Güvenlik eğitiminin şifresi: Barış istiyorsan savaşa hazır ol

Bölgesel konumu ve bulunduğu coğrafyada yaşanan olaylar Türkiye’nin sınır güvenliğini her zaman ön planda tutmasını zorunlu kılıyor. Peki sınırda güvenliği sağlamak, sızmaların önüne geçmekle görevli güvenlik kuvvetleri nasıl bir eğitim alıyor? Güvenlik kuvvetlerinin daha güçlü ve caydırıcı olabilmesi için neler yapılması gerekiyor? Emekli Kurmay Albay ve İstanbul Esenyurt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Savaş Biçer, Türkiye’de güvenlik kuvvetlerinin eğitimini, yapılması gereken yenilikleri anlattı. Savaş Biçer güvenlik kavramını Latince bir atasözü ile tanımlıyor: “Si vispacem para bellum” yani “Barış istiyorsan savaşa hazır ol”. Türkiye’nin coğrafi konumundan dolayı yoğun bir tehdit altında olduğunu belirten Biçer’e göre, bu söz güvenlik eğitimin temelini oluşturuyor.
Yayın Tarihi: Haz 1, 2017
FavoriteLoadingBeğen 14 mins

Eğitim sisteminde yeni düzen

Türkiye için güvenlik eğitimi neden önemli?

Bölgesinde hiç bitmeyen çatışma ortamına rağmen, istikrar ve barışın teminatı olmayı hedefleyen Türkiye için eğitimli ve teknik bakımdan üst seviyede güvenlik güçlerine sahip olmak şart. Bu yüzden de güvenlik eğitimi Türkiye gibi bir ülke için çok önemli.

YRD. DOÇ. DR. SAVAŞ BİÇER. EMEKLİ KURMAY ALBAY VE İSTANBUL ESENYURT ÜNİVERSİTESİ SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ.

Türkiye’de nasıl bir güvenlik eğitimi veriliyor?

Güvenlik kuvvetlerinin eğitimi, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri ile İçişleri Bakanlığı’na bağlı Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları bünyesinde yapılıyor. Kıta, karargâh ve kurumlarda ferdi eğitim, birlik eğitimi, temel eğitim, ihtisas eğitimi, lider eğitimi, sınıf ve branş eğitimi gibi eğitimler veriliyor. TSK’nın subay ihtiyacı öncelikle kuvvet harp okullarından, özel ihtiyaç alanlarında ise harp okulları dışındaki sivil kaynaklardan temin ediliyor. Diğer önemli lider personel olarak kabul edilen astsubay ihtiyacı ise 15 Temmuz kalkışmasından sonra yapılan düzenlemeyle enstitü halinde teşkilatlanan astsubay okullarından sağlanıyor. Milli Savunma Üniversitesi’nin kurulması ve harp okullarının bu çatı altında toplanması güvenlik eğitimini nasıl etkileyecek? Yapılan düzenlemeyle harp okullarının ne iç yapısında ne de eğitim ve öğretim metodolojisinde bir değişiklik öngörülmekte. Sadece ulusal yüksek öğrenim çatı teşkilatı olan Yüksek Öğrenim Kurumu’nun altında, dünyanın birçok ülkesinde örneği bulunan bir üniversite bağlantısıyla daha sade ve tek başlı bir yapı kuruluyor.

“TSK gücünü kanıtladı”

Peki Türkiye güvenlik eğitiminde neleri doğru, neleri yanlış yapıyor?

Türkiye’nin güvenlik kuvvetleri eğitimi konusunda mevcut askere alma sisteminden kaynaklanan ve askerlik süresiyle doğrudan ilgili olan eğitimli uzman personel eksikliği, özellikle Jandarma Genel Komutanlığı’nın 2014 yılından itibaren Genelkurmay Başkanlığı ile yaptığı çalışmalar, uzman personel temini ve eğitimi için erken tedbirler alınması sonucunda aşıldı. Bu konuda o dönemdeki gayretlerin meyvesi, müteakip yıllarda özellikle de son dönemde Jandarma Asayiş Komutanlığı sorumluluk alanında teröre vurulan büyük darbelerle alındı.

Güvenlik eğitiminde TSK ile Emniyet arasındaki farklılıklar neler?

Güvenlik kuvvetlerinin eğitimi söz konusu olunca TSK ve Emniyet kıyaslandığında, her iki kurumun konu ve kapsamlarında bir farklılık olmadığı görülüyor. Türk Polis Teşkilatı istihbarat ve asayiş başta olmak üzere uzmanlık konularında, daha kısa sürede göreve hazır personel kazanmaya yönelik eğitimler yapıyor. Bunun yanında TSK personelinin özellikle terörle mücadele konusunda uzman personel ihtiyacını bir süreç dahilinde ve özel eğitim alan personelle yapmayı planladığı, bunun içinse zamana ihtiyaç duyulduğu biliniyor.


“Güvenlik güçleri koordineli çalışmalı”

Eğitimlerde sizce insan faktörü mü, teknoloji faktörü mü önemli?

Günümüzün çok boyutlu tehdit ortamı ve değişen güvenlik paradigması, teknoloji yoğun ancak insan faktörü ile entegre eğitim sistemlerinin ferdi ve toplu eğitimlerde mutlaka karma olarak kullanılmasını gerektirmektedir. Bu eğitimlerde, özellikle karar destek faktörlerinin teknolojinin sağladığı imkânlarla nasıl kullanılması gerektiğinin lider personel tarafından kavranması göz önünde bulundurulmalıdır.

Güvenlik güçlerinin daha güçlü ve caydırıcı olabilmesi için nelere dikkat etmek gerekir?

Teknolojik olarak donanımlı olmanın yanında, bireysel eğitimin ön plana çıkarılması, yasal düzenlemeler ile güvenlik güçlerinin caydırıcı etkisinin artırılması ve uzmanlık konularına göre personelin uzun süre aynı alanda istihdam edilmesine dikkat edilmesi gerekir.

İç güvenlik ve dış güvenlik eğitimleri arasında nasıl bir fark var?

Günümüzdeki harp usul ve yöntemleri, değişen tehdit kavramı dikkate alındığında, klasik ya da konvansiyonel teknik ve taktiklerin ötesinde, savaşmayan sivillerin, meskûn mahallerin ve faklı sosyolojik yapıların etken olduğu bir çatışma ortamı şekillendirmektedir. Böyle çok boyutlu görevlerin, çok maksatlı eğitim modellemesi ile yetiştirilmiş ve kullanacağı silah araç gereci her nevi muharebede başarı ile kullanabilecek, uzmanlaşmış personel tarafından yerine getirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Artık devletlerin cephe savaşları ile doğrudan savaşmaktansa, dolaylı yöntemler kullanarak üstünlük sağlamaya çalıştıkları bir çağda, silahlı kuvvetlerin eğitiminde iç güvenlik, dış güvenlik farklılıklarının devam ettirilmesi yerine, teknolojinin, uzmanlaşmış profesyonel eğiticilerin ve özellikle de lider eğitimlerinin üzerinde önemle durulması uygun olacaktır.

Güvenlik eğitimi konusunda Türkiye hangi alanlara öncelik vermeli?

Güvenlik güçlerinin koordineli çalışmasına öncelik verilerek terörle mücadele başta olmak üzere iç ve dış tehdide yönelik eğitimlerin tamamen müşterek hale getirilmesinin, lider personel eğitiminin çok kapsamlı olarak her kademede uzmanlaşmaya yönelmesinin, simülasyon ve dershane çalışmalarının yanında lider danışmanlığı sisteminin etkin olarak kullanıldığı örnek olay çalışmaları ve tatbikatlara öncelik verilmesinin uygun olacağını değerlendiriyorum. Özellikle NATO’da örneğini gördüğümüz, konusunda uzman emekli silahlı kuvvetler mensuplarının, eğitim ve tatbikatlar yanında, bizzat harekât görevlerinde sivil kadrolarda profesyonel olarak kullanılmasının faydalı olacağını mütalaa ediyorum.

“Tedbirler sınırda etkili oldu”

Türkiye’nin sınır yönetim sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son dönemde milli olarak üretilen sınır kontrolüne yönelik elektronik sistemler, akıllı karakol projeleri ve diğer teknik imkânlar çatışma bölgelerin tam ortasında yer alan ülkemizin ihtiyacı olan teknolojik donanımı sağlamaya başlamıştır. Özellikle 2017 yılının başından itibaren, alınan gerek fiziki gerekse elektronik tedbirlerle Suriye ve Irak sınırlarında yasa dışı geçiş yaparken ele geçirilenlerin sayısında önemli artış sağlanmıştır. Sınırda özel eğitimli uzmanlaşmış personelin sürekli istihdam edildiği birlikler halinde teşkilatlanmanın yanında, sınır yönetim sisteminin İçişleri Bakanlığı’na bağlı İller İdaresi Başkanlığı Sınır Yönetimi Daire Başkanlığı koordinatörlüğünde yürütülen çalışmalarının güvenlik boyutunda uluslararası fonlar kullanılarak imkân ve kabiliyetleri artırılmaya çalışılmaktadır. Örneğin; Avrupa Birliği fonlarından gerçekleştirilmeye başlanan Türkiye-Yunanistan sınırında sınır gözetleme kapasitesinin artırılmasına yönelik olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı sınır birliklerinin kurumsal kapasitesinin artırılması ve sınır gözetleme sistemlerinin modernize edilmesi yoluyla sınır güvenliği ve gözetiminin desteklenmesi projesi ile yasa dışı göç, insan kaçakçılığı, sınır ötesi suçlar, kaçakçılığın engellenmesi ve mevcut sınır yönetimi uygulamaları ve standartlarının geliştirilerek AB Entegre Sınır Yönetimi politikasına uyumlu hale getirilmesi hedeflenmektedir. Hudut birliklerinde görev yapan personele; Avrupa Birliği’nde sınır güvenliğinin yasal boyutu, yeni üye ülkeler de dahil olmak üzere, ülkelerin sınır mevzuatlarının karşılaştırmalı analizi, AB ve Türkiye’de göç yönetiminin kavramsal ve uygulamada karşılaştırmalı olarak gözden geçirilmesi konularında eğitim verilmesi hedeflenmekte, ayrıca profesyonel görevliler için de özel eğitim modülleri geliştirilerek, bu profesyonel görevliler içinden eğitimciler seçilip yetiştirilmesi planlanmaktadır.

Sınır güvenliği konusunda Türkiye’de nasıl değişiklikler yapılmalı sizce?

Kara Kuvvetleri Komutanlığı kuruluşunda bulunan bütün Hudut Birlikleri’nin İçişleri Bakanlığı’na bağlanarak, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı gibi tek elden sevk ve idaresinin mümkün olacağı bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Türkiye’de son 30 yıldır sınırlarımızın içerisinde ve dışarısında yürütülen terörle mücadelede, muharebe deneyimi bulunan çokça personel yetişti. Ancak sahadaki başarıların mutlaka siyasi başarılarla da pekiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

“Pilot sayısı dünya standartlarında”

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Hava Kuvvetleri’ndeki pilot açığı kapatıldı mı?

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın pilot ihtiyacında esas olarak dikkate aldığı, pilot sandalye oranı, son kalkışmadan sonra silahlı kuvvetlerle ilişiği kesilen uçucu personel nedeniyle bir süredir hedeflenen sayının altında olmakla birlikte, Hava Kuvvetleri’nden daha önceki yıllarda ayrılan personelin eğitici olarak aktif göreve çağrılması, uçucu olmayan Hava Kuvvetleri personelinin yeniden pilot olabilmesine imkân tanınması ile artırılmaya çalışılmaktadır. Savaş pilotu eğitiminin zamana ihtiyaç gösterdiği, dışarıdan pilot temininin ise halen üzerinde çalışılmaya devam edilen yasal ve idari düzenlemelerle mümkün olduğu dikkate alındığında, 2019 yılında pilot sandalye oranının dünya standartlarına tekrar ulaşabileceğini değerlendirebiliriz.pilot sandalye oranının dünya standartlarına tekrar ulaşabileceğini değerlendirebiliriz.”

Pilot eksiğinin bulunması Türkiye’nin güvenliği açısından nasıl riskler yaratır?

Pilot eksiğinin güvenlik riski yaratmaması amacıyla; eğer rutin görevlerde bir azaltma yapılmaz ve planlı faaliyetlere de aynen devam edilirse, mevcut pilotların uçuş saatlerinin artırılması yöntemi kullanılacak demektir. Bu da kabul edilebilir limitler dışına çıkıldığında personel ve uçak kaybına sebep olabilecek sonuçlarla karşılaşma riski yaratacaktır. Fedakâr ve kahraman Türk pilotlarının bu riskleri de gerektiğinde alarak çok önemli görevlerde aksamaya sebep olmadıklarını, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında teröristlere karşı son icra edilen harekât görevlerindeki başarılarından anlayabiliyoruz.

FavoriteLoadingBeğen