TÜRKİYE, 24 HAZİRAN’DA YENİ SİSTEME GEÇECEK

Türkiye'yi Cumhuriyet tarihinin en köklü değişikliğine götürecek olan 24 Haziran seçimleriyle yeni dönemin ayak sesleri daha yakından duyulmaya başlandı. Peki, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi nasıl devreye girecek? Erken seçimin hukuki altyapısı nasıl siyasi bir tablo ortaya çıkarıyor?
Posted on Haziran 20, 2018, 8:08 am
FavoriteLoadingBeğen 20 mins

Erken seçim önerisi MHP lideri Devlet Bahçeli’den geldi. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Bahçeli’nin attığı bu adımın soncunda iki parti, yani AK Parti ve MHP anlaşarak erken seçim kararı aldı. Bu karar, Kasım 2019’da yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinin 24 Haziran 2018’de yapılması konusunda uzlaşmayla ortaya çıktı.

Hemen ardından TBMM AK Parti Grup Başkanı Binali Yıldırım ve MHP Grup Başkanı Devlet Bahçeli’nin yanı sıra 7 milletvekili, ‘Milletvekili Genel Seçiminin Yenilenmesi ve Seçimin 24 Haziran 2018 Tarihinde Yapılması Hakkındaki Önerge’ adlı dosyayı Meclis Genel Kurulu’na sundu. Önergenin 386 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesiyle hem Cumhurbaşkanı ve Meclis seçimlerinin bir arada yapılması hem de yeni hükumet sistemine geçişi hızlandırılmayı sağlayacak olan erken seçim sürecine girildi.

16 Nisan Referandumu’nda hükme bağlandığı üzere Cumhurbaşkanı ve TBMM seçimlerinin birlikte, 3 Kasım 2019’da yapılması kararlaştırılmıştı. Bu durumda anayasa, Meclis’in erken seçim kararı alma hakkını elinden almamış ve böyle bir karar alınması halinde aynı şekilde milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin birlikte yapılacağı yönünde adım atmıştı.

Erken seçimin hukuki altyapısı

Hukukçulara göre, erken seçimin hukuki altyapısını mevcut koşullarda yürürlükte olan 1982 Anayasası’nda aramak gerekiyor. Zira bu noktada anayasanın 77. Maddesi, Meclis’in görev süresinin dört yıl olduğunu ve bu süre dolmadan seçimleri yenileme, yani erken seçim kararı alma yetkisini hükme bağlıyor. Bununla birlikte seçimlerin ertelenmesi savaş sebebine (m. 78), Cumhurbaşkanı’nın TBMM seçimlerini yenileme yetkisi ise genel olarak ifade edilecek olursa hükumet kurulamaması şartına bağlanmış durumda. (m. 116.) Fakat anayasadaki ifadesi ile seçimlerin yenilenmesi kararının ise hiçbir şarta bağlanmadığı görülüyor.

Öyle ki Meclis her zaman kendi seçimlerini yenileme imkânını elinde tutuyor. Buradan hareketle hukuki olarak erken seçim kararının herhangi bir sebeple sınırlandırılmadığı çok rahat söylenebilir.

TBMM, seçimleri yenileme kararını ister ‘parlamento kararı’yla isterse de bu yönde bir kanun çıkararak alabiliyor. Dahası, böyle bir ortamda seçimlerin yenilenmesine karar verilen Meclis’in yetkileri, yenisi seçilinceye kadar da sürüyor (m. 77/son). Bugün bakıldığında 1982 Anayasası’nın kabulünden 2011 seçimlerine kadar hiçbir Meclis’in anayasadaki görev süresini tamamlayamadığına ve daima erken seçime gidildiğine şahit oluruz.

Burada küçük bir bilgi notunu paylaşmakta fayda var. 34 yıl sonra erken seçim kararı alınmadan, zamanında yapılan ilk seçimler 2011’de yapıldı. Dahası 2015 seçimleri de vaktinde gerçekleşti ancak yaz tatiline gelmemesi için seçim tarihi 7 Haziran’a alındı.

Diğer yandan seçimlerin erkene alınması kararını ‘baskın seçim’ olarak niteleyen bazı çevreler, anayasal ve yasal düzenlemelere göre de haklı çıkamıyor. Çünkü hukukçulara göre, anayasada erken seçim kararının alındığı tarihle erken seçimin yapılacağı tarih arasında herhangi bir süre sınırı öngörülmüyor. Bu noktada ne anayasada ne de seçim kanunlarında konuyla ilgili bir alt veya üst sınır bulunmuyor.

Dolayısıyla Meclis, Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekli hazırlıkları yapmak için ihtiyacı olan süre dahilinde uygulamada bir karşılığı bulunan herhangi bir tarihi erken seçim tarihi olarak duyurabiliyor. Neticede erken seçim kararı alan Meclis’in seçim hazırlıkları için gerekli olan süre içerisinde istediği kadar erken bir tarihi, seçim tarihi olarak belirlemesinin önünde hukuken bir engel bulunmuyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne geçiş

Hatırlanacağı üzere 16 Nisan 2017 Referandumu’yla toplam 18 maddeden oluşan 6771 sayılı kanun kabul edilerek anayasanın yaklaşık 70 maddesinde kapsamlı bir değişiklik yapıldı. Hükumet sisteminde tabir yerinde ise son yüzyılın en köklü yenilikleri gerçekleştirilerek yeni kanunla anayasanın yasama, yürütme ve yargıya ilişkin yapısı tamamen değiştirildi. Yapılan bu değişiklikler kapsamlı ve önemli etkileri olması sebebiyle hemen yürürlüğe girmedi ve 6771 Sayılı Kanun’un 18. maddesine göre sistemin devreye gireceği üç farklı tarih hükme bağlandı.

Bu tarihleri sıralamak gerekirse; birincisi 6771 Sayılı Kanun’un halkoylamasında kabul edildiği 16 Nisan 2017 tarihi, ikincisi birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarih ve üçüncüsü birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanı’nın göreve başladığı tarih…

Birinci aşama

Birinci aşama olarak kabul edebileceğimiz bu tarihlerden ilkinde, yani anayasa değişikliğinin kabul edildiği 16 Nisan 2017’de yargının tarafsızlığını bağımsızlık ilkesine ekleyen, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nu yeniden yapılandıran ve askeri yargıyı kaldıran hükümler ilk sırada olmak üzere yargıyı ilgilendiren değişiklikler yürürlüğe girdi. Yine aynı tarihte seçilme yaşını 18’e düşüren madde ve Cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisi ile ilişiğinin kesileceği ibaresini kaldıran hüküm de uygulanmaya başlandı.

İkinci aşama

Yine ikinci aşama olarak görülebilecek tarihi ise 6771 Sayılı Kanun gereğince birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başlangıcı oluşturuyor. Dolayısıyla 24 Haziran 2018 olarak belirlenen seçim tarihiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne ilişkin bazı hükümler de yürürlüğe girdi. Bu hükümleri birkaç başlıkta toplamak gerekirse bunlar; milletvekili sayısını 550’den 600’e çıkaran 75. madde; TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birlikte ve beş yılda bir yapılacağını düzenleyen 77. madde; Cumhurbaşkanlığı adaylığının koşullarını, aday gösterme usulünü ve seçimi düzenleyen 101. madde ile Cumhurbaşkanlığı seçim usulünü düzenleyen eski 102. maddenin kaldırılması şeklinde sıralamak mümkün… YSK’nın 26 Nisan 2018’de seçim takvimini açıklamasıyla yürürlüğe giren bu maddelerin bazılarının yeni haline göz atmak yerinde olacaktır.

Yeni sistemde süresi biten milletvekili yeniden seçilebilme imkânına sahip iken Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101’inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılacak. Maddenin kendisine bakalım:

MADDE 101- Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanı’nın görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Cumhurbaşkanlığı’na, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir. Seçim koşullarına bakıldığında Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona eriyor. Geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday ise Cumhurbaşkanı olma vasfına erişiyor.

Buradaki kritik detay ilk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü yapılacak oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi şeklinde gerçekleşir. Yine geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. Ancak oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması halinde, sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenir. Seçimlerin tamamlanamaması durumunda, yenisi göreve başlayıncaya kadar görev yetkisi mevcut Cumhurbaşkanı’nda kalır.

Üçüncü aşama

16 Nisan Referandumu’nda halktan onay almış Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, 24 Haziran’da sandıktan zaferle çıkacak olan ismin Cumhurbaşkanı sıfatıyla and içmesinin ardından tam anlamıyla devreye girmiş olacak. Buna göre 6771 Sayılı Kanun’daki hükümler ve bunların dışında kalan diğer bütün maddeler, birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanı’nın göreve başladığı tarihte uygulamaya girecek. ‘Cumhurbaşkanı’nın And İçmesi’ başlıklı anayasanın 103. maddesi “Cumhurbaşkanı görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde and içer” deniliyor. Anayasa’da geçen bu ifade ve kanunlardaki diğer hükümleri göz önünde bulunduran hukukçular, Cumhurbaşkanı’nın göreve başlama anının and içme olduğu konusunda hemfikir. Buradan hareketle anayasa değişikliği hükümlerinin ve Cumhurbaşkanlığı sistemine tam geçişin 24 Haziran seçimleri sonucu Cumhurbaşkanı seçilen ismin yemin etmesi anı olduğu söylenebilir.

Uyum yasaları ve yeni sisteme geçiş

Türkiye siyasal sisteminde yeni bir sayfa açacak olan anayasa değişikliği kapsamında 70’e yakın değişiklik yapıldı. Başta da belirttiğimiz gibi, 6771 Sayılı Kanun’un getirdiği yeni hükümler, hükumet sisteminde tepeden tırnağa değişiklikleri içerdiği kadar, ülkenin siyasal yapısı ve devletin idari organizasyonunu yeniden inşa edecek. Bu sebepten ötürü anayasa değişikliğine uyumlu bir şekilde, başta seçim kanunları olmak üzere Siyasi Partiler Kanunu, Meclis İçtüzüğü gibi siyasal nitelikle kanunlar ile Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu’nun kaldırılmasının ortaya çıkaracağı yeni duruma uygun idari şemayı oluşturacak ilgili kanunların yenilenmesi gerekiyor. Tüm bunları kapsayan uyum sürecini hızlandırmak ve gerekli hazırlıkları yapmak amacıyla bu yılın başında, 13 Ocak 2018’de uyum çalışmalarını yürütecek beş ayrı komisyon kuruldu. Beşten fazla üyelerden oluşan komisyonlar ‘Yürütmenin Yapılandırılması’, ‘Personel Rejimi’,

‘Siyasi Partiler ve Seçim Mevzuatının Uyarlanması’, ‘Yerel Yönetimler’ ve ‘Meclis İçtüzüğü’ şeklinde beş alanda çalışmak üzere görev paylaşımı yaptı. Bugüne kadar geçen dört aylık süre boyunca basına kapalı geçen komisyonların çalışmaları sonucu kamuoyuna açıklanmış somut metinler çıkmasa da çalışmaların belli bir aşamaya geldiği ve seçimin ardından uyum sürecinin hızlanacağı tahmin ediliyor. Kapsamı geniş düzenlemeler seçim ertesine bırakılsa da seçim sürecinin gerektirdiği bazı acil düzenlemeler hemen hayata geçirildi. Öyle ki hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 25 Nisan 2018’de TBMM’de kabul edildi ve aynı gün Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak Resmi Gazete’de yayımlandı. Ayrıca Cumhurbaşkanı’nın seçimi usulü yeni anayasa hükümlerine uygun bir şekilde ayrıntılı olarak düzenlendi. Anayasada yer almayan seçim takvimine ilişkin bazı ayrıntılar, siyasi partilerin ve seçmenlerin yüz bin imza ile aday gösterme usulüne ilişkin kurallar ile YSK’nın bu süreçteki görev ve yetkileri kanunla açıklığa kavuşturuldu. Daha öncede bahsettiğimiz üzere kanunda seçilme yaşı 25’ten 18’e indirildi, seçilecek milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkarıldı ve Meclis’in görev süresi dört yıldan beş yıla uzatıldı. Son olarak yurtdışı seçmenlerin yeni sistem çerçevesinde oy kullanmasını kolaylaştırıcı hükümler getirildi.

Partiler seçime nasıl katılacak?

Muhalefet partilerinin yaptığı erken seçim çağrılarına karşılık ülkedeki genel atmosferi göz önünde bulundurarak MHP ve AK Parti’nin el birliğiyle somut hale getirdiği erken seçim süreci, akıllara doğrudan siyasi partilerin yarışa nasıl katılacağı sorularını getirdi.

Bu noktada kriterleri belirleyen 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun, ‘Siyasi Partilerin Seçimlere Katılması’ başlıklı 36. maddesinde yer alan, “Siyasi partilerin seçimlere katılabilmesi için illerin en az yarısında oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunması şarttır. Bir ilde teşkilatlanma, merkez ilçesi dahil o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilat kurmayı gerektirir” hükmü öne çıktı.

Buradan bakıldığında, siyasi partilerin seçime katılması için bu maddede belirtilen koşulların, oy verme tarihinden en az 6 ay evvelki tarihte birlikte gerçekleşmesi şartı bazı partileri yarışın dışına itiyordu. Haliyle YSK bu kanunun ilgili maddesi uyarınca, partilerin, illerin en az yarısında oy verme gününden yani 24 Haziran 2018’den en az 6 ay önce teşkilatını kurup kurmadığını ve büyük kongrelerini yapıp yapmadığını inceledi. Bu koşulları sağlayan partilerin seçimlere girme yeterliliğine sahip olduğu belirlendi ve bu liste, Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle ilan edildi. YSK, 24 Haziran’da yapılacak seçime AK Parti, BTP, BBP, CHP, DP, HDP, İYİ Parti, MHP, Saadet Partisi ve Vatan Partisi’nin girebileceğine karar verdi.

CHP’li 15 vekilin bir gecede partisinden istifa ederek İYİ Parti’ye geçmesi normal şartlarda bu durumun öncesinde Meclis’te grubu bulunmadığı için seçime katılması mümkün görünmeyen bu parti için sandığın kapılarını araladı. Zira siyasi partiler kanununa göre, bir partinin seçime katılabilmesi için teşkilatlarını tamamlayıp büyük kongrelerini yapması ya da TBMM’de grup oluşturması gerekiyor.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)