“Faiz oranı yatırımcıyı ve vatandaşı küstürmemeli” (Doç. Dr. Deniz Gökçe)

Doç. Dr. Deniz Gökçe, dünyada ve Türkiye’de döviz kurlarındaki dalgalanmayı değerlendirdi. Gökçe, ABD Başkanı Trump’ın ekonomi politikaları nedeniyle birçok ülkenin sıkıntı yaşayacağını söyledi.
Yayın Tarihi: Mar 7, 2017
FavoriteLoadingBeğen 15 mins

Dünyada ve Türkiye’de doların yükselişi konuşuluyor. ABD’de milyarder iş insanı Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturması ve ekonomi politikalarına ilişkin yaptığı açıklamalar döviz kurlarını hareketlendirdi. Türkiye Merkez Bankası verilerine göre, Amerikan Doları, Türk Lirası karşısında son üç ayda yüzde 25 değer kazandı. Akşam gazetesi yazarı Doç. Dr. Deniz Gökçe, dünyada ve Türkiye’de doların yükselişinin çok farklı sebepleri olduğuna vurgu yapıyor. Gökçe, “Dünyada doların artmasının sebebi Amerikan ekonomisinin toparlanması. Amerikan ekonomisi toparlanınca da uzun süre faiz artışı yapamadı. Faiz oranı sıfıra yakındı ve bu olacak şey değildi. Neden insanlar bankalara sıfır faizle mevduat yatırsın ki? Dolayısıyla faizi artırmaya çalışıyorlardı. En sonunda aralık ayında artırdılar. Çünkü Amerikan ekonomisi yeterince toparlandı. ABD Merkez Bankası (FED) geçen ocak ayında yaptığı toplantıda, sene içinde üç defa faiz artırabileceğini söyledi. Bir ülkede faiz arttı mı oraya sermaye akar ve o ülkenin parası değerlenir. Amerika’da Euro’yu bozdurup dolar alırlar ve o doları da borsaya veya başka bir yere yatırırlar. Dolayısıyla dolar, Amerikan ekonomisinin toparlanmasıyla ve faizlerin artık yükseleceği beklentisiyle değerlendi” diyor.

Gökçe, Türkiye’de farklı bir durum olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’de enflasyonun çok yüksek olduğunu söyleyen Gökçe, “Enflasyon çok yüksek olunca faizin de yüksek olması gerekiyor. Yatırımcılar düşük faiz istiyor. Çünkü fabrika, iş kuracak ve ucuza kredi almak istiyor. Bir de parasını değerlendirmek isteyen normal vatandaş var. Onlar da yüksek faiz istiyor. Vatandaş yüksek faiz, yatırımcı ise düşük faiz talep ediyor. Bu durumda ikisini de küstürmeyecek, ortada bir rakam lazım” diye konuşuyor.

 

“Parasını değerlendirmek isteyen vatandaş yüksek faiz, fabrika kuracak yatırımcı ise düşük faiz talep ediyor. İkisini de küstürmeyecek, ortada bir rakam lazım.”

 

DOÇ. DR. DENİZ GÖKÇE. BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ İŞLETME BÖLÜMÜ BAŞKANVEKİLİ. AKŞAM GAZETESİ YAZARI.

 

Türkiye’nin riskleri olduğunu da belirten Gökçe, “FETÖ problemi var, güneyimizde Suriye sorunu var. Rus uçağı krizi de Türkiye’nin ihracatına çok büyük darbe vurdu. Döviz daraldı. Müthiş bir Rus turizmi varken, Ruslar gelmemeye başladı. Bütün bu sebepler bir araya gelince Türk Lirası, doların karşısında değer kaybediyor. Dolayısıyla dolar Türkiye’de negatif nedenlerle değer kazanıyor. Amerika’da ise ekonomisini dünyada ilk toparlayan ülke olmasından kaynaklı yükseliş yaşanıyor” diye durumu özetliyor.

“Merkez Bankası’nın faiz artırması lazım”

Doların yükselişi karşısında Türkiye Merkez Bankası’nın politikaları da çok tartışıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açık bir şekilde Merkez Bankası’na ‘faizlerin düşürülmesi’ yönünde sık sık çağrı yaptı. Deniz Gökçe, Merkez Bankası’nın Ankara’nın çağrılarına kulak verdiğini söylüyor. Gökçe, “Merkez Bankası, 2016 yılında yedi ay içinde peş peşe faizleri düşürdü. Faizler düştükten sonra üstüne bir de darbe girişimi yaşanınca Türk Lirası değer kaybetmeye başladı. Dolar 2,80’lerden, 3,80’lere çıktı. Türk Lirası yaklaşık yüzde 30 değer kaybetti. Türk Lirası değer kaybediyor ama faiz yükselmiyor. Halbuki faizin yükselmesi değer kaybını toparlayacaktı. Bunun üzerine Merkez Bankası son günlerde farklı bir yaklaşıma girdi. Merkez Bankası’nın koridor sistemi var. Bu koridorda en düşük faiz ile en yüksek faiz mevcut. İkisinin arasında da politika faizi bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu koridoru daraltmak istiyordu. Bu düşüşün artmaması için Merkez Bankası’nın faiz artırması lazım. Ancak Merkez Bankası sadece paranın değerinin düşüşünü durdurdu” diyor.

Merkez Bankası’nın son günlerde farklı bir politika uyguladığını anlatan Gökçe, “Merkez Bankası’ndan kredi alanlar eğer sıkışırlarsa saat 16:00 ile 17:00 arasında yine Merkez Bankası’ndan acil durum kredisi alırlar. Merkez Bankası işte bunun faizini yükseltti. Yani pahalılaştırdı. Böylece Merkez Bankası, Ankara’ya ‘Sıkışına daha pahalı veriyorum, faizi artırmıyorum’ diyor. Dolayısıyla faizi artıramıyor ama düşürmüyor da” ifadelerini kullanıyor. Deniz Gökçe, önümüzdeki üç ayda hem enflasyonun hem de faizlerin artacağı uyarısını yapıyor: “Çünkü enflasyonun yüksekliğini frenlemek için faizi artırmak lazım, kurun artışını düzenlemek için de faiz artırmak lazım.”

 

“Devlet önemli yatırımlar yapanlara yardım etmelidir. Ama yatırım yapanlar da kendi ceplerindeki parayı devreye sokmalı.”

 

“Trump, hem ülke içinde hem de ülke dışında çok sorunlu bir ABD yaratacak.

 

 

“En büyük döviz açığı olan ülke ABD”

ABD’nin yeni başkanı Trump ekonomide nasıl bir politika izleyecek ve bunun Türkiye’ye yansıması nasıl olacak? Deniz Gökçe bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Trump, aslında oldukça kuvvetli bir ABD ekonomisi teslim aldı. Ekonomiyi büyütmek konusundaki iddialarını gerçekleştirmesi ise çok çaba gerektiriyor. Çünkü yıllık büyüme oranını yüzde dört düzeyinin üstüne çıkaracağını söyleyen Trump, son 10 yılda yüzde üç oranını aşamamış bir ekonomiyi teslim aldı. Askerî harcamalar ile bütçe açıklarını azaltmak gibi girişimlerin başarıya ulaşması da oldukça zor. Altyapı yatırımlarını artırmak vaadi de bütçe için bir açık problemi demek. Trump, ABD Merkez Bankası’nın faizleri düşük tutmasını da eleştiriyor. Trump diyor ki: ‘Meksikalılara izin verdik, otomobil fabrikası kurdular, bize satıyorlar arabalarını, onların vatandaşları iş buluyor, bizimkiler işsiz kalıyor’ İngilizcede buna ‘protectionism’ denilir. Kendini korumacılık. Halbuki Amerika dünya lideri. Bir dünya lideri ‘Ben kendime koruma yapayım’ diyemez. Dolayısıyla Trump, Amerika’nın önceki başkanlarının politikalarını tersine çevirdi.”

Birçok ülkenin ABD’nin aldığı kararlar nedeniyle sıkıntıya girdiğini belirten Gökçe, “Trump’ın söylemleri nedeniyle Meksika parası yüzde 30 değer kaybetti. 475 milyar dolar cari açığı var Amerika’nın ve şu an dünyanın en büyük döviz açığı olan ülkesi durumunda. Şimdi onlar ‘Doları ben basıyorum’ diye bu açığı pek önemsemiyorlar ama bu hep böyle gitmeyecek. Elinde Euro olan Avrupalılar ‘Dolar istemiyorum’ demeye başlayacak. Eğer herkese sırtını dönerse, ABD’nin dış açığı daha da büyür. Türkiye o kadar da dışarı açık bir ülke değil. Ama bence Trump, hem ülke içinde hem de ülke dışında çok sorunlu bir ABD yaratacak gibi” diyor.

 

“Önümüzdeki üç ayda hem enflasyon hem de faizler artacak. Çünkü enflasyonun yükselişini frenlemek için faizi artırmak lazım. Kurun artışını düzenlemek için de faiz artırmak lazım.”

“Bankaların döviz borcu var” Bankacılık sektörünün durumunu anlatan Gökçe, “Bankacılık sektöründe kaynakların yarısı Türkiye’den, diğer yarısı ise dışarıdan borçlanma yoluyla geliyor. Bu durumda döviz borcu ortaya çıkıyor. Döviz kuru yükseldiği için onlar da problem yaşıyor. Bankacılık sektörü de bu yüzden faiz artırımı istiyor” diyor. Dolar kurunun yükselmesiyle bankaların kredilerini geri çağırmasını değerlendiren Gökçe, “Bankacılık sistemi, kredilerinin durumunu ayarlayamazsa bir süre için kredilerinden vazgeçer” diyor ve bu durumun normal olduğunu söylüyor.

Özel sektörün üretime teşvik çağrıları hakkında konuşan Deniz Gökçe, “Devlet önemli yatırımlar yapanlara yardım etmelidir. Ama yatırım yapanlar da kendi ceplerindeki parayı devreye sokmalı” diye konuşuyor.

“Borsada yabancı dengesi lazım”

Borsadaki yabancı sermayeyi değerlendiren Gökçe, “Ortalama olarak Borsa’daki hisse senetlerinin yarısı yabancıların elinde. Yabancı parayı bozdurup Türk Lirası alıyorlar. Böylece Türkiye’ye döviz geliyor. Şirket üzerinden ülke döviz kazanmış oluyor. Yabancı şirket Türk Lirası’yla hisse senedi alıyor, bu para da ya devlete ya da şirkete gidiyor. Dolayısıyla borsaya girmeleri pozitif bir durum. Ama diğer taraftan bütün hisse senetlerini yabancılar almış olsaydı, kârlar da onlara gitmiş olacaktı. Bu yüzden burada bir denge olmalı. Borsaya yabancıların girmesi iyidir ama aşırı dozda girmemeleri lazım” diyor.

“Domatesçilerin hepsi birleşmeli”

Sebze ve meyveler pazarda tarladaki fiyatının sekiz, dokuz katına satılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da aradaki fiyatın bu kadar farklı olması konusunda tepki göstermişti. Çiftçilere seslenen Erdoğan, “Son dönemde döviz kurlarında yaşanan hızlı artışın rasyonel sebeplere dayanmadığını, meselenin üreticileri ve tüketicileri tedirgin ederek, ekonomiyi yavaşlatmak olduğunu kim inkâr edebilir? Bakıyorsunuz tarlada domates 1 lira, ama çarşıya-pazara geldiği zaman 7-8 liraya kadar çıkıyor. Ne bu? Bu arada olanlar kimler?” diye konuşmuştu.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci de anormal şekilde artan sebze ve meyve fiyatlarına yeni ayarlama yapılması için Hal Yasası’nda değişiklik yapacaklarını belirtmişti. Tüfenkci, “Tüketici ile üretici arasındaki zincirde var olan tüccar, komisyoncu ve aracıların sayısını daraltmak istiyoruz” demişti.

Doç. Dr. Deniz Gökçe aracılarla ilgili durumu şöyle anlatıyor: “Mesela ben Kayseri’nin köyündeyim. Domates üretiyorum. Şimdi ben onu satışa nasıl götüreceğim? Şehre satsam araya aracılar girecek. Onlar da İstanbul’daki aracıya satacaklar. 1 liraya mal olan domates 11 liraya satılacak. Halbuki Kayseri’deki domatesçilerin hepsi birleşip ürünlerini satılacak şehre transfer etseler o zaman fiyat bu kadar artmaz. Ama hep aracılar var.

 

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)