ABD’de Trump Dönemi

Trump’ın vaadleri Amerika’nın küresel stratejilerinin değişebileceğini gösteriyor
Yayın Tarihi: Ara 31, 2016
FavoriteLoadingBeğen 15 mins

ABD’de yapılan 58’inci başkanlık seçimlerini kazanan Donald Trump, önemli bir sürprize imza atarak ABD’nin 45’inci başkanı oldu. ABD’de 1 Şubat 2016’da Iowa’daki ön seçimlerle başlayan 58’inci başkanlık seçim süreci, 8 Kasım’da ülkenin 50 eyaletinde ve başkent Washington’da yapılan seçimlerle sonuçlandı. Deneyimli rakibi eski Dışişleri Bakanı Demokrat Hillary Clinton’ı geride bırakarak Beyaz Saray’a çıkmaya hak kazanan Trump, ABD’de 60 yıl aradan sonra siyasi kariyeri olmadan koltuğa oturan ilk başkan oldu ve önemli bir sürprize imza attı. 70 yaşında başkanlık koltuğuna oturacak Trump, ABD tarihinin en yaşlı başkanı unvanını da alacak. ABD’de yapılan 58’inci başkanlık seçimlerini sürpriz bir şekilde kazanarak ülkenin 45’inci başkanı seçilen Cumhuriyetçi Donald Trump, dış politikaya ilişkin net olmayan önerilerini “ABD liderliğini yeniden inşa etmek” formülüyle özetledi.

Suriye İç Savaşı
İki dönem Demokrat bir başkana ev sahipliği yapan Beyaz Saray, Trump ile yeniden Cumhuriyetçi bir başkanı ağırlayacak ve böylece sadece birkaç istisnası olan “iki dönemden sonra başkanlığın diğer partiye geçmesi geleneği” bozulmamış olacak. Bir yanda artan uluslararası güvenlik sorunları, öte yandan terör tehdidi ve savaşlar sebebiyle ortaya çıkan büyük göç dalgaları, Avrupa’yı olduğu kadar ABD’yi de zorluyor. Mevcut Başkan Barack Obama’nın dış politikadaki en büyük ‘eleştirmeni’ olan Trump’ın bugünkü politikaları nasıl revize edeceği sorusunun cevabını tüm dünya merak ediyor. Özellikle Ortadoğu’daki ‘karmaşık’ ilişki ağı ve 6’ncı yılına giren Suriye iç savaşı, Trump’ın masasında bulacağı en önemli dış politika dosyalarından biri olacak.

Seçim Sandığı, ABD

Seçim Sandığı, ABD

Benzer şekilde DAEŞ’la mücadele de Trump’ın en önemli gündem maddeleri arasında yer alacak. Ön seçim ve sonraki süreçte ABD’nin enerjisini kendi bahçesine harcaması gerektiği yönünde mesajlar veren Trump, Clinton’a kıyasla daha ‘izolasyonist’ bir dış politika izleyeceği izlenimi verdi. Uçuşa yasak veya güvenli bölgeler oluşturulabileceğini ve ABD’nin Esed’i devirmek için girişimde bulunmaması gerektiğini savunan Trump, Suriye’deki muhalif grupların silahlandırılmasına şüpheyle bakan bir yaklaşımı temsil etti. DAEŞ’la mücadele kapsamında ABD’nin Rusya ve İran’la rakip olmak yerine bu ülkelerle bir arada çalışabileceğini dile getiren Trump, en önemli odak noktasının “DAEŞ’ın yenilmesi” olduğunu ifade etti. DAEŞ’ın hangi strateji ve politikalarla yenileceğine dair net ipuçları vermeyen Trump, Clinton’ın politikalarının “3’üncü Dünya Savaşına neden olabileceğini” savundu.

Obama’nın dış politikadaki en büyük ‘eleştirmeni’ olan Trump’ın bugünkü politikaları nasıl revize edeceği sorusunun cevabını bütün dünya merak ediyor. Nükleer Anlaşma İptal

Suriye ve Ortadoğu konusunda zaman zaman birbiriyle çelişen ifadeler de kullanan Trump’ın İslamofobik söylemleri, dünya genelindeki Müslüman ülkelerden tepki topladı.

Nükleer Anlaşma İptal Edilebilir
İran’la nükleer anlaşmaya net bir biçimde karşı olduğunu birçok kez belirten Trump, başkan olması halinde söz konusu anlaşmayı yeniden müzakereye açabileceğini dile getirdi. Bir konuşmasında Trump, “İran’ın büyük bir sorun olduğunu biliyorum ama başkan olursam onunla nasıl baş edeceğimi de biliyorum” ifadelerini kullandı. ABD’nin Rusya ile daha iyi geçinerek Ortadoğu’da ve DAEŞ’la mücadelede daha etkin olabileceğini düşünen Trump, öte yandan Moskova’nın ‘agresif’ tavırlarından dolayı Ukrayna’ya ölümcül silahlar verilebileceğini söyledi. Her fırsatta ABD ekonomisinin Çin tarafından ‘kullanıldığını’ savunan Trump, başkan olması halinde bu ülke ile olan ticari anlaşmaları gözden geçireceğini ve Çin’den gelen mallara daha fazla gümrük vergisi koyacağını ifade etti. Asya-Pasifik bölgesindeki Amerikan askeri varlığını artıracağı vaadinde bulunan Trump, dolaylı olarak askeri anlamda Çin ile rekabet edeceğini söyledi. NATO ile ilgili yaklaşımında ekonomik dengeleri de göz önünde bulunduran Trump, ABD’nin bu örgüte çok fazla para harcadığını ve NATO’nun “modası geçmiş bir yapı” olduğu görüşünü savundu.

Trump’ın iç politika vaatleri
Özellikle beyaz Amerikalılardan yoğun oy toplayan Trump, Obama döneminde gelirlerin düştüğünü ve ekonominin her geçen gün kötüye gittiğini ileri sürdü. Vergilerin çok yüksek olduğunu savunan Trump, vergilerin önemli ölçüde düşürülmesi fikrini dile getirdi. Örneğin % 35 olan kurumlar vergisinin yarı yarıya düşürülmesini önerdi. Trump’ın bu önerilerinin zenginlere yarayacağı eleştirisi yapıldı. Halihazırda yürürlükte olan serbest ticaret anlaşmalarına karşı olduğunu açıklayan Trump, anlaşmaların Amerikan ekonomisine faydadan çok zarar getirdiğini ve yeniden müzakere edilmesi gerektiğini savundu. Trump’ın göçmenlerle ilgili yaklaşım ve söylemi, belki de beyaz Amerikalıları en çok cezbeden yanlarından biri. Meksika sınırına duvar örmeyi öneren Trump, bu yolla Hispanik kökenli kaçak göçmenleri engelleyeceğini söyledi. Kampanyasının ilk bölümünde Müslümanların ABD’ye alınmaması önerisini de yapan Trump, ön seçimlerin sonuna doğru bu söylemini biraz gevşeterek ‘katı güvenlik kontrolü’ söylemine geçti. Her fırsatta Obamacare’in başarısız olduğunu ve başkan olması halinde bunu sona erdireceğini vurgulayan Trump, yerine ne koyacağına ilişkin yeterince açık bir politika sunmadı. Vergilerin çok yüksek olduğunu savunarak, başkan olması halinde önemli ölçüde vergi kesintileri yapmayı vaat etti. Kürtaj konusunda eyaletlerin kendi kararlarını vermesi gerektiğini belirten Trump, mevcut kanunlar çerçevesinde kürtajın yasallığının devam etmesi çizgisini benimsedi.

Time Dergisi

Time Dergisi

Ekonomide Trump modeli
Donald Trump, vergileri düşürmekten ticaret anlaşmalarının iptaline kadar pek çok radikal öneri sundu… Bazı kesimler Trump’ın ezber bozan fikirlerini “Ne olursa olsun değişim içeriyor” yaklaşımı ile desteklerken, kimileri ise Trump’ı toparlanma çabası içerisindeki Amerikan ekonomisi için bir risk unsuru olarak niteledi… Trump, Amerikan Başkanı olmaya hak kazandı, peki cumhuriyetçi liderin ekonomik vaatleri neydi? Söylemlerine bakıldığında Trump’ın seçim öncesinde ekonomiye ilişkin yaptığı iddialı açıklamalar, yeni Amerikan Başkanı’nın küresel arenada güveni sarsabilecek bir etkiye sahip olduğu yönündeydi… Trump’ın genel yaklaşımı “uygulayacağı ekonomik program ile Birleşik Devletler’in zenginleşeceği ve bu yüzden harcamalarda kısıtlamaya gitmek zorunda kalmayacaklarını” savunduğu bir politika üzerinden yürüyor… Ancak Trump gelir düzeyi yüksek grupların daha az vergi ödemesinden yana. Milyarder işadamına göre zenginlerin üzerindeki vergi baskısının azaltılması ile ekonomi daha çok büyüyebilecek. Trump karşıtları ise bu gibi bir vergi indiriminin ekonomiyi büyütmek yerine, 10 trilyon dolara varabilecek bir bütçe açığı oluşturabileceğini savunuyor…

Gelir düzeyi yüksek grupların
daha az vergi ödemesinden
yana olan milyarder işadamına
göre zenginlerin üzerindeki vergi
baskısının azaltılması ile ekonomi
daha çok büyüyebilecek.

Ancak pek çok önde gelen ekonomistin de dahil olduğu görüş, serbest ticaret anlaşmalarının iptali ile işçilerin otomatik olarak ABD’ye dönmeyeceği yönünde… Hatta bu anlaşmaların iptali ya da Çin ve Meksika’ya uygulanması planlanan gümrük vergilerinin hem ABD’yi hem de küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebileceğine dair endişeleri de canlı tutuyor. Trump’ın bir başka eleştiri noktası ise Obama tarafından göreve getirilen ABD Merkez Bankası FED’in Başkanı Janet Yellen ve Yellen’ın politikaları… Trump’a göre Yellen’i Demokrat Parti’nin oylarını desteklemek için faiz oranlarını bilerek seçime kadar düşük tutuyor. Yellen ise yaptığı açıklamalarda FED’in bağımsız olduğunu ve siyasi müdahale olmadan yönettiğini belirtmişti… Trump ayrıca, 2008 krizinden sonra yürürlüğe giren Dodd Frank Yasası’nı tamamen kaldırmayı amaçlıyor. Trump’a göre aşırı regülasyonlar ülkeyi her yıl 2 trilyon doların üzerinde zarara uğratarak, ekonominin yüzde 25 daha küçük kalmasına sebep oluyor… Dodd Frank, krizden sonra bankaların daha çok denetlenmesinin sağlanması başta olmak üzere pek çok farklı önlem alarak, ABD ekonomisinin yeni bir krize maruz kalma riskini azaltıcı bir rol oynuyor.

Donald Trump, ABD Başkanı

Donald Trump, ABD Başkanı

DONALD TRUMP KİMDİR?

  • New York’ta 14 Haziran 1946 tarihinde, Frederick ve Mary MacLeod Trump’ın beş çocuğunun dördüncüsü olarak dünyaya gelen Trump, Alman asıllı Amerikalı işadamı Frederick Trump’ın torunu.
  • Emlakçı olan babasının da teşvikiyle gençlik yıllarından itibaren emlak dünyasına merak saldı. 1968’de Pennsylvania Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olan Trump, 1971’de babasının şirketinin kontrolünü aldı ve şirkete ‘Trump Organizasyon’ adını verdi.
  • Şirketin merkezini Manhattan bölgesine taşıyan Trump, yaptığı otellerle kısa sürede adını duyurdu. 2004 yılında Amerikan NBC kanalında ‘Çırak’ (The Apprentice) adlı programı yapmaya başlayan Trump, şov dünyasında şöhretini biraz daha artırdı.
  • Forbes Dergisi tarafından 2016’da ‘Dünyanın En Zengin 400 İnsanı’ listesinde yer alan Trump’ın 3,6 milyar dolar civarında varlığı olduğu tahmin ediliyor.
  • ABD’de İslamofobik söylemleri nedeniyle eleştirilen Trump, 2016 yılında “güç ideolojisiyle sağladığı barış tezinin; radikal İslam, DAEŞ, nükleer güç sahibi İran ve komünist Çin’e karşı caydırıcı silah olarak kullanılması’’ nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi, ancak ödülü kazanamadı.
  • Trump’ın Başkan Yardımcısı Adayı Mike Pence ise Indiana Valisi olarak görev yapıyordu.
  • Daha önce iki evlilik yapan ve 2005 yılından beri Melania Trump ile evli olan Trump’ın 5 çocuğu bulunuyor.
  • ABD’nin 45’inci başkanı olmaya hak kazanan Trump, 20 Ocak 2017’de yapılacak törenle mevcut başkan Barack Obama’dan görevi devralacak.
  • FavoriteLoadingBeğen