HOCA AHMED YESEVİ VAKFI BAŞKANI ERDOĞAN ASLIYÜCE

Türk tasavvuf düşüncesinin oluşmasını sağlayan ünlü Türk şair ve mutasavvıf, Hoca Ahmed Yesevî Hz.’yi, aynı adlı vakfın başkanı Erdoğan Aslıyüce ile konuştuk. Aydın tutumunun nasıl olması gerektiğinden yola çıkan Aslıyüce, Türk dilinin ve kültürünün bu günlere ulaşmasında Yesevî Hz.’nin önemine dikkat çekiyor.

Ünlü Türk şair ve mutasavvıf Hoca Ahmed Yesevî Hz., Türk-İslam değerlerini sentezleyerek tasavvufi bir biçimde sunmasıyla biliniyor. Türkistan doğumlu Yesevî Hz. Orta Asya Türklerinin İslam yoluna girmelerine katkıda bulunarak, kendi adını taşıyan Yesevî Hz. yolunun öncüsü oldu. Ahmed Yesevî Hz. dönemin geleneğine aykırı bir biçimde öğretisini Arapça veya Farsçayla değil, Türkçe ile anlatarak öğretisinin etkili olmasında rol oynadı. Yesevî Hz.’nin bir kısmı dörtlük ve hece ölçüsüyle, bir kısmı beyit ve aruz ölçüsüyle yazılan şiirlerine ‘hikmet’ deniyor. Bu hikmetler ise Yesevî dervişlerince yazıya döküldü, bir araya getirildi ve ‘Divan-ı Hikmet’ adında bir kitapta buluştu. Yesevî Hz.’nin Türk diline verdiği önemi ‘hikmet’lerinde de görülüyor. Divan-ı Hikmet adlı esere 71’inci sıradaki hikmette yer alan “Hoş görmekte âlimler sizin dediğiniz Türkçeyi/ Ariflerden işitsen açar gönül ülkesini/ Ayet, hadis anlamı Türkçe olsa uygundur/ Anlamına yetenler, yere koyar börkünü…/ Miskin, zayıf Hoca Ahmed yedi ceddine rahmet/ Farsça dilini bilerek güzel söylemekte Türkçeyi” dizeleri, Yesevî Hz.’nin Türk diline verdiği önemi gösteriyor. Türk tasavvuf düşüncesinin oluşmasını sağlayan düşünce ve fikir insanı Hoca Ahmet Yesevî Hz.’nin adını taşıyan vakfın başkanı Erdoğan Aslıyüce ile konuştuk.

Aydın kişiyi tanımlayan Erdoğan Aslıyüce, “Aydın öncelikle içinden çıktığı toplumu hor görmeyen ve horlatmayan, kendi ruh kökünden kopmadan, toplumun bütün değerlerine saygıda kusur etmeyen; kültürlü, görgülü, ileri görüşlü, yönlü ve yönlendiren kişidir” diyor. Bu tanımlama üzerinden Hoca Ahmed Yesevî Hz.’yi anlatan Aslıyüce, öncelikle Yesevî ile ilgili yanlış bilinenleri düzeltmek gerektiğini söylüyor. Aslıyüce, “Hoca Ahmed Yesevî’nin doğum yeri ve tarihi belli değildirin yanında, 1166/1167’de vefat etti denmektedir. Yesevî, Kazakistan’ın güneybatısındaki Çimkent Eyaleti’ne bağlı Sayram’da 1105 yılında doğmuştur. Ölüm tarihindeki yanlış ise Divan-ı Hikmet’teki ‘Altmış üçte nida geldi: Kul yere gir’ mısrasına dayanarak 1166/1167’de öldüğü düşünülerek yapılmaktadır. Yesevî de olsa insan öleceği günü bilemez, burada ifade edilen 63 yaşında çilehaneye girdiği tarihtir” diyor.

HOCA AHMED YESEVİ HZ.

“Türk milletini diliyle tanıştırdı”

Aslıyüce, Hoca Ahmed Yesevî Hz.’nin milletlerin hayatında dilin önemini idrak ettiğinden ‘hikmet’lerini de Arapça ve Farsça bildiği halde Türkçe olarak söylediğine dikkat çekiyor. Türk dilinin bu günlere ulaşmasında Kaşgarlı Mahmud’un ‘Divanü Lügat-it Türk’ ve Yusuf Has Hacip’in ‘Kutadgu Bilig’inden sonra Hoca Ahmed Yesevî Hz.’nin ‘Divan-ı Hikmet’inin önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Aslıyüce, “Hoca Ahmed Yesevî kısaca Türk milletini diniyle ve diliyle tanıştıran, barıştıran ve özdeşleştiren kişidir diyebiliriz. Çünkü konargöçer Türk boylarının İslam’la tanışmadan önceki kültürlerini horlamadan, tahkir etmeden, kararan gönüllere Allah sevgisini, peygamber sevgisini, geçmişine küfür etmeden, hoşgörüyle sevdirmiştir. Özellikle yapılması gereken faydalı, iyi, güzel davranışları, sünneti şerifi bizzat yaşayarak göstermiştir. Hoca Ahmed Yesevî Hz. öğretilerini Kur’an-ı Kerim’den ve sahih hadislerden ayrılmadan Divanı-ı Hikmet’te söylemiştir” diyor.

“Kültür değerleri yorumlanmadan aktarılmalı”

Erdoğan Aslıyüce, Türk kültürünün gelişimi ve aktarılmasında bunu yapan ve yapacak kişilerin ‘fikir namusuna sahip olması gerektiğini’ söylüyor. Aslıyüce, “Bilgiyi, imanı, ahlakı, hukuku, aileyi, eğitimi, sanatı, örf ve âdeti kısaca bütün kültür değerlerini fikir namusundan ayrılmadan, doğruları günümüze çekinmeden ve yorumlamadan aktarmalı” ifadelerini kullanıyor.

Bu kapsamda Hoca Ahmed Yesevî Vakfı’nın 1 Mart 1993 tarihinde kurulduğunu hatırlatan Aslıyüce, “Kuruluşunda, ‘Dünyanın neresinde Türk varsa Müslüman olsun veya olmasın, onların derdi bizim derdimiz olacak’ demiştik. Bugün de aynı ifadeyi kullanıyoruz ve haykırıyoruz” diyor. Vakıf faaliyetlerini anlatan Aslıyüce şunları söylüyor: “Bilirsiniz bir halk sözü vardır. ‘Para söz söylemeyi, elbise yürümeyi öğretir’. Bu sözü bilmemize rağmen 24 yıldır aylık sevgi dergisi Yesevî’yi çıkarıyoruz, yetmişten fazla kitap bastık. Gerek 285 sayı yayımlanan Yesevî’de, gerekse kitaplarımızda insanlarımızı horlayan, tahkir eden, birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek tek söz etmedik. Çünkü yedek vatanımız yok, Allah kimseyi vatansız bırakmasın. Vatanını terk edenlerin ne halde olduğunu gözü ve ruhu kör olmayan herkes görüyor.”

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)