DÜNYADAN ÖRNEKLERLE SEÇİM İTTİFAKLARI

Meclis’te yapılan düzenleme ile Türkiye siyasetinde son dönemde üzerinde en hararetli tartışmaların yapıldığı konulardan biri haline gelen seçim ittifaklarını küresel ölçekte ele aldığımızda, çok uzun zamandır dünyanın her yerinde uygulandığını görüyoruz. Peki, Türkiye için yeni fakat birçok dünya ülkesi için defalarca tecrübe edilmiş ve yasalarla tanımlı seçim ittifakları önümüze nasıl bir tablo çıkarıyor? SETA’dan Siyaset Araştırmacısı Hazal Duran’la konuştuk.
Posted on Mayıs 22, 2018, 2:48 pm
FavoriteLoadingBeğen 20 mins

HAZAL DURAN
SETA Siyaset Araştırmacısı
1946’dan 1998’e kadar 20 parlamenter demokraside yapılan çalışma, seçim öncesi ittifakların ideolojik açıdan uyumlu taraflar arasında oluşma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’de halkın sandığa yansıyan iradesi doğrultusunda sistem değişikliğine gidilen 16 Nisan Referandumu ile birlikte ülke gündemine gelen yasalarla tanımlı seçim ittifakları aslında yeni değil. Zira bugün dünyanın birçok ülkesindeki siyasi partiler, uzunca bir süredir çerçevesi yasalar tarafından çizilen seçim ittifaklarına göre sandıkta kendine pozisyon belirliyor.

Geçmişte Türkiye’deki seçim süreçlerine bakıldığında meşru bir zemini bulunmayan seçim ittifakları, yeni düzenlemeyle birlikte şeffaf ve esasları belirli olan yeni bir boyut kazanıyor. Bu noktada yeni sistemin hangi ülkelerde nasıl kullanıldığı ve siyasi partilerin gelecek hesaplarına nasıl etki ettiğine bakmak, Türkiye’deki yeni dönemi anlamaya yardımcı olması bakımından fayda sağlıyor.

Dünyadaki seçim ittifakları örneklerine baktığımızda, ülkeler ister başkanlık, ister parlamenter sistemle yönetilsin, seçimlerde çok sayıda partinin ittifak oluşturmayı tercih ettiği görülüyor. Öyle ki Meksika, Brezilya ve Güney Kore örneklerine yakından bakıldığında, her iki sistem içindeki Meclis seçimlerinde pek çok defa ittifaklara başvurulduğu göze çarpıyor.

Güney Kore’de 1992’den bugüne gerçekleştirilen her cumhurbaşkanlığı seçiminde en az bir ittifak kurulduğu dikkat çekerken; Kim Daejung ve Roh Moohyun’un bu ittifaklar sayesinde zafer kazandıkları 1997 ve 2002 seçimleri, meselenin somut örneklerinden sadece ikisini oluşturuyor. Zira Fransa’da 2012’de oluşturulan bir seçim öncesi ittifakın François Hollande’ı sandığın galibi yaptığı da biliniyor. Özellikle son 20 yılda hâkim parti iktidarının sona erdiği Meksika’da siyasi istikrarsızlıkların önüne geçmek için seçim ittifakları gerçekleştiriliyor. Bununla birlikte ittifakların siyasal sistemin bir parçası haline geldiği Brezilya’da, partilerin bu alanda atacakları adımların bağlı bulunduğu kurallar, yasalar çerçevesinde tanımlı bulunuyor. Diğer yandan Güney Kore’de ise partilerden çok liderlerin tayin ettiği süreçlerde karşılıklı güven üzerine kurulu bir ittifak yolu benimseniyor.

Rakamlarla ittifaklar

Seçimi takiben kurulan ittifaklar farklı partilerin bir araya gelerek genelde hükumeti kurma sürecinde işbirliği yapması ve koalisyon oluşturması anlamına geliyor. Bu noktada müzakere süreçleri, karşılıklı pazarlıklarla haftalar, hatta aylar sürebildiği gibi, ülkelerin hem siyasi enerjisi hem gelişmede kullanılacak zaman heba edilmiş oluyor. Fakat seçim öncesinde kurulan ittifaklarda, partilerin seçimde işbirliği yapacaklarını kamuoyuna deklare etmelerinin sonrasında ortaya çıkan tablo oldukça net. Çünkü böyle bir süreçte ittifaka dahil olan partilerin hükumeti birlikte kuracaklarını duyurmaları, bu işbirliğini yasalaştırarak tek bir liste altında seçime gitmeleri ve bir adayın yarıştan çekilerek desteğini başka bir adaya aktarması daha kolay bir şekilde mümkün olabiliyor. En nihayetinde bu tür ittifaklar daha çok cumhurbaşkanlığı veya genel seçimlerde kendini gösteriyor. Bu noktada yapılan çalışmalar, 2001-2011 yılları arasında dünya genelinde yapılan 147 cumhurbaşkanlığı seçiminin çok büyük bir bölümünde ittifakların sonuçlar üzerinde belirleyici olduğunu ispatlıyor.

Bununla birlikte parlamenter sistemle yönetilen 23 ülkede 19462002 yılları arasında gerçekleştirilen 364 parlamento seçimi ele alındığında, bu seçimlerin 240’ının sonuçlarını şekillendiren uygulamanın seçim öncesi ittifaklar olduğu sonucuna ulaşılıyor. Tespitlere göre yine aynı tarihler arasında koalisyon hükumetlerine katılan 144 partiden 38’inin seçim öncesi ittifak kurduğu da belirtiliyor. Tüm bunlar, seçim öncesi ittifakların, dünya genelindeki hem parlamenter hem de başkanlık sistemlerinin bulunduğu ülkelerde yaygın biçimde kullanıldığının önemli göstergelerini oluşturuyor. Bu alanda çalışmaları bulunan Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Siyaset Araştırmacısı Hazal Duran ile dünyadaki seçim ittifakları tablosunu konuştuk.

Her şeyden önce dünyadaki seçim ittifaklarının, her ülkenin siyasal yapısı, seçim sistemi, parti yapıları ve demokrasi tecrübesine göre kendine özgü bir düzenleme içerdiğine dikkati çeken Duran; belirli faktörler etrafında şekillenen seçim ittifaklarının hem başkanlık hem parlamenter hem de yarı başkanlık sistemleri ile yönetilen ülkelerde uygulandığını vurguladı.

Bu sistemlerdeki ittifakların, işleyişleri açısından ele alındığında her ülkede farklılıklar gösterdiğini söyleyen Duran, “Özellikle Latin Amerika ülkelerinde hem başkanlık hem de parlamento seçimlerinde ittifaklar, partilerin bir platform etrafında bir araya gelmesi şeklinde oluşuyor. Bu platformların bazıları uzun yıllar boyunca devam etse de ittifaka dahil olan partilerin değişmesi sonucunda platformun adı ve ilkeleri de değişebiliyor” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Brezilya örneğini veren Duran, “2014’te gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinde Dilma Rousseff’i 2010 seçimlerinde de destekleyen ‘Brezilya İçin Değişimi Sürdür’ platformu, yeni partilerin katılımı ile birlikte adını ‘Halk Güçleriyle İttifak’ olarak değiştirdi. Yine Brezilya’da bu türde pek çok dinamik ittifak kuruluyor. Ayrıca Güney Kore gibi liderlerin çok baskın ve belirleyici olduğu ittifaklar olabileceği gibi, Almanya’da olduğu gibi partilerin örtük işbirliğine dayanan ittifak biçimleri de görülebiliyor” şeklindeki gözlemlerini aktardı.

Duran’a göre başkanlık ya da parlamento seçimleri fark etmeksizin, seçim ittifaklarının siyasal partiler açısından temel amacı, oyları maksimize etmek ve sistemde daha güçlü bir şekilde yer almak.

İdeolojik uyum, kilit kavram

Bu amaca ulaşmak için ideolojik açıdan uyumlu tarafların bir araya gelerek seçimlerde güçlerini birleştirdiklerini belirten Duran, “Burada ideolojik uyum kilit bir kavram. Çünkü ideolojik açıdan uyumlu olmayan tarafların ittifak kurması ve bunu sürdürmesi çok zordur. 1946’dan 1998’e kadar 20 parlamenter demokraside gerçekleştirilen seçim öncesi ittifaklarla ilgili bir çalışma, seçim öncesi ittifakların ideolojik açıdan uyumlu taraflar arasında oluşma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor” tespitini yaptı.

Dünyanın dört bir yanında uygulandığı göze çarpan siyasi ikbal hesapları üzerine kurulu ittifakların kapsamlarını ise belirli temel etkenler oluşturuyor. Buradan bakıldığında ise bu etkenler; ülkelerin tarihi geçmişleri, siyasal kültürleri, yönetim sistemleri ve toplumsal refahları gibi başlıklar altında sıralanabilir. Fakat ittifakların beraberinde getirdiği tek seferli devredilebilir oy sisteminin amacı, seçmen tercihlerinin sandığa doğrudan yansımasını sağlamak ve oyların boşa gitmesini engellemek.

Dünya siyasetinin yakın tarihsel sürecini göz önünde bulunduran Duran, seçim ittifaklarında temel stratejilerin partilerin büyüklüklerine göre de değişim gösterdiğine ve büyük partilerin amacının güçlerini artırmak olduğundan, uyumlu oldukları partilerle ittifak kurduklarına işaret ediyor.

Duran bu noktada üzerinde çalıştığı partilerin reflekslerini şöyle anlatıyor: “Bu tarz ittifaklarda büyük partinin seçim listesinde küçük partinin adaylarına yer vermesi gibi uygulamalar görülebiliyor. Ya da küçük partinin ağırlığının daha az olduğu platformlar kurulabiliyor. Bu noktada küçük partilerin daha net bir amacı var; o da seçim barajını aşarak parlamentoda temsil edilmek. Bu sebeple büyük partilerle işbirliğine girmeye meyilli olabiliyorlar. Fakat büyük partilerin, küçük partileri zaman içerisinde önemli bir aktör haline getirmek gibi bir handikapları da bulunuyor.

Örneğin İsveç’te, 1965 yılından itibaren seçimlere katılan İsveç Hıristiyan Demokrat Partisi uzun yıllar boyunca yüzde 4 olan seçim barajını geçemediği için parlamentoya giremiyordu. Bu parti 1985 yılında Merkez Parti ile ittifak yaparak baraj sorununu aştı ve parlamentoya girdi. Fakat zaman içinde Merkez

Parti’nin de seçmenlerinin desteğini aldı, oylarını yüzde 10-12 aralığına yükseltti ve siyasette önemli bir aktör haline geldi. Dolayısıyla Merkez Parti kendi rakibini kendi elleriyle oluşturdu diyebiliriz.”

Avrupa’daki ittifak uygulamaları

Avrupa ülkelerinde ise yarı başkanlık sistemi ile yönetilen Fransa’da seçimlerde uygulanan iki turlu dar bölge çoğunluk sistemi, sol ve sağ partileri kendi içlerinde ittifak kurmaya itiyor.
Birer parlamenter sistem örnekleri olan İtalya ile Almanya’daki siyasi partilerin önünde, birtakım farklılıkları olsa da seçim ittifakları, tercih edilen bir seçim stratejisi olarak duruyor.
Siyasi parti sayısının oldukça yüksek olduğu İtalya’da ittifaklar seçim sistemi kapsamında yer aldığı gibi, başarı elde etmenin de bir anahtarı hükmünde. Hal böyleyken bu ülkede ittifakların yaygın olması nedeniyle seçim barajı, ittifaka dahil partiler ile bağımsız partiler için ayrı ayrı belirlenmiş durumda.
Siyasi partilerin seçim öncesi ya da sandıktan önceki seçim kampanyaları devam ederken, hangi partiyle ittifak yapacaklarının sinyalini verdikleri Almanya’da ise yine benzer görüşteki partilerin güç birliği yaptığı görülüyor. Bu durum, söz konusu partilerin seçim sonrası duracakları noktayı netleştirirken, seçmenin kafasında yapacağı tercihin ne sonuçlar getireceği de belirginlik kazanıyor.

Türkiye’deki sistemin farklılıkları

Türkiye’nin siyasal geçmişinin, demokrasi tecrübesinin, parti yapısının ve seçim sisteminin seçim ittifakı düzenlemelerinin içeriğinde çok etkili olduğuna vurgu yapan Duran; Türkiye’deki düzenlemenin dünya örnekleriyle benzerlikler taşıdığı noktalar olduğu gibi farklılıklarının da bulunduğu görüşünde.

Duran bu noktadaki düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: “Öncelikle düzenleme metnine baktığımızda; tıpkı Brezilya, Meksika ve İtalya’da olduğu gibi çok detaylı bir ittifak düzenlemesi olduğunu ve hem seçim kanununda hem siyasal partiler kanununda hem de başka kanunlarda ciddi değişikliklerle oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Fakat dünya örneklerinden bazı önemli farkları da bulunuyor. Örneğin hem Brezilya’da hem de Meksika’da başkanlık-parlamento-yerel seçimlere göre farklı ittifak düzenlemeleri bulunurken; Türkiye’deki düzenleme parlamento seçimlerindeki ittifakları ilgilendiriyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partiler ya da platformlar üzerinden değil, adaylar üzerinden seçimlerin gerçekleştirilmesi, bu seçimlerdeki olası ittifaklara yönelik yasal bir düzenlemeye gerek duyulmamasına yol açmıştı.” Türkiye ile dünyanın diğer ülkelerindeki sistem mukayesesinde gördüğü bir diğer önemli farkı Duran, “Aslında pek çok ülkede de tıpkı Türkiye’de öngörüldüğü gibi tek bir baraj bulunuyor. Fakat örneğin İtalya, Polonya ve Macaristan gibi bazı ülkelerde seçimlere tek başına girecek partiler ile ittifak dahilinde girecek partiler ayrı barajlara tabi tutuluyor” şeklinde ifade ediyor.

Sistemin avantajları ve dezavantajlar

Yeni sistemin Türkiye’deki siyasal partileri uzun dönemde daha uzlaşmacı bir kültüre evirebileceğini söyleyen Duran, “Türkiye’deki yeni siyasal sistemde etkili olmak isteyen partilerin diğer partilerle belirli konularda işbirliğine gidebilmelerinin partiler ve siyasal kültür açısından çok önemli katkıları olacaktır. İttifakların bir yasal düzenleme dahilinde gerçekleştirilebilmesi, ittifak olgusunun sürekli olarak siyasal partilerin gündeminde yer edinmesini ve politikalarını belirlerken buna göre hareket etmelerini sağlayacaktır.

Bu noktada partilerin bazı hususlardan taviz vermelerini ya da ittifaktaki diğer partilerle görüşmeler sonrasında ortak bir doğrultuda hareket etmelerini bekleyebiliriz. Bu da Türkiye gibi parti bölünmelerinin sıkça görüldüğü bir ülke için siyasal sistemin konsolidasyonu açısından büyük bir şans olacaktır” sözleriyle yeni dönemin avantajlarını sıraladı.

Duran, yeni sistemin bir diğer avantajının ise seçim ittifaklarının Türkiye’deki seçimlere katılım oranlarını artırmak olacağını belirtti. Dünya ülkelerindeki örneklere bakıldığında, seçim ittifaklarının seçimlere katılım oranlarını artırdığına dikkat çeken Duran, “Küçük partilerin ve onların seçmenlerinin oylarının sistemde önemli hale gelmesi, bu partilerin seçmenlerinin oy verme motivasyonunu artırıyor. Bu da temsilde adalet açısından olumlu bir katkı yapacaktır. Fakat bu durumun bir handikabı da bulunuyor. Zira küçük partilerin sistemde kilit bir konuma taşınması, bölünmüş parti sistemini daimi hale getirebilir. Fakat Türkiye’de AK Parti iktidarı ile beraber yaklaşık 15 yıldır bir hâkim parti tecrübesi bulunduğundan, bölünmüş parti sisteminin ortaya çıkması ihtimalinin çok düşük olduğunu göz önünde bulundurmalıyız” diyor.

Seçim ittifaklarının Türkiye’nin yönetim sisteminin başkanlı bir siyasal sisteme dönüşmesinin de etkisiyle parti sisteminin iki partili bir yapıdan çok, iki blok etrafında şekilleneceğini ifade eden Duran, bu konuda şunları söylüyor: “Bu durum, Türkiye siyasetinin partiler açısından merkez-çevre, sağ-sol, muhafazakâr-laik tanımlamaları üzerinden seyreden tarihiyle de ilgili bir durum. Dolayısıyla yeni sistemde de bu türden iki blok etrafında partilerin ittifak kurabilmeleri mümkün olabilir. Fakat bu noktada kendilerini ‘karşıt blok’ ya da ‘hayır bloku’ olarak tanımlayan siyasal partilerin tek bir blok içerisinde hareket etmelerinin çok zor olduğunu da unutmamamız gerek.

İttifaklarda ideolojik uyum önem taşıyor

Yani yeni sistemde AK Parti’nin ve MHP’nin içerisinde olacağı, ideolojik yönden uyumlu bazı partilerin de dahil olabileceği bir blok oluşacaktır. Bu ittifakın karşısında yer alan partiler de ittifak kurma girişiminde bulunacaktır. Fakat bu noktada ideolojik yakınlık ve uzaklık meselesi daha fazla gündeme gelecektir. Zira ittifak yapacak partiler arasındaki ideolojik uyum, ittifakın bileşenlerinin belirlenmesi ve başarılı ya da başarısız olmasında etkili olacaktır. CHP-HDP-İYİ Parti düzleminde partilerin ideolojileri ve seçmen tabanları arasında uyumsuzluk olduğundan, bu partilerin ittifak yapmaları ve yaptıklarında seçmen tabanlarını ellerinde tutmaları zor görünmektedir.”

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)