KONYA’DA BULUNAN SELÇUKLU ESERİ KARATAY MEDRESESİ TÜRKLERİN ANADOLU’DAKİ KÜLTÜREL HAKİMİYETİNİN SEMBOLLERİNDEN BİRİ OLARAK HÂLÂ AYAKTA.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Mayıs 2017’de İstanbul Ensar Vakfı’nın 38. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında AK Parti’nin 14 yıldır iktidarda olduğunu ancak sosyal ve kültürel alanda iktidar olamadığını söylemişti. Erdoğan, o konuşmasında “Biliyorsunuz siyasi olarak iktidar olmak başka bir şeydir. Sosyal ve kültürel iktidar ise başka bir şeydir. Biz 14 yıldır kesintisiz siyasi iktidarız. Ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var” demişti. Sevindirici, ümit verici gelişmeler de yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İmam Hatiplere olan ilginin artması; tüm okullarda Kuran-ı Kerim, Siyer-i Nebi, Osmanlıca gibi derslerin seçmeli olarak okutulması başlı başına çok güzel şeyler. Bununla birlikte ülkemizin ihtiyacı, milletimizin talebi, bizim hayalimiz olan nesillerin yetiştirilmesi konusunda hâlâ pek çok eksiğimiz bulunuyor” diye devam etmişti.

Dilden, tarihe kadar birçok alanda “Ecdadımıza ve kültürümüze duyulan husumetin ürünü bir yaklaşımla hazırlanmış olan müfredatlar daha yeni yeni değişiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söylemişti: “Medyadan sinemaya, bilim teknolojiden hukuka kadar pek çok alanda hâlâ en etkin yerlerde ülkesine ve milletine yabancı zihniyetteki kişilerin, ekiplerin, hiziplerin bulunduğunu biliyorum. Açıkça söylemek gerekirse bu durumdan da büyük üzüntü duyuyorum.” Türkiye’de İktidar dergisi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kültürel iktidar olamadık” sözlerinden hareketle yazar, akademisyen ve gazetecilere “Nasıl kültürel iktidar olunabilir” sorusunu yönelttik. İşte o cevaplar:

“Kültürün rekabet ortamında serbestçe gelişip üretilebilmesiyle mümkün.”

Yazar Beşir Ayvazoğlu: Kültürel iktidar olmak, kanaatimce, kültürün rekabet ortamında serbestçe gelişip üretebileceği, farklı kültür, sanat ve edebiyat anlayış ve arayışlarının da kendilerini rahatça ifade edebilecekleri imkân ve şartları hazırlamakla mümkün. Totaliter ve otoriter rejimlerde kültür hayatı devlet eliyle tanzim edilmek istenmiştir. Bu amaçla teşkil edilen kurumların yaratıcı olamadıklarını, tam aksine, kuruldukları devrin şartları değiştiğinde ayak bağı olduklarını yaşayarak öğrendiğimizi sanıyorum.

“Kültür, canlı ve daha çok sokakla ilgili bir şeydir.”

Yazar Sadık Yalsızuçanlar: Kültürel olanla iktidar arasındaki ilişki, bugün artık geçen yüzyıldaki gibi gerçekleşmiyor. Siyasal/bürokratik seçkinler, belirli bir kültürü, iktidar aygıtlarıyla topluma empoze etmeye çalışabilirler. Bu, bir yere kadar veya bir ölçüde onların hakkı görülebilir. Ama unutmayalım kültür son derece dinamik, canlı ve daha çok sokakla ilgili bir şeydir. Kültürün doğal karakteri, özgür biçimde uç verip gelişmesi, zenginleşmesi, çeşitlenmesidir. İktidarın yapması gereken, yeterince kendini ifade kanalı bulamayan kültürlerin önündeki iletişim engellerini ortadan kaldırmak, onların hissetmeyeceği biçimde destek olmaktır. ‘Kültürel iktidar’ tabirinin, günümüz dünyası için anlamı artık eski kabullerimizi gözden geçirmemizi zorunlu kılar biçimdedir. Nasıl kültürel iktidar olunabilir

“Kültürel iktidar olamadık, çünkü kültür sana değil sen kültüre hizmet ediyorsun.”

Yazar Rasim Özdenören: Kendi kültürünün temel rükünlerini benimsek suretiyle olabilir. Bu mevcut kurulu düzen içerisinde müzeleri ihya etmekle, sinemaya, tiyatroya, operaya para yatırmakla olmaz bu iş. Yani sondan başa gidemezsin. Bazı arkadaşlar “İslam medeniyetini ihya etmemiz lazım, o zaman düzeliriz” diyor. Biz de diyoruz ki sen Müslümanca yaşarsan o yaşantı kendi sonuçlarını getirir. İhtiyaçlar kültürü doğurur. Su içme ihtiyacı çanağı getirir. Yoksa çanak var diye su içmeyiz. İmdi, ben bir çanağı ağaçtan, metalden, gümüşten, altından yapabilirim fakat onu süsledikçe, ben ona hizmet etmeye başlarım. Bize sadelik öneriliyor. Sade yaparsan o sana hizmet eder, süslersen pahasını artırırsan sen ona hizmet edersin. Mesela Selatin camilerine hizmet ediyoruz. İçi boş duruyorlar. Aman yıkılmasın diye hizmet ediyoruz. Süleymaniye orada duruyor, orada namaz kılınmadıkça fonksiyonu yok. Boş binaya hizmet ediyorsun. Kültürüne hâkim olursan kültürel iktidar olursun. Kültürde iktidar olamadık, diyorsak sebebini burada aramalıyız. Olamazsın ki. Kültür sana değil, sen kültüre hizmet eder pozisyonda duruyorsun.

“Çağdaş uygarlık düzeyine yetişeceğiz klişesi yerine oradan geldiğimizi ve fetret nedeniyle tedaviye muhtaç olduğumuzu görmemiz gerekiyor.”

Yazar Hayati İnanç: Tabii sualinizin gelişinden belli ki, siyasi iktidar bu memleketin, bu toprağın değerlerine sahip olan çoğunluk tarafından hemen hemen kesintisiz elde tutulabiliyorken, kültürel iktidar ne yazık ki hiç ona geçmiyor. Yani başkaları kültürü tayin ediyorlar. Başkaları modayı tespit ediyorlar. Ve çoğunlukta buna uyuyor sanki. Sualiniz bu ıstırabı içeriyor sanki. Nasıl elde edilebilir? Şimdi şöyle bir ipucu üzerinden gidilebilir. 1921 yılında Türkiye’ye gelip 51 sene Osmanlı kütüphanelerinde tetkikat yapan İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, lütfen dikkat 50 yıldan fazla Osmanlı kütüphanelerini inceleyip ayrılıyor ülkeden. Yazdığı kitaplar kendi boyunu aşıyor. 1975’te vefat etti. Sorulduğu zaman. Üç kütüphanede ömür geçirdi. Beyazıt, Nuriosmaniye ve Süleymaniye. “Ne aradınız” diye sorulduğunda özet bir cevap veriyor. “Şair Baki’nin memleketinde bulunduğun yeter bu şehri elimizden alan Sultan Fatih, altı yabancı dil bilen bir münevverdi.” Onun vefatından sonra da 40 yıldan fazla bir zaman geçti, bizim aydınlarımızın bile yoğun bir faaliyete değer bulup bulmadıkları yani sorulmaya layık bir soru olarak duruyor.

Kendi elimizde olan her şeye yazısından, harfinden tutun artık kütüphanelerimizi dolduran, saymakla bitmez Türkçe eserlere vakit ayıramayan, teveccüh etmeyen, dönüp bakmayan bir okumuşlar ordusu ile karşı karşıyayız. Tabii burada bir terslik var. Bizim evvela çağdaş uygarlık düzeyine yetişeceğiz falan gibi neden bahsettiği anlaşılmayan klişeleşmiş düşünce kalıpları yerine, esasen oradan geldiğimizi ve esasen belirleyici pozisyonda olduğumuzu ve fakat uğradığımız bir fetret sebebi ile şaşkınlık içerisinde kendisiyle de bozuşmuş vaziyette tedaviye muhtaç olduğumuzu görmemiz icap ediyor. Akılda kalsın diye formüle ederek söyleyeyim, bu coğrafyada aynı din, aynı dil, aynı devlet, aynı millet, aynı vatan üzere 1040’tan bu yana bulunuyoruz. Evvela bunu tespit etmekle, bunu rahatça bir görmek lazım. Yani devleti yöneten bir numara üzerinden gidecek olursak; Tuğrulbey’den başlayan Alpaslan’la Melikşah’la devam eden ve günümüz itibarıyla da 75’incisinin görev başında olduğu 1000 yıllık bir hikâyedir bu. Yani zihnimizi şöyle bir yoklayacak olursak; hep tarihimizi, düşünce ufkumuzu, çok çok bir yüzyılla sınırlayan bir okuma sürecinden geçtik. Yani edindiğimiz diplomalar bize verilirken, alıştırıldığımız düşünce tarzı bu. 1000 yılı görmezden gelip yüzyılla sınırlanan bir tarih anlayışı elbette birçok şeyi de beraberinde götürüyor. Bizim bunu görerek meseleye bakmamız lazım. Dün gelmedik, hayli eskiyiz. Bir defa bu bölgede tarihi tecrübe sahibi, imparatorluk birikimi olan muhtelif kültürleri çatı altında yaşatma becerisine ve tecrübesine sahip olan çok fazla devlet yok. Şüphesiz biri bizimki. O halde bizim moda deyişle çok sevmediğim bir ifade olan özgüvenle ve sorumluluk bilinci ile bizden ümit bekleyenleri de katiyen unutmadan okumamız ve çalışmamız gerekiyor.

“Üç yüzün üzerinde büyük şirket var. Yönetim kurullarına birer kültür sanat adamı atansa meselenin kahir ekseriyeti çözülür.”

Yazar İskender Pala: Bana göre kültürel iktidar devletin değil, milletin sorumluluğudur. Yani hükumet politikalarıyla değil, sivil anlayışla başarılabilir. Marks “Sanat paradır!” demişti. Osmanlı aynı anlamda “Sanat saltanattır!” dedi. Buradaki sanat kelimesini kültür olarak anlamaya mani bir şey yoktur. Bu durumda Türkiye’nin kültür ve sanat ile zenginliği buluşturması acil öncelik olmalıdır. Maalesef Türkiye’mizde paranın sahipleri (holdingler, şirketler, tröstler vs.) kültür ve sanata uzak, kültür ve sanat sahipleri ise zengin değildir. Bu ikisinin buluşması mümkündür. Ülkemizde üç yüzün üzerinde büyük şirket mevcuttur. Bunların yönetim kurullarına birer kültür sanat adamı atandırılması halinde meselenin kahir ekseriyeti çözümlenmiş, ülkemizin kaybettiği medeniyet inşası için ilk kapı aralanmış olacaktır. Bir an bankaların, devlet kurumlarının (BDDK, THY, TCDD, RTÜK, YÖK, SEK, BDK, TOKİ, KİPTAŞ vb.), spor kulüplerinin, iş dünyası teşekküllerinin (ASO, İTO, İSO, GYO vb.), özel holdinglerin (Kale, Sabancı, Ciner, Doğuş vb.), üniversitelerin, telefon operatörlerinin (Türkcell, AVEA, Telekom vb.) taşımacılık sektörünün, vakıfların, derneklerin vs. yönetim kurullarında hattatlar, ressamlar, sinemacılar, neyzenler, şairler, yazarlar, tiyatrocular veya ses sanatçılarından birer temsilcinin yer aldıklarını farz edelim; hepsi kendi alanlarında senede asgari bir yatırıma kapı aralasa, görev aldıkları kuruluşların himayesinde bir etkinlik gerçekleştirse, bir festival düzenlese, bir beste yapsa, bir film çekse, bir kültür merkezi kursa, bir müze oluştursa, bir tiyatro üretse, bir sergi açsa, bir, bir… TOKİ’nin yönetim kurulunda bir ressam olsa evlerimiz daha güzel, spor kulüplerinin yönetim kurullarında bir kültür adamı olsa tribünlerdeki seyirci daha nazik, THY’nin yönetim kurulunda bir sanat tarihçisi olsa yerli ve yabancı yolcularımız bizim medeniyetimizin daha bir aşinası olmaz mı? Şehirlerimizde kültür ve medeniyet bilincini kalkındıracak, yönetecek ve müzaheret edecek kültür kurulları bulunsa kötü mü olur? Velhasıl hem medeniyetimizin hem tarihimizin hem dinimizin hem de kimliğimizin kültür ve sanat eserlerine dönüşerek bütün dünyaya ihraç edilme çağı bu çağdır. Bunun için, sözgelimi Sayın Cumhurbaşkanımız ekonomiye yön veren yukarıdaki teşekküllere, yönetim kurullarında sanat veya kültür adamı istihdamını tavsiye etse yahut buna dair bir kanun maddesi ihdas ettirilse, inanıyorum ki pek çok kuruluş kendi fikirlerine, düşüncelerine ve anlayışlarına göre istedikleri sanatçı veya kültür adamını yönetim kurullarına alacaklar ve belki de kültürel iktidar buradan başlayacaktır. Her daldan ve her alanda sivil kültürel iktidar.

“Kültürel iktidar tesis edilemez. Çünkü İslamcı düşünürler Osmanlıyı seviyor ama ruhuna düşman.”

Araştırmacı Yazar Yrd. Doç. Dr. Sait Başer: Sayın Cumhurbaşkanımızın o konuşmasını duyduğum gün içim cız etmiştir. Çünkü kültürün macerası hakkında maalesef fikri yok. Birisinin Cumhurbaşkanı’na bunu anlatması lazım. Anlatmak isterdim doğrusu. Kültürel iktidar tesis edilemez; çünkü İslamcı düşüncenin sözcüleri Osmanlı’yı seviyor ama ruhuna düşman. Divan şiirinde bir tane müceddidi şair yok. Bir tane müceddidi bestekâr yok. Bırakın bestekârı “Müzik haramdır” demekten yeni vazgeçtiler. Felsefe aleyhtarlığı bunların kadro kaynağı olan birçok mahfilde dipdiri duruyor. Bu anlayışla hangi kültürel iktidar kurulacak? Kendi kültürüne önce dost ol, sonra onun iktidarı gelir.

“Önce gerçek dilimizi, edebiyatımızı, sanat yapma saiklerimizi keşfetmemiz gerekiyor.”

Yazar D. Mehmet Doğan: Kültürel iktidar olalım demekle kültürel iktidar olunmaz! Kültür uzun süreçler içinde ortaya çıkan, değişen veya yenilenen bir manevi unsurdur. Fikir, edebiyat, müzik, sanat, estetik bir üst kültür alanı oluştururken, günlük hayatla ilgili pratikler de alt bir alan meydana getirir. Bu ikisi birbiriyle ilişkilidir her zaman. Bir ülkenin alt kültür alanın değişmesi kolaylıkla takip edilebilir. Üst kültür alanında bu kolaylık yoktur. Türkiye, 20. yüzyılın başında ciddi kültürel sarsıntılara maruz bırakılmıştır. Alfabesi değiştirilmiş, diliyle oynanmış, bütün bir kültür oluşturucusu dini devre dışı bırakılmıştır. Bu durumda büyük kültürel hamleler beklemek abestir. Türkiye’de aydınlar bir asırdır hazır sermayeyi tüketiyorlar. Tercüme kültür, taklit kültür unsurları ağır basıyor. Yeni ve güçlü bir hamleye ihtiyacımız var. Önce gerçek dilimizi, edebiyatımızı, sanat yapma saiklerimizi keşfetmemiz ve heyecanımızı kaybetmeden yeni şeyler ortaya koymamız gerekiyor. Türkiye’nin kültürel iktidarı, yani tek parti döneminde oluşturan yapılar köhnedi. Fakat yerine ne konulacağı konusunda değil bir şeyler yapmak, düşünülmüş bile değil. Kültürel alanın tanzimi ekonomiye yön vermeye benzemez. Bu hususları düşünmek, tartışmak ve yeni kültürel dinamikleri ortaya çıkarmak zorundayız.

“Akli bilimlerin önünü kapamak suretiyle kültürel iktidarı temin etmek mümkün değildir.”

Hoca Ahmet Yesevî Vakfı Başkanı Erdoğan Aslıyüce: Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Kültürel iktidar olamadık” ifadesi doğru hem de dosdoğru bir tespit; hem de cesaretle. Türkiye’miz kültürel iktidar olabilmek için uhrevi âlemle ilgili bilgilerin yanında müspet ilimlerde yan yana at başı gitmedikleri takdirde -baştan gözden geçirilerekaynen tek ayaklı insan gibi olur. Bilgide, teknikte, teknolojide; aklı ihmal ederek, akli bilimlerin önünü kapamak suretiyle kültürel iktidarı temin etmek mümkün değildir. Her türlü bilgi, tüm kesit ve derinliğiyle bize yön vermeli, bize hakkıyla vasıta olmalı. “Yarabbi ilmimizi arttır” ayetine muhatap olalım, bunu niyaz edelim.

“Kültürel iktidar olmak için yeni ve daha ileri kültürel ürünler üretirsiniz.”

Gazeteci-Yazar Oral Çalışlar: Bu, ısmarlama olacak bir şey değil. Kültürel iktidar olmak için yeni ve daha ileri kültürel ürünler üretirsiniz. Daha yaratıcı şeyler koyarsınız toplumun önüne, o zaman kültürel iktidar olursunuz. Siz Orhan Pamuk’un, Yaşar Kemal’in yerine başka birini koyabilir misiniz? Koyamazsınız. Koyamadığınız zaman da ısmarlama dindar bir Orhan Pamuk yaratamazsınız. Bu yüzden böyle bir rekabete gerek yok. Bir ülkenin birikimi neyse esas kültürel merkez orası olur. Müslüman olmuş, dindar olmuş, dinsiz olmuş, seküler olmuş, bunu kültürel hegemonya için bir ölçü olarak görmemek gerekir. Esas ölçü yaratıcılık. Siz Müslüman ülkelerde her şeyi yasaklamışsınız, her şeyi suç ve günah diye kabul eden hegemonyacı bir kültür kurmuşsunuz. O zaman oradan nasıl yaratıcı bir kültür çıkacak. Çünkü yaratıcılık aykırılık demek. Yaratıcılığın en önemli özelliklerinden biri, baskı olmaması. Toplumsal, kültürel ve devlet baskısı olmaması, teşvik edici, onun önünü açıcı imkânların olması. Şimdi Amerika neden dünyanın bütün yaratıcı insanlarını çekiyor. Çünkü en kıymet gördükleri yer orası.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)