Dünyanın gelişmekte olan pek çok ülkesinde çevreden merkeze göçler, artan nüfus ve keşmekeş insanları endüstriyel mimari ve inşaat sektörünün dışında çözümler bulmaya yönlendiriyor. Alternatif mimari henüz yaygınlaşmamış bir alan. Uzmanlara göre, bireysel birtakım adımlar atılsa da ufukta bir alternatif mimariden söz etmek mümkün görünmüyor. ‘Alternatif mimari’ kavramının neyi ifade ettiğini, bu alandaki gelişmeleri Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Melek Elif Somer’le konuştuk.

‘Alternatif’ kavramının koşullara göre değişkenlik gösterdiğini belirten Somer şunları söyledi: “Öncelikle alternatif sözcüğünün kapsamına yönelik bir saptama yapmak isterim. Çünkü bir porsiyon bulgurun alternatifi, bir porsiyon pirinç pilavı olabileceği gibi doyurucu ve besleyici olduğunu varsayabileceğimiz ama pek de kolay bulamayacağımız astronot öğünü de olabilir. Alternatif tanımı duruma göre çok değişebilecek bir kavramdır. Bana göre inşaatın alternatifi inşa etmemek bile olabilir. Konumuz kapsamında şöyle bir açılım yapmayı tercih ediyorum:

Çeşitli toplumların bireyleri, yapılı çevreyi tarih boyunca yaşamsal ihtiyaçları doğrultusunda, zorlamasız ve yavaş bir biçimde oluşturmuştur. Bu çerçevede gerçekleşen yapısal üretim çok uzun süreler yeterli olabilmiştir.

Fakat endüstri devrimi ile artan gelişim ivmesi, sosyolojik ve ekonomik dengeleri bütünüyle değiştirmiştir. Bahsedilen yapısal üretim döngüsü de birçok yerde yetersiz kalmıştır. Bunun üzerine uzmanlaşmaya gereksinim duyulan ihtiyaç artmış, uzun vadeli ve profesyonel planlamanın yer aldığı bir döneme geçilmiştir. Böylece halen dünyanın bazı bölgelerinde devam etmekte olan eski gelişim metoduna bir alternatif oluşturulmuştur.

Kentsel gelişimlerini 20. yüzyıl içerisinde büyük ölçüde tamamlamış olan ülkeler, biraz önce bahsedilen profesyonel planlama döneminin kurgularını kullanarak günümüzde de ilerlemeyi başarabilmektedirler. Araştırmalarla desteklenen gelişimler ise ancak iyileştirmeleri hedeflemekte, bu arada içeride ve dışarıda pazarlanmaktadırlar.

Kısacası ufukta henüz gerçek bir alternatif yok gibi görünmektedir. Ben alternatif adı altında, daha çok yeni ürünlerden haberdar olduğumuz kanaatindeyim. Hatta bunların bazılarının geçerliliklerinin yer yer sorgulanabilir olduğu kaygısını taşıyorum.

Fakat uzun vadede oluşması sadece tahmin edilen, bir veya birçok yaşama şekline yönelik ve uyarlanabilecek fikirleri içeren, gerçek alternatif arayışlarının da var olduğu yadsınamaz. Hatta bu kapsamda 20. yüzyıl için geçerli olmuş tüm malzeme, üretim ve işletim teknolojileri sorgulanmakta. Bunu gerçekleştirenlerin amacı ise bundan sonraki yüzyılda da bilgiyi ve öncü olma konumunu elde tutabilmek, geleceği yönlendirebilmek. Kısacası uzun vadeli geçim derdi.

Bu yöndeki birçok girişim, sürdürülebilirlik başlığı altında sıralanan yenilenebilir hammadde ve enerji, yeniden kullanım, atık yönetimi vb. çoğaltılabilecek kavramlar oluşturmakta. Ve dikkat çekmekte fayda var ki bu başlıkların hepsinin altını endüstri devrimi öncesi gerçekleşen yapı üretimi doldurabilmekte. Bir anlamda en gelişmişler, en ileri teknolojileri geçmişte kalan bir şeyleri yeniden hayatımıza entegre etmek amacı ile irdelemekteler. Bunun ötesinde eklenen kavramlar ileri teknolojilere ait bilgisayar destekli tasarım, 3D ve robotik üretim gibi başlıklar.”

 

Yrd. Doç. Dr. MELEK ELİF SOMER
Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi

Küresel pazar ürün dayatıyor

Peki, Türkiye’de alternatif mimari arayışları açısından durum ne? Somer şöyle devam etti: “Gelişimi tam anlamı ile tamamlayamamış ülkelerde ise durum oldukça farklı. Bu ülkelerin hızla değişen dünyasında uzmanların profesyonel yaklaşımları, şartların zorlamasına yetişemiyor. Büyük göç dalgaları ve nüfus artışını planlanma ve uyarlanma süreçlerini gelişim hızının ardında bırakıyor. Türkiye örneğinde de olduğu gibi gelişim ivmesi yüksek olan bu bölgelerdeki yapısal değişimleri uzun vadeli, hatalara yer vermeyecek ve köklü bir biçimde gerçekleştirmek zaten zor. Bu durum, düzenini kurmuş ülkelerin 20. yüzyılda tamamlamış oldukları gelişim deneyimlerini taklit etmeye çalıştığımızda daha da güçleşiyor. Bir de buna küresel pazarın dayattığı ürünlerin yaygın kullanımı ekleniyor.

Böylelikle içi boşaltılmış, uzun sürelerde oluşmuş kültürü yok sayan bir üretim şekli geçerli oluyor. Bırakın kültürü yok saymayı, yeni bir kültür dahi oluşturmak mümkün olamıyor. Bu ortamda arayışlar neredeyse sadece akademik çevre ile ve para kazanmayı ön plana koymama idealine ve/veya lüksüne sahip bazı meslek sahipleri ile sınırlı kalıyor. Ben inşaat sektörünün mimari arayışlara yönelik devinimin ne yazık ki tümü ile dışında kaldığını düşünüyorum.”

 Tüketiciler bilinçlenmeli

İnşaat sektörünün geneline bakıldığında, kârı öncelemeyen alternatif projeler görmenin mümkün olmadığını belirten Somer şunları söyledi:

“Toplumsal gelişim hızını engellemek mümkün değil ve buna ayak uydurmak da bir zorunluluk. Bunu yaparken sürekli gelişim için değişen bakış açıları, tüketim alışkanlıkları, yenilik ve buluşlar mevcuda dahil edilebilir olmalı. Buna bir de yapılan üretimin uzun vadede işlevselliğini koruyup koruyamayacağını tespit etme gerekliliği ekleniyor. Bunlar ihtiyaçlar. Bunun ötesinde son zamanlarda ülkemizde yaşanan yıkımların ve yapılaşmanın bize ne getirip ne götürdüğünü bilmek istiyoruz. Eksik yapı kültürü sorunu var, tasarıma değer verilmeme sorunu var.

Mimari konularda olduğu gibi kentleşmede de yavan tasarımlar veya süper ileri teknolojiler değil, uzun vadeli fikirler yaratmak gerek.

Yapı kültürümüzün serbest ekonominin kuralları çerçevesinde şekillendirilmesine son verilmesi, tüketici veya kullanıcının bilinçlendirilmesi gerektiğinin farkındayız. Tüm bunların irdelenmesi şart. İdealistler ve akademisyenler açısından bakacak olursak, arayışları bu durum tetikliyor.

İnşaat sektöründe ise kazancın artırılmasına yönelik olmayan gerçek bir arayış gözlemleyemiyorum. Bu arada bu kocaman bütünün içinde kaybolan kişisel çabaların hakkını yemek istemem tabii. Ama ‘yeni bir hayat’, ‘ekolojik’, ‘geleceğin malzemesi’ gibi söylemler içeren pazarlamaya ve mal farklılaştırmasına yönelik birkaç kavram olsa olsa az miktarda yeni malzeme, ürün ve yaklaşıma yer açıyor olabilir.”

Amaç yaşam kalitesini yükseltmek

Peki dünyada alternatif mimariye yönelme konusunda önde olan ülkeler hangileri? Somer bu konuda şunları söylüyor: “Bunun cevabını vermek imkânsız. Çünkü küresel anlamda görülebilen, izlenebilen veya perde arkasında kalan birçok araştırma mevcut. Bunların hepsini sıralamak ve derecelendirmek mümkün değil; sadece örneklendirilebilir, o da bu görüşmenin kapsamını aşar. Fakat benim kişisel olarak izleyebildiğim kaynaklara dayanarak diyebilirim ki kentsel gelişimlerini geçen yüzyılda tamamlamış ülkeler şu an için ön planda görünüyorlar. Bunlar teknolojilerini başka ülkelere de pazarlıyorlar. Oysaki teknolojinin geçerli olabilmesi için yerel bir bağlamı da olmalıdır. Fakat bu demek değil ki kendi yolunu yaratabilme becerisini gösterebilecek herhangi bir ülke birkaç yıl içinde öne geçemez. Bunun için çok ciddi çalışmak gerekli, o ayrı konu. 21. yüzyılda asıl amacı yaşam kalitesinin yükseltilmesi olarak gözlemliyorum. Ve bu sadece yapılaşma ve yapısal sorunların çözümü ile değil; kültürel, sosyal, ekonomik, politik ve ekolojik faktörlerin tümünün bütünsel olarak ele alınması ile varılabilecek bir olgu olarak irdeleniyor. Mimari konularda olduğu gibi kentleşmede de yavan tasarımlar veya süper ileri teknolojiler değil; uzun vadeli fikirler yaratmak, senaryolar gerçekleştirmek ve disiplinler arası takım çalışmaları da çok önemli. İnşaat sektörünün yönlendirici değil destekleyici olarak yer aldığı vizyonlarda artışlar var.”

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)