PROF. DR. ATİLLA ARKAN. SETA EĞİTİM VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR DİREKTÖRÜ. SAKARYA ÜNİ. İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRETİM. ÜYESİ.

Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı yeni müfredat, beraberinde bazı tartışmaları da getirdi. Yeni müfredatın nasıl bir nesil yetiştirmeyi hedeflediğini Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Direktörü Prof. Dr. Atilla Arkan’a sorduk

Türkiye’de en son 2005 yılında yapılan değişiklikten bu yana, eğitim-öğretim programına ilişkin revizyon 12 yıl aradan sonra yeniden yapıldı. 2017-2018 yılı yani yeni eğitim-öğretim yılından itibaren geçerli olacak müfredat değişikliği ilk olarak birinci, beşinci ve dokuzuncu sınıflarda uygulanmaya başlanacak. Bir sonraki eğitim-öğretim yılında ise tüm sınıflarda uygulamaya geçilecek. Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı yeni müfredat çalışmaları ise 2005 yılına uzanıyor. Bakanlık, süreci başlatmadan önce öğrenci, veli, akademisyen ve ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Bu alandaki çalışmalara 80 bin 341 öğretmen, 15 bin 608 eğitim yöneticisi ve 50 bin 973 velinin katılımı oldu. Karşılıklı görüş alışverişinin yapıldığı bu süreçte, mevcut öğretim programlarının güçlü ve zayıf yanları, ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, güncel gelişmelere cevap verip vermediği değerlendirildi. Çalışma kapsamında farklı ülkelerin öğretim programları, ilgili akademik literatür, konuya ilişkin anayasal ve yasal mevzuat belgeleri, hükumet programları, kalkınma planları ve şûra kararları da incelendi.

Kamuoyunun görüşüne sunuldu

Bakanlık, süreç sonucunda ortaya çıkardığı öğretim programı taslağını, 13 Ocak 2017 yılında resmi internet sitesi üzerinden askıya çıkardı, yani kamuoyunun görüşüne sundu. Bir ay boyunca askıda kalan öğretim programı taslağına gelen görüşlerin ardından, son değişiklikler yapılarak yeni öğretim programı oluşturuldu ve kamuoyuna açıklandı.

Öğretim programında yapılan güncellemelerin başında, içeriğin sadeleştirilmesi geliyor. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, yenilenen müfredatın sade ve anlaşılır olmasının ön planda tutulduğunu, öğrencilere kazandırılması hedeflenen yeterlilik ve beceriler belirlenirken, derslerin doğasının dikkate alındığını açıkladı. Yılmaz, öğrencilere kazandırılması hedeflenen temel yeterlilik ve becerilerin, tüm disiplin alanları için ortak verildiğini belirtti. Yılmaz, fen bilimleri dersinde bazı üniteye ait konu ve kazanımların yerlerinin değiştirildiğini, kazanımların içeriklerinin sadeleştirildiğini belirterek, ihtiyaç duyulmayan bilgi yüklemelerinin önüne geçildiğini söyledi. Sınıf seviyelerine göre bilginin verilme biçimi, süreci, öncelik sıralaması ve düzeyi arasında güncellemeler yapıldı.

Yeni müfredat, beraberinde bazı tartışmaları da getirdi. Değişikliğin gerçek bir ihtiyaçtan doğup doğmadığı, söz konusu revizyonun arkasında ideolojik bir temellendirme yapılıp yapılmadığı, yeni müfredatın nasıl bir nesil yetiştirmeyi hedeflediği gibi… Tüm bu tartışmaları Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Direktörü Prof. Dr. Atilla Arkan’a sorduk.

 “Bilgi toplumuna ayak uydurmak gerekiyordu”

Aktarılmak istenen bilgi ve berecilerin zamanla farklılaştığını vurgulayan Prof. Dr. Atilla Arkan, neden müfredat değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu şöyle anlattı: “Bugün değiştirmeye çalıştığımız eski müfredat büyük ölçüde sanayi toplumunun etkilerini bünyesinde taşıyor. Günümüz ise bilgi toplumudur. Bilgi işleme teknolojileri insanın kapasitesini muazzam derecede geliştiriyor. Yıllar süren mühendislik hesaplamaları, bilgisayar aracılığıyla günlere hatta saatlere inmektedir. Bilgisayar yardımıyla makine, otomotiv, tekstilin tasarımı ve üretimi hızlanıyor. Değişimin hızına çocukları hazırlayabilmek, eğitim programlarının en önemli konusu. Tarım ve sanayi toplumunda gördüğümüz süreklilikler artık çok mümkün değil.”

 “Dünyadaki hedef temel becerileri geliştirmek”

Bireylerin artık bir meslekle ömürlerini tamamlayamadıklarını belirten Arkan, “10 yıl içinde mesleklerin kendisi yok oluyor. İlkokulda okuyan bir çocuğun üniversiteyi bitirdiğinde edineceği meslek ortadan kalıyor. Bundan dolayı bilgi toplumunun öğrencilerine belli bilgi yığınları ve kalıpları aktarmanın anlamı kalmadı. Bunun yerine tüm dünyada eğitim programları temel becerileri hedefliyor. Entelektüel becerilerde bilgiye ulaşabilme, anlama, yorumlama ve eleştirme nitelikleri, hızla değişen dünyada bireyi var edebilme imkânı sağlıyor. İletişim, ekip halinde çalışabilme, empati kurabilme, liderlik ve girişimcilik gibi sosyal yetkinlikler öncelikli. Tüm bu beceriler evrensel birikimle de uyum içinde. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi 2008 yılında Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi’nde, Türkiye’ye ilişkin benzer hususları vurguluyor” dedi.

Yeni müfredatı gecikmiş ama olumlu bir adım olarak değerlendiren Arkan, “Hedefler doğru, evrensel ve bu ülke çocuklarını yarınlara hazırlamaya odaklanmış. Başarılı olunduğunda bu ülke çocukları beceri ölçen PİSA türü imtihanlarda daha başarılı olabilecek. Yalnız bu eğitim, diğer parçalarla da uyumlu olmalı. Mesela çocukların hedeflenen bu becerileri kazanıp kazanmadığını ölçen sistemlere ihtiyaç var. Tedavüldeki lise ve üniversite öğrenci yerleştirme ve başarı ölçme sistemi geri kalmış ve güncellenmemiş. Bu sistem sözlü, yazılı ifade becerilerini, eleştiri kabiliyetlerini, yabancı dilin yazma, konuşma ile dinleme becerilerini, iletişim ve sosyal becerilerini çok az ölçüyor. Başarı olarak tanımlanmayan ve ölçülmeyen bir şeyi aile ve öğrenci asla ciddiye alamaz” şeklinde konuştu.

 “Aşırı dini akımlara karşı cihat kavramı öğretilmeli”

Yeni müfredata cihat kavramının eklenmesi ve evrim teorisinin programdan çıkarılması, kamuoyundaki tartışmaları körükleyen iki konu oldu. Bu nedenle öğretim programının, hükumetin ideolojik bakış açısı temelinde hazırlandığı yönünde tartışmalar öne çıktı. Atilla Arkan bu konuların ön plana çıkmasını, “İronik bir şekilde ideolojik” olarak değerlendirdi. Cihadın temel İslam kaynaklarında geçen dini bir değer ve kavram olduğunu ifade eden Arkan şunları söyledi: “Değerler bağlamında bunun doğru bir şekilde Eğitim öğretilmesi gerekiyor. Öte yandan cihat kavramının ana hatlarıyla iki boyutu bulunuyor. Birincisi savaş anlamındadır. Vatan savunması anlamında bu çok önemli. İslam hukuku, yorum geleneği, klasik dönemde dahi bu yetkiyi devlete vermiş. Türkiye Cumhuriyeti ise laik bir devlet olup anayasasında savaş kullanma yetkisini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne vermiş. Barış esas olmakla beraber savaş son çare olarak bu dünyanın sevimsiz gerçekliklerinden bir tanesi. Eğer bu öğreti olmasaydı 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı’nın çağrısı üzerine bu millet sokaklara çıkmaz ve bambaşka bir ülkede yaşıyor olurduk. Yine Kurtuluş ve Çanakkale Savaşı’nda insanları vatan müdafaasına sevk eden bu öğretidir. Diğer anlamıyla ise cihat, kişinin kendi bencil benliğiyle mücadele etmesidir. Yani bireyin duygularını olgunlaştırarak kendisini yetkinleştirme mücadelesidir. Üçüncü olarak ise dindeki cihat kavramının boyutları doğru öğretilmez ise aşırı dini akımlar bunu istismar etmektedirler ve edeceklerdir.”

 “Dogmalara teslim olmayan bir nesil hedefi var”

Peki yeni müfredat nasıl bir nesil yetiştirmeyi hedefliyor? Bu konuda ise Atilla Arkan, “Bu ülkeye olan sevgi ve aidiyetini bir lidere, gruba, şirkete veya başka bir ülkeye devretmeyen, adalet, dostluk, dürüstlük gibi temel değerlerin kendisinde kökleştiği, dogmalara teslim olmayan, sorunlarını akli becerileriyle çözebilen, çözüm odaklı, empati seviyesi yüksek, ekip çalışması yapabilen bir gençlik hedefliyor. Bunları gerçekleştirebilmek sözle ifade etmekten çok daha zor” dedi.

 Bakan Yılmaz: Evrim konusuna seviyelendirme getirdik

Evrim Kuramı’nın müfredattan çıkarılıp çıkarılmadığı konusunda Bakan İsmet Yılmaz, kuramın bir teori olarak açık, sade ve rahat bir şekilde anlaşılabilmesi için öğrencilerin bir felsefi altyapıya sahip olması gerektiğini söyledi. Bakan Yılmaz, “Yeni öğretim programları bağlamında getirdiğimiz 10’uncu sınıf felsefe dersinde, akıl yürütme, spekülasyon becerilerini gençlere kazandırma amaçlanıyor. Bu beceri kazandırıldıktan sonra 11’inci sınıf felsefe dersinde ontoloji konusu tarihi gelişim içinde verilecektir. Bu gelişimin duraklarından biri olan evrimin yanı sıra diğer ontolojik ve kozmolojik görüşler de verilecektir. Biz evrim konusunda bir seviyelendirme, öğrenci gelişim düzeylerine uyumlandırma ve disiplinler arası bir yaklaşım getirdik” dedi.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)