TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNİN YAKIN TARİHİ

Son dönemde gerilimli bir seyir izleyen Türkiye-ABD ilişkilerinin yakın tarihi, günümüzde yaşanan pek çok konuya ışık tutması bakımından önemli. Türkiye’nin NATO’ya kabul edilişinden 1 Mart Tezkeresi’ne, Irak’ın kuzeyindeki PKK sorunundan ‘Ermeni soykırımı’ iddialarına kadar pek çok başlık iki ülke ilişkilerinin kırılma noktalarını oluşturuyor.
Posted on Mayıs 18, 2018, 12:39 pm
FavoriteLoadingBeğen 7 mins

Dünya haritasının kalbinde yer alan Türkiye, kıtaları birbirine bağlayan bir geçiş noktası olma özelliğiyle her dönem küresel güç dengelerinin merkezindeydi. Türkiye ile ABD arasındaki ilk ittifak sayılabilecek anlaşma, ekonomik işbirliği üzerine kurulu ve 1 Ekim 1929 tarihinde iki ülke arasında imzalanan Ticaret ve Seyr-ü Sefain Anlaşması’dır.

Bu anlaşmanın ilki ise İngiltere, Fransa ve Rusya’nın kıskacındaki Osmanlı’da, devletinin aleyhindeki durumun farkında olan Sultan II. Mahmut döneminde dışarından güç alınabilecek bir ülke arayışının sonucu olarak 7 Mayıs 1830’da imzalanmıştı. İşte ABD ile Türkiye arasındaki müttefiklik ilişkilerinin hem geçmiş hem yakın tarihteki başlangıç noktasının, ‘Türk Amerikan Dostluk, Ticaret ve Seyr-ü Sefain Antlaşması’ adlı bu anlaşmalar olduğu biliniyor.

ABD’nin ‘NATO’ hamlesi

İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan buhranlı yeni dünya düzeni içinde, ülkeler sarkaç misali kendilerine bir taraf belirlemek zorunda kaldı. Bir tarafta Amerikan ideolojisi, diğer tarafta SSCB vardı. Bu durum daha sonra ‘Soğuk Savaş’ olgusunu ortaya çıkardı. Böyle bir ortamda Batı Avrupa ülkeleri, ABD önderliğinde 4 Nisan 1949’da Fransa, Hollanda, Danimarka, İngiltere, Norveç, Portekiz, Belçika, Kanada, İzlanda ve Lüksemburg, Washington Antlaşması’nı imzaladı. Atılan bu imzalarla aynı zamanda Soğuk Savaş’ın örgütlü askerî savunma bloku olan ‘Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü’ yani bildiğimiz adıyla NATO kurulmuş oldu. 1940’lı yıllarda Batı’dan yaklaşan Hitler tehlikesinin yerini, bir süre sonra SSCB tehlikesi aldı. Komünist ideolojinin artan baskılarıyla Türkiye, üzerine doğru gelen tehlikelere karşı bir ittifak arayışına doğru itildi. Üstüne üstlük SSCB’nin Ardahan, Kars ve Boğazlar üzerinde hak iddia ederek talepte bulunması, Türkiye’yi somut bir adım atmaya mecbur bıraktı. Bu somut adım, en nihayetinde NATO’ya başvurmak oldu.

O dönem Kore Savaşı’na 4 bin 500 askerden oluşan ‘Şimal Yıldızı’ adlı tugayı ile Bileşmiş Milletler’in barış gücüne dahil eden Türkiye, yüzlerce askerini burada şehit verdi.

Kore Savaşı’nın hızla devam ettiği sırada, takvimler 20 Eylül 1951’i gösterdiği gün, Ottowa’da NATO Konferansı gerçekleşti. Burada ABD’nin teklifi üzerine Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya üyeliği karara bağlandı. NATO’ya üye 12 ülkenin onayıyla 1952 yılında Türkiye ve Yunanistan bu örgüte kabul edildi. Bu tarihten günümüze kadar Türkiye, NATO’ya karşı bütün yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdi.

Irak Savaşı ve 1 Mart Tezkeresi

Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrini bugün, arka planı daha net görülen fay hatları üzerinden ele alacak olursak, karşımıza 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler saldırısı sonrası gelişen olaylar çıkıyor.

Maruz kaldığı saldırıyı takip eden birkaç yıl içinde Amerika’nın önce Afganistan’a ve daha sonra kitle imha silahlarının olası varlığını sebep göstererek Irak’a yaptığı işgal harekâtı, Türkiye kamuoyunda Amerikan karşıtı bir rüzgâr estirmeye başlamıştı. Ancak bu meselede ilişkilerin kırılma noktasını, 25 Şubat 2003 tarihinde hükumetin oylamaya sunduğu 1

Mart Tezkeresi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçememesi oluşturdu. TBMM’nin genel kurulunda reddedilen “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunması İçin Hükumete Yetki Verilmesine İlişkin Başbakanlık Tezkeresi’, ABD cephesinde soğuk duş etkisi yaptı.

Meclis’in aldığı karar tüm bunlara ‘hayır’ cevabıyla istediğini alamayan ABD ile Türkiye arasında derin bir kırılma yaşandı.

Irak’ın kuzeyindeki PKK sorunu

Savaşın ABD için dayanılmaz bir krize dönüştüğü yıllarda Türkiye her zaman olduğu gibi Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması yönünde bir dış politika tavrı sergiledi. Fakat buna rağmen Amerika’nın, Irak’ın kuzeyinde özerk ve hatta bağımsız sözde bir Kürt devleti kurulmasına perde gerisinden her tür desteği vereceği endişesi, ilişkilerde bir başka kırılma yaşanmasına yol açtı. Zaten bölgeye yuvalanarak kamplar kurmasına müsaade edilen terör örgütü PKK’nın buradan Türkiye sınırlarına saldırılar düzenlemesi de bu endişeleri zaman içerisinde haklı çıkardı.

Soykırım iddiaları

Türkiye ve Amerikan ilişkilerinin yakın tarihine damgasını vuran bir diğer başlıksa, 1915 yılında Osmanlı Devleti’nin uyguladığı tehcir politikasının bir ‘soykırım’ olduğu iddiası oluşturuyor. ABD’nin bu tavrına, Türkiye ise her seferinde hem ret cevabı veriyor hem açık yüreklilikle karşılıklı arşivlerin araştırılması teklifinde bulunuyor. Bu yönüyle iki ülke ilişkilerinin hassas başlıklarından birini de bu mesele oluşturuyor.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)