kazanmanızı kabul etmiyor. Rusya ve AB anlaşırsa o zaman bir ek hatla birlikte gaz Avrupa’ya tedarik edilebilir. ”

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)