PROF. DR. MAHMUT DOĞAN

PROF. DR. MELİH BULU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, akademik yıl açılışında üniversite ve özel sektör işbirliğine özel bir vurgu yaptı. Türkiye’de bu konuda pek çok yerel çalışma olmakla birlikte özellikle 2013 yılından bu yana TÜBİTAK’ın desteğiyle önemli girişimlerde bulunuldu. Üniversitelerdeki bilgi birikimi ve teknolojinin, uygulamayı taahhüt eden kuruluşların ihtiyaçları doğrultusunda, ürüne ya  da hizmete dönüştürülerek sanayiye aktarılmasının yolu açıldı.

 

TÜBİTAK tarafından projelendirilen çalışmada “Müşteri Kuruluş” adı verilen özel sektör temsilcileri, “Yürütücü Kuruluş” olarak adlandırılan üniversite ya da kamu araştırma merkez ve enstitüsü ile bir “İşbirliği Sözleşmesi” imzalayarak faaliyeti başlatıyor. Sözleşme çerçevesinde Yürütücü Kuruluş tarafından yapılacak yeni ürün üretimi mevcut ürünün  geliştirilmesi,  iyileştirilmesi,  ürün  kalitesi  veya standardının yükseltilmesi TÜBİTAK ve Müşteri Kuruluş tarafından ortaklaşa olarak sağlanıyor.

Bu yöntemle üretilen pek çok ürün bugün sanayinin ihtiyaçlarını karşılıyor. Özel sektör ve üniversite işbirliği alanında önemli çalışmalara imza atılan illerimizden biri de Anadolu’nun sanayi ve ticaretteki kalbi Kayseri. Erciyes Üniversitesi bünyesinde kurulan Teknopark, bu alanda öncü bir rol üstlendi. Geçen ay 10. yılını kutlayan Erciyes Teknopark önüne daha pek çok proje koydu.

İşbirliğini koordine eden kurumlar

Erciyes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Mahmut Doğan, hem Türkiye genelinde hem de Kayseri özelinde özel sektör ve üniversite işbirliği konusunda önemli bilgiler verdi. İşbirliği çerçevesinde devletin kurumları arasında nasıl örgütlenme sağlandığını anlatan Doğan şunları söyledi: “Kayseri’de üniversite ve sanayi arasında nasıl işbirliği yapabileceği konusunda araştırma yaparken ilk olarak KOSGEB’i tanıdım. Daha sonra TÜBİTAK- TEYDEB (Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı) ile yine üniversite-sanayi işbirliğinin nasıl gerçekçi olarak sağlanabileceğini gözlemledim. Kalkınma Ajansları, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, KOSGEB, Teknoparklar, Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO) bu çalışmaların köşe taşları oldular. Sayısı 700’e yaklaşan Ar-Ge Merkezleri bu konuya verilen önemi gösteriyor. Bunların dışında şimdi Tasarım Merkezleri de kurulmaya başlandı. Diğer taraftan Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesindeki TAGEM’in de ülkemizdeki öncelikli alanları belirleyerek proje çağrıları var. Üretilen projelerde bir akademisyenin danışmanlığı zorunlu kılındı.”

İlk proje Kayseri Şeker Fabrikası’na

Üniversite-sanayi işbirliği ile ilgili kendi çalışmalarından örnekler veren Doğan şöyle devam etti: “8 yıl önce bir yüksek lisans öğrencime diyet gıda lifi üretimi konusunda tez hazırlattık. Ardından meyve posalarından diyet gıda lifi üretmeyi başardık. Bu tezden sonra öğrencimiz yüksek mühendis unvanını kazandı. Ancak bu çalışmanın sanayi ayağını oluşturamamıştık.

Yani çalışmamızın sonuçlarını o zaman sanayicimize aktaramadık. Aradığımız fırsatı 2015 yılında bulabildik. Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş’ye, Erciyes Teknopark olarak Ar-Ge merkezi kurdurduktan sonra lif projemizi de anlattık ve TÜBİTAK TEYDEB 1501 programına çalışmayı projelendirdik.

Nihayet projemiz desteklendi ve Kayseri Şeker Fabrikası’na, şeker üretim artığı olarak çıkan şeker pancarı posasından gıda lifi ürettik. Burada pilot bir üretim hattı kurarak projeyi başarılı bir şekilde tamamladık. Genel olarak bakıldığında şeker 3 TL/kg, gıda lifi ise yaklaşık 15 TL/kg’dır. Ülkemizde diyet gıda lifleri hâlâ ithal edilmektedir.

Bu ithalatın önüne ancak kendi öz kaynaklarımızı kullanarak geçebiliriz. Aynı artık maddeden pektin üretim projesi de yaptık ve bu projemiz de desteklendi. Bu katkı maddesi de ithal edilen ürünler arasında.  Yaklaşık olarak kilosu 60-90 TL arasında satılıyor.

Sonuç olarak, 63 yıldır şeker pancarı posası hayvansal yem olarak değerlendirilirken, şimdi önemli bir katma değer sağlayacak iki doğal katkı maddesine dönüşmüş durumda. Ülkemizin ekonomisine, gıda sektörüne önemli bir katma değer sağladık.”

KAYSERİ ŞEKER FABRİKASI VE ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İŞBİRLİĞİYLE ŞEKER PANCARI POSASINDAN GIDA LİFİ ÜRETİLDİ.

Ar-Ge işbirliği yetersiz

Üretim ve araştırma geliştirme açısından Türkiye’de sanayinin üniversitelerden yeterince yararlanamadığını belirten Doğan şöyle devam etti:  “Ülkemizdeki önde gelen üretim firmaları AR-GE konularında yurtdışından destek alarak daha kolay çalışıyor.

Bunun nedeni sanayicilerimizin üniversite araştırmacılarına yönelik güvensizliği ve mevcut sorunları çözme konusunda yaşadıkları tereddütler. Örneğin gıda sektöründe karşılaştığımız bazı gerçekler böyle düşünmemize sebep oluyor. Özellikle gıda katkı maddeleri konusunda pazar konumundayız.

Neredeyse hiçbir katkı maddesini üretemiyoruz. Renklendirici, tatlandırıcı, kıvam artırıcı, antimikrobiyal madde, fenolik madde, asitlik düzenleyiciler, aroma vs. gibi benzeri maddeleri ithal ediyoruz. Bununla beraber üniversitelerde yapılan çalışmalara bakıldığında birçok yüksek lisans ve doktora tezinde bu katkı maddelerinin öz kaynaklarımızdan üretildiğini görebiliyoruz.

TÜBİTAK önderliğinde kurulan ve desteklenen Teknoloji Transfer Ofisleri TTO’lar bu konuda üniversite sanayi işbirliği birimi ile (ÜSİ) üniversitelerimizdeki yetenekli akademisyenleri tespit edip uygun sanayi projeleri ile eşleştiriyor. Bu ortaklıklar giderek artıyor. Kurulan Ar-Ge merkezleri projeler üretmek zorundalar ve her bir projede akademisyen danışmanlığı aranıyor. Diğer taraftan TÜBİTAK TEYDEB 1501 ve 1505 programlarının da akademisyenlerin fikirlerini sanayimize aktarmada önemli katkısının olduğunu görüyoruz. Ayrıca yeni işbirliği yollarının araştırılması ve bulunması önemli olacaktır.

Meslek yüksek okulları iyi durumda

Reel sektör ve üretim açısından meslek yüksek okulları da önemli kurumlar. Peki meslek yüksek okullarından gelen kalifiye elemanlar üniversite ve sanayi işbirliği açısından nasıl değerlendiriliyor. Doğan bu konuda şunları söylüyor: “Bu hususta yeni bir fikir ortaya atıldı; meslek yüksek okullarının organize sanayi bölgesine taşınması ve sanayi ile iç içe olması.

Ben 10 yıl kadar bir süre meslek yüksek okullarında ders ve uygulamalar yaptım. Bu konuda bazı deneyimlerim oldu. Bu alanda durum iç açıcı diyebilirim. Çünkü derslerimizin dışında uygulama ve pilot ölçekli üretimlerin bulunması öğrencilerin yetişmelerinde çok etkili oluyor.

Örneğin dondurma, beyaz peynir, tereyağı, kaşar peyniri, krema üretimi, sucuk, sosis, pastırma gibi ürünlerin üretiminde ve kalite kontrollerinde deneyler yapılıyor, öğrenciler gerektiği gibi yetiştiriliyor. Bununla beraber sanayi içerisinde daha sıkı bir uygulama alanı bulunursa ve öğrenciler sanayici ile eşleştirilirse daha kolay istihdamlar ortaya çıkabilir. Bunun için başlangıçta belki pilot uygulamalara fırsat verilmeli ve bu hususta ne olabileceği gözlenmelidir. Sanayicilerimizin ara elemana ihtiyacının olduğunu sürekli işitiyoruz, bu konuda talepler alıyoruz.”

Meslek eğitimine yeni format

Meslek yüksek okullarını ve lise düzeyinde meslek eğitimini cazip hale getirmek için acil adımlar atılması gerektiğini belirten Doğan şunları söyledi: “Eğitimlerinin en az yarısının uygulamalı olması ve sahada yapılması gerekiyor. Bununla birlikte sanayici ile de eşleştirmeler yapılmalı. Sanayi ayağında bulunan mühendislerin ders ve uygulama yaptırmasına fırsat verilmeli. İstihdam için ücret politikaları ve yetkilendirmeler konusunda iyileştirmeler de şart. Başarılı projeler üretebilecek eğitim araçları bulunmalı ve özendirme ödüllendirme ile gerçekleşmeli. En önemlisi de insanların potansiyelleri ve sevdikleri mesleklerin tespiti.

Akademisyen firmaları artmalı

Anadolu’nun en önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri olan Kayseri özel sektör-üniversite işbirliğinde başı çekiyor. Erciyes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı olan ve üniversite-sanayi işbirliğinde pek çok projeye imza atan Mahmut Doğan bu çalışmanın boyutlarıyla ilgili önemli bilgiler verdi: “Erciyes Teknopark bünyesinde mevcut 210 firmanın 52 tanesi akademisyen firmasıdır. Bu akademisyen firmalarında toplam 90 adet bilim insanı çalışıyor.

Diğer taraftan Erciyes TTO ve ÜSİ aracılığıyla danışmanlık yapan akademisyen sayısı yine yaklaşık 50 civarında. Ancak bu sayısal verilerin çok yeterli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü iki binin üzerinde akademisyeni bulunan bir araştırma üniversitesinde en az 300-500 kişinin Erciyes Teknopark bünyesinde aktif olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun için sanayicimize de çok iş düşüyor. Bugüne kadar kurulan sekiz adet AR-GE merkezinin önümüzdeki yıllarda kademeli olarak artması ve en az 50 AR-GE merkezi veya tasarım merkezi kurulması gerek. Devletimizin desteklerinin süründürülmesine ve artırılmasına çok büyük ihtiyaç var. Kayseri ili sanayisi çok dinamik ve sürekli gelişim içerisinde. Şehir sürekli büyüyor.

Organize sanayi bölgelerimiz artıyor ve sürekli gelişiyor. Mevcut üç adet üniversitenin dinamiklerine bakıldığında araştırma ve geliştirme potansiyelinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Ancak bu potansiyelin akademisyen ve sanayicimiz yönünden de keşfedilmesi ve ortaya çıkarılması gerekli. Birçok akademisyen kendi potansiyelinin farkında değil veya özgüven eksikliği yaşıyor. Girişimcilik ruhunu geliştirmek önemli.”

Rekabet işbirliğini zorunlu kıldı

Özel sektör ve üniversite işbirliği konusunda çalışmalar yapan İstinye Üniversitesi’nin rektörü Melih Bulu, dünyadaki rekabet şartlarının bu işbirliğini zorunlu kıldığını söyledi. Melih Bulu’nun görüşlerini şöyle anlattı: “Üniversitelerin görevi bilgi üretmek. Bilgi herkes için önemli ama özel sektör için daha da önemli. Çünkü, özel sektör dünyada rekabet halinde. Her geçen gün bu rekabet şartları daha da zorlaşıyor. Bunun için bilgiye, son bilgiye sahip olmak çok önemli. Ve burada da özel sektörün üniversite ile işbirliği yapması gerekiyor ki en son üretilen bilgiye sahip olunsun. O yüzden özel sektörün içinde rekabet olmazsa olmaz. Peki üniversite bu işten ne kazanıyor? Üniversite hangi problemlerle uğraşması gerektiğini özel sektörden öğreniyor. Yani doğru problemleri bulabiliyor. Böyle simbiyoz bir işbirliği var. Burada benim gördüğüm kadarıyla iki tarafın da üzerine düşen, yapması gereken işler var.

Üniversitenin bir kere özel sektöre iş yapan, özel sektör için çalışan hocaların önünü açması gerekiyor. Diğer taraftan özel sektör ne yapmalı? Özel sektör de hocayı şöyle düşünüyor: Üniversite hocanın maaşını veriyor ben de bir kaynak vermeyeyim diye düşünüyor. Akademisyenler, araştırmacılar işletmenin bir problemini çözüyorsa mutlaka onun karşılığının da olması lazım.”


Girişimcilik Fabrikası

Özel sektör ve üniversiteler arasında köprü oluşturan çalışmalardan birini de Özyeğin Üniversitesi gerçekleştiriyor. Özyeğin Üniversitesi bünyesinde kurulan Girişim Fabrikası teknoloji alanında yüksek potansiyelli, sürdürülebilir işler kurmak isteyen tekno-girişimcileri fikir aşamasından ürün lansmanı aşamasına kadar destekleyen iş hızlandırma programı girişimcilere destek veriyor. Geçtiğimiz yıl Maker Studio adında yeni bir hızlandırıcı programıyla donanım geliştiren ve tasarlayan girişimcileri destekleyen Girişim Fabrikası, Kalkınma Bakanlığı, Özyeğin Üniversitesi ve İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle Nesnelerin İnterneti (IOT), giyilebilir teknolojiler, 3D yazıcılar, 3D yazıcı malzemeleri ile otonom sistem ve araçlar üzerinde çalışan girişimcileri destekledi. Programa kabul edilen girişimlerin tümü pazar ve müşteri geliştirme, zincir yönetimi/dağıtım/ planlama, finans/ fiyatlandırma, pazarlama konularının işlendiği beş haftalık bir eğitim programına alındı. Süreç sonunda Girişim Fabrikası Maker Studio yönetim kuruluna sunum yapan ve kurulu ikna etmeyi başaran girişimler, üç aylık kuluçka programına katılma hakkı kazanıyor.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)