İstanbul olmadan kalkınma olmaz

Yaklaşık 15 milyonluk nüfusa sahip olan İstanbul’un coğrafi ve stratejik konumu, altyapısı ve ekonomik canlılığı, kenti cazibe merkezi haline getiriyor. Osmanlı İmparatorluğu’ndan bu yana İstanbul, ekonomik olarak uluslararası rekabette önemli bir merkez oldu. Dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Kapalıçarşı, bu gücün önemli bir simgesiydi. Kapalıçarşı bugün de Türkiye’deki altın ve döviz piyasası için önemli bir merkez ve simge konumunda. İktidarın bugün en önemli projelerinden biri de İstanbul’u uluslararası alanda finans merkezi yapmak. Projenin bir ayağı, İstanbul’un İslami finansın da merkezi haline getirilmesi... Uluslararası finansın bir uzantısı olan İslami finans gün geçtikçe gelişiyor. Dünyada yüzde 1,5’lik bir paya sahip olan İslami finans, Türkiye’de sektörün yüzde 5’ini kapsıyor. Sektörün, 2025 yılına kadar büyüme hedefi yüzde 15. Türkiye Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri Osman Akyüz ile İslami finans sektörünü ve İstanbul’un İslami finans merkezi olma hedefini konuştuk.
Yayın Tarihi: Ağu 3, 2017
FavoriteLoadingBeğen 14 mins

Türkiye Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri Osman Akyüz: 1954 yılında Trabzon’da doğan Osman Akyüz, 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nden mezun olmuştur. 1983 yılına kadar Maliye Bakanlığı’nda Hesap Uzmanlığı görevini yürütmüş, bu tarihten 1985 yılına kadar STFA İnşaat’ın mali danışmanlığını yapmıştır. 1985 yılından itibaren Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş.’de çeşitli yönetim kademelerinde yer alan Osman Akyüz, 1996 yılı başında kurumun genel müdürlük görevini yürütmeye başlamış ve 2002 yılında emekli olmuştur.

Yeni gelişen İslami finansın bu sektördeki büyüklüğü nedir?
Biz aslında İslami finans kavramını Türkiye’de kullanmıyoruz. İslami finans, Hıristiyan finans, Yahudi finans gibi bir ayrım olmasın diye, daha çok ortaklığa dayalı bir finansı savunuyoruz. Faize yaklaşmayan, meşru kabul edilen finans. Buna da Türkiye’de ‘katılım finansı’, ‘katılım bankacılığı’ dedik. Katılım bankacılığı dışında da İslami finans olarak adlandırılan faaliyetler var. Sigor
tacılık, belli yatırımların realize edilmesi, fon kurma, fon satma, sermaye piyasası işleri gibi…
Bizim özelimize geldiğimizde ise biz katılım bankacılığı olarak temsil ediliyoruz. Türkiye’de katılım bankacılığı son 30 senedir faaliyette. Türkiye’de 52 banka var. Bunların sadece beşi katılım bankası. 990 şubemiz, 14 bin 700 çalışanımız var. Aktif büyüklüğü 142,5 milyar TL’ye ulaşmış, kullandırılan fonlar 95,6 milyar TL, toplanan fonlar yani ta
sarruflar 95,5 milyar TL. Türkiye’deki bankacılık sektöründe, katılım bankalarının yüzde 5’lik payı var. Stratejik hedefimiz bu payın 2025 yılında yüzde 15’e yükseltilmesi.

Katılım bankaları ne ifade ediyor?
Vatandaşlardan tasarrufları topluyor, onları reel ekonominin finansmanında kullanıyor. O fonları daha çok üretim yapan, finansman yapan işletmelerin, firmaların, kurumların işletme sermayesi temininde kullandırıyor. Hammadde alıyor, yardımcı madde alıyor. Sermayesi yetmeyen işletmelere ilave sermaye temin etmiş oluyor. İşletmeler de katılım bankaları marifetiyle o malları satın alıyorlar. Katılım bankaları, müşterilerin ihtiyacı olan malları satın alıp, müşteriye veresiye satıyor. Müşteriye soruyor, “Ne kadar vadede ödeyeceksin” diye. Daha çok, işletme finansı teminine yönelik kaynak sağlıyor. İşletmeler bankaya borçlanmış oluyor. Türkiye’de katılım bankaları kurulmalarından bu yana reel sektörü finanse ediyorlar. Katılım bankaları bir yere finansman verirken, o paranın nerede kullanıldığını bilmek durumunda. Alışverişe konu olan mal ve hizmetin hangi işte, hangi işletmede kullanıldığını biliyor. Katılım bankaları kiralama da yapıyor. Finansal kiralama dediğimiz mekanizmayı yaygın şekilde kullanıyor. Müşteri o kiraları ödedikten sonra malın sahibi oluyor. Belli işlerde iş sahibiyle ortaklık yapıyor.

İstanbul’un İslami finans merkezi olma hedefi var. Bu hedef neleri kapsıyor?
İstanbul’un öncelikle bölgesel bir finans merkezi, sonra da uluslararası finans merkezi olma hedefi var. Hükumetimiz İstanbul’u finans merkezi yapma konusunda karar verdi, bunu dünyaya deklare etti. Bu anlamda da çalışmalar yapılıyor. İstanbul finans merkezi olurken, faizsiz bankacılık ya da faizsiz finans konusunda da bir merkez olma hedefi var. Biz de katılım bankacılığı olarak bu projenin bir parçasıyız. Faizsiz finans konusunda Ortadoğu’nun merkez olma hedefi var. Uzakdoğu’da Malezya’nın var, batıda Londra’nın böyle bir gayreti var. İstanbul finans merkezinin bir bileşeni de faizsiz finansı geliştirmek, onu tüm kurumlarıyla İstanbul’da oluşturmak. Hatta İstanbul’u finans merkezi yapma hedefinin yedinci bileşeni olarak o programın bünyesine alındı. Biz birlik olarak da bu projenin bir aktörüyüz.

Bu konuda neler yapılıyor?
Türkiye’de katılım bankaları büyüme gayreti içinde. Şube ağını genişletiyorlar. Sigorta konusunda teşebbüsler var. Tekafül denilen faizsiz finansa uygun sigorta sistemi geliştirilmeye çalışılıyor. Sermaye piyasasında faizsiz ürünler geliştirme çabası sürüyor. Katılım endeksi adı altında sermaye piyasasında oluşturduğumuz endeksler var. Sukuk dediğimiz kira sertifika
larına yaygınlık kazandırılması çabası var. Bunların hepsi, İstanbul’u uluslararası finans merkezi yapma projesi kapsamında.
Piyasada faizsiz finans enstrümanlarını kullanmak isteyen yatırımcılara uygun bir zemin oluşturma gayreti bu. Biz bunu oluşturursak dünyanın değişik yerlerinden faizsiz finans doğrultusunda yatırım yapmak isteyen yatırımcıları da Türkiye’ye, İstanbul’a çekmiş olacağız. İstanbul zaten Türkiye’nin finans merkezi. Şu anda finansal kurum ve kuruluşların çok önemli bir kısmı İstanbul’da. Bankalar, sigorta şirketleri, uluslararası kuruluşların temsilcilikleri İstanbul’da. Kapalıçarşı hem para hem altın hem mücevher açısından önemli bir yer. Ama İstanbul’u daha dünyaya açık, daha yatırım yapılabilir, cazip, rekabet edebilir, belki vergi ve aracılık maliyetlerinden arındırılmış, kuralları belli bir yere dönüştürebiliriz. Ataşehir’de finans merkezi adı altında bir yatırım alanı oluşuyor. Büyük bankalar, Sermaye Piyasası Kurumu, BDDK hepsi orada toplanacak. Yani fiziki anlamda da finans merkezi olma projemiz var. Bu arada hükumet, bakanlık ve yerel yönetimin İstanbul’un finans merkezi olması için vergi konularında, altyapı, iletişim gibi konularda müşterek bir biçimde çalışması gerekiyor. İstanbul aynı zamanda Türkiye ekonomisinin belkemiği… Türkiye’nin milli gelirinin yüzde 40’ı İstanbul’da üretiliyor. Dolayısıyla ekonomik faaliyetlerin yoğun olduğu, finansman ihtiyacının daha çok İstanbul’dan giderildiği bir mekanizma söz konusu.

İstanbul’un uluslararası finans merkezi olması için ne kadar zamana ihtiyaç var?
Hedef uzun vadeli. İstanbul finans merkezi projesi hazırlandığında 20 yılda bölgesel bir merkez, 50 yılda dünyaya açık bir merkez olmak hedeflendi. Dolayısıyla birdenbire olabilecek bir şey değil. O yolda çalışılıyor. Bunun arka planında siyasal gelişmeler de çok önemli. Türkiye’nin serbest pazar ekonomisi olması, bölgesinde ekonomik olarak da bir güç olması, cazibe merkezi haline gelmesi bunun bir parçası. Bu yönde bir çalışma var. Devlet bu işi ciddiye aldı, çalışıyor. Hatta bir kanun tasarısı hazırlandı. Bu yapıyı, bu işin paydaşlarının işbirliğinde yürütme hedefi var. Özel sektörü bu işe dahil etme perspektifi var. Özel sektör, sivil toplum kuruluşları, finansal kuruluşlar bu projeye yöneliyor. Sanırım bu yönde bir mevzuat düzenlemesi de yapılacak. Hükumetin bunun için çalışmalar yaptığını biliyoruz.

Sektörün gelişmesi için ne tür politikalara ihtiyaç var?
Sektör genç ve yeni… Daha oluşum sürecini Türkiye’de tamamlayamamış. Dünyada da çok yeni bir sektör. Faizsiz bankacılık dünya finans sisteminde yüzde 1,5’lik paya sahip. “2025 yılında katılım bankacılığı nereye gelebilir?” şeklinde bir strateji belgesi hazırladık. Ürün çeşitliliğinin artırılması, müşterilere daha tatmin edici finansal ürünler sunmak, sektörün tanınırlığını, itibarını
geliştirmek, müşteri tabanını büyütmek, şube ağını geliştirmek, çalışanlarımızın donanımını, eğitimini, uzmanlığını geliştirmek gibi hedeflerimiz var. Strateji belgemizi hükumete de sunduk. Hükumet nezdinde ‘Faizsiz Finans Koordinasyon Kurulu’ adı altında bir oluşum yapıldı. Hükumet faizsiz finansın, faizsiz bankacılığın gelişimine çok önem veriyor. Akademik olarak da bu işin desteklenmesi, geliştirilmesi konusunda üniversitelerle işbirliğimiz var.

ÜÇÜNCÜ HAVALİMANI PROJESİ.

Üçüncü köprü ve üçüncü havalimanı, finans merkezi için ne ifade ediyor?
Türkiye stratejik olarak ulaşım açısından da çok iyi bir konumda. Türkiye’den uçuş mesafesi olarak üç saatte çok önemli noktalara ulaşabiliyorsunuz. Coğrafya olarak müsait. Dünyanın en büyük havalimanının İstanbul’da yapılıyor olması, köprülerin, tünellerin inşa ediliyor olması ulaşım konusunda İstanbul’un sıkıntılarının giderilmesinde çok ciddi katkı sağlayacak. Bu gelişmeler de İstanbul finans merkezi projesine fiziki anlamda ciddi destek verecek. Bunlar olumlu gelişmeler. İstanbul zaten bir dünya şehri. Çevresiyle birlikte 20-25 milyonluk bir nüfusu barındırıyor. Bir metropol. Dolayısıyla Türkiye ekonomisinde ve büyümesinde çok büyük bir ağırlığı var. Türkiye gelişecekse, kalkınacaksa bu, İstanbul hesaba katılmadan olmayacaktır.

İslam ekonomisinin temelindeki düşünce nedir?

İslam ekonomisi, “İslam dininin kurallarına uygun ekonomik faaliyet” demek. İslam dini, ekonomik faaliyette bazı davranışları meşru kabul etmiş, bazı faaliyetleri de yasaklamış. Faizi ‘ribağ’ adı altında yasaklamış. İslam’da servet edinmek ve her türlü ticari faaliyeti yapmak meşru kabul ediliyor. Hatta rızkın onda dokuzunun ticarette, alışverişte, üretim faaliyetinde olduğunu kabul etmiş. Dolayısıyla İslami finans dendiğinde bunu anlamak gerekir.

Katılım bankalarında en çok tartışılan konu, vade farkı ile faiz arasındaki fark. Aralarındaki fark nedir?

Siz bankaya faiz karşılığında paranızı emanet ettiğinizde, banka size belli bir vadede alacağınız getiriyi taahhüt ediyor. Siz de o vadenin sonunda anaparanızı, artı size vaat edilen getiriyi, faizi alma hakkına sahip oluyorsunuz. Katılım bankasına paranızı getirdiğinizde böyle bir taahhüt verilmiyor. Anlaşılan vade içerisinde banka, sizin paranızla iş yapıyor, elde ettiği geliri sizinle paylaşıyor. Paylaşılan gelir, elde edilen gelir, elde edilecek gelir değil. Vade farkı bir mübadeleye, bir alışverişe dayanıyor. Bu meşru kabul ediliyor.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)