KÜLTÜR-SANATTA 2018 VİZYONU

Posted on Ocak 06, 2018, 5:21 pm
FavoriteLoadingBeğen 34 mins

NEJAT BİRECİK
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü
Türk tiyatrosunu dünya ülkelerine taşımak için çalışmalar yapıyoruz.

Türk tiyatrosu dünyaya açılacak

Türkiye’nin coğrafyasında temsil ettiği kültürel miras açısından 2018 yılından beklentiniz nedir?

Türkiye’nin bu coğrafyada, kültürel alandaki pozisyonu ile ilgili ne kadar konuşulsa azdır. Selçuklu ve Osmanlı’nın mirasını bir kenara koysak dahi, sadece Anadolu bile bölgenin kültürünü domine etmiştir.

Gelgelelim, belli güdülenmelerden kaynaklı komplekslerimiz yüzünden bununla ilgili övünme ve tüm bu kompleksleri aşmış bir şekilde kültürümüzün üzerine çalışmalar yapma fırsatını henüz yakalıyoruz. 

İçinden geçtiğimiz gelişmeler ışığında sanatçılar neye yönelmeli, neyi öne çıkarmalı?

Hani meşhur lakırdı ve tartışmadır. Sanat sanat için midir, yoksa toplum için midir? Tamamen yapay bir tartışmadır ve bizim ülkemizde çok tutmuştur.

Ben bu soruya beklenen cevabı vermeyeceğim ve şöyle diyeceğim: Sanat, hayat içindir. Şimdi hayata bakalım. Ne var hayatımızda, yalanlar, kandırmacalar, bizdenmiş gibi görünüp, bizim altımızı eşeleyenler, canımıza kastedenler… Şimdi hangi sanat bunlara gözünü kapayabilir? Sanat tüm bunları kendi estetiği içinde ifade eder, güzel olan da budur.

Devlet Tiyatrosu, bu devletin ve milletin tiyatrosudur ve onun hayatında ne varsa bizim tiyatromuzun da konusu budur. Hasılı, tiyatro hayatımızı öne çıkarmalıdır ve 2018’de de daha sonra da bundan hiç vazgeçmemelidir.

Kültür ve sanata devletin teşvikleri konusunda yeni yıldan ne bekliyorsunuz?

Ülkemizin sanat-estetik üreten ödenekli kurumlarının, restorasyonu ve reformu gecikmiştir. Bunun, dünya örnekleri gözetilerek, ama mutlaka Türkiye’nin dizgeleriyle yapılması gerekiyor. Konunun geldiği noktada, doğru zaman ve ilm-i siyaset gerektiği anlaşılmakla beraber, bir de koltuk başına üretim maliyetinin tiyatro için 150 TL, opera için 1000 TL olduğunu düşünürsek, durumun aciliyeti bir kere daha görülüyor. Tarafımdan gerekli hazırlık yapılmış olmakla birlikte, devlet-i aliyenin doğru zamanda samimiyetle bu işi halledeceğine inancım tamdır.

2017’NİN KARESİ: Filistinli gencin, tam teçhizatlı, bir düzineden fazla İsrail askeri tarafından götürülürkenki hali aklımdan çıkmıyor.

Cevap olarak, söyleyebileceklerimi belirleyen çerçevedeki sorumluluğum ve haddim bu kadardır.

Sizin bir sanatçı olarak 2018 hedefleriniz neler?

Biliyorsunuz artık üretim biçimleri değişti. Bilek gücüyle iş yapmak yerini, katma değeri yüksek fikir işlerine bıraktı. Örnekse, bir internet aplikasyonu, devletlerin cari açığını kapatacak fiyatlara satılabiliyor. Artık üretim yapmanız yetmiyor, katma değeri olan üretim yapmanız gerekiyor.

Tiyatro tam da böyle bir üretim fikridir. Bu sebeple Türk tiyatrosunu ihraç edecek hale gelmek istiyoruz. Dış ilişkiler birimlerimiz. Bizim fikirlerimizi anlatmamız için çalışıyor. Balkan ülkeleriyle göreve geldiğim günden beri çalışmalar yapıyorum. Müthiş şeyler çıkarttık ortaya. 2018’de çok daha büyük etkileşimlere açık olun derim.

 

D. MEHMET DOĞAN
Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı
2018’de 40. yılını kutlayacak kurumumuz yeni projeler hazırladı.

 

Bu yıl 40 yaşımıza bastık

Türkiye’nin coğrafyasında temsil ettiği kültürel miras açısından 2018 yılından beklentiniz nedir?

Medeniyet krizi yaşamış bir âlemin mirası bizimki. “Önü kesilmiş bir medeniyet”ten söz ediyoruz. Yani tabii gelişimini sürdürmesi engellenmiş bir medeniyet.

Kültürel mirasımız, medeniyet mirasımız tarumar edilmiş durumda. Kendi mirasımızla alakamız koparılmış, ona ulaşmakta güçlük çekiyoruz, değil ki bu mirası esas alarak medeniyet iddiasıyla ortaya çıkalım.

Bölgemizde şartlar gittikçe ağırlaşıyor. 2018 inşallah ümitlerimizi tazelediğimiz bir yıl olur.

İçinden geçtiğimiz gelişmeler ışığında yazarlar neye yönelmeli?

Yazarlık en zor dönemini yaşıyor. Çok sayıda kitap yayımlanıyor, bu demektir ki yazarlar eser vermeye devam ediyor, fakat okuyucu bulmakta zorlanıyor.

Uzun metinlerin okuyucusu kalmamış gibi.

Ciddi makaleler, kitaplar okuyucu bekliyor. Gençlerden yaşlılara doğru sosyal medya okur yazarlığı gelişiyor.

İncir çekirdeğini doldurmaz bir okur yazarlık bu. Yazarlar sosyal medyadan mümkün olduğu kadar uzak durmalı. Bunu başarabilenler doğru dürüst eser verebilir ancak.

2017’NİN KARESİ: Kültür alanında 2017’nin fotoğrafı her şeye rağmen Kültür Şûrası’dır. Çok uzun bir aralıktan sonra yapılabildi.

Kültür ve sanat üretimine yönelik devletin teşvikleri konusunda yeni yıldan ne bekliyorsunuz?

Yayın alanının tanzimi konusunda devletin müdahil olması her zaman olumlu sonuç vermeyebilir.

Devlet kitaba dönüşmüş eserleri kütüphanelerine alarak destek verebilir, en doğrusu budur. İkinci bir destek tarzı gerekli ze minleri, ortamları hazırlamak şeklinde olabilir. Her iki halde de olumlu sonuçlar ortaya çıkacağını düşünüyorum.

Sizin bir yazar olarak 2018 hedefleriniz neler?

2018 Türkiye Yazarlar Birliği’nin 40. kuruluş yılı. Çok sayıda kapsamlı faaliyet gerçekleştirilecek. Galiba önümüzdeki yıl asıl meşguliyetimiz bu olacak.

Her yıl iki kitap yayınlama hedefimizden vazgeçmiş değiliz. İnşallah 2017’de olduğu gibi 2018’de de iki kitapla okuyucularımızın karşısına çıkmayı düşünüyoruz.

 

BEŞİR AYVAZOĞLU
Yazar
İyi yazarlar, gerçek yazarlar neyi, ne zaman, nasıl yazacaklarına kendileri karar verirler.

 

2018 dileğim sorumluluk bilinci

Türkiye’nin coğrafyasında temsil ettiği kültürel miras açısından 2018 yılından beklentiniz nedir?

Kültürel miras, bize, bizden öncekiler tarafından emanetlerden oluşur. Bu emanetlerin tamamıdır; bu emaneti, olduğu gibi, tahrip etmeden, özünü zedelemeden bizden sonrakilere devretmek zorundayız. Bir imparatorluk bakiyesi olduğumuz için, çok ağır bir yükün altındayız. Sorumluluğumuz büyük. 2018’den beklediğim, bu sorumluluğun asıl mânâsında idrak edilmesidir.

İçinden geçtiğimiz gelişmeler ışığında yazarlar neye yönelmeli, neyi öne çıkarmalı?

“İçinden geçtiğimiz gelişmeler”i daha çok kazanmak için bir vesile olarak kullanan yazarlardan hiç hazzetmem. İyi yazarlar, gerçek yazarlar neyi, ne zaman, nasıl yazacaklarına kendileri karar verirler.

2017’NİN KARESİ: Bu fotoğraf Hz. Davud’u o Filistinli çocuğun temsil ettiğini, İsrail’in ise aslında hödük ve hoyrat bir Câlût (Golyat) olduğunu apaçık gösteriyor.

 

Kültür ve sanata devletin teşvikleri konusunda yeni yıldan ne bekliyorsunuz?

Kültür ve sanat üretimine yön vermeye çalışmadan, destek olmak devletin görevlerinden biridir. Ancak kaliteli eserler ortaya konulması konusunda son derece titiz olunması gerektiğini düşünüyorum.

Sizin bir yazar olarak 2018 hedefleriniz neler?

Başlanıp bitirilememiş iki kitabımı tamamlamak… Bir de okuyucularımın kim olduğunu öğrenince çok şaşıracakları bir şair hakkında ön hazırlıklarını aşağı yukarı tamamladığım kapsamlı bir biyografi çalışmasına başlamak niyetindeyim.

 

SADIK YALSIZUÇANLAR
Yazar
2018 yılında ‘Deli Bekir’ adlı öykü kitabım yayımlanacak.

 

Yeni yılda yeni bir öykü kitabı geliyor

2018 yılından beklentiniz nedir?

Türkiye’nin, tarihdaşlarıyla daha sıkı bir iletişim içinde olmasını umuyorum. Müslüman memleketlerin yazarları birbirini tanımıyor, kitaplarını okuyamıyor. Batıcı reflekslerden kurtulabilmiş değiliz. Edebiyat dünya vatandaşıdır ama dünya edebiyatı da sadece Batı edebiyatından ibaret değildir. Afrika, Ortadoğu ve Avrasya edebiyatları çok daha gürbüzdür. Bu kültürel ve manevî varlığın daha çok paylaşılmasını arzu ederim.

Yazarlar neyi öne çıkarmalı?

Dünyanın patronları zalim. Oluk oluk gözyaşı ve kan akıyor dünyanın özellikle doğusunda ve güneyinde. Adil, eşitlikçi, merhametli bir dünya için yazmalılar.

Yeni yıldan ne bekliyorsunuz?

Destekler, eskiye oranla daha çok. Özellikle yoksul genç yönetmenler, yazarlar, şairler daha çok desteklenmeli.

2017’de “yılın karesi” neydi?

Filistinli mazlumun korkusuzluğunun resmi.

TULUYHAN UĞURLU
Besteci ve Piyanist
Sanatçılarımız taklitçilikten vazgeçip özgün olmalılar.

Evrensel olmak için önce yerel olmak gerek

Türkiye’nin coğrafyasında temsil ettiği kültürel miras açısından 2018 yılından beklentiniz nedir?

2017 Türkiye için sıkıntılı geçti. Ancak 2018 ülkemizin yönünü daha belirgin biçimde ortaya koyacağı bir yıl olacak. Sorumlulukları belki daha da ağır ama gücünü kanıtlamış, sesini yükselttiği zaman dünyayı ayağa kaldırabilen bir ülke olarak Türkiye bence bu yeni yılda daha büyük hedeflere doğru yol alacak. Temsil ettiği kültürel mirası onurla taşıyan büyük bir ülke olarak bulunduğumuz coğrafyayı gelecek yüzyıllara hazırlayacak.

İçinden geçtiğimiz gelişmeler ışığında sanatçılar neye yönelmeli?

Her zaman söyledim, yöresel olmadan evrensel olunmaz diye. Artık tüm sanatçılarımızın taklitçilikten vazgeçip özgün olmaları, yaşadıkları toprakların kültürünü evrensel ölçüler içinde değerlendirip, dünyada söz sahibi olmalarının zamanı geldi de geçiyor.

Kültür ve sanat üretimine yönelik devletin teşvikleri konusunda yeni yıldan ne bekliyorsunuz?

2017’NİN KARESİ: Şehit çocuklarının bakışları, yaşadıkları kimsesizlik ve çaresizlik her şeyden önemliydi.

Ben bugüne kadar devletten destek görmedim, aslında bir sanatçının devletle çok yakın olmasını da uygun görmem, bağımsız olmasını doğru bulurum. Ancak devletin bireysel olmayan sanatlarda mutlaka sanatçılara destek olması gerektiğine inanıyorum.

Orkestralar, opera, bale, Türk müziği toplulukları, tiyatrolar… Devlet bu kurumlara mutlaka yardımcı olmalı.

Bir müzisyen olarak 2018 hedefleriniz neler?

Benim hedeflerim değişmez. Konserlerimle, fikirlerimle, yazacağım eserlerle dünyanın her yerinde ülkemi en iyi şekilde temsil edebilmek, müziğimi yüzyıllar ötesine kalacak kadar geliştirmek…

Bir sanatçı olarak büyük paralar, şan şöhret beklemem… Yeni yılda da müziğimi, fikirlerimi herkesle paylaşmak, daha geniş kitlelerle buluşmak, gücüm yettiğince sahnede olmak, müziğimi canlı olarak sanatseverlerle paylaşmak isterim.

MEHMET NURİ YARDIM
ESKADER Kurucu Başkanı
Yazarlar ve aydınlar bir dirilişin eşiğinde. 2018 yeni doğumlara gebe.

2018 diriliş yılı olacak

2018 yılından beklentiniz nedir?

Türkiye artık eski sindirilmiş, korkutulmuş Türkiye değil. Mazlum milletlerin coğrafyasıyla yakından ilgilenen, bu konuda rol üstlenen ve sözüne değer verilen güçlü bir ülke oldu şükürler olsun.

Bu hakikat, ülkemiz adına büyük bir kazanım. Artık emperyalist ülkeler herhangi geri kalmış bir ülkeyi paylaşmaya kalkıştıklarında “Acaba bu konuda Türkiye ne der? Türkiye’nin itirazı olur mu” gibi soruları kendi kendilerine sormaya başladılar. Çok rahat hareket edemiyorlar.

Yani modern sömürgeciliğin önünü kesen ülke şu anda Türkiye. Bu misyonunu Türkiye, 2017’de çok iyi yaptı. Kanaatimce 2018 yılı da verimli geçecektir.

Çünkü bilhassa bazı İslam ülkelerindeki diktatörlerin sesi yavaş yavaş kısılmaya başlandı. Hele Haçlı zihniyetini temsil eden ülkelerle birlikte hareket eden bölge yöneticileri halktan ve dünyadan büyük tepki alıyor.

Gelecekte İslam topraklarında huzurun sağlanacağına düşünüyorum. 2018 senesini bekleyelim, görelim.

Yazarlar neye yönelmeli?

Her yazarın, her aydının bir dünya görüşü vardır ve o çerçevede hareket eder, yazı yazar, fikir beyan eder. Elbette bu doğru. Yeryüzünde bazı acılar yaşanıyorsa, kimi bölgelerde sürekli mazlum kanı akıyorsa yazarlar ve aydınlar bu sancıları görmek ve hissetmek zorunda.

Aksi takdirde ne çağının tanığı ne de vicdanı olur. Türkiye’de ve İslam dünyasında böyle bir uyanışın başladığına inanıyorum. Yazarlar ve aydınlar bir dirilişin eşiğinde. 2018 yeni doğumlara gebe olacak.

2017’NİN KARESİ: Filistinli çocuğun, kalabalık İsrail askerleri tarafından gözü bağlı olarak zulme maruz bırakılması.

Devletin teşvikleri konusunda yeni yıldan ne bekliyorsunuz?

Devlet teşvikleri şüphesiz sanatçıya büyük bir moral ve destektir. Ancak sanatçı da sürekli teşviklerle ayakta durmaya alıştırılmamalıdır. Kendi ayakları üzerinde, kendi toprakları üzerinde yürümeye ve ilerlemeye yönlendirilmelidir. Mesela tiyatro ve sinemada devletin desteği çok, ama edebiyatta daha az. İmkânları varsa Kültür ve Turizm Bakanlığı ile belediyeler, valilikler,kaymakamlıklar sanatçılara yayın desteği verebilir. Anadolu’daki şair ve yazarların kitaplarını, bulundukları şehrin belediyeleri üstlenebilir. Bu, hem kültürel bir hizmet olur hem de İstanbul’a seslerini duyuramayan edebiyatçılara büyük bir takviye olur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın son konuşmalarında ‘kültür, sanat ve eğitim’ konularındaki eksikliği sürekli gündeme taşıması sanatçılara moral kaynağı olmuştur.

Sizin bir yazar olarak 2018 hedefleriniz neler?

Yazarlığın yanı sıra yayıncılık görevim dolayısıyla düşündüğüm kitapları tamamlayamıyor ve yayınlatamıyorum. 2018 yılı içinde yarım kalan bazı çalışmaları tamamlayıp bu kitapları günışığına çıkarmak istiyorum. Baskısı tükenen kitaplarımın yeni baskılarını da gerçekleştirmek niyetindeyim.

BURÇAK EVREN
Sinema Tarihçisi
Devletin desteği bir sanat yapıtının altyapısında olmalıdır.

Devlet, sanatın altyapısına destek vermeli

Türkiye’nin coğrafyasında temsil ettiği kültürel miras açısından 2018 yılından beklentiniz nedir?

Bu alanda bugüne dek yaptığımız geleneksel hataları yinelemeden, bu kez yenileyerek yapmak, yapabilmek.

İçinden geçtiğimiz gelişmeler ışığında sinema neye yönelmeli?

Sinema her ne kadar güncel olaylarla organik bir bağ içine girip, dönemin özelliklerini ve de sorunlarını yansıtma gibi bir işlevi yüklense de, yönelmelere açık bir sanat dalı değildir.

Sanatçının isteği dışındaki tüm yönelmeler yalnızca sinema açısından değil, tüm sanat dalları açısından da istenilen ve arzu edilen sonuçların alınmasını mümkün kılmaz.

Diğer bir açıdan yönelmeler ya da yönelmeler doğrultusunda eğilim ve istekler yalnız sinema açsından değil, tüm sanatlar açısından sakıncalı sonuçların ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Kısacası sinema dış komutların, desteklerin ya da dayatmaların değil, kendi istek ve arzularının doğrultusunda çalışma olanaklarını tercih ederler. Ya da filmler yönelmez, aksine yönlendirmeyi sağlarlar.

Kültür ve sanat üretimine yönelik devletin teşvikleri konusunda yeni yıldan ne bekliyorsunuz?

Öteden beri devlet parasıyla sanat yapılmaz kaygısını ve de ilkesini taşıyanlardanım. Bir sanat alanına şu veya bu şekilde aktarılan her para, karşılığını ister.

Verilen bağış, yardım ya da bu anlama gelen her katkı eninde sonunda verilen kişiye bir bedel ödetir. Ya halkın sanatçısı olursunuz ya da devletin, ikisi birden olunmaz. Sanatın beslendiği tek kaynak özgürlüktür… Bağımsızlıktır… Boyun eğmemektir… Devlet destek ve parasıyla yapılan düzmece eserler bizim ve de sanatseverlerin pek ilgi alanına girmezler.

Örneğin geçtiğimiz yıl bugüne dek en büyük devlet desteği alan iki filme bakalım. Biri ancak seyircisizlik yüzünden üç gün vizyonda kalabildi, diğerini ise yalnızca 15 bin kişi izleyebildi. Devlet desteği ve parasıyla ancak bu kadar olabiliyor.

2017’NİN KARESİ: Taciz ve tecavüz edilip öldürülen tüm kadınların çehresini bir sessiz çığlık gibi sarıp çevreleyen o kahrolası çaresizlik.

Oysaki bu her iki filme verilen parayla en az yüz sinema eğitimi gören gencimiz film yapabilir. Bu alana girebilirdi.

Devletin desteği bir sanat yapıtının oluşumunda değil, aksine onun altyapısında olmalıdır.

Bugün, 2017’nin sonlarında Türkiye’de hiçbir Türk filmi, yabancı sermayenin ellerinde olan şirketlerden izin almadan filmini dağıtıp gösteremez.

Gösterilmesi ve dağıtılması için onlardan izin ve yardım alması gerekir. Devlet işte tam burada devreye girmeli. Ya da desteklerini bu yönde yapmalıdır.

Sizin 2018 hedefleriniz neler?

Yeni yıldan beklentilerim, bu coğrafyada yaşayan herhangi bir kişiden farklı bir şey değil. Düşüncede sonsuz bir özgürlük ve de ülkemin tüm kurumlarına sonsuz bir güven. Ve de bu güzel ülkede hiçbir fark gözetilmeksizin kardeşçe bir arada yaşamak

 

MÜNİR ÜSTÜN
Yayıncılar Federasyonu Başkanı
Yeni yıldan beklentim kitap ve okur sayısının artması.

2018 kitabın yılı olsun

Türkiye’nin coğrafyasında temsil ettiği kültürel miras açısından 2018 yılından beklentiniz nedir?

2016 yılında Türkiye’de 750 milyonu aşkın kitap üretildi. 56 bini aşan başlıkta, hemen her konudaki kitap, piyasadaki yerini aldı.

Özellikle edebiyat, teknoloji ve uygulamalı bilimler, tarih, eğitim ve din konularındaki kitaplara yoğun bir talep var. İfade ettiğim bu konulardaki kitapların ağırlıklı rolü bulunuyor sektörde. Ayrıca 6000 kitabevi, 150 dağıtım şirketi kitabı okurla buluşturuyor. 2017 yılı rakamlarını merakla beklediğimizi de belirtmeliyim. Altyapı konusunda yapılan yatırımlar da sektördeki adımlarımızı sağlıklı bir şekilde atmamızı sağlıyor.

Yayınların sağlıklı bir şekilde tasnifi ve takibi için 2007 yılında kurulan online ISBN sistemi, sektörün dinamiklerini daha iyi görmemizi sağladı.

Kentleşme, genç nüfus ve iş yaşamında giderek artan uzmanlaşma ile birlikte sosyal yaşamdaki zenginleşme kitaba olan ilgiyi daha da artıracak. Ama hâlâ bu konuda ciddi sıkıntılarımız var. Belki de bunların en başında okuma alışkanlığı geliyor.

İçinden geçtiğimiz gelişmeler ışığında yazarlar neye yönelmeli?

Ülkemizde 2105 yılı itibarıyla kişi başına düşen kitap sayısı 8,1. Bu rakam gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelere göre çok az. Dolayısıyla Türkiye’de kitabı kitle iletişimin ayrılmaz bir parçası yapan yazar-yayıncı-okur arasındaki zincir, yeterli bir sayıyla (yani pazar büyüklüğüyle) desteklenemiyor.  Matbaanın icadını tamamlayan okur kitlesindeki artıştı.

Bir yandan kitap ucuzlarken, diğer yandan da okuma yazma oranı artıyordu. Kitabı ekonomik bir sektörün parçası yapan süreç buydu. Bugün okur sayısı konusunda, Türkiye’deki problemler aşılmayı bekliyor. Kitap, artık elektronik dünyanın bir ürünü olma yolunda. Mürekkep, kâğıt, kalem ortadan kalkmadı elbette. Onlar da olacak.

2017’NİN KARESİ: 20 İsrail askerinin arasında sıkıştırılmış kahraman Filistinli çocuk benim karem

Ama şunun altını da özenle çizmek gerekiyor. Kitabı internetle, elektronikle, yeni bir kitle iletişim yöntemiyle buluşturabilen yayıncılar, yeni denizlere yelken açacak. E-kitap gerçeği, yayın hayatımızın ve sektörün geleceğini belirleyecek. Bu sektörde ayakta kalmak, küresel rekabette “ben de varım” diyebilmek buna bağlı. Bölgede lider bir Türkiye ve kalite en önemli beklentim.

Kültür ve sanata devletin teşvikleri için ne bekliyorsunuz?

Devletin kültür politikalarını, anlayışını özellikle “devletin kültürel yaşama herkesin özgürce katılımını sağlayıcı araçları sağlamasına yönelik kamu operasyonlarının toplamı” olarak tanımlamak isterim. Devletin kültürel ürünler üzerindeki üretimin baskılanması anlamına gelen KDV, gelir vergisi, özel tüketim vergisi, stopaj vb. her türlü resim ve harçlarının yayıncı lehine düzenlenmesi gerekir. Devletin en büyük alıcı konumunda olduğu çalışmalarda yayın camiasıyla ortak akıl arayışında olması gerekir.

Sizin bir yazar ve yayıncı olarak 2018 hedefleriniz neler?

Huzurlu ve sağlıklı bir yıl olmasını dilerim…

 

 


Cumhurbaşkanlığı 2017 Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri

 

TARİH: PROF. DR. İLBER ORTAYLI

Tarihini bilmeyen milletlerin geleceğini de inşa edemeyeceği hakikatinden hareketle, tarihimizin derinlikli biçimde araştırılıp aktarılması, geniş halk kitlelerine sevdirilmesi, yurt içinde ve yurt dışında, başta akademik platformlar ve medya ortamı olmak üzere tüm kesimlerle paylaşılmasındaki değerli katkıları münasebetiyle Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya,

MÜZİK: GÖKSEL BAKTAGİR

Kanun icrasında diğer tekniklerin yanı sıra, özellikle sol el için geliştirdiği teknikle dikkatleri üzerine çeken, temelde bir Türk müziği enstrümanı olan kanunun açısını New Age, Caz gibi diğer müzik türlerine doğru genişleterek evrensel bir senteze ulaşan ve icracı, yorumcu ve bestekâr kimliğiyle müziğin pek çok alanında kemale ermiş bir kabiliyet olarak temayüz eden, ruh dinginliği telkin eden tarzını kitlelere sevdiren Göksel Baktagir’e,

SİNEMA: YAVUZ TURGUL

Türk Sinemasının siyasi ve kültürel ayrışmalar yaşadığı çalkantılı dönemde
ısrarla nitelikli filmler çeken, sinemanın komedi ve dram gibi birbirinden farklı alanlarında iz bırakan senaryo ve filmleriyle kendisinden sonra gelenlere öncülük eden, senarist, yazar ve yönetmen olarak çok yönlü kişiliğiyle Türk sinemasına kimlik kazandıran Yavuz Turgul’a,

GELENEKSEL SANATLAR: ALİ TOY

Geleneksel sanatların yeni nesil sanatçılar eliyle tekrar fark edildiği bir dönemde, olgunluk çağında modern mimari ile hat sanatını aynı güzellikte buluşturmayı başaran, tasarımlarındaki kendine has yalın, etkili ve dengeli üslubuyla
geleneksel hat sanatımıza bir bakıma yeniden can suyu veren Ali Toy’a,

RESİM: SELAHATTİN KARA

Her karesi bir resim estetiğine sahip olan “Aziz İstanbul”u fırçanın diliyle yorumlayan, ondaki saklı güzellikleri gönül gözüyle de hissetmemize imkân tanıyan, şehir ressamı olmanın ötesinde “İstanbul ressamı” olarak anılan ve kendine özgü tarzıyla ürettiği eserlerle yurt içinde ve dışında takdirler toplayan Selahattin Kara’ya,

VEFA ÖDÜLÜ: NURETTİN TOPÇU

İnsanın var oluşunu sadece et, kemik, kan ve maddeden ibaret görmeyip ruhun derinliklerine inen, isyanın da bir ahlakı olduğunu ve bireyin toplumda bir ahlak nizamı çerçevesinde kendine yer edineceğini anlatan, bu millete Anadolu irfanının kıymetini ve düzen kurucu ahlakını kuşanmayı telkin eden, kadim İslam ve Türk tarihini, tasavvufu ve modern dönemdeki sosyolojik gerçekliğimizi tahlil eden eserleriyle merhum Nurettin Topçu’ya.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)