Nazmiye Ulusan

İstanbul, Hazreti Muhammed’in (SAV) Müslümanlara vasiyet ettiği şehir. Ve bu vasiyete nail olma şerefine ulaşan Fatih’in ve askerlerinin haklı gururu İstanbul, Yavuz Sultan Selim Han’ın büyük mücadeleler sonucunda, Mukaddes Emanetleri Topkapı Sarayı’na getirmesiyle, İslam beldelerinin de hamisi olma özelliğini taşıyor.

Mukaddes Emanetler, Topkapı Sarayı’na geldiği andan itibaren 24 saat başında hatim indirilmesi geleneği başlatılıyor. İstanbul’da 40 hafız toplanıyor, 40’ıncı hafız Yavuz Sultan Selim’in kendisi oluyor ve bu gelenek 500 yıldır Topkapı Sarayı’nda devam ediyor. 24 saat gece gündüz Mukaddes Emanetler’in başında hatim indiriliyor.

İslam’ın gereği olan, bütün dinlere saygıyı, nasıl Fatih Sultan Mehmed’in Bosna ruhbanlarına verdiği ahitnamede “Sizin dininize karışmayız” ifadesinde görüyorsak; Topkapı Sarayı’ndaki Destimal Odası’nda da üç semavi dinin ve peygamberlerin Mukaddes Emanetleri’ni görüyor ve koruyoruz. Tam 500 yıldır, her dinden, her mezhepten insanlara kapısını açan Fatih’in torunları olmanın haklı gururu ile birlik ve beraberlik içerisinde yaşıyoruz.

“Beş Asırlık Saadet” dememiz de…

“Biz İstanbul’suz, İstanbul Fatih’siz yaşayamaz” dememiz de bundandır. “15 Temmuz Fatih’lerin, Mehmed’lerin dirilişi” dememiz de bundandır. Bugünün Fatih’lerini, Fatih’i, Mehmed’i yazan Necip Fazıl, nelerin mümkün olabileceğini de yazmış.

“Bir gün Fatih dirilecektir! Evet, laf ve hayal âleminde değil, doğrudan doğruya madde ve hakikat dünyasında Fatih dirilecektir! Bir gün, Fatih, sandukasının ihtiyar kapağını genç omuzlarıyla kaldırıp ufkî vaziyette şakulî hale geçecek ve İstanbul’un Divanyolu’nda görünecektir!

Bir gün onu kâfurdan yontulmuş asil ve mevzun parmakları ile kılıcının kabzasını kavramış, zarif ve ince endamıyla bir masaya eğilmiş ve gök gözleriyle dünya haritasını süzmeye başlamış olarak göreceğiz. Başındaki heybetli kavuğu, Uludağ’dan daha haşmetli görünecektir. O gün, dünya ve insanlık muhasebesinden Türk milletine ait hakların, Türk milletinin içinde ve dışında terazi kefesine koyacağı an olacaktır.  İşte o gün, başımızda bulunacak olan yüceler yücesi, günün gerektireceği üstün kurtarıcılık vasıflarına göre, ruhu ile olduğu kadar cismi ile de Fatih’ten başkası olmayacaktır!

Zira Türk milletinin içindeki Fatih’lerin harekete geçmesiyle; onun, aynen sandukasını devirmiş, ayağa kalkmış ve kalabalıkların önüne geçmiş vaziyette meydana çıkması, iki hayali birbirine tıpatıp intibak ettirici en mesut ahengi doğuracaktır!

Kendi içinde olmuş bir cemiyetin dışarıya doğru fetih hamlesini temsil eden Fatih; bu defa aynı cemiyetin hem kendi içine hem de dışına doğru mefkûrevi fetih hareketinin timsali olacak; bu da beş asırdır sandukasının içinde ders alan Fatih’in ulaştığı son kemal haddini gösterecektir!

Bu millet ölmeyecekse, bu Fatih dirilecektir!”

FavoriteLoadingBeğen
Genel Yayın Yönetmeni

PREVIOUS ARTICLE

15 Temmuz gecesi

Leave a Reply

  • (not be published)