TÜRKİYE KADERİNİ BELİRLİYOR

Türkiye, 24 Haziran’da sandık başına gidiyor. Bu tarih Türkiye’nin parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne geçmesi açısından önem taşıyor. Peki Türkiye’nin yeni sisteme geçmesi neden önemli, seçimler neden erkene alındı, Türkiye için bu seçim neden kader seçimi? AK Parti milletvekilleri Metin Külünk ve Sema Kırcı, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek yanıtladı.
Posted on Haziran 20, 2018, 8:00 am
FavoriteLoadingBeğen 27 mins

METİN KÜLÜNK
AK PARTİ İSTANBUL MİLLETVEKİLİ
Erken seçim kararı büyüme odaklıdır

Türkiye neden erken seçime gidiyor?

Türkiye’nin erken seçime gitmesi son derece önemli bir karardır. Bu karar, milletimizin ortak beklentileri, küresel belirsizlik ve Ortadoğu’da yaşanan kaos çerçevesinde düşünüldüğünde, Türkiye’nin bir an önce seçim atmosferinden çıkması gerekliliğinin bir sonucudur.

Bu noktada, bölgeyi içinden çıkılamaz bir belirsizlik ve çatışmaya doğru götüren bir ortamda, bölge gücü olarak Türkiye’nin 16 Nisan Referandumu ile geçtiği yeni devlet yönetim biçimini hayata geçirmesi ve siyasi güncellenmeyi tamamlaması önemlidir.

Bununla birlikte, iç piyasaya dönük ekonomi politikalarına da hız verecek olan ve milletimizin ekonomik beklentilerini maksimum derecede karşılaması beklenen hızlı bürokrasi ve karar alma mekanizmalarının, yeni devlet yönetim sistemiyle birlikte kurumsallaşması ne kadar erken olursa o kadar iyidir anlayışı da erken seçim kararında etkili olan bir diğer unsurdur. Madem yeni bir devlet yönetim sistemine geçildi, o halde bunu bekletmenin de bir anlamı olmadığı açıktır. Neden böyle söylüyoruz? Çünkü 16 Nisan Referandumu’nu hatırlarsak, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi aleyhinde çalışan küresel ve yerel odaklar, sistem değişikliğinin gerçekleşmemesi için yoğun bir kara propaganda yapmışlardır.

Aynı kara propaganda, 2019 seçimleri için de hazırdı. Şimdi erken seçim kararı alınınca bu hazırlık da boşa çıktı. Hepsi olmasa da büyük bir çoğunluğu ellerinde kaldı diyebiliriz. Meseleyi Türkiye’nin istiklali çerçevesinde değerlendirdiğimizde bu sonucu görüyoruz.

Bu erken seçimin geçmişteki erken seçimlerden farkı nedir?

Türkiye’de erken seçim kararları, hükumet krizleri olduğunda veya ekonomik krizler sonucunda alınırdı. Postal baskısı ile erken seçime gidildiğini de bu ülke görmüştür.

24 Haziran 2018 erken seçim kararının altında bu saydıklarımızın hiçbiri yoktur. Ortada ne bir hükumet krizi ne de bir ekonomik kriz vardır. Bu noktada fark şudur; eskiden sadece kendi iç politikasına odaklı bir siyaset anlayışı vardı. Artık Türkiye siyaseti bölgeyi ve dünyayı etkiliyor. Bu fark bile tek başına 24 Haziran 2018 seçimlerini açıklamaya yeterlidir. Eskiden ekonomide yaşanan makro şoklar hükumeti devirirdi. Şimdi öyle bir şey mümkün değil.

Eskiden asker tehdit ederdi, hükumet düşerdi. Bugün tam tersi, AK Parti döneminde yaşanmayan darbe tehdidi kalmamasına rağmen hâlâ dimdik ayakta ve lideri ile birliktedir. Eskiden, sadece askerî darbe tehdidi değil; yargı darbesi, ekonomik darbe, medya darbesi vb. bütün bunlar Türkiye’de erken seçimlerin arkasındaki güçler olmuşlardır. Bugün artık Türkiye’nin erken seçim kararı kriz odaklı değil, büyüme odaklıdır. Yeni sistemin bir an evvel hayata geçirilerek Türkiye’yi ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda hızlı bir kalkınma dönemine bir an evvel başlatmak odaklıdır.

15 yıllık iktidar sürecinde yaşanan tüm darbe ve işgal tehditlerine rağmen dimdik ayakta durmanın karşılığı olarak, büyüyen Türkiye’yi daha da ileriye taşıma odaklıdır. 24 Haziran 2018 erken seçim kararını bu şekilde okumalıyız. Bu şekilde değerlendirmeliyiz. Türkiye’nin yeni sisteme ihtiyacı var.

Ortadoğu’nun, Balkanlar’ın, Afrika’nın Türkiye’ye ihtiyacı var. Bizim hedeflerimiz büyüktür. Barış ve refah içinde bir Türkiye, bölgesine de nefes olacak, dünyaya örnek olacaktır. Şimdi bu hedeflerle, bu amaçla gidilen bir erken seçimi, eski erken seçimlerle bir tutma şansımız var mıdır?

Erken seçime giden süreçte nasıl bir siyasal atmosfer yaşayacağız?

Sürecin içindeyiz. Her seçim sürecinde olduğu gibi, siyasi atmosfer sıcak olacaktır. Burada tabii, muhalefetin “Çamur at izi kalsın” deyiminin altını doldurduğunu görüyoruz. Böyle süreçlerde siyasi atmosferin ısınması gayet doğaldır. Ancak siyasi itibarsızlaştırma son derece çirkin bir yaklaşımdır. Maalesef Milli İttifak karşısında yer alan ana muhalefette bu dili görüyoruz.

Milletimiz de görmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Partimizin Lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı hedefe koyan ve 2014 seçimlerinden beri akıllarını küresel baronlara kiraya verenler, bugün tek tip siyaset yapmaktadırlar. Aynı şeyi 24 Haziran seçimlerine de uygulamak adına siyaset mühendisliğine soyunmuşlardır.

SEMA KIRCI
TBMM BAŞKANLIK DİVANI ÜYESİ VE AK PARTİ BALIKESİR MİLLETVEKİLİ
Yeni sistem siyasi istikrar getirecek

Türkiye neden erken seçime gidiyor? Buna neden ihtiyaç duyuldu?

Anayasa değişikliğinin ardından bazı maddeler hemen yürürlüğe girmiş, bazılarının yapılacak seçimlerde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Milletimiz, 16 Nisan’da kabul ettiği değişikliklerin bir an evvel hayata geçirilmesi beklentisi içindedir. Buna etrafımızdaki jeopolitik krizleri de dahil ettiğimizde, sonuçta ortaya böyle bir erken seçim tarihi çıkmıştır. Yine ana muhalefet sürekli seçim çağrısı yapıyordu, ülke olarak kaybedecek bir dakikamızın olmadığına inandığımız için, erken seçim tartışmalarına dönük oluşturulan suni gündemden ülkemizi çıkarmak istedik. Yoksa hükumet süremizin bitmesine daha 1.5 yıl vardı. Bundan feragat ettik. Milletin geleceği, bulunduğumuz koltuklardan çok daha önemlidir. AK Parti’nin genel prensibi, seçimlerin zamanında yapılmasıdır. Ancak ülkemizin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yaparız. Makro-ekonomik dengeden büyük altyapı yatırımlarına kadar çok önemli karar vermemiz gereken bir döneme giriyoruz. O yüzden bunun ülkemiz için daha olumlu bir durum olduğunu düşündük. El birliği ile seçimi hızla Türkiye gündeminden çıkaracağız.

Bu erken seçimi geçmişteki erken seçimlerle kıyaslar mısınız?

24 Haziran seçimleri, 2017 Anayasa Referandumu ile kabul edilen yeni anayasa değişikliklerinin de resmi olarak yürürlüğe girmesi anlamına geliyor. 2017 Anayasa Referandumu’yla kabul edilen değişikliklerle ilk defa Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilli seçimleri bir arada yapılacak. TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler Cumhurbaşkanlığı için aday gösterebilecek, TBMM dışından aday gösterilenler içinse 100 bin imza gerekiyor. Seçimlerin ilk turunda adayların hiçbiri yüzde 50’ye ulaşamazsa en çok oyu alan iki aday ikinci tura kalacak. İkinci turda en yüksek oyu alan isim 5 yıllık Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacak. Hükumet sisteminin değişmesi, demokrasi tarihimizde çok partili hayata geçiş kadar önemli. Türk siyaseti birçok yenilikle karşılaşacak. Siyasi partilerin isimlerinin oy pusulasında yer alacağı ittifak düzenlemesini TBMM’de kabul ettik. İttifakları hukuki ve meşru hale getirdik.

Parlamenter sistemde koalisyonlar seçimden sonra çıkacak tabloya göre şekillenirdi, partiler arası anlaşmazlıktan dolayı ülke kısa sürede parçalı siyasete teslim olur, kaybeden her zaman Türkiye olurdu. Kayıp 10 yıllar milletimizin geleceğini karartırdı. Şimdiyse ittifaklar seçimlerden önce yapılıyor, seçimden sonra ise üzerinde uzlaşılan isim hükumet edecek ve icraatlarından millete karşı sorumlu olacak. Bu sayede milletin devlete doğrudan etki ettiği, daha demokratik bir yapı ortaya çıkacak. Bir demokrasi şöleni havasında seçime gitmek varken, kapalı kapılar ardında hile ve hülleye başvurmaya hiç gerek yok. OHAL konusu sandığı gölgelemek için gündeme getiriliyor. Yoksa OHAL’in terör örgütlerine karşı olduğunu bilmeyen yok. OHAL asla seçimlere engel değildir. Yine siyasi partiler hesaplarını Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliğine göre yapıyor. Başarının çıtası artık yüzde 50 artı bir. Türkiye’yi yönetmek için bu orana ulaşmak gerekiyor. Belli bir kesimin oyunu alarak koalisyonlar çerçevesinde, kıyısından köşesinden iktidar olma devri bitiyor. Bu başarı çıtası muhalefet partilerinin asıl korkusu. Millete kendilerini kabul ettiremediklerini biliyorlar.

Bu seçimin önemi nedir?

Sosyal yaşamdan ekonomiye, ülkemize her anlamda çağ atlatacak daha etkin bir yönetim sistemine geçişin arifesindeyiz. Bu seçimlerle birlikte ülkemizdeki siyasi istikrarı sistem olarak garanti altına alıyoruz. Geçmişte koalisyon partileri arasında anlaşmazlık yaşanır, hükumetler dağılır ve sık aralıklarla seçime gidilirdi. Şimdiyse ülkeyi beş yıl boyunca kimin yöneteceği belli olacak. Yürütme otoritesi yasama organından çıkmayacağı, dışarıdan tespit edileceği için yasama ve yürütme kuvvetleri arasında net bir ayrım söz konusu olacak. Hükumet kendi işine bakacak, yasama organı olan Meclis kendi işine bakacak. Yürütmedeki iki başlılık sona erecek, her türlü vesayetle birlikte koalisyonlar, ara dönemler tarihe gömülecek. Önünde beş yıl bulunan güçlü bir hükumetin alacağı ekonomik ve dış politik kararlar, ülkemiz için ayrı bir özgüven oluşturacak, Türkiye’nin küresel arenadaki ağırlığı daha da artacak. Sınırımızda ülkemize tezgâh kurmak isteyenler, güçlü Türkiye gerçeğini kabullenmek zorunda kalacaklar. Biz kendi senaryomuzu belirleyeceğiz, kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye devam edeceğiz, başkaları kendilerini bize göre ayarlayacak. Etkili karar alınıp kararlılıkla uygulanacağı için Türkiye vites büyütecek.

ERKAN AKÇAY
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ MANİSA MİLLETVEKİLİ
Yeni sistem güçlü iktidarla perçinlenecek

Erken seçim sürecini doğuran sebepler nelerdi?

Erken seçim konusu 16 Nisan Referandumu’ndan itibaren sıklıkla gündeme getiriliyordu. Örneğin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 13 Haziran 2017’de, 17 Ekim 2017’de, 20 Kasım 2017’de, 12 Mart 2018’de erken seçim çağrısı yaptı. Yine başka CHP sözcüleri de erken seçimi gündeme taşıdılar, her fırsatta “Hodri meydan” dediler. Aslında erken seçim tartışmalarını yapmayan iki parti vardı: MHP ve AK Parti. Biz dikkatli bir şekilde, seçimler için anayasa değişikliğinde de yer alan 3 Kasım 2019 tarihini telaffuz ettik. Ancak son aylarda ana muhalefetin başını çektiği bir güruh, “Erken seçim olacak ve tarihi de şu olacak” minvalinde spekülasyonlar yapıyorlardı.

Türkiye’nin bu tür tartışmalarla, spekülasyonlarla geçirecek vakti yoktur. Türkiye hedeftedir. İç ve dış güvenlik sorunları karmaşık bir hal almakta, vatanımızı içine alan husumet çemberi daralmaktadır. Ülkemizin huzuru ve güvenliğine kastedenlere cevap vermek, ülkemizin geleceğini planlamak zorundayız. Geleceğe daha güçlü adımlarla yürümek zorundayız. Erken seçim konusunu gündemden çıkarmak zorundaydık.

Madem bu kadar ‘hodri meydan’ çağrısı yapıyorlardı, Sayın Genel Başkanımız, 17 Nisan 2018 tarihli grup toplantımızda erken seçim çağrısı yaptı ve bu çağrı iktidar partisinde de karşılık buldu. Neticede seçimlerin olabilecek en erken tarih olarak 24 Haziran’da yapılması kararı kabul edildi.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak erken seçimin çağrısını yaptık ve Meclis’teki oylamada en üst düzeyde destek verdik. Çünkü siyaset bir bakıma gerçekleri görmek, geleceği öngörmek ve tutum almaktır. “Önce ülkem ve milletim” diyerek hareket ettiğimizi defalarca vurguladık. Bugün de aynı ilkelerle 24 Haziran seçimlerinin Türkiye’nin önünü açacağına inanıyoruz.

Bu yeni dönem neler vaat ediyor?

24 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne fiilen geçiş yapacağız. 16 Nisan Referandumu’nda milletimizin kabul ettiği bu yeni sistem, yeni dönemle birlikte Türkiye’nin önünü açacak, siyasetteki pek çok tartışmayı bitirecek, her şeyden önemlisi davul başkasında tokmak başkasında devri sona erecektir. Hükumette çift başlılık sona erecektir. Güçler ayrılığı ilkesi, Türkiye’de kesin bir şekilde tesis edilecektir. Meclis yasa yapacak, Cumhurbaşkanı yani hükumeti denetleyecektir; Cumhurbaşkanı yürütme görevini üstlenecektir.

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin merkezinde ‘yetki-sorumluluk’ ilkesi vardır. Özellikle yürütmede yetkiyi halk verecektir; sorumluluğu hukuk çizecektir, denetimi Meclis yapacaktır. Demokrasi hayatımız hükumet krizleriyle pek çok kez kesintiye uğramıştır. Yeni sistemde iktidarın hukuk ve anayasa çerçevesinde sınırlandırılmasıyla birlikte hükumet krizleri gündemimizden tamamen çıkarılacaktır.

Yeni dönemin en önemli vaadi de ‘milli devlet, güçlü iktidar’ hedefidir. 24 Haziran’a yürüdüğümüz Cumhur İttifakı’nın en önemli ülküsü budur. Türk demokrasisi hiçbir vesayet odağına, hiçbir yabancı güce, hiçbir dahili bedhaha aman vermeden gelişimini sürdürecektir.

Muhalefet partilerinin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP, İP ve SP günlerce aday belirleme ve ittifak çalışması yaptı; birbirlerine gittiler geldiler; pek çok isim telaffuz edildi; çatı dendi, ortak dendi, neticede herkes kendi adayını çıkardı. CHP bir curcunayla adayını açıkladı. CHP delegesinin, CHP’nin başına, genel başkanlığa layık görmediği birisi, devletin başına aday gösterildi! İki kongrede partilerini emanet etmedikleri bir isme ülkeyi emanet etmek mi istiyorlar? “Parti benim olsun, ülke kimin olursa olsun” diyorlar. Bilinmesi gerekir ki, CHP’nin derdi Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak değildir. Parti içi çekişmelerini Cumhurbaşkanlığı seçimine yansıtmanın arayışındalar. Kılıçdaroğlu’nun amacı parti içindeki rakiplerini tasfiye etmektir. Bunun için seçtiği araç da Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Kılıçdaroğlu diskalifiye etmek istediği rakibini Cumhurbaşkanlığı’na aday göstermiştir.

Bu partilerin, bu adayların Türkiye’yi yönetme vizyonu yok. İntikam peşindeler. Kaostan nemalanmak, ülkemizi kaosa sürüklemek istiyorlar. Tek sermayeleri Türkiye’nin bekasını temsil eden iki lider, Devlet Bahçeli ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a düşmanlıktır. Bu tehlikeye karşı Cumhur İttifakı’yla 24 Haziran’da hem Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacağız hem de parlamentoda en yüksek temsiliyete ulaşacağız.

MUHARREM ERKEK CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE ÇANAKKALE MİLLETVEKİLİ OHAL’de ekonominin düzelmesini kimse beklemesin

CHP neden erken seçim istiyordu? Hükumetin aldığı kararı nelere bağlıyorsunuz?

Öncelikle şunu belirtmeliyim. 90 yıllık bir parti olmanın çeşitli avantajları vardır. Örneğin yerleşik bir örgüt düzenimiz var. CHP her zaman seçime hazırdır. Erken seçim talebimiz öncelikle yerel seçimlere ilişkindi. Bildiğiniz gibi halkın seçtiği belediye başkanları tamamen bir kişinin keyfine göre, nedenlerini bilmediğimiz biçimde görevlerinden istifa ettirildi. FETÖ’cüler ya da yolsuzluk iddiaları var ise neden yargılanmadılar? Aksi durumda neden bu hamleler yapıldı? O zaman dedik ki: “Gelin yerel seçimleri erkene alalım, hatta genel seçimleri de alalım.” Ne diyorlardı? ”Kesinlikle olmaz.” Peki, ne değişti bu süreçte? Artık Türkiye’yi yönetemez oldular. Ülke kötü yönetiliyor. “Faize karşıyız” diyen bir hükumet ne yapar? Buna göre politika uygular. AK Parti ne yaptı? 16 yılda 150 milyar dolar Londra kaynaklı bir avuç faiz lobisine sadece faiz ödemesi gerçekleştirdi. Daha ötesi 1923-2002 yılları arasındaki hükumetlerin tamamı toplamda 713 milyar dolar harcama yaptı. 2003-2017 yılları arasında AK Parti hükumetlerinin harcamaları ise 2 trilyon doları geçti. Nerede bu para? Bir Telekom mu kuruldu? Bir tane fabrika mı açtılar? Atatürk Barajı, Keban Barajı mı yapıldı? Hayır. Yetmezmiş gibi ne var ne yok sattılar. 16 yılda 101 kuruluşta bulunan kamu payları ile 10 liman, 85 elektrik santralı, 40 işletme, 11 otel/ sosyal tesis, 3 bin 631 taşınmaz, 37 maden sahası, 3 gemi, 6 bin 808 kalem makine-teçhizat, 155 adet isim hakkı/marka ve araç muayene hizmetlerini, son olarak da şeker fabrikalarını satan iktidar, bir yandan da Hazine arazilerini satıyor. Son beş yılda 60 milyon metrekare büyüklüğündeki 25 bin taşınmaz satıldı. Peki, bitti mi işsizlik, yoksulluk? Yine hayır. Kredi kartları ve kredi borçları icrada. 25 milyondan fazla icra dosyası mahkemelerde bekliyor. İcralık insan sayısı 7 milyonu geçti. Üstelik OHAL var. OHAL’de ekonominin düzelmesini, yatırımcı gelmesini kimse beklemesin. İşte Türkiye bu halde. Bundan dolayı erken seçim kararı almak zorunda kaldılar. Bunu da baskın seçim haline getirerek bizleri güya hazırlıksız yakalamak istediler. Yalnız bizim demokrasi temelli hamlelerimizle oyun bozuldu.

Hazırlıksız mı yakalandınız? Nasıl bir seçim süreci geçiriyorsunuz?

Elbette böyle bir şey söz konusu değil. OHAL ile yönetilen, ekonominin dibe vurduğu, işsizliğin ve yoksulluğun her geçen gün arttığı, eğitimin yapboza dönüştüğü, toplumsal barışın bittiği, insanların bu kadar koyulaştığı, dış politikanın iflas ettiği, mahkemelerin bağımsız ve tarafsızlığını kaybettiği, muhaliflerin FETÖ ile mücadele bahanesiyle baskı altında tutulduğu, ifade, haber alma özgürlüklerinin rafa kaldırıldığı ülkede kim erken seçim beklemez? Sadece tarihi bilmiyorduk. Kaldı ki bildirgemizin büyük kısmı hazırdı. Genel Başkanımız her toplantıda “Erken seçime hazır olun” diyordu. İyi bir seçim süreci geçiriyoruz. Gündemi biz belirliyoruz. Moral üstünlüğü bizde. Millet İttifakı da büyük bir ümit doğurdu.

Millet İttifakı karşısında Cumhur İttifakı’nı nasıl değerlendiriyorsunuz?

16 Nisan Referandumu öncesi ne diyordu iktidar temsilcileri? Artık seçim barajına ihtiyaç kalmayacak, baraj kalkacak. Kalktı mı? Hayır. Neden? Çünkü şantaj olarak kullanıldı. Sen benim Cumhurbaşkanı olmama katkı sun, ben de senin barajı geçmeni sağlayayım. Cumhurun yararına bir şey var mı? Yok. Oysa Millet İttifakı demokrasi temelinde, halkın çıkarları hedef alınarak kuruldu. Adalette temsil, kuvvetler ayrılığı, demokrasi, özgürlükler, tarafsız ve bağımsız yargı Millet İttifakı’nın temel bir araya gelme nedenleri.

Bu seçimin tarihî önemi nedir?

Bu seçimi tarihî öneme kavuşturan, YSK’nın hukuka, kendi içtihadına aykırı biçimde aldığı mühürsüz oy kararıyla şaibeli hale getirdiği 16 Nisan Referandumu sonucunda kabul edilen anayasa değişikliğidir. Egemenliği milletten alarak ‘Saray’a veren, şahsileştiren, kuvvetler ayrılığını yok eden, yargıyı bir partinin genel başkanının dizayn ettiği, tüm üst düzey bürokratların hiçbir denetime ve onaya tabi olmadan tek kişinin imzasıyla atandığı, Meclis’i pasifleştiren bir anayasa değişikliğinin çoğu hükmünün yürürlüğe bu seçimle girecek olması seçimi kritik hale getirdi. Peki, bizzat Başbakan ne demişti? “OHAL’de seçime gidilmeyecek!” OHAL’de ikinci seçime gidiliyor. Tüm devlet olanakları bir kişi için seferber ediliyor. Halk bıktı, kutuplaşmadan, hakaretten yoruldu. Bu nedenle seçim kritik önemde.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)