DOÇ. DR. SİNEM VATANARTIRAN

LATİF SELVİ

 

 

 

 

 

 

 

 

Ortaokuldan liselere geçişte uygulanan TEOG sınavı kaldırıldı.  Yerine getirilecek modele ilişkin çalışmalar devam ederken, Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, hükumete bir model önerisi sundu. Çalışmanın adı ise ‘Ortaokulu Güçlendirme ve Liseye Geçişte Model Önerisi’. Ortaokulların güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapılan raporda, liselere geçişte alternatif ve uygulanabilir model önerileri sunuldu.

Araştırma sürecinde özel liseler, özel yabancı liseler ve özellikli resmi liselerin yöneticileri, öğretmenleri, velileri, sekizinci ve dokuzuncu sınıf öğrencileri, farklı üniversitelerden eğitim bilimleri akademisyenleri ile resmi öğretmen, veli ve öğrencilerinden oluşan yaklaşık dokuz bin kişiyle görüşüldü.

Sadece liseye geçiş sisteminin belirlenmesinin tek başına yeterli olmayacağı vurgulanan raporda, iki boyut ön plana çıkıyor. İlk boyut ortaokulu güçlendirme olarak ele alınıyor. Bu noktada dört yıllık ortaokul sürecinde öğrencilerin akademik ve sosyal gelişiminin sistemli bir biçimde izlenmesi öneriliyor. Bununla öğrencinin bütünsel gelişiminin desteklendiği bir ölçme ve değerlendirme kültürünün oluşacağı belirtiliyor. Raporda dikkat çeken en önemli vurgulardan biri de ‘okulların gerçek amaçlarını hayata geçirmek’.

“Ortaokul gerçek amacına dönmeli”

Raporu hazırlayanlardan Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Sinem Vatanartıran şunları söylüyor: “Her okul her kademeye özel bir gelişim, akademik, sosyal, bilimsel, fiziksek gelişimini destekleyecek bir eğitim-öğretim ortamı hazırlamakla yükümlüdür. Mesela okul öncesi eğitime baktığımızda; duygusal yönetim, duygusal becerilerin  gelişmesi, sosyal beceriler, fiziksel, motor becerileri gelişecek ki kalem tutabilsin, yazı yazabilsin. Anaokulunda verdiğimiz eğitimde bu becerilerin gelişmesini öne çıkarıyorsak, ilkokulda bunun üzerine inşa ettiğimiz beceriler var. Ortaokulda ise bunların üzerine geliştirmek istediğimiz beceriler var. Hepsi ortaokulun amaçları içerisinde yer alıyor. Fakat liseye geçişte her öğrencinin ve her okulun amacı bu sınava hazırlanmak ve bu sınava yönelik hazırlık yapmak oldu.

Öğrenci beşinci sınıfa geçtiğinden itibaren velinin de öğrencinin de tek gayesi, sekizinci sınıfta gireceği TEOG. Dolayısıyla ortaokul hayatı boyunca öğrenmeyi tercih ettiği tek şey sınavda çıkacak şeyler. Biz bundan dolayı ortaokul aslında gerçek amacına geri dönmeli diyoruz.”

Ortaokulda öğrencinin sosyal, fiziksel, duygusal ve akademik gelişimini destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade eden Vatanartıran, “Ortaokulda biz öğrencilerin kendi ilgilerini keşfetmelerini istiyoruz, kendi istek ve duyduklarını, kendi potansiyellerini bir anlasınlar, buna yönelik ilgi alanlarına yönelsinler, ilgi alanlarında kendileri beceri geliştirebilecek bir noktaya erişsinler. Bu sanat, spor, edebiyat ya da herhangi bir başka alan olabilir. Bu dört yıl zarfında ilgilendiği bir alanda beceri geliştirsin” diyor.

Bu alanların iyi bir rehberlikle takip edilmesi gerektiğini belirten Vatanartıran, öğrencileri sosyal faaliyetlere yöneltmenin yetmediğini söylüyor. Vatanartıran, “Öğrenci ortaokuldaki notuna bunun bir şekilde yansımasını bekleyecektir. Mesela öğrenci ‘Gitar çalmayı öğrenmiş olacağım ama bana artı olarak ne faydası olacak’ diye soracak. Biz de diyoruz ki bunları belgelendirelim. Bunu da davranış notu olarak veriyoruz” diyor. Bu uygulamanın öğrencinin daha sosyal olmasını teşvik edeceğini söyleyen Vatanartıran şöyle devam ediyor: “Bu şekilde okul sadece akademik çalışmanın geliştirildiği bir ortam olmamalı. Öğrencinin sanatsal, sportif, sosyal ve okul dışı ilgi duyduğu; mesela robotik, kodlama, bilim projeleri yani okuldaki dersiyle ilişkisi olmayan ama ders dışındaki her türlü faaliyetten artı fayda sağlayabileceği bir mekanizma oluşturalım. Biz bunu istedik.” Raporda süreç izleme ve değerlendirmenin sistematik ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi için e-okula bir Gelişim İzleme Modülü’nün ekleneceği ifade ediliyor. Bu sürecin sonunda ise öğrencinin ‘Ortaokul Performans Puanı’ hesaplanacak.

“Eğitim bölgeleri ortak sınav yapsın”

Sinem Vatanartıran, “Biz adalet duygusunu pekiştirmek adına diyoruz ki zaten müfredat belli, o zaman okullar arası işbirliğini de sağlamlaştırmak için bazı sınavları ortak yapalım. Ama bu, tüm Türkiye’de ortak, aynı gün, aynı saatte olmasın. Çünkü ‘TEOG gibi’ dediğiniz anda bu, ekstra bir strese yol açıyor. Bir ilçe ya da o eğitim bölgesi kendi sınav haftasını ve saatini belirlesin, o eğitim bölgesindeki okullar birlikte sınava girsinler ve bu sınav sorularını da ortak oluştursunlar” diyor.

Vatanartıran bu önerideki amacı şöyle açıklıyor: “Her şey çok merkezi yapılıyor. Bizim kadar merkezden yönetilen eğitim sistemi çok az kaldı. Biraz daha yetkiyi daha alt kademelere bırakmak, biraz daha bu yetkiyi yerel düzeye indirme çabamız var. Bu sınavları yine öğretmen değerlendirsin. Ama öğretmenin değerlendirmesini eğitim bölgesindeki merkez kontrol etsin. Sınavlar öğretmen tarafından adaletli okunuyor mu buna bakalım. Diyoruz ki bu ortak yapılan sınavların ağırlığı biraz daha yüksek olsun ve çocuk ortaokulu bitirdiğinde, bir ortaokul bitirme puanı oluşturmuş olsun. Bütün bu sosyal etkinliklerden kazandığı puanların ve akademik gelişim, bölgesel ortak sınavlardan aldığı puanların birleşimi, öğrencinin ‘Ortaokul Bitirme Puanı’nı oluştursun. Bu çabamız tamamen ortaokulu güçlendirmeye yönelik.”

Raporun diğer boyutunda ise öğrencilerin liselere yerleştirilmesine ilişkin alternatif model önerileri yer alıyor. Liselerin üç tür sınıflandırmaya tabii tutulduğu hatırlatılan raporda, bu türlerin özel liseler ve özel yabancı liseler, fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri gibi özellikli liseler ile proje liseleri ve son olarak Anadolu, meslek ve imam hatip gibi diğer tüm liselerin olduğu ifade ediliyor.

Raporda önerilen modelle öğrencilerin yüzde 95’inin ‘İstek Odaklı Adrese Dayalı Sistem’ ve ‘Özel Okullara Kayıt Sistemi’ ile yerleşeceğini, kalan yüzde beşinin ise özellikli liseler ve yabancı liselere talep göstereceğinin düşünüldüğüne dikkat çekiliyor.

“Seçme özelliği olan sınav olmalı”

Sinem Vatanartıran bu liselerle ilgili şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de özel yabancı okul sayısı 14. Devlete ait fen lisesi sayısı 302, sosyal bilimler lisesi sayısı 93. Bazı Anadolu liseleri var, çok eskiden kurulmuş. Kabataş gibi, belli alanlarda öne çıkmış okullar. Bunlara da proje okulları dendi. Bunların da sayısı 42. Robert, Üsküdar Amerikan gibi özel yabancı lise sayısı da 14. Özel yabancı liselerin 2 bin 500 kontenjanı var. Fen liseleri ve sosyal bilimler liselerinin 45 bin kontenjanı var. 42 proje lisesinin ise 6 bin 500 kontenjanı var. Yani öğrencilerin sınava girip de yerleşmek istediği toplamda 54 bin kontenjan var. Öğrenciler bu 54 bin kişilik koltuk için sınava giriyorlar. Mevcut TEOG sınavı öğrencinin bir ara sınavıydı; yani seçme özelliği olan bir sınav değildi.”
1,3 milyon öğrencinin liselere yerleştiğini söyleyen Vatanartıran, çalışmalarında 54 bin koltuk için eleme sınavı yapılmasını, diğer tüm liseler içinse ‘İstek Odaklı Adrese Dayalı Sistem’ modelini önerdiklerini belirtiyor. Vatanartıran, “Toplam 1 milyon 27 binlik kontenjandan bahsediyoruz. Bizim modelimizin farklılığı şu, herkesi adrese en yakın liseyle sınırlandırmayalım. O bölgeyi genişletelim, öğrencinin bir seçim hakkı olsun. O seçim hakkını da biz yine öğrencinin adresine göre bulunduğu eğitim bölgesi olarak belirledik. Milli Eğitim Bakanlığı, 30 bin nüfuslu yerleri bir eğitim bölgesi olarak düşünüyor. Türkiye’de mevcut eğitim bölgelerinin içinde ne tür okullar var diye baktığımızda, bir eğitim bölgesinde mutlaka bu üç tür liseden birkaçı bulunuyor. Birden fazla da bulunabiliyor. Anadolu lisesi, meslek lisesi, imam hatip lisesi mutlaka bir eğitim bölgesi içerisinde var. Biz de diyoruz ki, sistem çocukları kendi adresinin bulunduğu eğitim bölgesindeki istek sırasına göre yerleştirsin” diyor. Vatanartıran, tercih edilen okul türüne olan talep için de ortaokul puanının devreye girmesi gerektiğini söylüyor. Raporda, özel liselerin de kendi kriterlerine göre kendi sınavlarını yapmaları öneriliyor.

“Homojen okular oluşuyordu”

Eğitim Bir Sen Genel Başkanvekili Latif Selvi, kaldırılan TEOG’da üç temel sorun olduğunu söylüyor. Selvi, “Bunlardan bir tanesi, öğrencilerin tamamı liselere yerleştirmede sınava tabi tutuluyor. Yüzde 100’ü sınav sistemine göre yerleştiğinden, tercih esasına da dayandığı için, burada tercih etmeyenler açık liseye gitme mecburiyetinde kalıyor. İkinci handikabı da biraz puanı düşük olanlar bir panikle veya mecburiyetten ikamet ettiği yere çok uzak bir yere gitme eğiliminde kalıyor. Yani istemediği bir okula yerleşmiş oluyor. Üçüncü
handikabı da bütün okullar TEOG sınavının sonucuna göre öğrencilerinin yerleşimine imkân verdiği için homojen okul türleri oluşturuyor” diyor. Bu tür homojen okul türleri için örnek veren Selvi, “Bir yerdeki Anadolu lisesi öğrencileri 460-470 puan arasında alıyor, bu öğrencileri akademik eğitim olarak değerlendirdiğimiz zaman üniversiteye yerleşme potansiyeli yüzde 100’e yakın. Ama yine aynı Anadolu lisesi, aynı müfredat, aynı öğretmen ve aynı okul donanımına sahip olmasına rağmen bulunduğu yer itibarıyla öğrencilerin daha az tercih ettiği 300-315 puan arasında öğrencilerin yerleştiği okul olduğunu düşünelim. Baktığımız zaman bunların da üniversiteye öğrenci gönderme kapasitesi çok sınırlı. Bu yüzden okullarımızın arasında makas çok açılıyor” diye
konuşuyor. Latif Selvi, Eğitim Bir Sen olarak liseye geçiş önerilerini şöyle anlatıyor: “Sınırlı sayıda okulda sınav yapılmalı. Bu okulların oranı yüzde beş ile yüzde 10’u geçmemeli. Bu okullara sınavla yerleşilir. Diğerleri e-kayıt sistemine bağlı olarak, okul türü velinin isteğine bağlı olmak üzere ikamet ettiği yere en yakın okullara, e-kayıt sistemi ile yönlendirmek sureti ile öğrencilerimizin yerleşimine heterojen bir şekilde imkân verilir.
Bazı okulların ikamete göre bütün öğrencileri alma kapasitesi olmayabilir, o zaman da okul başarı puanlarıyla yerleştirilir, geriye kalanlar alternatif en yakın okula yönlendirilir. Böylece hem merkezde hem de taşrada belli başarıyı bütün okullar gerçekleştirir. Böylece taşrada da ciddi bir ilerleme ortaya konma imkânı olur.”

“Sınavı MEB yapsın”

Latif Selvi liselere geçişteki tartışmanın, yüzde beş veya 10 oranında öğrenci alabilecek okullarla ilgili olduğunu belirtiyor. Mevcut tartışmanın da bu okullarla ilgili sınavları kimin yapacağı yönünde olduğunu söylüyor. Selvi, önerilerini şöyle anlatıyor:
“Okulların bu sınavı yapması çok zor olur. Bize göre Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM standardında bir sınav yapabilecek kapasiteye sahip. Bu konuda da çok başarılı. Sınavlarıyla ilgili herhangi bir şaibe yansıması da olmamıştır. Bizim kanaatimiz, sınavlar merkezi sistemle yapılmalı. Sınav soruları tek tip olabilir veya fen liseleri ayrı, sosyal bilimler liseleri ayrı, imam hatipler ayrı, meslek liseleri için ayrı soru türleri olabilir.”


“Benzeri model liselerde de olsun”

Doç. Dr. Sinem Vatanartıran, ortaokulu güçlendirme modelinin bir benzerini de liseler için önerdiklerini söylüyor: “Ders sayıları çok fazla, dokuzuncu ve onuncu sınıftaki öğrenciler 15-16 ders alıyorlar. Biz her öğrenciye, her seviyede, her şeyi öğretmeye çalışmayalım. Bu sevdadan vazgeçelim. Her öğrenci bazı temel bilgilere sahip olsun, ondan sonra uzmanlaşmak istediği alanda daha derinlemesine bilgiyi o şekilde alsın istiyoruz

“Başarılı öğrenciler bütün okullara yayılmalı”

Liselerin başarı seviyesini yükseltmek için başarıyı gösterecek öğrenci gruplarının tüm okullara dağıtılması gerektiğini belirten Eğitim Bir Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi şunları söylüyor: “Eğitimde başarılı ülkeler arasında gösterilen Finlandiya gibi ülkelerde merkez ve taşra farkını kaldırmışlar.
Çok az sayıda öğrenci için sınav yapılmakta ve bunun dışında öğrenciler tamamen ilkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye normal geçişlerle eğitim alarak başarılarını ülke çapına yaymışlar. Bunun temel esprisi şu, her mahallede her tür öğrenci mümkün.
Bizde ilkokullar arasında birbiriyle çok farklılık olmadan eğitim yapılabiliyor. E-kayıtla alınıyorlar. Yatırımı ülkenin en zeki grubuna yaparsanız, diğer grupları ihmal ederseniz, genel başarıyı oluşturmanız mümkün olmaz. Başarıyı gösterebilecek her öğrenciyi bütün okulların safına yayarsak, aynı eğitim verildiği için, aynı müfredat olduğu ve aynı öğretmenler grubuyla hizmet gerçekleştiği için başarının temini mümkün.”


 

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)