Nazmiye Ulusan                                Genel Yayın Yönetmeni

Gökdelenler, rezidanslar, beton binalar. Duvarlar, duvarlar…

Duvarlar arasında sıkışmış kalmış insanlar. Gönlünü betonların kuşattığı insanlar.

 

Köşkleri, konakları, yalıları unutalım ama yükseklikleri ağaç boyunu geçmeyen müstakil evlerimizi, bahçeli sokaklarımızı, çiçekli, çocuklu mahallelerimizi yıkıp yerine toplu konutları, siteleri, gökdelenleri kurarken, ne yerde yer bıraktık çiçeklere, çocuklara ne gökte kuşlara.

Artık anıtsal yapılarımızın bir köşesinde, konakların, köşklerin duvarlarında kuş evleri yok.

 

Önce kuşlar terk etti binalarımızı, şehirlerimizi, sonra ağaçlar, çiçekler.

Sırada çocuk sesleri mi var?

Gökyüzü görünmüyor artık penceremizden, bulutlar da, ay da, güneş de…

Tertemiz rüzgarlar, hafif esintiler gelip bizi bulamıyor artık beton binalar arasında.

 

Bedenimizi ısıtan ama içimizi ısıtamayan, konforlu, metrekaresi büyük olsa bile içi dar, artık neredeyse hep iki artı bir, bir artı bir, bir artı sıfır evlerimizin yirminci katındaki, otuzuncu katındaki, kırkıncı katındaki camlarında konacak yer yok kuşlara.

Yüksek katlar yormuş olmalı kuşların kanatlarını.

Belki de tevazusunu kaybetmiş yerlere uğramıyor kuşlar.

Tevazu yoksa merhamet de yok, kuşlar bunu hepimizden iyi biliyor.

Merhamet olmayan yere uğramıyorlar, kendi evlerini acımadan yıkan insanların sevgi kırıntılarına karnı tok belki de kuşların.

Belki de çok pahalı yeni evlerimiz kirlenmesin diye pencerelerimize konmuyorlardır.

 

Yeni imar yönetmeliği kuşları kapsıyor mu?

Mevzuat hazretlerinin haberi var mı, varsa da hiç umurunda mı, insanlar, binlerce yıldır kuşlarla, ağaçlarla birlikte yaşıyor.

Yönetmelikler yenileniyor ama kalbimiz yenilenemiyor mu yoksa?

Kuşları evsiz bırakmayan, kuşlara köşkler kuran gönül mimarimizi tanımıyor ya da hatırlamıyor mu artık ruhumuz?

Neyi yenilersek yenileyelim, hafızamızı yenilemedikçe hep eksik kalacak evlerimizin duvarları.

 

“Komşunuzun müsaadesi olmadan evinizin yüksekliğini artırmamalısınız ki, onun evine hava akışına mani olmasın” diyordu yüce Peygamberimiz.

Biz de bu sayıda mimari dedik.

“Kuşları Evsiz Bırakmayan Ruhumuzun Mimarisi”

 

Prof. Dr. Doğan Kuban, Prof. Dr. Haluk Pamir, Şefik Birkiye, Refik Tuzcuoğlu, Nevzat Sayın, Prof. Dr. Ege Yazgan’la, Selahattin Kara ile mimarimizi, şehirlerimizi, İstanbul’u, Anadolu’yu konuştuk.

Yazarlarımız Beril Dedeoğlu, Mehmed Fatih Can, Şeref Oğuz, Sefa Saygılı şehirleri, binaları, dertlerimizi ve çarelerini yazdı. Cihat Zafer’in yazısıyla 744’üncü Şeb-i Arus’u selamladık, “Aşıkların Kabe’si”ne, Mevlana Hazretlerine saygıyla niyaz ettik.

 

Bir kuş evi koyduk dergimizin kapağına. Belki bir serçe gelir de konar diye. Isınsın diye içimiz, Necip Fazıl’ın ‘Evim’ şiirini de koyduk sayfalarımıza.

Hani şu “Ahşap ev; camlarından kızıl biberler sarkan!” diye başlayan… “Tadım, rengim, ışığım, anne kucağı evim!” diye biten şiiri…

 

Sayın yönetmelik!

Şehirlerimiz hatıralarımızdaki evleri, evlerimiz de ağaçlarını ve kuşlarını geri istiyor.

Bizden söylemesi.

Biz de istiyoruz. Kendimiz için değil. Çocuklarımız için.

FavoriteLoadingBeğen
Genel Yayın Yönetmeni

Leave a Reply

  • (not be published)