Dünyanın enerjisi Türkiye’den geçiyor

Türkiye 2013 yılı verilerine göre, doğalgaz ithâlâtında dünya beşincisi, petrol ithâlâtında dünya sekizincisi
Yayın Tarihi: Ara 31, 2016
FavoriteLoadingBeğen 12 mins

Türkiye 2010 yılında Rusya ile imzaladığı anlaşma çerçevesinde Akkuyu Nükleer Enerji Santralı’nın yapımına başladı. Projede her biri bin 200 megavat gücünde dört reaktörün kurulması planlanıyor. 2025 yılında dört reaktörün de üretime başlamasıyla santral 4 bin 800 megavat değerinde enerji üretimiyle Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 8 ila 10’unu karşılayabilecek. Aynı enerji doğalgaz çevrim santrallarında üretilmeye kalkışılsa her yıl yaklaşık 16 milyar metreküplük doğalgazın yakılması gerekiyor. Yani Türkiye yılda 7,2 milyar dolarlık doğalgaz alımından Akkuyu ile feragat ediyor.

Türkiye 2013 yılı
verilerine göre,
doğalgaz
ithâlâtında
dünya beşincisi, petrol
ithâlâtında
dünya
sekizincisi.

22 milyar dolara tamamlanması planlanan Akkuyu Nükleer Enerji Santralı, 2015 yılında Türk hava sahasını ihlal eden bir Sukhoi-24 tipi uçağın düşürülmesiyle kısa süreli de olsa rafa kalkmıştı. 2015 yılında projeye hali hazırda 3 milyar dolar yatırmış olan Rus Nükleer Enerji Şirketi ROSATOM, projeden tamamen çekildiklerini açıklamış, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ruslar yapmazsa başkası yapar” diyerek projeyi başka ülkelere yönlendirmeye çalışmıştı. Türkiye için bu kadar önemli bir enerji kapısının yaşanan ‘uçak kriziyle’ kapatılmaya çalışılması, Kuzey Akımı, TANAP gibi projelerin konuşulduğu bir dönemde,

23. Dünya Enerji Kongresi. “Yarının Nükleeri Bugünün Gerçeği” konulu oturum.

23. Dünya Enerji Kongresi. “Yarının Nükleeri Bugünün Gerçeği” konulu oturum.

Rusya ve Türkiye gibi birbirine muhtaç iki ülkenin arasının açılması ‘tesadüflerle’ açıklanamaz.

Rusya ile Türkiye neden birlikte çalışmalı?
Suriye İç Savaşı’nda iki ülkenin belirlediği çok farklı iki politikanın çelişmesine rağmen, DAEŞ, YPGPYD gibi terör örgütlerinin Suriye ve Irak’ta giderek daha çok toprak elde etmesi, Rusya’nın Cenevre’de yürütülen barış görüşmelerinde ‘Esed’i “Kırmızı çizgi olarak görmüyoruz” çıkışı, birbirine bu kadar muhtaç iki ülkenin farklılıkları bir kenara koyarak birlikte çalışabilme güdüsünü göstermişti. Türkiye’nin, Rusya’nın ve İran’ın, Suriye konusunda her fırsatta dile getirdikleri ‘ülkenin bölünmezliği’ ilkesi de yaşanan krizin ardından bu üç ülkeyi birbirine yakınlaştırmıştı. Çıkarları temel düzlemde uyuşan, birbirlerine muhtaç durumdaki iki ülkenin birlikte çalışma ihtimali, yaratacağı sonuçlar bakımından birçok Batılı gücün tepkisini çekiyor. 2015’te yaşanan uçak krizi de bu bağlamda bakıldığında, düşünülenin çok ötesindeki sonuçlarıyla merak uyandırıyor. Keza olaydan hemen 7 ay sonra, Türkiye’de yaşanan kanlı darbe girişimi 15 Temmuz ile Türkiye üzerinde oynanan kirli oyunun tüm aktörleri gün yüzüne çıkmış, ‘uçak krizinin’ failleri de kendilerini belli etmişlerdir.

Enerji politikasını değiştiren ABD ile uyuşmayan çıkarlar Rusya, İran, Azerbaycan gibi ülkelerin ürettikleri enerjiyi Türkiye topraklarından daha ucuz ve daha güvenli bir biçimde enerji açlığı çeken Avrupa’ya ulaştırması; Irak ve Afganistan’da aldığı yaralarla kendi iç üretimini canlandıran ABD’nin çıkarlarına ters bir durum yaratıyor. Nitekim, petrol ihracına başlayan ABD’nin en önemli pazarını Avrupa ülkeleri oluşturuyor. Halihazırda Teksas’taki petrol üretimini gemiler aracılığıyla İtalya’ya pazarlayan ABD, sıvılaştırılmış petrol ve doğalgaz ile elindeki petrol havzalarını dünya pazarına sunarken, içeride Ar-Ge çalışmalarına hız vererek, petrol sonrası dünyayı şekillendirecek teknolojik gelişmelere kaynak sağlamak istiyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına akıl almaz paralar yatıran Avrupa Birliği ise bir çeşit ‘deneme-yanılma’ yolu ile fosil kaynaklardan tamamen kurtulmak istiyor. Bütün olan bitene bu bilgiler ışığında bakıldığında, Türkiye ile Rusya arasında yaşanan ‘uçak krizi’, hemen ardından gelen 15 Temmuz kanlı darbe girişimi, enerji ihtiyacının yarattığı politikaların yaşadığımız hayatı ne denli değiştirdiğine dair bize ipuçları veriyor.

23. Dünya Enerji Kongresi ve Türk Akımı Projesi
Bu yıl 23’üncüsü düzenlenen Dünya Enerji Kongresi, İstanbul’da gerçekleşti. Türkiye için, 80 ülkeden 250’den fazla devlet başkanının İstanbul’da buluşmasından da önemli olan kuşkusuz kongrede imzalanan ve Rus gazını Türkiye’ye ve Avrupa’ya taşıyacak olan Türk Akımı Projesi’ydi.

Rusya, İran, Azerbaycan gibi ülkelerin ürettiği enerjiyi Türkiye topraklarından daha ucuz ve daha güvenli bir biçimde enerji açlığı çeken Avrupa’ya ulaştırması, Irak ve Afganistan’da aldığı yaralarla kendi iç üretimini canlandıran ABD’nin çıkarlarına ters bir durum ortaya çıkartıyor.

Dünyanın Enerjisi Türkiye'den Geçiyor” konulu oturum.

Dünyanın Enerjisi Türkiye’den Geçiyor”

19 milyar dolara mal olması beklenen Türk Akımı’nın planlanan tahmini taşıma kapasitesi yılda 63 milyar metreküp. Türkiye’nin bu projeden yılda yaklaşık 14 milyar metreküp doğalgaz alması ve geriye kalan 49 milyar metreküp gazın Avrupa’ya ihraç edilmesi düşünülüyor. Proje, Suriye politikasından ötürü daha önce karşı karşıya geldiği Rusya ile ilişkilerinin daha da gelişmesi ve güçlenmesi anlamını taşıyor. Öte yandan Türkiye’nin hem enerji transferi hem de enerji ticaret merkezi olma sürecinde köprü işlevi görmesi ve ülkeleri buluşturması, küresel enerji denkleminde rolünü güçlendiriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın Dünya Enerji Kongresi’nde, “Bölgesel enerji projeleri refahın sağlanmasında önemli bir işlev görecektir. Kaynakların daha adil dağılımı, huzurun inşası ve barış için paylaşalım” vurgusu ise, Türkiye’nin enerji politikaları açısından önemli bir ipucu veriyor.

Türkiye’nin enerji açlığı
Türkiye Makine Mühendisleri Odası’nın (TMMOB) Şubat 2015’te yayımladığı Türkiye’nin Enerji Görünümü Raporu’ndan alınan verilere göre, Türkiye’nin 2013 yılında ihtiyacı olan enerji, 120 milyon TEP (ton eşdeğer petrol) olarak hesaplanırken, bu rakamın yalnızca yüzde 28’i yerli kaynaklardan karşılanabildi. Türkiye 2013 yılı verilerine göre, doğalgaz ithâlâtında dünya beşincisi, petrol ithâlâtında dünya sekizincisi ülke konumuna geldi.

Türkiye Makine Mühendisleri Odası verilerine göre, Türkiye’nin 2013 yılında 120 milyon TEP enerji ihtiyacının yüzde 28’i yerli kaynaklardan karşılandı.

Berat Albayrak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı.” konulu oturum.

Berat Albayrak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı.”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın öngörülerine göre 2017 yılında Türkiye enerji için yıllık ortalama 60 milyar dolarlık fosil yakıt ithalatı yapacak. Bu rakam düşen petrol fiyatlarıyla daha makul seviyelere inse de katlanarak artan enerji ihtiyacı Türkiye’yi büyük bir sorunla karşı karşıya bırakıyor. İşte bu soruna çözüm yaratmak ve dışa bağımlılığı azaltmak için Türkiye, Rusya ile anlaştığı Akkuyu Nükleer Enerji Santralı’nı ve 2013’te imzaların atıldığı Japonya ortaklı Sinop Nükleer Enerji Santrali’ni bir an önce çalışır hale getirmek istiyor. Öte yandan kendi iç kaynaklarına dönmek isteyen Türkiye, ithal edilen doğalgaz yerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın Uluslararası Kömür Çalıştayı’nda açıkladığı gibi yerli kaynak kömür ile dışa bağımlılığı azaltmak istiyor.

Türkiye dışa bağımlılığı azaltmak için, Rusya ile anlaştığı Akkuyu Nükleer Enerji Santralı’nı ve Japonya ortaklı Sinop Nükleer Enerji Santralı’nı bir an önce çalışır hale getirmek istiyor.

Bakan Albayrak, maden arama konusunda son 10 yılda önemli başarılara imza atıldığının altını çizerek, “Önemli hedefler koyduk. Yerli kömür noktasında yolun başındayız ama elektrik üretiminde yerli üretimin payını artırdık. Yerli üretimde çok önemli katkı payı sağlıyoruz. Bu çerçevede bakıldığında kimin ne dediği çok önemli değil. Paydaşlar olarak biz kömürün öneminin farkındayız. Antikömürcüler var. Onlar çok da önemli değil. Belki birkaç cümle koyarız masanın üzerine, isterseniz alın isterseniz almayın diyeceğiz. ABD yüzde 45, İngiltere yüzde 39 kullanıyor elektrik üretiminde. Kimse kusura bakmasın, biz bu kaynağımızı kullanacağız” ifadelerini kullanmıştı.

FavoriteLoadingBeğen